Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemYorumHer Şeyi Yapabilen Forvet

Mario Gomez, Fiorentina'daki son iki yılında çok sakatlık yaşamış olabilir. Peki ya sağlıklı kalırsa?

Mario Gomez’in Fiorentina’ya gelişi İtalyanlar için çok şey ifade ediyordu. 2012-13 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ni iki puanla kaçırarak UEFA Avrupa Ligi’nin yolunu tutan takım için Andrea Della Valle yatırım yapmak niyetindeydi. Fiorentina, Şampiyonlar Ligi’nde birkaç yıl önce gruptan çıkmayı başarmış ve Avrupa’da kalıcı olabileceğine dair emareler göstermeye başlamıştı. Üstüne üstlük takımın en yüksek profilli oyuncusu olan genç Stevan Jovetic, Juventus ve Manchester City gibi takımların radarındaydı. Onun da takımdan ayrılacak gibi görünmesi nedeniyle yeri mutlak surette çok iyi bir oyuncu tarafından doldurulmalıydı.

Fiorentina bu sırada sürpriz yaptı ve piyasası hâlâ İtalya Serie A’nın ortalamasının bir hâyli üzerinde olan Mario Gomez’i yaklaşık 20 milyon Euro karşılığında transfer etti. Bayern’de çıktığı 115 maçta attığı 75 golle birlikte son sezonunda Mario Mandzukic tarafından kesilen Gomez 28 yaşında, kariyerinin zirvesindeydi ve oynamak istemesinden doğal bir şey yoktu. Zamanında üç sezon Serie A’da forma giyen Pep Guardiola’nın önerisi Gomez için muhtemelen geçerli oldu. İspanyol hoca Fiorentina’nın iyi bir hücum takımı ve Vincenzo Montella’nın çok yetenekli bir hoca olduğunu Gomez’e söylemiş, oyuncunun iknasında da etkili olmuştu. Gomez’in aklını çelmek için yıllık yaklaşık 4 milyon Euro’luk bir maaş çekini de oyuncuya yazan Fiorentina, tarihinin en pahalı transferlerinden birini yaparken herkesin heyecanı büyüktü ama o heyecan oyuncunun takımdaki hemen hemen hiçbir döneminde büyük bir coşkuya dönemedi.

İlk sezonuna oldukça iyi bir başlangıç yapmışken bir anda diz bağlarından sakatlanan ve yaklaşık 5 ay boyunca sahalardan uzak kalan Mario Gomez için şanssızlık sezonun son bölümünde de devam edecekti. Şubat ayında sahalara döndükten bir ay sonra tekrar dizinden sakatlanan ve sezonu kapatan oyuncu için uzun bir süredir Giuseppe Rossi’de yaşadıklarının benzerini yaşayan Fiorentina gözünü ister istemez bu sezona dikiyordu.

Bu sezon -yani geçtiğimiz- da ligde 2013-14 sezonu gibi üç maç oynadıktan sonra bir sakatlık daha yaşayan oyuncunun darbeye bağlı ayak yaralanması onu takımdan sadece 5 maç uzak tuttu. Ama Vincenzo Montella, sezon başında oyuncularının oynayarak form tutmasının çok önemli olduğunu düşünüyor ve sezon öncesi hazırlık kampıyla birlikte ligin ilk üç ayını kaçıran oyuncuların takımdan geri kaldığına inanıyordu. Mario Gomez’in takıma döndükten sonra oynadığı 11 maçta sadece 2 gol kaydetmesi ve daha da önemlisi sahada pek de iyi görünmemesi hem oyuncunun kendine güvenini, hem de hocasının onunla ilgili düşüncelerini yavaş yavaş değiştirmeye başladı. Kariyeri boyunca önemli bir golcü olan ama bunun yanında kaçırdığı pozisyonlarla da sık sık gündeme gelen Alman oyuncunun sahada fizik yönden düşük görünmesi, kaçırdığı pozisyonlarla birlikte hem taraftarlarda, hem de basında büyük hayal kırıklığı yaratmaya başladı.

2015 Ocak, onun adına Fiorentina kariyeri için belirleyici oldu. Sahada iyi gözükmeyen oyuncu için Vincenzo Montella, “O sahada yolunu kaybetmiş gibi görünüyor. Bu zamanında bana da olmuştu ve futbolu bırakmaya karar verdim.” demesi elbette olması gerektiği gibi anlaşıldı. Oyuncunun menajeri Alman basınına yaptığı açıklamada Montella’ya çattı ve bu tarz açıklamaların zor dönemden geçen bir oyuncuya pek yardımı olmadığını belirtti. Her ne kadar sonrasında İtalyan hoca yanlış anlaşıldığını dile getirip oyuncuya tam destekleri olduğunu söylese de sezonun geri kalan bölümündeki tavrı pek öyle görünmedi. Mario Gomez çok daha sık bir şekilde kulübeye düşüyor ve oynama süresi git gide azalıyordu. Mart ayında bir kez daha küçük bir diz sıkıntısı yaşayan ve 3 maç daha kaçıran oyuncu için oradan geri dönüş pek mümkün olmadı. O dönemden sonra sadece 3 maçta ilk 11’de başlayan Gomez, sezonun son ayını tamamen yedek kulübesinde geçirdi ve ipler sonrasında yavaş yavaş kopma noktasına geldi.

Gomez’in yaşadıkları nedeniyle Fiorentina’daki kariyerinin tamamen sakatlıklarla geçtiğine dair bir algı var ve bu biraz yanlış. Bu sezon sakatlık nedeniyle sadece 8 maç kaçırdı. Bu çok az olmayabilir ama asıl sağlık problemlerini 2013-14’te yaşadı ve bu sezon yaşadığı sıkıntıların temelinde sahadayken etkisiz görünmesi vardı. Dolayısıyla oyuncunun Beşiktaş’ta da yaşayacağı sakatlıklardan endişelenmektense sağlıklıyken nasıl olacağına odaklanmak daha mantıklı olabilir.

Gomez’in Fiorentina’da çok kötü iki sezon geçirdiği aşikâr. Ama Montella’dan aldığı ağır eleştirilerin ortasında 2014-15’te bile sahada çok kötü göründüğü konusu biraz illüzyon olabilir. İki ağır diz sakatlığından sonra 30 yaşındaki bir oyuncunun hız problemleri yaşaması çok anormal değil. Fakat son sezonunda Tottenham’a karşı attığı goldeki depar onun bacaklarının çok da kötü bir durumda olmadığını gösteriyor olabilir. Ya da Cagliari maçındaki savunma arkası koşusu.

Mario Gomez hemen hemen her tür golü atabilen bir oyuncu. Onun nasıl bir forvet olduğuna dair geniş analizler yapmaya çok gerek yok. Gerçek bir ceza sahası oyuncusu fakat zaman zaman ‘eski moda’ forvet olduğuna dair yapılan eleştirilere rağmen hemen hemen her oyun tarzında etki yaratabilen bir profile de sahip. Kenardan getirilen toplarda ön ve arka direk değişimlerini çok ustaca yapıyor. Havadan oldukça etkili. Kafa vuruşları hedefi buluyor ve bunun yanında savunmayı öne çıkaran takımlara karşı stoper arkasına depar atabilen bir yapısı da var. Bu konudaki etkisini artıran çizgiyle iyi oynama özelliği ofsayt pozisyonlarında da ona zaman zaman büyük fayda sağladı. Kariyeri boyunca maç başına 0.5 gol barajını aşmayı başarmış ve zaman zaman maç başına 1 gol atmış bir oyuncunun bitiriciliğine eleştiri getirmek de pek kolay değil ama Mario Gomez bazen basit pozisyonları kolay harcayan bir oyuncuya dönüşebiliyor. Bu konudaki değerini artıran konu çok kolay pozisyona girmesi. Gol/şut oranı olması gerekenden biraz düşük ama birçok muadiline göre de kötü durumda değil. En gözardı edilen özelliklerinden biri de hem yüzü, hem de sırtı kaleye dönükken ortalamanın oldukça üzerinde bir top tutucu olması. Bu da Beşiktaş gibi ligde birçok maçı rakip yarı sahaya yığmak isteyen bir takım için fazlasıyla önemli.

Beşiktaş’ta Şenol Güneş gibi oyununu merkez forvetine göre kurgulamakta başarılı gözüken bir hocayla çalışacak olması onun için avantaj. Herhangi bir oyuncunun Şenol hocayla çalışması zaten onun için bir avantajken Gomez’in özel durumu ve büyük bir transfer olması tecrübeli hocanın ona özel ilgi göstermesini de sağlayacaktır. Beşiktaş şu anki kadro profili itibarıyla topu hem kenarlardan çizgiye doğru, hem de merkezden savunma arkasına taşıyabilecek oyuncu çeşitliliğine sahip. Bu da Mario Gomez için ayrı bir avantaj. Sağlık durumuyla ilgili tahmin yapmak elbette pek mümkün değil ama sağlam kaldığı takdirde 15-20 gol barajını çok rahat bir şekilde bulacaktır.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler