Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

DergiKasım 2015YorumHATIRLANMAK İÇİN…

Socrates'in sekizinci sayısında ana konu: İkinciler.

“Çaresiz kaldığımda, gidip bir taş ustasını seyrederim. Taş ustası belki yüz kez vurur taşa. Ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. O zaman anlarım; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.”

Sosyal reformcu Jacob Riis, 19. yüzyılda Amerika’da büyük zorluklar yaşayan göçmenlerin daha insani şartlara kavuşabilmesi adına çalışıyordu. Hayal ettikleri bir türlü gerçekleşmediği için de kötümser bir insana dönüşmüş, taş ustasını gördüğünde ise bu aydınlanmayı yaşamıştı.

San Antonio Spurs koçu Gregg Popovich de yıllar önce New York’a yapılan ilk göçler hakkında yazılmış bir kitabı okurken rastladı bu sözlere. “Kazananlar bunu yapmaz” veya “Kaybedenler hep terk ederler” gibi, artık söylemenin değeri olmayan vecizelerden yılmıştı. Takımıyla hayatın muhteviyatı üzerine sohbet edip onları motive etmek için Riis’i kılavuz seçti. 2013 NBA Final Serisi’nde kaybettikleri dramatik altıncı maç ve büyük hayal kırıklığı yaşatan ikincilik sonrası, psikolojik açıdan ayağa kalkmak için takımca bu sözlere sığındılar. Ertesi yıl final serisinde yine Miami Heat’in karşısına çıktılar ve kazandılar. Kim bilir, İstanbul’daki malum 2005 Şampiyonlar Ligi Finali’ni kaybettikten sonra benzer bir yol izleyen Milan da Riis’e kulak vermişti. “Hayal kırıklıkları silinmez” derler ama her şeye rağmen ayağa kalkabiliyorsan, zamanla acıları dahi farklı hatırlarsın belki de…

SAN ANTONIO, TX - OCTOBER 20: Head coach Gregg Popovich of the San Antonio Spurs reacts as his team plays the Phoenix Suns at the AT&T Center on October 20, 2015 in San Antonio, Texas. NOTE TO USER: User expressly acknowledges and agrees that, by downloading to the terms and conditions of the Getty Images License Agreement. (Photo by Chris Covatta/Getty Images)
Gregg Popovich, kaybından ders aldı ve psikolojik olarak ayağa kalkmayı başardı.

Raymond Poulidor da hasta arkadaşını ziyarete gittiğinde aynı düşüncedeydi muhtemelen. Arkadaşının ölümüne sayılı günler kalmışken, ondan “Görüyor musun? Ölüm yolunda dahi yine ikinci bitireceksin” cümlesini duyuverdi pat diye. Bir yandan sarsılmıştı ama beş kez Fransa Bisiklet Turu’nu kazanan Jacques Anquetil’den gelen bu şakayla karışık cevap, uzun yıllar aynı yollarda yarışan iki büyük bisikletçi için farklı bir anlam taşıyordu. Poulidor, 14 kez katılıp 12 defa bitirdiği Le Tour’da, üçü ikincilik kürsüsü olmak üzere sekiz kez podyuma çıkmıştı. Böylece L’Eternel Second, yani ‘Ebedi İkinci’ deyiminin spor jargonuna girmesine vesile olmuştu. Sonradan çok iyi dost olmalarına rağmen yarışırken hiç anlaşamayan ikiliden Poulidor’a Fransız halkı aşıktı. Ona ‘Pou-Pou’ lakabını takmışlardı. Aynanın aksinde modern ve hesaplı gördükleri Anquetil’e daha mesafeli yaklaştılar. Pou-Pou sarı mayoyu hiç giymedi ama ikincilik miti onu çok daha ünlü yaptı. Tıpkı, iki sarı mayosu olmasına rağmen daima 1989’da Amerikalı Greg LeMond’a son gün sekiz saniye ile sarı mayoyu kaybetmesiyle hatırlanan Laurent Fignon gibi…

Bazıları ise ‘hatırlanma’ konusunda bu kadar şanslı değil. 1968 Mexico City’de 200 metre finalini kazanan Tommie Smith ve üçüncü John Carlos, ABD’de süregelen ırkçılık, insan hakları ihlalleri ve Meksika’daki öğrenci katliamı üzerine bir sessiz protesto peşindeydiler. İkinci olan Peter Norman’la konuştular. Ülkesi Avustralya, o dönem Güney Afrika’nın apartheid rejimine benzer ayrımcı-ırkçı bir yapıdaydı ama Norman, Smith ve Carlos’a destek vermek istedi. Siyah eldiven giyip ‘Siyah Hakları Hareketi’ni simgelemek istiyorlardı. Tek sorun, ellerinde sadece bir çift siyah eldiven olmasıydı. Norman, eldivenleri iki Amerikalıya önerdi. O da hareketin bir diğer sembolü ‘İnsan Hakları için Olimpik Hareket’ rozetini takacaktı. Sağ yumruk Siyah Hakları’nın gücüne, sol yumruk birliğe, Smith’teki siyah atkı ise insanlık onurlarına tekabül ediyordu. Ayaklarında ise sadece çorap vardı, siyahların yoksulluğunu simgeleyen. Üçlü kürsüye çıktı, gerisi artık tarihti… Smith ve Carlos, Olimpiyat Komitesi tarafından aforoz edildikten sonra ülkelerinde dışlanıp ölüm tehditleri almaya başladılar. Fakat akabinde dünya değişti ve birer kahraman haline geldiler. İkincilik kürsüsündeki Peter Norman için ise işler o kadar yolunda gitmedi. Yeğeni Matt’in çektiği Salute adlı belgeselde de anlattığı gibi; hak etmesine rağmen 1972 Münih’e gitmesine izin verilmedi, ülkesinde tamamen soyutlandı ve zor bir hayata itildi. Avustralyalı yetkililer, ancak özür dilediği takdirde spor alanında kariyerine devam edebileceğini söylediler. Kabul etmedi. 2000 Sydney’e dahi davet edilmedi. “Biz belki hırpalandık ancak Peter tüm ülkesine karşı direnip tek başına acı çekti” diyordu John Carlos.

Smith ve Carlos’un kürsüde yaktıkları ateşi temsil eden heykel, 2004’ten beri San Jose State Üniversitesi’nde bulunuyor. Heykelin ikincilik kürsüsü ise boş. Çünkü Norman böyle istemişti; heykeli ziyaret eden herkesin o ikincilik kürsüsüne çıkıp Carlos ve Smith ile dayanışması için kendinden feragat etmişti. Öldüğünde tabutunu en önde taşıyanlar Smith ve Carlos’tu.

Bu sayı, Peter Norman gibi hayat koşusunda geride kalsa da insanlıkta, vicdanda, izanda, hakta ve hukukta ipi göğüsleyebilenler için…

frusciante
“Kendin ol, bildiğini yap. Çünkü mevzu, kazanman ya da kaybetmen değil.”

John Frusciante’nin de Second Walk şarkısında dediği gibi:

İkinci bir tur atarım
Şöhret Sokağı’ndan aşağıya
Bedelini tekrar tekrar ödedim, öderim
Tüm bu ıstırap veren duygular sona ermeyecek Ama düşmeyi ya da dibe vurmayı aşabilirim
(…)
Gördüğüm tek şey, bir yol daha olduğu
Çok defa öldüm ve yeniden hayata döndüm Tüm ölümler, korkulu bir dünya gibi görünüyor Yerimi alıyorum
Zamanın akışının sana bağlı olduğu
Başka uzaya ait bir Dünya’da
Kendin ol, bildiğini yap
Çünkü mevzu, kazanman ya da kaybetmen değil.