Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemHem Plase Hem Favori

Belki henüz Ben Simmons kadar meşhur değil ama Brandon Ingram'ın adı Kevin Durant ile birlikte anılmaya başladı bile. Sırada NBA var.
Orkun Çolakoğlu3 sene önce

Bazı NBA draft’ları, sürünün kalanından belirgin biçimde ayrılan ve kendisini seçecek takımın, etrafında yapılanabileceği oyuncularla gelir. Geçen yılki onlardan biriydi. Kolej sezonunun uzun bir bölümünde ismi Jahlil Okafor ile birlikte anılsa da draft yaklaştıkça Karl-Anthony Towns’ın bir numarada başkasını düşünmeyi gerektirmeyecek kadar özel bir oyuncu olduğu kabul görmüştü ve geride bıraktığımız NBA sezonu da bunu pekiştirdi. Fakat birinci sıra hakkına sahip takımlar için su her yıl aynı ölçüde berrak, karar vermek de o kadar kolay değil. Kimi zaman sürüden tek değil iki oyuncu ayrılıyor ve birinci takım için ilk seçimi yapma avantajı, Kevin Durant’in önünden Greg Oden’ı almak gibi bir hataya imza atma ihtimalinin stresiyle birlikte geliyor.

2016 NBA Draft’ı, ilk seçim hakkının sahibi Philadelphia 76ers için bu tip bir ikilem sunmakta. Sezon başında tartışmasız bir numara gibi lanse edilen Ben Simmons maçlar ilerledikçe dış şutunun zayıflığı, savunmaya ilgisizliği, genel tutumu gibi çeşitli konularla tartışılır hâle geldi. Simmons’ın, sıra dışı özelliklerine rağmen her takım için yerleştirilmesi ya da etrafına yerleşilmesi kolay bir parça olmadığı anlaşılırken, sezon ilerledikçe daha iyiye giden ve her yapıya uyabileceğini gösteren Brandon Ingram kendisini onun yanına taşıdı.

Ingram’ı anlatmaya, -her şeyden önce- üzerinde bol duran bir benzetmeyi çıkarıp kenara atmakla başlamak gerekiyor. İncecik fiziği, upuzun kolları ve dış şut konusundaki yeteneği, isminin sürekli Kevin Durant’le birlikte anılmasına yol açsa da Durant’in bunlardan ibaret bir oyuncu olmadığını hatırlamakta fayda var. NCAA’de iyi şut atan her oyuncu NBA düzeyinde iyi skorer olamadığı gibi (bkz: Adam Morrison ya da Jimmer Fredette), her uzun boylu ve kollu şutör için de Durant’e dönüşmek kolay değil. Basit bir kıyaslama yapmak gerekirse, Ingram’ın maç başı 35 dakikada yüzde 44 isabet, yüzde 41 üçlük, yüzde 68 serbest atış oranlarıyla 17.3 sayı ortalama tutturduğu NCAA’de Durant, 36 dakikada yüzde 47 isabet, yüzde 40 üçlük ve yüzde 82 serbest atışla 25.8 sayı ortalamasına ulaşmıştı. Üstelik çok daha fazla ribaund alıp, top çalma ve blok yaparken… Ingram sadece 18 yaşında ve bundan sonraki gelişiminin nereye varacağını kimse bilmiyor ama oyunculuğunu, sadece şimdiki dönemin değil NBA tarihinin en iyilerinden biri üzerinden tarif etmek ona da haksızlık.

Ingram, lige Durant gibi büyük skorer olacağı bilinerek değil ama elit seviye savunma ve şut vaadiyle giriyor. Şut atamayan kanat oyuncularının marjinalleştiği, şut atamayan 4 numaralara giderek daha fazla dudak bükülen, savunmada perde sonrası adam değişebilen ve farklı pozisyonları savunabilen oyuncuların bir lüks olmaktan çıkıp bir gerekliliğe dönüştüğü bugünün NBA’inde, Ingram’in daha ilk günden itibaren masaya koyabileceği ve zamanla en üst düzeye taşıyabileceği nitelikleri hiç de küçümsenecek şeyler değil. 2016-2017 sezonunun ilk günlerinde, 19 yaşına henüz basmış bir çocuk olarak başlangıçta elbette hatalar yapacak, süpürge sapı gibi vücuduyla omuz darbelerine karşılık vermekte zorlanacak, arkasında kaldığı uzunlar kalçayı dayayıp onu potaya kadar itmeye çalışırken çaresiz kalıp faul yapacak, kendisi için çok kolay gözüken şutları zaman zaman potaya yetiştirmekte zorlanacaktır. O yaştaki oyuncular için alışıldık bu gibi problemleri, tecrübesi ve fizik gücü arttıkça geride bıraktığında ortaya çıkan; hem 3 hem 4 oynayabilen, hücumda şut tehdidi göz ardı edilemeyen ve o şutu engellemek için üzerine dengesiz gelen savunmaya karşı dripling üstünden kendisine ya da yanındakilere pozisyon yaratabilen, ribaund alan, blok yapan, top çalan, rakiplerin savunduğu oyuncu üstünden hücum etmemeye özen gösterdiği, her perdede adam değişebilen bir isim olabilir. Kısacası; Kawhi Leonard ve Draymond Green gibi oyuncuların NBA’in en iyi 10’u arasında sayıldıkları bir dönemde, Ingram’ın ilk 2’den seçilmenin hakkını vermek için Kevin Durant’e dönüşmesi gerekmiyor.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler