Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolAltay ve Kader Yazılan Günler

"Büyük Altay", bir dönem Süper Lig'in gediklisiydi... Şimdi ise 3. Lig'e kadar geriledi ve tepeden uzaklaştı. Düşüş bir anda olmadı ama bazı "an"ların toplamı kulübün kaderini çizdi.

Bir dönem Süper Lig’de en çok maç yapan takımlar arasında yer alan Altay, önümüzdeki sezon 3.Lig’de mücadele edecek. Siyah-beyazlı takım 12 senede, tahmin edilemeyecek bir noktaya düştü ve o süreçte birçok kader maçı oynadı.

Altay’ın düşüşünün somut nedenleri mevcut. Maddi sorunlar ve kötü yönetimler gerileme dönemini kaçınılmaz kıldı. Fakat futbolda sonucu saha içi belirliyor. Altay, 12 senede çok kritik maçlar oynadı. Kulübün kaderi bu maçlarda çizildi. Galibiyetler gelse, toplar çizgiyi geçse, hakem düdüğünü biraz erken çalsa belki de Altay şu an başka bir yerde olacaktı. Kulübün tarihini, kaderini değiştiren  yakın dönemde oynanmış beş maçı hatırlayalım.

17 Mayıs 2003 Bursaspor – Altay maçı: Altay’ın Süper Lig’e veda etmesine neden olan bir olay bir gol veya bir kaleci kurtarışı değildi, bir tokattı! O gün Bursa Atatürk Stadı’nda top toplayıcılık yapan bir çocuk Altay’ın düşüşünü başlattı…

2002-03 sezonunda Süper Lig’in zirvesi siyah-beyazdı. Beşiktaş 100. yılında şampiyon olurken, bir diğer siyah-beyazlı takım aynı hafta lige veda ediyordu. İstanbulspor ile berabere kalan Altay, Bursaspor’un Gençlerbirliği’ni 3-1 mağlup etmesiyle lige veda eden 3. takım oluyordu. Hikayeyi buradan başlatmak mümkün ama biz iki hafta geriye gidelim.

32. haftada Bursaspor ve Altay, 6 puanlık maç için Bursa’da karşılaştı. Karşılaşma öncesinde Altay’ın 31, Bursaspor’un 29 puanı vardı. Bir önceki iç saha maçında Fenerbahçe’yi Egemen Korkmaz ve Okan Yılmaz’ın golleriyle mağlup eden Timsah, zorlu maçta taraftar desteğini arkasına almıştı. Tribündeki kalabalık, saha içinde avantaja da dezavantaja da dönüşebilirdi. Erken yenilecek bir gol veya uzun süre 0-0 devam edecek bir maç, atmosferi bozabilirdi. En kritik anda, 34. dakikada gol geldi. “Kral” Okan Yılmaz, kafa vuruşuyla takımını 1-0 öne geçirdi. Yeşil-beyazlıları rahatlatan asıl olay ise golden hemen sonra yaşandı. Top orta sahaya yakın bir bölgede taca çıkmıştı. Altay maça hemen başlamak istiyordu. Fakat, top toplayıcı çocuk, taca çıkan topu Altay’ın sol beki Çağdaş Atan’a vermeyerek sinirleri bozdu. En çok da Çağdaş’ınkini… O zaman 23 yaşında olan Çağdaş, sinirlerine hakim olamayarak top toplayıcı çocuğa tokat attı. Tecrübeli hakem Orhan Erdemir, kararını tereddüt etmeden verdi ve Çağdaş’ı oyun dışına yolladı. Bu dakikadan sonra Altay’ın kazanma ihtimali daha da azaldı. İkinci yarının hemen başında Mustafa Er’in golü, Bursaspor tribünlerini rahatlattı. Fakat böyle maçlar kolay geçemez! 58. dakikada Sinan Kaloğlu’nun yerine oyuna Effa fileleri havalandırdı. Son yarım saati tırnaklarını yiyerek geçiren Bursasporlu taraftarlar, maç sonunda sevinen taraf oldu. Tıpkı sezon sonunda olduğu gibi… Altay küme düşen 3. takım olarak Süper Lig’e veda etti.

30 Nisan 2006 Mardinspor – Altay maçı: Altay alt liglerdeki ilk sezonlarında orta sıralardan kalmıştı. 2005-06’da artık hedef yeniden Süper Lig’di. Sezon boyunca rakipleriyle kıyasıya bir mücadeleye girişen siyah-beyazlılar, 31. hafta sonunda ilk 2’deydi ve burada kalırsa play-off oynamadan Süper Lig’in yolunu tutabilirdi. Kalan üç maçta sırasıyla  Mardinspor (11.sıra), Mersin İdman Yurdu (16. sıra) ve A.Sebatspor (15. sıra) ile oynayacaklarını düşününce İzmirlilerin iştahı kabarıyordu. İlk haftadan hesaplar şaştı. Mardinspor, Altay’ı adeta şaşkına uğrattı. Maç sonunda tabelada 3-0 yazıyordu. Maçın ilk golünü daha sonra Altay’da oynayacak Şehmus Özer kaydetmiş, daha sonra Abdullah ve Çetin, Altay’ın hayallerini suya düşürmüştü.

İş tam olarak bu maçla bitmedi ama belki de en şaşırtıcı olanıydı. Altay, son haftada Sebatspor’a 3-1 mağlup olmasa yine ilk 2’ye girebilirdi ama o maç Mardin deplasmanı kadar yıkıcı olmayabilir. Ne de olsa Antalyaspor’un Telekom’dan son dakikada gol yiyeceğini kimse öngöremezdi. Altay o sezon play-off oynadı ve finale yükseldi. Play-off finalinde Sakaryaspor’a 4-1 yenilmek, bu sezonun kader anı olabilir miydi? Altay’ın diğer play-off maceralarını düşününce, Sakaryaspor maçının esamesi okunmaz….

30 Mayıs 2007 Altay – Kasımpaşa maçı: İşte o play-off’lardan biri…Sezonu 5. bitiren Kasımpaşa ve 6. sırada noktalayan Altay, Ankara’da play-off finalinde karşı karşıya geldi. ‘Altay o gün, Süper Lig’e 90 dakika uzaklıktaydı’ demek mümkün. Fakat daha dramatik bir durum söz konusu. Altay lige saniyeler kadar uzaktı. Belki de bir futbol takımının yaşayabileceği en dramatik 90 dakika…

Kasımpaşa 50. dakikada öne geçti. Altay, Mehmet Şen ve Muzaffer ile bu gollere cevap verdi. 83. dakikada Altay artık 2-1 öndeydi. Hatta 90’da da… Fakat son dakikada Alparslan’ın golüyle maç uzatmaya gitti. Olabilir. Futbolda yaşanan durumlar.

Böyle maçlarda son dakika golü yiyen takım uzatma dakikalarında isteksiz bir görüntü çizer ve maçı kaybeder. Altay ise yakın dönemde sahip olmadığı bir soğukkanlılığı o maçta gösterdi ve 96. dakikada Aydın Çetin ile bir kez daha öne geçti. İzmir’in Süper Lig’e takım yollamasına dakikalar kalmıştı. Hatta saniyeler.. Bu sefer 120’de Erhan Küçük sahneye çıktı. Hakemin düdüğü beklenirken, Altay kalesinde golü gördü. Karşılaşma 3-3 sona erdi. Penaltılarda ise kazanan Kasımpaşa oldu. Kenan kader penaltısında topu Ziya’ya nişanlayınca Altay için bir şeylerin ters gittiği kendini hissettirmeye başlamıştı.

 

15 Mayıs 2009 Altay – Kasımpaşa maçı: İki takım iki sene sonra yine Ankara’da karşılaştı. Ve yine kazanan penaltılarla belli oldu. Normal sezonu iki takım da aynı puanla bitirmişti. Normal sezonun son haftasında Altay, kendi sahasında Kayseri Erciyesspor’a yenilmese (Erciyes o maç sayesinde ligde kaldı) siyah-beyazlılar ligi 3. sırada bitirecek ve yarı finalde o dönem üstünlük kurmakta zorlanmadığı Karşıyaka ile eşleşecekti. Kaderde bir kez daha Kasımpaşa varmış! Penaltılara kalan maçı Kasımpaşa kazandı. Altay için yıkımın şiddeti, diğer maçlara göre daha az oldu. Hem bir alışkanlık hissi vardı, hem de maç bir final değil yarı final maçıydı.  120 dakikası 1-1 biten maçın kader adamı Burak Çalık’tı. Genç oyuncu, karşı karşıya kaçırdığı gollerle Altay tarihinin unutulmazları arasına adını yazdırdı! Kasımpaşa ise Altay’dan sonra Karşıyaka’yı da eleyerek Süper Lig’e yükseldi ve İzmir’in kabusu oldu.

23 Mayıs 2010 Altay – Konyaspor maçı: Play-off’un formatı değişti, Altay’ın kaderi değişmedi! Lig usulü oynanan ilk ve tek play-off’un son maçı puan durumunun azizliği sayesinde yine final havasına büründü. İstanbul Olimpiyat Stadı’ndaki Altay-Konyaspor maçını kazanan takım bir üst lige yükselecek, beraberlik ise Konyaspor’a yarayacaktı.

Altay, 18. dakikada öne geçti. Arjantinli Molina, muhteşem kafa vuruşuyla siyah-beyazlıları rahatlattı. Bir önceki sezonun unutulmazı Burak, kaçırdığı gollere farkın açılmasını engelledi. Maçın 5 dakikalık kısa bir bölümü ise Altay tarihinin özeti gibiydi. 63-68 dakikaları arasında Ramazan Kahya iki şık vuruşla, ceza sahası dışından Altay filelerini havalandırdı. Konyaspor 2-1 öne geçmişti. Peki kim  bu Ramazan Kahya?

Oyuna 30. dakikada giren, Konyaspor’da ilk 11 oyuncusu olamayan, o günde kariyerinde bir elin parmakları kadar golü bulunmayan,  profesyonel kariyerine Altay’da başlayan bir savunma/orta saha oyuncusu. Bu özelliklere sahip bir futbolcu, 5 dakika içinde Altay’a iki gol atarak Konyaspor’u rahatlattı. Kimsenin beklemediği bir isim, kimsenin beklemediği bir şekilde Altay’ı yıktı.

Altay 87’de stoper Yiğitcan ile beraberliği sağlasa da kalan sürede ihtiyacı olan galibiyet golüne ulaşamadı. Bir kez daha play-off’tan boş döndü. Zaten bu da son play-off’tu!

 

3 Nisan 2011 Altay – Akhisar maçı: Altay üç kez Süper Lig fırsatını kaçırdı. Artık kulübün talihsizliğini yenip Süper Lig’e çıkması bekleniyordu. Tam tersi oldu. Altay küme düştü. Üstelik hiç beklenmedik bir şekilde, ansızın…

Ligin bitmesinde 8 maç kala, Altay 12. sıradaydı. O sezon iki takım küme düşecekti ve Diyarbakırspor’un düşmesi hemen hemen kesinleşmişti. Geri kalan tek biletin Altay’a düşeceğini kimse tahmin etmiyordu. Hatta teknik direktör Coşkun Demirbakan, “Barcelona düşer ama Altay düşmez” bile demişti. Ama bu da oldu. Düşüş veya talihsizlikler silsilesi, Alsancak Stadı’nda oynanan Akhisar maçıyla başladı. Hamza Hamzaoğlu, Akhisar’daki görevine kısa bir süre önce başlamıştı ve belki de en kritik maçına çıkacaktı. Favori Altay’dı. Sezon boyunca sadece Diyarbakır deplasmanında kazanan Akhisar’ın, İzmir’de 3 puan almasını kimse beklemiyordu. Oysa maça iyi başladı. Konuk takım ilk yarıyı 1-0 önde kapadı. Evren Avşar, skora beraberliği getirse de maçı kazanan Akhisar oldu. Sezon sonunda ligde kalan da…

Altay ise Akhisar’ın ardından Kartalspor ve Adanaspor’a da puan kaptırdı. Alsancak Stadı o sezon hüsrana tanıklık etti. İzmir’de, Altay camiasında bundan daha kötüsünün olmayacağı düşünülüyordu. Daha da kötüsü oldu. Hem Altay bir lig daha düştü, hem de artık bu ana tanıklık edecek bir Alsancak Stadı da yoktu…

 

İlginizi çekebilecek diğer içerikler