Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Genel“HAK TEMELLİ YAKLAŞIM ZAFERİMİZ OLACAK”

Celal Karadoğan, spor ve özgüvenin insan hayatını nasıl değiştirebileceğinin bir kanıtı.

Celal Karadoğan, bir yaşında geçirdiği ateşli hastalık nedeniyle yüzde 86 bedensel engelli, tekerlekli sandalye kullanıyor. Hikâyesi, yüzde 14 ile neler yapılabildiğini gösteriyor.

Celal, orta öğretim sonrası tekerlekli sandalye basketboluna başlamıştı. Milli Takım’a girdi, sekiz yılda üç Avrupa şampiyonasına katıldı. Fakat 2002’de geçirdiği bir sakatlık yüzünden basketbolu bırakmak zorunda kaldı. Bu kez masa tenisine merak saldı. 2003’te, Hırvatistan’daki Avrupa Şampiyonası’na katıldı. İşte bu şampiyona, spora bakışını tamamıyla değiştirdi.

Rakibi olan Avrupalı sporcuların çoğu küçük yaşlarda masa tenisine başlamıştı. Kendi donanımıyla uluslararası başarılar elde edebilecek potansiyele sahip olmadığına karar verdi. Bu dönüm noktasında neler düşündüğünü ve yola nasıl devam ettiğini şöyle anlatıyor: “Başarı, insanın kendisiyle ilgili olmak zorunda değil. Küçük bir çocuk bulup onu yetiştirmeyi düşündüm. Fakat bunu da tek başına yapamayacağımı anladım. Bir spor kulübüne ihtiyacımız vardı. Arkadaşlarımla birlikte, 2005’te, Genç Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü’nü kurduk.”

İşte bu kadar basit! Yüzde 86 engelli biri önce basketbol, sonra masa tenisi milli takımına giriyor, yeterince iyi olmadığına karar veriyor, sonra da yeterince iyi olmasını umduğu çocukları eğitmek için, henüz 25 yaşında bir spor kulübü kuruyor. Ve bunlar Adana’da oluyor.

Celal ve arkadaşlarının emin oldukları bir şey vardı: Engelli çocuklar küçük yaşta spora başlarlarsa uluslararası başarılar elde edebilirler. Kulüp kurulduktan üç yıl sonra, Dünya Bankası Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması’ndan fon almayı başardılar.

İki yıl sonra… İlçe belediye başkanı, kendilerine bir tesis yapacağını söyledi ama bir ay sonra bundan vazgeçti. Celal ve iki sporcu arkadaşı, kendilerine vadedilen tesisi almak için sekiz gün açlık grevi yaptı. Sonunda, istedikleri yeri değil ama bir benzerini belediyeden almayı başardılar. Kulüp, gelişmeye asıl bundan sonra başladı.

Belediyenin verdiği yer, yasa dışı vakaların çokça görüldüğü bir muhitteydi. Bunu da avantaja çevirdiler. Celal’in deyişiyle “Kötü alışkanlıklar edinmiş çocuklarla çalışma fırsatı” buldular.

2010’dan itibaren kendilerini bir “gençlik örgütü” olarak tanımladılar. Kendilerini de “gençlik çalışanı.”

Celal’in başkanlık yaptığı, Adana’daki kulüp bugün üç branşta 170 genç sporcuya eğitim veriyor: masa tenisi, atletizm ve yüzme. Üstelik sadece engelli değil, engelsiz sporcular da var.

Celal, sporu bütüncül bir politikanın sadece bir aracı olarak görüyor. “Engelli gençlerin temel sorunu eğitim. Türkiye’de yüksek öğrenim çağında 760 bin engelli genç var. Bunlardan sadece altı bin civarında genç üniversiteye gidebiliyor. Biz sporcularımızı bir yandan da üniversiteye hazırlıyoruz. Sporcularımızın bir bölümü şu anda beden eğitimi yüksekokullarında öğrenim görüyor.”

Celal ve arkadaşları engellilerin sorunlarına, Türkiye’de engellilere hizmet eden birçok sivil toplum örgütü gibi “yardım odaklı” değil, “hak temelli” bir bakış açısıyla yaklaşıyor: “Bizimle çalışan gençler her şeyden önce kendi haklarını savunabilen, engellilik meselesine günah-sevap değil insan hakları açısından bakan kişiler. Kulübümüzdeki engelsiz gençler de engellilere yardımcı olmak yerine, onların haklarını savunuyorlar. Mesela, mavi kapak toplamıyor, park ihlali yapan bir aracı polise şikayet ediyorlar.” Celal, Türkiye’deki tüm engelli örgütlerinin hak temelli yaklaşımı benimsemelerinin kendileri için en büyük zafer olacağını söylüyor.

Sol kolunun iç tarafımdaki kocaman dövme dikkatimi çekiyor. Şöyle yazıyor: “all different all equal” (herkes farklı herkes eşit). Bu, Avrupa Konseyi’nin ırkçılık, anti-semitizm, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlüğe karşı 1994-96’da düzenlediği ve 2006-08’de tekrarladığı bir kampanyanın sloganı. Dövmenin hikayesini şöyle anlatıyor: “Ben hayatı boyunca ayrımcılığa ve ötekileştirmeye maruz kalmış bir yurttaşım. Tek hayalim insanların farklılıklarıyla eşit olduğu bir ülkede yaşayabilmek. Bugün Türkiye’deki bütün engelli bireylerin saygınlık ve eşitlikle ilgili temel sorunları var. Onun için yaptırdığım bir dövme.”

Genç Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü, bir yıldır Suriyeli engelli sığınmacı çocuklarla da çalışıyor. Celal, Türkiye’ye gelen engelli sığınmacıların özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanamadığını, bu yönde yürütülen yasal çalışmalardan henüz sonuç alınmadığını söylüyor. “İki sığınmacı kardeşten engelsiz olanı devlet okuluna gidebiliyor, engelli olan bu haktan faydalanamıyor. Biz spor aracılığıyla bu çocukların rehabilitasyonunu sağlamaya çalışıyoruz. Asıl hedefimiz ise bu sığınmacı çocuklardan başarılı sporcular yetiştirip Türk milli takımlarına göndermek.”

Spor tüm engelli bireyler üzerinde etkili oluyor. Celal bunu şöyle anlatıyor: “Engelli bireyin hareket kabiliyetinin gelişmesi demek, kendi öz bakımını daha rahat yapması demek. Spor ayrıca sosyalleştiriyor, insanın özgüvenini yükseltiyor. Ben 36 yaşındayım. Şimdi, şuradan düşsem ‘Acaba biri gördü mü?’ gibi bir düşünceye kapılabilirim, insan olduğum için. Ama basketbol sahasında topun peşinde giderken yere düştüğünüzde o an sizi izleyenlerin hiçbir önemi olmuyor. Tek derdiniz, tekrar kalkıp sandalyeye oturup o topu almak. Bu çok güçlü bir his. İşte aslında biraz eşitliği sağlayan bir his. Spor engelli gençlerin bir miktar kendilerini eşit hissetmelerini sağlıyor.”

Celal Kradoğan güçlü bir lider. Kendisinin engelli olmasını bir yana bırakalım, “Hiçbir şeyim yoktu” dediği 25 yaşında spor kulübü kurup engelli, engelsiz, hatta sığınmacı çocuklara ve gençlere eğitim vermek, bunu on yıldan uzun süre devam ettirebilmek güçlü bir lider olmayı gerektirir. Bu gücü nereden bulduğunu soruyorum: “İnsan kendisine dayatılan yaşamı, eğer mutlu değilse, mutlaka reddetmeli. Bizim için bunun yolu bir spor kulübü kurmaktan geçiyordu. Başka çocukların, benim uğradığım haksızlıklara uğramasını engelleme fikri bende çok güçlü ve bu, karşılaştığım bütün zorlukları aşmaya olan inancımı artırdı.”

Kulüpteki hangi sporcuyla konuşsak benzer şeyler söylüyor. Hepsi bir zamanlar hiç evden çıkmadıklarını ama sporla tanışmaları sayesinde özgüvenlerinin arttığını gündelik işlerini daha rahat yapabildiklerini, sosyalleşebildiklerini anlatıyor. Kulübün sporcularından Hazım Aydınoğlu’nun özetlediği gibi: “Daha heyecanlı, hareketli, girişken biri oldum. Görmediğim insanları gördüm, hayal edemeyeceğim yerlere gittim. Burada hiç kimse hiç kimseden üstün değil.”

Celal ve arkadaşları yaptıysa başkaları da yapabilir. Ama nasıl?..

“Ben bugün ülkemizde kendi potansiyeline inanan ve bir şeyler yapmak için çabalayan yüz binlerce genç olduğunu düşünüyorum. Bu gençlerin potansiyellerinin ortaya çıkması için tabii ki kamu kuruluşları ve sivil toplumun payı çok önemli ama asıl önemli olan insanın yaptığı işe inanması. Bu işe sarılması ve vazgeçmemesi.”

Seyhan Belediyesi, 31 dönümlük bir araziyi 30 yıllığına Genç Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü’ne verdi. Celal bugünlerde, bu araziye kurulacak yerleşkede, yılda 30 bin çocuk ve gence hizmet vermenin hayalini kuruyor.

H&M’in spor ürünleri için buraya tıklayabilirsiniz. #ForEveryVictory #HMSport

İlginizi çekebilecek diğer içerikler