Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarKader

Yirmili yaşlarının başında sırıkla atlamanın zirvesine çıkan Sergey Bubka, uzun süre kırılmayan rekorların da sahibi olmuştu. Efsane isim, Socrates'e konuşmuştu.

Bu yazı ilk olarak Socrates’in Temmuz 2019 nüshasında yayımlanmıştır. Tüm sayılarımıza bu adresten ulaşabilirsiniz.


“İyi bir sırıkla atlamacı olmak için önce iyi bir sprinter olmanız lazım. Sonra bir yüksek atlamacı gibi iyi sıçramanız ve iyi bir jimnastikçi gibi bitirmeniz… Fiziksel olarak iyi durumda olmanız da yetmez, psikolojik olarak da en üst seviyede olmanız gerek.”

1988 Olimpiyat Şampiyonu, altı kez dünya şampiyonu, 35 dünya rekorunun sahibi, 1994’te 6.14’le kırdığı rekoru hâlâ geçilemeyen Bubka’ya sırrını sorduğunuzda size bunu anlatıyor. Sakin sakin. Karşısındakinde “Ha desene bu kadar basit” demekle “Jimnastikçi gibi bitirdikten sonra keşke bırakmasaydınız, basketbolcu gibi devam etseydiniz hehe…” arasında bir duygu yaratıyor. Çok kıvrak zekâlı biri olduğu sadece konuşmasından değil, etrafı cin gibi süzen gözlerinden de belli. Hangi konudan konuşursanız konuşun sohbet edebileceği ve sanattan referanslar verebileceği, ince esprilerle süsleyeceği de her hâlinden belli. Heyhat bu sadece on dakikanız olan ve arkanızda sabırsızca saatine bakan birkaç meslektaşınızın beklediği o meşum röportajlardan biri…

Karşımda böyle bir spor efsanesi varken on dakikamı daha önce defalarca cevapladığı aynı sorularla başlayarak harcamak istemiyorum, “En iyisi en nefret ettiği soruyu sorarak başlayayım” kararını işte böyle veriyorum.

Bir keresinde Nadia Comaneci, Edwin Moses ve sizinle birlikte bir medya gününde tesadüfen aynı asansöre binmiştik. Karşılıklı şakalaşıyordunuz ve ”Şimdi milyonuncu kez aynı soruyu cevaplayacağız” demiştiniz. Bu kadar sevmediğiniz o soru neydi?

Bilmiyorum. Belki de, spora olan tutkumu dünya rekorlarıma bağladıklarında böyle söylemiş olabilirim. Rekorları santimetre santimetre ilerleterek kırdığımda insanlar bunu para için yaptığımı söylemişlerdi. Bu doğru değil. Çünkü ben bu spora on yaşında başladım. Hiçbir şey bilmiyordum. Başladım, çünkü seviyordum. Rekorlar kırdım çünkü en iyisi olmak, sıradışı bir şeyler yapmak istedim. Bu, insanların bana sorduğu en komik sorulardan biri. Bazen, bana neden sırıkla atlamayı seçtiğimi soruyorlar. Ben seçmedim. Bu spora başlamadan önce görmemiştim bile. Benden üç yaş büyük olan yan komşumuzun yönlendirmesiyle sırıkla atlamaya başladım. 13 yaşındaydı, bendeki potansiyeli gördü ve beni de gruba dâhil etmek üzere antrenörüyle konuşup ikna etti. Koç, ”Arkadaşın kaç yaşında?” diye sormuş. On cevabını duyduğunda koç, ”Çok küçük, iki yıl daha beklesin” demiş. Komşumuz da, ”Hayır koç, çok iyi durumda, çağırayım” demiş. Komşumuz beni iyi tanıyordu çünkü boş zamanlarımızda hep birlikte spor yapıyorduk. Ortada tesis de yoktu. Sokakta oynuyorduk. İki taş, bir top… Futbol oynardık, koşardık, okullar arası yarışmalara katılırdık…

Öyleyse, buralara gelebilmenize o sebep oldu. Aslında bu sporu da o seçti…

Evet o seçti, ben değil! Kader diyebilirim.

Bahsi geçen antrenör de sonradan oldukça mutlu oldu herhâlde.

Biliyorsunuz, benim ilk antrenörüm (Vitaly Petrov) aslında çalıştığım tek antrenör. Spordaki tüm başarılarımı beraber kazandık. En baştan olimpiyat şampiyonluklarına, dünya rekorlarımın tamamına… Atletizmde başardığım her şeyi onunla birlikte başardım.

İşte sadakat diye buna derim.

Çok iyi bir koç. En iyisi.

Peki komşunuz? Onunla şimdilerde de arkadaş mısınız?

Şimdi Ukrayna’da. Seyahatler sebebiyle onu uzun zamandır göremedim.

Yani, çoğunlukla nefret ettiğiniz iki soru var öyle mi?

Evet, bazen.

Hangi soruları sormam sizi korkutur?

Her şeyi cevaplayabilirim. Devam edin lütfen.

Uzun yıllardır Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ve Dünya Atletizm Federasyonu’nda (IAAF) çalışıyorsunuz. Doping karşıtı stratejileri durdurulabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Gerçekçi olmak gerekiyor. İnsanlardan bahsediyoruz. Sporcular da tıpkı gezegendeki diğerleri gibi birer insan. Kurallara uyan insanlar ve kuralları ihlal eden insanlar var. Bazı insanlar bir aracı saatte 100 kilometre hızla kullanırken bazıları saatte 200 kilometre hızla kullanıyor. Hız limiti bazen kırılmış oluyor. Yeşil ışık ve kırmızı ışık var, ne zaman geçmen gerektiğini biliyorsun. Sporda, birileri bu oyunu adil oynamadığı zaman bizim herhangi bir korumamız olmuyor. Kuralları geliştirdik, daha güçlü oluyoruz. Sporcuları eğitiyoruz. IOC’nin Entourage Commission başkanıyım. Koçları, aileleri, menajerleri ve doktorları eğitiyoruz. Bunlar üzerine çalışıyoruz. Komisyon olarak, yakın çevreler için de yaptırımlar öneriyoruz. Yakın çevrede en etkili kişi koçtur. IOC araştırması, bilginin yüzde sekseninden fazlasının koçtan geldiğini gösteriyor. Yani doping konusunda böyle bir sorun var. Sporu temiz hâle getirmek, temiz sporcuları korumak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Birisi hile yapıyorsa, bu herkesin hile yaptığı anlamına gelmez. Adil olmalıyız. Kurallara saygı duymalı, kuralların izinden gitmeliyiz.

Ve kurallar da devamlı değişiyor…

Tabii ki, kurallar gelişiyor. Doping konusunda daha iyiye gidiyoruz.

Yeşil ya da kırmızı ışıktan çok kırmızının her yerde kırmızı olmasından bahsediyorum aslında.

Evet, ancak IOC şimdi olimpiyat hareketi başlatıyor. Bu, kimsenin etkileyemeyeceği bağımsız bir test kurumu. Emin olmak, sporcuları korumak için. Sporcular karar verme sürecine dâhil olacaklar. Onlardan oluşan bir komisyonumuz var. Nisan ayı ortası gibi Lozan’da sporcu forumu düzenleyeceğiz, farklı yerlerden 300 sporcu katılacak. Tartışılacak konulardan bir tanesi de doping olacak elbette. Siz de gelebilirsiniz, ilginizi çekecektir.

Diğer yandan size Armand Duplantis’i sormak istiyorum. Gelmiş geçmiş en iyisi olabilecek yeteneğe sahip mi?

Bence bunu yapabilir. Çılgın bir potansiyeli var. Bugüne kadar başardıkları harika. Asıl soru, nasıl devam edeceği ve potansiyelini nasıl kullanacağı. Spora aileden, altı yaşındayken başladı. Geçen yıl harika sonuçlar elde etti. Onu izlemek gerçekten hoşuma gidiyor. Ve tabii ki ona iyi şanslar diliyorum. Çünkü gelecekte oldukça ilginç işler yapacak.

Başarılı olmak için ne gerekiyor? Halefiniz Renaud Lavillenie dünya şampiyonası kazanamadı çünkü başarı bazen detaylarda yatıyor. Katılır mısınız?

Bazen sizin gününüz olmaz, bazen psikolojik baskı vardır. Veya çok fazla şey öğrenirsiniz ve kendinizi engellersiniz. Her sporcu bir insandır. Başarı, sporcuya bağlıdır; tüm yapboz parçalarını bir araya getirmelisiniz.

En başta söylediğiniz gibi, spor damarlarınıza dahi işlemiş durumda… Antrenörün öneminden bahsettiniz ve sporcuları eğitmeye çalıştığınızı söylediniz… Sahip olmanın gerekli olduğu çok ufak şeyler var. Şans, antrenör, aile… Kişi, bunlar arasındaki dengeyi nasıl kuruyor?

Bunu sporcu kendisi inşa ediyor, günden güne, en baştan. Başladığın yerden zirveye çıkmak için on, on beş yıla ihtiyaç var. Harika koçlarla çalışmak ve çok iyi bir eğitim almak gerekiyor. İnsanlar tarafından eğitilebilmek; bu en büyük yetenek. İnsanların verdiklerini almak, sporcuların sahip olması gereken en büyük yetenek.

Bu, çoğu sporcunun bugün sahip olmadığı bir özellik. Bence, günümüz sporcuları oldukça ”benmerkezci” davranışlar sergiliyor.

Bence; koçlar, takım hepsi çok önemli. Özellikle gelişme çağında hiçbir şey bilmiyorsun. Birisi gelip öğretiyor. ”Ben her şeyi biliyorum” diye düşünmeye başladığında, bu çok tehlikeli; belki de kariyerinin sonu anlamına gelir. Sokrates’in söylediği gibi, ”Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Her gün öğrenmek zorundasın.

Çalıştığım derginin isminin Socrates olduğunu biliyor musunuz?

Socrates mi? Gerçekten mi? Bilmiyordum. Ama bunun yine kaderle ilgisi var. Röportajımı Sockrates sözüyle bitiriyorum. Ne tesadüf!

Gerçekten inanılmaz ama son birkaç sorum daha var. Konuştuğum tüm sporculara sorduğum bir soru: Eğer uğraştığınız daldan başka bir spor seçecek olsaydınız, hangisini tercih ederdiniz?

Sevdiğim birçok spor var. Futbol, tenis, jimnastik… Küçük yaşlarda jimnastik için seçilmiştim. İyi bir koçum olduğu sürece farklı sporlarda bir şeyler başarabileceğimi hissediyorum. Fakat kendi sporumun mükemmel olduğunu düşünüyorum.

Peki bir kahraman seçecek olursanız, kendi sporunuzdan değil de başka bir spordan. Bir isim… Sizi en fazla etkileyen kim oldu?

Bir isim mi? Kahramanlarımdan biri Viktor Saneyev. 1968, 1972, 1976’da olimpiyat şampiyonu olan ve 1980’de yine gümüş madalya kazanmış olan bir üç adım atlamacıydı. Bu oyunlarda da birkaç dünya rekoru kırdı. Viktor Saneyev ve Bob Beamon.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Neyse O

Neyse O

1 ay önce
Öncü

Öncü

2 ay önce
Mutlu Bir Aile

Mutlu Bir Aile

4 ay önce