Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Son Yorumlar

    Diğer SporlarGenelTepenin Ardı

    Usain Bolt'un atletizm kariyerindeki son bireysel finalinin galibi Justin Gatlin oldu. 2017 Dünya Atletizm Şampiyonası'nın olaylı erkekler 100 metre finalinden notlar.

    “O da bir insandı. Aziz değildi. 21 yaşından itibaren öyleymiş gibi davranılsa da… Öyle ki artık bir noktada insan olması için süper insan olması, sıradan görünmek için sıradışı davranması gerekiyordu. Böyle bir pohpohlanma elde etmek için büyükten daha büyük, hatta ondan da büyük olmanız lâzım.” Belçikalı gazeteci Walter Pauli, 1970’lerde ününün doruğunda olan Eddy Merckx’i bu sözlerle tanımlıyordu ve devam ediyordu: “1968’de Herman Van Springel onu Giro di Lombardia’da mağlup etttiğinde Merckx rakibine şunu demişti: ‘Herman, bugün sen en iyisiydin.’ O an Van Springel ona dönmüş ve şöyle yanıt vermişti: ‘Hayır Eddy, bu imkânsız. Sen en iyisiydin.’ Görüyorsunuz, Merckx’in aydınlanma yaşayacağı sayılı anlarda bile başkaları ona tarihin en büyüğü olduğunu hatırlatıyordu.”

    5 Ağustos 2017 akşamında Usain Bolt aynı deneyimin sahibi oldu. 9.72 koşarak dünya rekorunu kırdığı 31 Mayıs 2008’den beri dünyanın en hızlı atleti olan Jamaikalı, arka arkaya hegemonya kurduğu üç olimpiyat oyunuyla birlikte tarihin en iyisi olmayı da başarmıştı. Ama kariyerinin son bireysel yarışında ABD’li Justin Gatlin’e geçildi ve emekliliği öncesi beklenmeyen büyük bir yenilgi tattı. Uzun süredir unuttuğu bu duygu onu bulduğunda ise Bolt bir başka Merckx anıyla karşılaştı. Kazandığına inanamadan yere atlayan Gatlin o an kendisini tebrik etmeye gelen Jamaikalı rakibinin önünde eğildi ve saygı duruşunda bulundu. Bolt, o günün en iyisi olan rakibini kutlamaya giderken bir kez daha tarihin en iyisi olduğu gerçeğiyle baş başa kalmıştı. Bunu çoğu zaman zaten o ifade ediyordu ama kendisi söylemediğinde bile başkaları aynı görüşü belirtiyordu. Gatlin’le yaşadığı o andan sonra tribünler de bu saygı duruşuna katıldı, “Bolt, Bolt, Bolt” tezahüratları yaptı.

    2017 Dünya Atletizm Şampiyonası 100 metre finali zaten tarihe geçmeye aday bir yarıştı. Bolt’un son üç yıldır çeşitli zayıflıklar göstermesi rakiplerinin iştahını kabartıyordu. Sakatlıklar ve yılların verdiği yorgunluk Jamaikalı’yı eski performansından uzaklaştırmıştı. Bolt, “Bir daha hiçbir zaman ilk altın madalyasını arayan o atletin açlığında olmayacağım” diyor, eski günlerdeki hırsından çok uzakta olduğunu belirtiyordu. Onu ayakta tutan şey tembelliğini dengelemesini sağlayan rekabetçiliği ve hırsıydı. Rakiplerinden daha üstün olduğunu düşünüyor, Gatlin ya da Yohan Blake isimleri yenme tutkusu sayesinde kariyerini uzatıyordu. Ama son büyük yarışı istediği gibi gitmedi. İlk turdan itibaren kötü startlar alan ve iyice yavaşlamış gözüken Bolt, Gatlin ve Chistopher Coleman’ın arkasında üçüncü oldu.

    Yarış aslında klasik bir Bolt sprinti senaryosuna sahipti. Herkesin bildiği üzere tarihin en iyi sprinterinin tek bir zayıflığı varsa o da başlangıçlardaki tutukluğudur. Bolt hiçbir zaman start takozunu sevmemiştir; 2011 Daegu’daki hatalı başlangıcı da ona bu alanda yardımcı olmamış, gittikçe daha temkinli olmasını sağlamıştır. Ama Bolt’un şov dünyası içerisinde bu eksiklik de bir yerde pazarlama harikasına dönüştü ve şöyle bir senaryo doğdu: Jamaikalı geriden başlar, rakiplerine küçük bir avans verdikten sonra yumruğunu masaya vurur ve süper kahraman olarak arkadan gelip zafere yürür. Yani, yürürdü. Düne kadar.

    Suçlu mu Kurban mı?

    Lakin bu 100 metre finalini esas tarihi yapan şey, öncesi ve sonrasıydı. İki gündür piste her girdiğinde yuhalanan Gatlin, şampiyonluğundan sonra da tepkilerle karşı karşıya kaldı. Bu da aslında anlaşılırdı. Zira ABD’li atlet, kariyerinde sadece bir kez değil, iki kez dopingle yakalanmıştı. 2001’de üniversite öğrencisiyken amfetamin kullandığı ortaya çıkan Gatlin, “dikkat eksikliği” sorunu nedeniyle bu ilacı (Adderall) sekiz yaşından beri aldığını söylemişti. Uluslararası Atletizm Federasyonu iki yıllık cezasını bu savunmayla birlikte bir yıla indirmişti. Fakat ikinci yakalanması daha büyük tartışmaları beraberinde getirdi. 2004 Atina Olimpiyat Oyunları’nda 100 metrede zafere ulaşan, 2005 Helsinki Dünya Atletizm Şampiyonası’nda ise hem 100 hem 200 metrede altın madalyanın sahibi olan Gatlin’in vücudunda Nisan 2006’da testosterona rastlanmıştı. Gatlin bu kez de yollarını ayırmak üzere olduğu masözünün komplosuna kurban gittiğini, asla yasaklı bir madde kullanmadığını ifade etmişti.

    Ömür boyu ceza alması yönündeki çeşitli çağrılara rağmen Gatlin’e dört yıllık ceza gelmiş ve ABD’liye kariyerine devam etme şansı sunulmuştu. Fakat bütün bu tepkilerin kaynağında olan şey biraz da Gatlin’in tavrıydı. Ünlü sporcu yaptıkları için özür dilemek yerine pek kimseyi inandıramadığı bahaneler sunmuş ve bazı gazetecilerin anabolik steroid kullanımının dopingi bıraktıktan yıllar sonra bile sporculara fayda sağladığı yönündeki araştırmaları hatırlatmalarına sert cevaplar vermişti. Bazıları Gatlin’in medya tarafından yansıtılmasının bu tepkinin kaynağı olduğunu da iddia etmişbazıları da onun tavırları ve kullandığı maddelerle bundan fazlası hak ettiğini, asla bir daha yarışmaması gerektiğini ifade etmişti.

    İkinci cezasından sonra Gatlin pistlere döndü ve 30’lu yaşlarını geçtikten sonra müthiş performanslar göstermeyi başardı. The Sports Gene yazarı David Epstein’a göre İsviçreli bilim adamlarının yukarıda andığım stereoid araştırması bunu açıklamada yardımcı olabilirdi ama Epstein bir yandan da yaş konusunun atletizmde biraz abartıldığını, bir sprinterin en hızlı olduğu zaman dilimi olarak gösterilen 20’li yaşları sonunun artık biraz değiştiğini ifade ediyordu. Gatlin’in 33 yaşındayken 9.79 yapması da bu çerçeveden incelenebilirdi. Fakat doğal olarak öyle bakılmadı. Gatlin gittiği her yerde kötü adam olarak görüldü, Bolt’a karşı düşman olarak konumlandırıldı. Bu yüzden Jamaikalı atletin kapanış partisini bir zaferle bozduğunda sadece Londra’daki tribünler değil, atletizm konuşulan her ortam karıştı. Twitter da dahil olmak üzere…

    Başka Yarışlar, Başka Tepkiler

    Yine de Gatlin’in Bolt’un son yarışını kazanması bir suç değildi. Otoriteler ona iki doping vakasına rağmen kariyerine devam etme şansı vermişti, o da işini yapıyordu. Sorun, atletizmin genel işleyişindeydi. Gatlin’in kötü adam olarak konumlandırıldığı dünyada aslında doping görüldüğünden de büyük bir sorundu. 100 metre finalinden biraz önce Almaz Ayana’nın kadınlar 10 bin metre finalinde sergilediği performans da gözleri Etiyopya’daki doping haberlerine çevirdi. Ama hakkında şüphe olan tek isim Ayana da değildi. Bir önceki günkü Mo Farah zaferinde de ünlü atletin koçu Alberto Salazar’a dair iddialar yeniden gündeme gelmişti.

    Dün akşamın en etkileyici görüntülerinden biri de ilginç bir seremoniydi. 2007 Dünya Atletizm Şampiyonası’nda 10 bin metre finalinde gümüş madalya kazanan Elvan Abeylegesse’nin dopingli çıkmasından sonra değişen podyum dün akşam ödüllendirildi. Yarıştan 10 yıl sonra Kara Goucher’a gümüş, Jo Pavey’ye bronz madalyası verildi. İkili yalnız değil, şampiyona boyunca yapılan törenlerle birçok atlete eski yarışlardan kalan yeni madalyaları takdim edilecek. Goucher’ı ilginç yapan şey, Alberto Salazar’ın metotlarına karşın isyan eden ve ona karşı konuşan cesur atletlerden biri olmasıydı.

    Bir yandan beklenen de buydu. Jamaikalı atletin kusursuz sona gidip gidemeyeceğini konuşurken bu boşluktan bahsetmiştikBolt’un yenilgisiyle birlikte Gatlin’e yönelen tepkiler aslında tek olmayacaktı. Evet, ABD’li atlet sıkı çalışmıştı ve önemli bir başarı elde etmişti ama geçmişinin bazılarını ikna etmemesi de normaldi. Ama sorun sadece Gatlin de değildi. Atletizmde doping onunla başlamamıştı, onunla da bitmemişti. Ya da organize doping teknikleri uygulayan ülkeler yalnızca Rusya ya da Türkiye değildi. Uluslararası federasyonlar çoğu zaman birkaç örneği öne çıkarıyor, diğer gerçekleri ise arkaya gizlemeyi tercih ediyordu ve bu bir karmaşa yaratıyordu. Bolt’un vedasıyla birlikte de bu karmaşa yeniden 100 metreye sıçrayacak. Artık Jamaikalı atletin derecelerine yaklaşan hatta onları geçen herkes aynı suçlamalarla karşı karşıya kalacak. Uzun yıllar boyunca belki de Bolt’un varlığı sayesinde pek umursanmayan Jamaika anti-doping sistemi de daha çok sorgulanacak. Bir bakıma Bolt’un vedası ve Gatlin’in zaferi bir son değil, başlangıç. Yeniden başlıyoruz.

    İlginizi çekebilecek diğer içerikler