Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarKırmızı Başlıklı At

Kambur, koşmaz, kazanamaz... Grand Ekinoks tarihe geçerken hem rakiplerle hem de önyargılarla savaştı. İşte dönemin tanıklarından, şampiyonun öyküsü...

Geçtiğimiz sene Ankara Koşusu öncesi, sezonun Erkek Tay Deneme Koşusu ve Gazi Koşusu galibi Hep Beraber’in sakatlığı nedeniyle yarışamayacağı duyuruldu. Bu, Grand Ekinoks’un en azından bir yıl daha ‘Türkiye’nin Triple Crown yapan son İngiliz atı’ unvanını taşıması anlamına geliyordu. Grand Ekinoks, safkanların üç yaşlarında sadece bir kez katılabildiği üç koşuluk serinin üçünü de galip bitirdiğinde sene 2001’di. Üstelik öncesinde pistlerde fırtına estirmediği için bu müthiş payeye ulaşmasını bekleyen bir kişi bile yoktu. Efsane safkanın öyküsü, kendisinden beklenmeyen şeyleri başararak yazılmıştı.

Macerası, 1998’in Mayıs ayında Yaman Zingal’in çiftliğinde başladı. Grand Ekinoks, ilk andan itibaren dikkat çeken bir şekil farklılığına sahipti. Kimileri tarafından ‘kambur’ şeklinde tanımlanan bel bölgesi ve ahırdaki huysuz hâlleri sebebiyle gözde bir tay olmadı. Doksanların ikinci yarısında atçılığa başlamış olan Yasin Kadri Ekinci tarafından satın alınış nedeni de koşması ve kazanmasından önce, ABD’den getirdiği şampiyon adayına arkadaşlık etmesiydi. Grand Ekinoks ise bir eşlikçiden fazlası olacaktı. Belki zarif görünmüyordu ancak bacakları ve daha da önemlisi yüreği çok kuvvetliydi. Zaten bunlar da bir şampiyonu meydana getiren özelliklerdi.

Grand Ekinoks devam eden yıllarda Türkiye’nin en prestijli yarışlarını kazandı; Johny Guitar, Yavuzhan ve Bold Pilot gibi kendi taraftar kitlesine sahip nadir safkanlar arasına katıldı, hatta adını ülke sınırlarının dışında duyurup dünyanın en iyilerine meydan okudu. Tüm bunları yaparken kırmızı başlığını da hiç çıkartmadı. Önümüzdeki sayfalarda, bu müstesna yolculuğu yeniden hatırlıyoruz…


 

1-ÇİFTLİK HAYATI  “Bir tay bulalım, arkadaşlık etsin”

YASİN KADRİ EKİNCİ (Atın sahibi, eski TJK Başkanı) Uzun yıllar boyunca hipodromun yerini dahi bilmezdim. 1996 yılında Alibahadır Köyü’ndeki çiftliği satın aldım. Yan komşularım son derece deneyimli atçılar olan Necdet Narin ve Celal Alkan’dı. Hatta Celal Bey bir atını benim üzerime yapıp koşmaya başladı ve o işlere biraz merak saldım. Biz de Baran Cemiloğlu ile birlikte atçılığa başlamaya karar verdik.

MERT AKSOY (Atın antrenörü) 1998’de İngiltere’deki tay satışlarına gittim. Yeni yeni atçılıkla ilgilenmeye başlayan eniştem Yasin Bey’in de orayı sevebileceğini düşündüm. Yeğeniyle atlayıp geldiler. Atlar onlara göre epey ucuzdu. İkişer tane at aldık ikisine de. Birer tanesi pek iyi değildi ama diğer ikisi iyi çıktı. O atlar Mr. Ekinoks ve Nitro’ydu.

YASİN K. EKİNCİ ABD tarafı da var bu hikâyenin… Triple Crown’ın 1995’teki iki ayağını kazanmış olan Thunder Gulch’ın yavruları satışa çıkmıştı. İki erkek tayın birisi 125 bin, diğeri de 90 bin dolara satılıktı. Biz 90 binlik olanı satın aldık ve adını Ekinoks Gulch koyup Türkiye’ye getirdik. Diğeri meşhur Point Given oldu ve tıpkı babası gibi ABD’deki üç Triple Crown yarışının ikisini kazanıp başarıp tarihe geçti.

1995 senesinde dünyanın en iyi atlarından birisi olan Thunder Gulch

REŞAT KÖSTEM (Gazeteci) Yasin Bey, Ekinoks Gulch’ı aldıktan sonra bir yerli tay arayışına girişmiş. Amacı ise ona arkadaşlık yapacak, sıkılmasını engelleyecek ve birlikte çalışabilecek, bir tay bulmak. Yurt dışından getirttiği safkanlarla Gazi Koşusu’na katılamayacağını bildiği için, alacağı tayın Gazi’de koşması ihtimalini de önemsiyor.

YASİN K. EKİNCİ Sahaya girip at koşmaya başlayınca, “Gazi koşacak bir at bulur muyuz?” fikri aklımıza yerleşti. Ekinoks Gulch’ın yanına bir erkek tay arayışımız da böyle başladı.

MERT AKSOY Ben o sıralar Yaman Zingal’le çalışıyordum ama oradan yeni ayrılmıştım. Dört atını satışa çıkarttığı bir ilana rastladım. Gittim baktım, zaten iki tanesi dişiydi bize uymazdı. Erkek olanların bir tanesinin de dört ayağı sakattı. Son kalan tayı, Yaman Bey ve antrenörleri koşmaz diye ayırmışlar. Benim çok sevdiğim bir aygır olan Barnato’nun yavrusuydu. Geçmişte kardeşlerini de koşmuştum ve güçlü olduğunu tahmin ettim, hemen atı Yasin Bey için satın aldım.


 

2-EYER BELLİ “Kambur demeyiz biz buna”

YAMAN ZİNGAL (Atın yetiştiricisi) Kısrağım Violent Girl’ü bir kere Barnato’ya çektik, muhteşem bir erkek tayları oldu. Aslında daha beş aylıkken fiziken bir yaşında gibi gözüküyordu. Bir gün padoka çıkartmak için annesini bunun yanından alıyorlar. Öncesinde hiç ayrılmadıkları için panik oluyor yavru. Annesiyle de arasında bariyerler var; çılgınca koşup o bariyerlere göğüs bölgesini çarpıyor ve ölüyor. Ben hem çok üzülüyorum hem de tayın o heybetli hâlini gördüğüm için Barnato ve Violent Girl’ü tekrar eşleştiriyorum.

YASİN K. EKİNCİ Grand Ekinoks bu noktada hayatımıza girdi ama atı aldığımız zaman herkes bizimle dalga geçmeye başladı. “Kambur ata bu para verilir mi?” gibi şeyler işittik. Çok da sert bir attı; aldığımız gün akşam 9’a kadar ahıra sokamadık mesela. Bekliyorduk içeri girsin diye. Ağzına kantarma takmamız bile haftalar sürdü, bu yüzden epey süre çalıştıramadık.

YAMAN ZİNGAL Benim ahırımdayken de aynı sert karaktere sahipti. Kabadayıydı, yanındaki tayları resmen döverdi…

YASİN K. EKİNCİ ABD’den gelen Ekinoks Gulch, tam bir at güzeliydi. Grand’ın ise çok farklı özellikleri varmış ama henüz bilmiyorduk.

MERT AKSOY Grand Ekinoks bazı şeyleri kolay öğrenemezdi. Ufak tefek ilginçlikleri vardı. İğne yaptırmazdı, tedavi olması zordu, ahır seçerdi… Kamburluğu ise bir problem değil, bir şekil bozukluğuydu. Çok kambur at vardır, az kambur at vardır. Bununki normal seviyedeydi; biraz da ebat olarak büyük bir at olduğundan kamburluğu belirginleşiyordu.

Grand Ekinoks’un tartışmalara konu olan bel şekli

MUSTAFA KEJANLIOĞLU (Atın ilgilisi) Kamburluğunu şöyle açıklayayım ben. Beli normalden daha uzundu, yandan baktığınız zaman sanki kırılmış ve sonradan yapıştırılmış gibi duruyordu. O sebeple de yandan pek zarif görünmüyordu. Bu da herkesin dikkatini çekerdi. Mesela yabancı bir veteriner geldiği zaman ilk belini kontrol ederdi. Ancak tüm yarış hayatı boyunca belinden bir ufak arıza yaşadı.

AKİF İNAN (Atın veterineri) Normalde safkanların sırt kısımları düzdür. Grand Ekinoks’ta ise içe doğru eğim vardı. Kambur demeyiz biz buna, ‘eyer belli’ deriz aramızda. O jokeylerin oturduğu yer eyer şeklindedir. Bu attaki gibi biraz belirgin olunca da kambur şeklinde lanse ediliyor. Genelde biniş ve koşu için problem olmaz bu durum ama bel ve sırt, arkanın gücünü öne taşıyan bir aktarma organıdır. Arabalardaki gibi bir şaft görevi görür. O biraz çukur olduğu zaman iletim zorlaşıyordu ve hayvanın fazla güç harcaması gerekiyordu. Belki kusur sayılabilir bu yüzden.

YAMAN ZİNGAL Belki de gücünü kamburluğundan alıyordu, kim bilir… O kadar büyük atlarda böyle şeyler görülebilir. Ayrıca ben bu atı koşmaz diye kenara da ayırmadım, öyle bir şey yok. Yasin bu ata kantarma takamadıkları için geri vermek istedi, ben kabul ettim ama sonra o vazgeçti. Katiyen kusurlu bir at değildi.

ŞENOL YANMAZ (Atın idman jokeyi) Aslında bizim eküride o dönem daha iyi atlarımız vardı; ya da ilk başta Grand Ekinoks’u o kadar iyi bir at olarak görmüyorduk diyeyim… Anlaşması zor bir attı. Sadece start kutusuna sokmamız bile 15-20 gün sürmüştü.


 

3-FIRTINA ÖNCESİ “Gazi Koşusu’nu bu at kazanacak”

ATAHAN ZİLCİOĞLU (Gazeteci) Sahaya ilk geldiği andan itibaren yarış performansıyla değil fiziğiyle dikkat çeken bir attı. İki yaşlılığında da biraz bu durumla ön plana çıktı.

YASİN K. EKİNCİ 27 Mayıs’lı yani bayağı geç doğumlu bir attı ama buna rağmen iki yaşındayken beş tane yarış koştu. O zamanki antrenörümüz Mert Aksoy, ‘Atlar koşmak içindir’ mantığıyla hareket etti. Altyapısı çok sağlamdı, ayaklarında hiçbir kusur yoktu.

MERT AKSOY Biraz tardif (geç) bir attı. İki yaşlılığında yeteri kadar büyümedi, yani iyi koşacak seviyeye gelmedi. Zaten performansı da bunu gösteriyordu.

YASİN K. EKİNCİ Yine de ilk koşusunda hepimizi heyecanlandırdı. Son düzlüğe çıkıldığında alakasız bir yerdeydi, diğer atlar neredeyse bitirmek üzereydi ama bizimki müthiş bir sprint yaptı. Koşuyu Özdemir Atman’ın eküri yapan iki tayının arkasında üçüncü bitirdi.

YAMAN ZİNGAL Üçüncü oldu ve Mert’e, “Gazi Koşusu’nu bu at kazanacak” dedim. “Ya nereden çıkartıyorsun” tepkileri aldım ama aynısını Yasin’e de söyledim. Üçüncü olmuştu ama muazzam bir gelişi vardı. Kuvvetini orada hissettirmişti.

Grand Ekinoks ve Yalçın Akağaç

YASİN K. EKİNCİ Daha ikinci koşusunda grup bir mücadeleye soktuk, arkasından da bir kum pist denemesi yaptık fakat onu hiç sevmedi. Zaten bir daha da kumda hiç yarışmadı.

YALÇIN AKAĞAÇ (Atın jokeyi) Grand Ekinoks’la yolumuz ilk olarak 2000 senesinde, safkan iki yaşındayken kesişti. Ben o dönem Mert Aksoy’un çalıştırdığı atlara biniyordum ve Grand Ekinoks’u da o çalıştırıyordu. İlk bindiğim koşularda fena görünmese de göze çarpan bir performansı yoktu. Zaten sonra bir başka jokey arkadaşımız, Nuri Şölen binmeye başladı. Onunla birlikte bir maiden yarış kazandı ve iki yaşlı İngilizlerin en uzun mesafeli yarışı olan Sakarya Koşusu’nda üçüncü oldu. Ben o koşuda başka bir safkana biniyordum ama Grand Ekinoks da dikkatimi çekmişti.

MERT AKSOY Ben beğendiğim jokeyleri bindiririm, öyle ahım şahım üzerine düşünmem bunun. Kim benimle çalışıyorsa onu severek bindiririm. Yalçın daha o zamanlar baş jokeyler arasında değildi. Nuri Şölen de orta sınıf bir jokeydi. At iyi olunca her jokeyle gider…

YALÇIN AKAĞAÇ Taylığında epey huysuzdu. Onun ahraz bir seyisi vardı, Hayri Abi… O bayağı ehlileştirdi diye hatırlıyorum. Sabahları ahırda ondan başka kimseler tutamazdı mesela. Seyisiyle çok iyi anlaşıyordu. Benim ilk bindiğim dönemde de sorunlar yaşadık, ilk zamanlar hiç kolay bir at değildi. Örneğin bir keresinde start kapakların altından vurup çıkmıştı ve o yarışta koşamamıştık. Tecrübe kazandıkça bu huyları azaldı.


 

4-DÖRT NALA “Jenerasyonunun ötesinde”

YASİN K. EKİNCİ Üç yaşlı sezonuna Orhan Meker Serbest Handikap Koşusu’nu kazanarak başladık. Ardından Cihangir Koşusu, Tay Deneme, Sait Akson Koşusu ve Gazi rotasını izlemeyi planlıyorduk…

YALÇIN AKAĞAÇ O dönem İstanbul sezonu bittikten sonra dört buçuk ay kadar İzmir/ Adana kış sezonu geçiyordu. İstanbul tekrar nisanda başlıyordu. Grand Ekinoks orada Orhan Meker Koşusu’na kayıt oldu ve Nuri Şölen ile devam edeceklerdi. Mert Abi’nin tarzı değildir fazla jokey değiştirmek, başladığıyla devam eder. Nuri Şölen’in de şanssızlığı, Orhan Meker Koşusu haftasından önce uzun bir ceza almıştı. Mert Abi atı bana teklif etti, o koşuyu kazandık ve sonrasında Cihangir Koşusu’nda galip geldik. Hatalı çıkış olan enteresan bir yarıştı. Ben bunu sezip orada atı ele almıştım ve fazla efor sarf etmemişti. Son koşudan sonra yarış tekrar başlamış ve biz de kazanmıştık.

REŞAT KÖSTEM Üç yaşlılığının başında Serbest Handikap’ı kazandıktan sonra, basından arkadaşlarımızla bir yemeğe çıktık. Orada hep beraber bu tayın geleceğini konuştuk, tek başıma gördüm diyemem ama Triple Crown ihtimali gözümüzün önünde belirdi.

YALÇIN AKAĞAÇ Sonraki durağımız Triple Crown’ın ilk ayağı olan Erkek Tay Deneme Koşusu’ydu. Ben o yarıştan önce üzücü bir kaza geçirdim, kaburgamı kırdım ve ağır bir hasar aldım. Doktorlar da “binemezsin” dediler. Grand Ekinoks gibi bir safkanı da kaçırmak istemiyorum tabii. Son yarışlarındaki parıltılı performansları geliyor aklıma; Erkek Tay Deneme’nin de favorisiyiz ama ben binemeyecek pozisyondaydım. Mert Abi hastaneye ziyarete geldi ve doktorlar ona da aynı şeyi söyledi. Ben tüm karşı ısrarlara rağmen, koşuya bir gün kala sahaya geldim. Yüzde yüz durumda değilim, iğne ve ağrı kesicilerle bindim. Fotoda kazandığımız efsane bir koşuydu, Koşturan’ı mağlup etmeyi başarmıştık. Son 200’de kadrajda yoktuk, son 50’de bir sprint attık, gelmemizle geçmemiz bir oldu. Net bir koşu kazandık ve Gazi’nin de kesin favorisi hâline geldik. Koşturan yurt dışından ithal olan bir safkandı, Gazi’ye katılamayacağını biliyorduk. Onunla çekiştiğimiz için de Gazi’de olmaması bizim için büyük avantajdı.

Grand Ekinoks ve üç yaşlı senesindeki bazı rakipleri

REŞAT KÖSTEM Koşturan ilk kez böyle bir yarış kaybetmişti, yetkilileri büyük bir hata yaptıklarını ve bir sonraki yarışta bunun tekrarlanmayacağını söylüyorlardı. Yasin Bey’e de, “Sait Akson Koşusu sizin için pek hoş olmayacak” mesajını göndermişlerdi.

YASİN K. EKİNCİ Grand Ekinoks’un üç yaşlılığındaki en önemli rakiplerindendi Koşturan. Fransa’da yetişen o safkanla ilk kez Erkek Tay Deneme Koşusu’nda yarıştık ve kazandık. Ondan önce İzmir’de altıda altı yapmış ve İstanbul’a formda gelmişti. Bir sonraki yarış olan Sait Akson Koşusu öncesi bana haber gönderdi Koşturan’ın yetkilileri, hatta sanırım “atına koşalım” demişlerdi. Fakat yine kazandık. Jokeyi Sadettin Boyraz 400 metre boyunca içine aldı bizi, virajda bekledi, dışarı çıkartmadı ama yetmedi. Koşturan’ın o sezonki ve kariyerindeki son yarışlarından birisi oldu. Ayağını çatlatmıştı sanırım Grand Ekinoks’u geçmek için.

YALÇIN AKAĞAÇ Ben Sait Akson’da binemedim cezalı olduğum için. Orada Ahmet Abi (Atçı) bindi. Yine Koşturan’ı geçtiler. Ben de, “At bana dönmez mi” tedirginliğini yaşadım. Yarış bitti, Mert Abi’yi aradım, “Ne diyorsun abi?” dedim. “At senin hakkın oğlum, sen bineceksin” cümlesini duyunca rahatladım.

SÜLEYMAN AKDI (Atın jokeyi) Grand Ekinoks üç yaşlı yarışlarının hepsinde çok rahattı. O sezon henüz binmiyordum fakat tüm yarışlarını en yakından, rakip olarak izledim. Jenerasyonunun ötesinde bir gücü vardı.


 

5-TARİH YAZAN “Usain Bolt’u alıyorsunuz”

YAMAN ZİNGAL Yasin çok şanslı bir atçı. Sadece Grand Ekinoks da değil bahsettiğim, gidip bir Arap Atı aldı, sanıyorum Urfa’dan, o da Araslı. Hem şampiyon oldu hem de sonrasında iyi bir aygır oldu. Adam bir Arap ve bir İngiliz alıyor, ikisinin de geldikleri nokta ortada. Zaten at parayla alınmaz, “Ben milyon dolar vereceğim, şampiyon alacağım” diye bir şey yok.

YASİN K. EKİNCİ Gazi Koşusu’nda yarışsın niyetiyle başka bir at bakıyordum ilk etapta. Grand Ekinoks ise hem bizim hem de herkesin ondan beklediğinin çok üstünde bir başarı sergiledi. Gazi’ye favori olarak gidiyorduk.

YALÇIN AKAĞAÇ Bize rakip gösterilen bir Redneck vardı. Sadece isim olarak rakip gösteriliyordu o da. Gazi grubunda koştuğumuz safkanlar arasında Grand Ekinoks çok öndeydi. Ben de henüz 21 yaşındayım, Gazi Koşusu gibi bir yarışta en favori safkana biniyorum… Bu da ayrı bir baskıydı çünkü gençken bunu daha fazla hissediyorsunuz. Fakat o heyecan sadece start verilene kadar sürdü. Yarış başlayınca bir jokey olarak her şeyi unutuyorsunuz. Mücadele esnasında da iyi yerlerde gittik, iyi takip yaptık ve son düzlükte ben ona “haydi” dedikten sonra Grand Ekinoks gerisini yaptı. Kolay bir yarış kazandık. Koşunun her metresinde istediklerime cevap verdi. Paha biçilemez bir gündü.

YASİN K. EKİNCİ Gazi’den sonra keyifli bir davet vermiştim Büyük Kulüp’te. Orada Grand Ekinoks’un tüm yetkililerine, yetiştiricisine, seyisine teşekkür ettim. Yaman’a da şampiyonluk kupasının aynısını yapıp verdim.

YAMAN ZİNGAL Grand Ekinoks her büyük kupasını alırken Yasinciğimin yanındaydım. Sağ olsun, o davette Gazi Kupası’nın aynısını yaptırıp, altına da ‘Bu atın yetiştiricisi Yaman Zingal’dır’ yazdırdığı kupayı verdi. Hâlâ evimin en güzel yerinde onu saklıyorum.

MERT AKSOY Grand Ekinoks, üç yaşlılığında girdiği -neredeyse- bütün yarışları kazandı. Nadiren geçildi ama en iyi atlar da arada geçilir.

YASİN K. EKİNCİ Gazi’den sonra ilk koştuğu koşuda ikinci oldu. Aslında düzlükte bir faul yapılmıştı ona. Büyük aksiyonlu bir at ve aksiyonu bozulunca tekrar toparlayamıyordu.

YALÇIN AKAĞAÇ Evet, Büyük Taarruz Koşusu’nda bir sorun yaşadık. Cannon diye bir safkana geçilmiştik. Ondan sonra ise Ankara Koşusu’na koştuk ve bir yarış önce geçildiğimiz Cannon’a neredeyse 150 metre fark yaptık. Çok çok kolay kazanmıştık.

REŞAT KÖSTEM Ankara Koşusu’nu da kazanarak seçkin bir gruba dâhil olmuştu Grand Ekinoks. Artık Türkiye’nin Triple Crown yapma başarısı gösteren sekizinci safkanıydı. Yazılarımda da bu örneği veririm hep: Usain Bolt’u alıyorsunuz, önce 100, sonra 400 ve sonra 800 metre koşturuyorsunuz ve kazanmasını bekliyorsunuz. Bunun gibi bir başarı Triple Crown. Grand Ekinoks da hem 1600 hem 2400 hem de 2800 metrede rakiplerini geçmişti.

YALÇIN AKAĞAÇ Sonraki yarışı Türkiye Jokey Kulübü Koşusu’ydu ve yine beraber kazandık. Ardından sezonun son gününde Cumhurbaşkanlığı Koşusu için Ankara’ya götürdük. Grand Ekinoks’un yarış yaşamına baktığınız zaman Ankara’daki en büyük başarısı benimle kazandığı Ankara Koşusu ve Cumhurbaşkanlığı Koşusu ikinciliğidir. O ikincilikte de atın ilgilileri beni hatalı buldular.

YASİN K. EKİNCİ Cumhurbaşkanlığı Koşusu’nda Yalçın’ı hatalı bulduk ve bunun üzerine attan indirdik. Grand’ı yurt dışına çıkarmayı kafamıza koymuşuz, yavaş gidecek bir yarış olduğunu görüyoruz ve 2400’de tam performansını ölçmek istiyoruz. Gerekiyorsa da önde götürmesini istiyoruz. Fakat o ilk 1600’ü 1.46 ile bekleyerek geçiyor. Hem de antrenörü “Devamlı önde gideceksin, 800’e geldiğinde üç boy önde olacaksın” demesine rağmen. Biz, “Gerekirse kazanmasın ama böyle koşalım” diye düşünüyoruz. Kazanmaması yine de pek mümkün değil çünkü atın geçilirliği yok, çok formda. Ama o kadar yavaş kalırsan son 800’de uçman lazım…

YALÇIN AKAĞAÇ Ben hiç hatalı olduğumu düşünmüyorum. Geç kaldığımı söylediler ama koşuyu ikinci pozisyonda takip etmiştim. Zaten Grand Ekinoks, Ankara’nın iklimini ve yüksek irtifasını sevmiyordu ve benden sonra da Ankara’da koştuğu hiçbir yarışı kazanamadı. En önemli Ankara başarılarını o yıl beraber yaşadık.

SÜLEYMAN AKDI Cumhurbaşkanlığı Koşusu’nda Grand Ekinoks’un yaşadığı sıkıntılara bizzat tanıklık ettim. Mesela 2002 senesinde Rettin kazandı, o koşuda Doruk Yılmaz’ın Caparena’sıyla ikinci oldum. Grand Ekinoks gerilerde kalmıştı. 2003’te beraber koştuk, onda da gerilerde kaldık. Sert at tabii, araçlara binmeyi, Ankara’ya yol yapmayı sevmiyor. Gelince de hep kötü koşuyordu. Bir de sonbahar yağmuru bol olan mevsim, Grand Ekinoks çamuru ve bu nedenle ağırlaşan sahada koşmayı da sevmezdi.

MERT AKSOY Pek yola götürmezdik çünkü sevmezdi. Ankara’ya gittiğinde problem olurdu. Ama ben ayrıldıktan sonra Yasin Bey onu uçağa bindirip Dubai’ye bile götürdü.


 

6-TURİST “Korkmayın ısırmaz”

MUSTAFA KEJANLIOĞLU 2003’teki süreç sancılıydı çünkü ilk defa yurt dışına çıkılıyordu. Şimdi bile yasak var ama o dönem daha ciddi yasak vardı. Yasin Bey, Ömer Faruk Girgin, Sadettin Atığ… Onların emekleri sayesinde gidildi. Fazla ihracatımız veya ilişkimiz yok Dubai’yle o günlerde ve dolayısıyla kargo uçağı da yoktu. Biz de şöyle bir şey yaptık: Oraya giden KLM uçağını buraya indirdik, Grand Ekinoks’u koyduk ve yola devam etti. Organizasyon nakliyenin bir kısmını ödemesine rağmen bayağı masraf olmuştu. Yasin Bey’in özverisiydi. Fakat yarışlara kabul kriterlerinde de bazı problemler ortaya çıktı.

REŞAT KÖSTEM Türkiye’de o dönem bazı atlarda ruam hastalığı göründüğü için karantina vardı. Yapılan eradikasyon projesi sonrası yurt dışı yolu açıldı. Grand Ekinoks 140 handikap puanına, yani burada alınabilecek en yüksek puana sahipti ama bu Dubai için çok ciddi bir kriter değildi. Dolayısıyla, “Aman efendim şampiyon geliyor” diye karşılanmadı orada. 102 puan verdiler ki son derece sıradan bir puandı ve son gün yarışlarına katılması pek olası görünmüyordu. Grand Ekinoks orada Grup 2 bir koşu olan City of Gold’da ikinci oldu ve son güne katılma hakkı kazandı. Ardından koştuğu Sheema Classic’te de dünyanın en iyi çim atlarına karşı yarıştı ve beşinci oldu.

YASİN K. EKİNCİ Sheema Classic’te birincilik için koşmasak üçüncü olurduk. Kazanmaya koştuk ve beşinci sırada kaldık. O yarışı meşhur Sulamani kazanmıştı…

AKIF İNAN Dubai’de bir anım vardır. Yabancı veterinerler geldi, bazı testler yapmaları lazım. Aldım sandalyemi, ahırın karşısına oturdum, izliyorum. Amerikalı bir havalarla geldi, kan alacak hayvandan. Tam yarım saat uğraştı, hem adam hem de at ter içinde kaldılar. “Ben alayım” deyince altın bulmuş gibi sevindi adam. Kanı alıp ona verdikten sonra da bakakaldı. Çünkü at tanıyor beni, o kadar hisli bir at. Bir sefer de ağzından kültür alınacak, yine yaklaştırmadı. Onu da ben alıp verdim.

MUSTAFA KEJANLIOĞLU Dubai’ye ikinci gidişte yabancı jokeyle yarıştık. Onların da bazıları çekinirdi Grand Ekinoks’tan. Korkup binmek istemeyenler oldu. Aslında yarış zamanında bir agresifliği yoktu ama ahır karakteri göz korkutuyordu. Oralarda da nam salmıştı bu özelliğiyle. Hatta biz çalışırken şöyle bir şey oldu: O dönem dünyanın en iyi atlarından ikisi olan Pleasantly Perfect ve Medaglia D’oro, kumda World Cup koşmak için gelmişlerdi. Onlarla antrenman yolunda karşılaşınca yetkilileri bizimkinden korkar, “Bir şey yapar mı?” diye sorarlardı. “Korkmayın, dövmez” derdik. Dünyanın en iyi atlarını korkutmuştu.

ATAHAN ZİLCİOĞLU Dubai’ye gidiş konusunda Grand Ekinoks ve Yasin Bey’in yaptığı öncülük çok değerli ki onun izini takip eden birçok at gidip oralarda yarıştı.

YASİN K. EKİNCİ Sonraki yıllarda iki kez daha Dubai’ye seyahat ettik. Sabırlı’yı, Win River Win’i ve Aziz Yıldırım’ın Dinyeper’ini de yükleyip götürdüm o seferlerde. Şimdi olsa aynı cesareti gösteremem ama o zaman hem gençliğin hem de iş adamlığının verdiği cesaretle kalkışmışım bu işe herhalde.


 

7-SIR PERDESİ “Grand Ekinoks affı”

MUSTAFA KEJANLIOĞLU 2003 yılında, beş yaşındayken dopingli çıkışı enteresandır Grand Ekinoks’un. Açıkçası orada ne olup bittiğini Yasin Bey de ben de çözemedik. Tahminlerimiz var ancak emin değiliz tabii. Yasin Bey yapanın bulunması için ödül dahi koymuştu. Çıkan madde iğne yapımı çünkü. Biz bile zor iğne yapabiliyoruz yabancı birisinin veya seyisin ona iğne yapma ihtimali yok. Bu bir komploydu.

YASİN K. EKİNCİ TJK Koşusu’ndaki galibiyet sonrası dopingli çıktı. Yapanın günahı boynuna, yıllar sonra bazı dedikodular duyduk, kulağımıza bir şeyler çalındı ama ispatlanmamış şeyleri konuşmanın da bir manası yok.

AKİF İNAN Sonradan öğrendim ki o maddenin bir tozu da çıkmış. Herhâlde yemine katılmıştır diye düşündüm bu yüzden. İğneyle yapmaları gerçekten mümkün değildi.

ATAHAN ZİLCİOĞLU Türkiye’deki doping yönetmelikleri dünyadaki örneklerinin gerisinde; suça göre ceza yok ülkemizde. Siz adam öldürseniz de, yaralasanız da, hakaret etseniz de aynı cezayı alıyorsunuz şu andaki sistemde. Hâlbuki dünyada öyle değil. Ata verdiğiniz ilaca göre üç aydan başlar, ömür boyuna kadar gidebilir. Türkiye’de hep bir sene, bir sene gittiği için sıkıntı yaratıyordu. Grand Ekinoks da bir yıllık ceza almıştı. Fakat o ceza, sümen altında yatan af çalışmalarının gündeme gelmesini sağladı. O dönem AKP milletvekilliği yapan ve aynı zamanda Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği’nin başkanlığını yürüten İnci Özdemir’in de bu konuda büyük hizmetleri oldu. Ciddi emek vermiştir affın çıkışına. Fakat o af hep “Grand Ekinoks Affı” olarak hatırlandı.


 

8-SON DÜZLÜK “Kıyamadık biz de”

NUMAN SAKAR (Yarış yazarı) Grand Ekinoks’u üç kere izledim, üçünde de fotofinişin önündeydim, birinde baş, birinde boyun, birinde burunla kaybetti Dinyeper’e. İkisi de büyük safkandı ama Grand Ekinoks’un özelliği Triple Crown yaptıktan sonra devam edip kazandığı başarılardı. 2001’deki Triple Crown’ına denk gelmedim ama şunu biliyorum ki yurt dışında bunu başaran atlar hemen aygır olur. Örneğin bu sene Justify, 2015’te American Pharoah… Oralarda yetiştiricilik daha ön planda. Grand Ekinoks’un yarışması bu anlamda özeldi ve üç-dört yıl daha hegemonyasını sürdürdü. Sekiz yaşına kadar koştu ve bunu yaparken Dinyeper, Ribella, Ultramar, Wolf’s Son gibi farklı jenerasyonlardan, çok güçlü safkanları mağlup etti. Geçilmedi mi? Rakipleri müthişti, tabii ki geçildi ama bolca da kazandı.

ATAHAN ZİLCİOĞLU Aygırlık kariyeri bir şampiyondan beklenecek seviyede geçmedi. Koşan yavruları oldu ama pek fırsat bulamadı. Türkiye’de yeni yeni yetiştiriciliğin içinde ‘aygırcılık’ diye bir alan, ticari olarak da daha cazip bir hâl almaya başladı. O yıllarda ve öncesinde biz kendi atlarımızı pek aygır olarak kullanmazdık, TJK yurt dışından güçlü atlar getirirdi. Biz de kendi atlarımızı o seviyede görmediğimiz için onları sahada tutardık. Dolayısıyla atların yarış hayatını bitirmelerini geciktiren bir durumdu bu.

20 yaşındaki Grand Ekinoks ve Yasin Kadri Ekinci

YASİN K. EKİNCİ Aslında aygır olarak baktığında başarısız değil. Çok talep olmadı aşım için, ben de iki üç senedir göndermiyorum haraya. Burada kendi kısrağımı çektim. İnsanlar o belindeki kusurdan çekindi muhtemelen ama hiç çıkmadı yavrularında. İlk jenerasyonda dokuz tane tayı oldu ve grup yarışlar koştu bazıları. İki tanesi yedi yaşına kadar koştu o tayların. Biri Grand Expectations, diğeri de Tolikopa. Şans bulsa harada daha iyisini yapardı Grand Ekinoks.

ORHAN KARADAĞ (Atın seyisi) Bu harada 2003’ten beri dolu atla çalıştım ama böylesini görmedim. Bazen Yasin Bey, “Artık yaşlandı, başına bir şey gelebilir” diyor. Umarım ben görmem bunu, son derece duygusal bir bağımız var çünkü.

YAMAN ZİNGAL Birçok safkan yetiştirdim ama iki üç tane çok özel şampiyon yetiştirmişimdir. Satmış olmama rağmen büyük keyifler aldım Grand Ekinoks’u takip ederken. Ben parasına bakan bir at sahibi değilim. Buna rağmen ciddi yetiştiricilik primleri de getirdi, büyük heyecanlar yaşattı. Acaba Yasin benim kadar heyecanlanmış mıdır? Büyük bir doyuma ulaşıyordum Grand Ekinoks’u izlerken. Keşke bana bir daha öyle bir şampiyon gelse de yine Yasin’e versem, o koşsa kazansa ben yine aynı keyfi alsam.

YASİN K. EKİNCİ Bir gün havaalanında yanımıza yedi yaşlarında bir çocuk geldi ve “Grand Ekinoks benim atım” dedi. Sonuçta kamuoyunun takip ettiği bir at, büyük bir şampiyon. Niyetimiz bir TJK Koşusu daha kazanıp, dördü yapıp bırakmaktı ama Grand kötü koşunca etrafın tepkisi de fazla oluyordu. Kıyamadık biz de, kazanıp gitsin, sahadan öyle ayrılsın isterdik ama olmadı. Büyük at koştuğunuzda etrafı gözlemlemeniz lazım. İnsanlar sahipleniyor çünkü, taraftarı oluyor.

ATAHAN ZİLCİOĞLU Tüm yarışlarını meşhur kapalı gözlüğüyle koştu Grand Ekinoks. Yarış sahalarında onu izleyen, takip eden, alkışlayan taraftarları da yüzünü hiçbir zaman tam olarak göremedi. Hep ikonik kırmızı başlığıyla hatırlanır bu nedenle. Dolayısıyla biraz da süper kahraman gibiydi o…

Fotoğraflar: Getty Images, TJK Arşivi, Mali Selışık


*Bu dosya Socrates’in Ekim 2018 tarihli 43. sayısında yayımlanmıştı. Tüm sayılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

4 hafta önce
Selef

Selef

1 ay önce