Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

EditoHatıralar

Socrates'in 54. sayısı bayilerde! 2019 FIBA Dünya Kupası özel sayısının girişinde; Caner Eler'in kaleminden Arvydas Sabonis ve David Robinson var.

“Bir sürü adam var, bir sürü insan Bir sürü sorun yaratan… Ve geri döndürecek pek sevgi yok Göremiyor musun, buralar kargaşa toprakları” Land of Confusion, Genesis

Land of Confusion’ın video klibini ilk kez TRT’den mi yoksa daha önceden kaydedilmiş bir Betamax kasetten mi izledim, çok net hatırlayamıyorum. Tek bildiğim hâlâ, otuz küsur yıl sonra bile hafızamdan silinmediği. İmgeler şimdi bile pürüzsüz bir şekilde zihnimde canlanıyor. Şarkının sözleri bir kenara; klipte Ronald Reagan’dan Mihail Gorbaçov’a, Ayetullah Humeyni’den Muammer Kaddafi’ye o günlerin neredeyse tüm siyasi figürleri kuklalar ile hicvedilir. Dönemin yüzeysel sanatçı farkındalığı çabası diyebileceğimiz We Are The World şarkısı kapsamına giren figürler; Michael Jackson’dan Madonna’ya, Tina Turner’dan Bill Cosby’ye herkes bu taşlamadan nasibini alır. Klip, bilhassa dönemin ABD Başkanı Reagan ve SSCB lideri Gorbaçov ikilisi ekseninde Soğuk Savaş’ın son yıllarında tüm dünyayı kaplayan kutuplaşmayı resmeder. Bu kutuplaşmanın sirayet ettiği alanların başında elbette spor vardır.

Land of Confusion’ın çıktığı 1986 yılının yaz ayları da spor tarihi açısından bir hayli hareketliydi. Maradona’nın efsaneleştiği Dünya Kupası’nın yanı sıra belki de basketbol tarihindeki en unutulmaz dünya şampiyonalarından birine tanıklık edilmişti. Ben de altı yaşındaydım ve yazlıkta küçücük bir televizyonda basketbola tutkun olmamı sağlayan maçlardan birini izlemiştim. En çok dikkatimi çeken ise pota altında Soğuk Savaş metaforuna dönüşen bir eşleşmeydi: Arvydas Sabonis vs David Robinson.

Robinson o günlerde 21, Sabonis ise 21 buçuk yaşındaydı. Biri Zalgiris Kaunas, diğeri Navy (Deniz Kuvvetleri Akademisi) forması giyiyordu.

Sabonis’in kariyerini yavaşlatan aşil tendonu sakatlığını yaşamasına bir yıl vardı. Litvanyalı, Sovyetler’i şampiyonluğa taşıdığı 1981 Avrupa Gençler Şampiyonası’ndan o güne aralıksız maça çıkıyordu. Yıllar içerisinde Kızıl Ordu’nun takımı CSKA ve Litvanya’nın milli takımı hüviyetindeki hatta direnişin sembolü olan Kaunas arasındaki rekabette Moskova takımı ağır basmıştı. Litvanyalı devin devreye girdiği seksenlerle beraber işler tersine döndü. 2.21’lik Sabonis; topla o kadar zarifti ki bir oyun kurucu gibiydi. Bill Walton, meslektaşını “Her şeyi yapabiliyordu. Larry Bird ile Pete Maravich’in kabiliyetlerine, Kareem Abdul-Jabbar’ın atletizmine sahipti. Üç sayı atabilirdi. Pas verebilir, oyun kurabilir, sahayı koşabilir, dripling ile çembere gidip smaç yapabilirdi” diye anlatıyordu. Sabonis’li Zalgiris üç yıl üst üste SSCB şampiyonu oluyordu. Artık Kaunas’taki maçlar için 5 bin kişilik salona 100 bin kişi bilet almak için başvuruyordu. Fakat o dönemde Kızıl Ordu’nun resmi kulübü CSKA, ülkedeki genç sporcuları askerî hizmete alıp oynatma hakkına sahipti. Litvanyalılar daha önce böyle kaybettikleri birçok yetenek olduğundan aynısının Sabonis’e olmasını istemiyordu. Dev yıldızı Kaunas Tarım Enstitüsü’ne yazdırmışlardı. Sabonis’in iki çocuğu evlat edindiğini gösteren naylon belgeler hazırlamışlardı. Zira baba olanlar Sovyetler’de askerî hizmete alınamıyordu.

Robinson ise Navy’de okuduğu için okul sonrası iki yıllık mecburi askeri hizmetini yapıp ancak 24 yaşında, 1989’da NBA’e gidebiliyordu. Amiral lakabını almasını sağlayan bu hikâyenin yanı sıra çabukluğu, atletizmi, dış şut özelliğiyle çağının ötesinde bir oyun tarzına sahipti. Sonrasında NBA’de sayı kralı olabilecek kadar da büyük bir skorerdi. Zaten 1986’daki o unutulmaz finalde de 20 sayı, 7 ribaund, 4 blok ile komple bir performans sergilemişti. Lakin Sabonis ve SSCB maçı kaybetmesine rağmen o günü domine etmiş gibi hatırlanır. 16 sayı, 13 ribaund ve 4 blok ile oynayan Sabonis’in bu etkiyi bırakmasında Robinson’a yaptığı bir blok ve ayrıca rakibinin üzerinden vurduğu meşhur takip smacının da payı vardır. 1986 Dünya Şampiyonası’nın turnuva beşinde Petrovic, Tikhonenko, Schmidt ile beraber her ikisi de yer alır. 1988 Olimpiyat Oyunları’nda bu kez yarı finalde kozlarını paylaşırlar. Robinson yine skorda üstün olsa da bu kez Sabonis, tam da iyileşmeden katıldığı turnuvada kendini zorlamadan bir pas istasyonu gibi oynar. Robinson, 1989’da NBA’e adım atarken Petrovic, Marciulionis, Divac ve Volkov dörtlüsü de Avrupa’dan ilk dalgalanmayı yaratan dörtlü olarak lige dâhil olurlar. Ne yazık ki sakatlıkların etkisiyle Sabonis o dörtlüyü kaçırıp ancak 31 yaşında NBA’e adımını atarak tarihin en çok konuşulan ‘velev ki’ öznelerinden biri haline gelir ve hep şu soruyla anılır: Seksenlerde NBA’e gitseydi neler olabilirdi? Fakat bu ikili 1992 Barselona ve 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları’nda karşı karşıya geldiler. Üstelik 1992’de biri Dream Team formasıyla, diğeri de The Other Dream Team ile…

2019 Dünya Kupası’na hazırlandığımız bugünlerde artık turnuvanın ismi bile değişmişken, insanoğlunun bazı karanlık alışkanlıklarının değişmediğini görüyoruz. Reagan’ın yerini Trump, her ne kadar sonrasında Glasnost ve Perestroyka ile rejimi değiştirse de Gorbaçov’un yerini Putin almış durumda. Sabonis’in değiştirdiği ve Robinson’ın farklı katkılar sağladığı uzun pozisyonunda ise Jokic, Antetokounmpo, Turner, Gobert gibi isimler boy gösterecek. Başka çocuklar başka hatıralar biriktirecek. 33 yılda çok şey değişti ancak Land of Confusion klibinin muhteviyatı modasını hiç yitirmemiş gibi. Siz de fark edeceksiniz. YouTube’u açıp önce 1986 finaline sonra da Genesis klibine bakmanız yeterli.

Bu sayı; hatıralarına bir kez daha uğramak ve yeni hatıralara yelken açmak isteyenler için…

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Tozlu Raflar

Tozlu Raflar

2 ay önce
Nefes

Nefes

3 ay önce
1990’lar

1990’lar

5 ay önce