Harekete Geç!

Wings for Life World Run'a kısa bir süre kaldı. Ozan Can Sülüm, yarışa hazırlık sürecini anlatıyor.

2 Mayıs 2017

Foto: Getty Images

Günlük hayatta düzenli olarak spor yapmak belki de hiç olmadığı kadar popüler son yıllarda. 

Daha iyi görünmenin ve fit olmanın özellikle sosyal medyanın da etkisiyle artık hemen hemen bir tercih değil de zorunluluk haline geldiği günümüzde, spor salonlarına ve kişisel antrenörlere bağımlı hale geldik. İşin enteresan tarafı, sporun ana amacı olan serbest kalmak ve enerji harcamak için dahi dört duvar arasına sıkışmayı tercih etmek sporun doğasına aykırı. Oysa yaşadığınız şehirle bütünleşmek, gerçekten harekete geçmek için yapmanız gereken şey çok basit: Koşmak!

Büyük şehirlerde yaşamak zaman zaman bir mücadele haline dönüşüyor. Bir yerden bir yere gitmek dahi fiziksel ve mental anlamda yorucu. Çoğunlukla bu yüzden insanlar yaşadıkları şehrin gerçek yüzünü unutabiliyorlar. İşten dolayı zamanı kalmayan, eve gidene kadar yaşadığı mücadele sonrası bitip tükenen insanların aslında yaşadığı şehrin sadece dertlerle dolu olmadığını hatırlaması gerek. Koşmak burada devreye giriyor.

Örneğin, İstanbul'un vale mücadelelerine sahne olan Arnavutköy sahilinde yapacağınız bir akşam koşusu, Belgrad Ormanı'ndaki bir antrenman veya Caddebostan sahilindeki bir hafta sonu sporu, size yaşadığınız şehrin esas yüzünü gösterebilir.

Dört yıl önce harekete geçmeye karar verip İstanbul'un sokaklarında koşmaya başladığımda, bırakın koşmayı, aslında kendimi hiçbir şeye hazır hissetmiyordum. Ancak ilk koşuyu bitirdiğimden bu yana yalnızca trafik alanı olarak baktığım yollara farklı bir gözle bakmaya başladım. Her yer doğal bir parkur, her sokaksa ayrı zorluk derecesine sahip bir tur gibi geliyor artık.

Önceleri kilo vermekten, sonrasında giderek fit hale gelmekten keyif alırken, artık dışarıda olmak ve farklı yollarda koşmak diğer keyiflerin önüne geçmeye başladı. Önce beş, sonra yedi, ardından 10 ve 15 kilometrelik yarışlardan sonra İstanbul’da yarı maraton koşmak, sonrasında bu keyfi yurt dışında daha önce hiç görmediğim bir şehre, Newcastle’a taşımak iyi ki dört sene önce harekete geçmeye karar vermişim dedirtiyor her seferinde.

Şimdi önümde koşu hayatımın en zor ayı var. Önce İstanbul Yarı Maratonu, sadece bir hafta sonra 7 Mayıs’ta, İzmir’de yapılacak Wings for Life World Run ve ardından 28 Mayıs’taki Manchester Yarı Maratonu… Şüphesiz içlerinde beni en çok heyecanlandıran, Wings for Life World Run. Hem farklı ülkelerdeki yüzbinlerce insanla aynı anda koşacak olmak, hem bir bilinmezliğe doğru, sınırını kendi kendime belirleyeceğim bir mesafeyi koşmak hem de omurilik felci tedavisine katkıda bulunma bu koşuyu diğerlerinden ayıracak. Tabii ki daha önce hiç koşmadığım bir şehirde koşmak da. Bu blogda, Wings for Life World Run’a nasıl hazırlandığımı ve tüm yarış maceramı sizinle paylaşacağım.

Harekete geçmek hayatımı bambaşka bir hale getirdi: Kendimi, şehrimi ve hayatı farklı görmeye başladım. Ve koşmaktan keyif almanın nirvanasına önümüzdeki bir ay içinde çıkacağım sanırım. Takipte kalın!

İlişkili makaleler

Sporda Performans Artırıcı Vaka: Müzik

Sporun vazgeçilmezlerinden müziğin, koşuya etkilerine bakıyoruz.

Futbol Bir Yutturmacadır!

Üç yıl önce aramızdan ayrılan Metin Kurt’un, Hayat Spor’un 6 Nisan 1977 tarihli sayısında yayımlanan söyleşisiyle anıyoruz.