Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

YorumGörev Adamı

O sadece başarılı bir yüzücü değil, tüm otizmliler için bir umut ışığı. ‘Özel’ sporcu Doruk Davran ve babası Fuat Davran, bu yolculuğu Socrates’e anlattı.

İlham verici hikâyeleri ve özel insanları hayatın her alanında bulmak mümkün. Ancak spor, onları belki en kolay bulabileceğimiz yer. Dünyanın her tarafında, her stadyumda, her kortta ve her havuzda bu öykülerin binlercesi var. Şimdi onlardan birine kulak vereceğiz…

Doruk Davran’ın hikâyesini daha önce sizlerle paylaşmıştık. Önümüzdeki yıl Rio de Janeiro’da paralimpik oyunlarda yarışmak şu an için en büyük hedefi. Ailece serzenişleri ise bu ülkede hepimize çok tanıdık gelen destek eksikliği. Vardığı noktada artık tüm benzer durumdaki sporcular için iyi bir örnek olan Doruk, kazandıklarından çok daha büyük bir iş başarmış durumda. Onu takip eden ve yüzme ile rehabilite olan pek çok başka otizmli var.

Yüzme kariyerinde ve yaşamında çok büyük fedakârlıklar yapan babası ve Doruk’la sporculuk hayatını inşa ettiği yerde, Kocaeli Yıldızlar Yüzme Kulübü’nde buluştuk. O elinden geldiğince yaşadıklarını anlattı, babası ise bu yolda önlerine çıkan engelleri…

En çok hangi stilde yüzmeyi seviyorsun ve en çok hangisinde başarılısın?
Dört stilde de yüzüyorum ancak bazılarında daha iyiyim. Sırasıyla serbest, sırt üstü ve kurbağalama. Yarışlarda sırtüstü ve serbestte başarılı olduğumu çok iyi biliyorum.

Bu zamana kadar çok fazla şey kazandın. Bundan sonra hedeflerin nedir?
Katıldığım tüm yarışları kazanmak istiyorum. Önümüzdeki hafta yine yarışacağım. Eylül’de de Almanya’da yarışacak ve Türkiye’yi temsil edeceğim.

Oldukça yoğun bir antrenman tempon var, bu durum seni yoruyor mu?
Her gün geliyorum ve oldukça yorucu. Ayrıca pazartesi, çarşamba ve cuma günleri, sabah 8.30’da gölde idman yapıyorum. 5 gün çift idmanım var, cumartesi de tek idman yapıyorum.

Ülkenden gördüğün desteği yeterli buluyor musun?
Ara sıra ama her zaman değil…

Çok fazla yarışa katılıyorsun, bu yarışlardan unutamadığın bir anın var mı?
Bazen yorulsam da yarışlar ve idmanlar çok iyi geçiyor. Hepsi gayet güzel.

Yaptığın başka sporlar var mı?
Gölde kano yapıyorum ve bisiklete biniyorum. Basketbol ve futbol oynamayı pek sevmiyorum.

Sevdiğin veya örnek aldığın başka sporcular var mı?
Ahmet Mintaz ile aram gayet iyi.

Desteklediğin bir takım var mı?
Evet, Fenerbahçeliyim.

Önümüzdeki yıl paralimpik olimpiyat hedefin var, bunun için neler söylemek istersin?
A barajı için yüzeceğim, hazırlıklarımız gayet iyi gidiyor.

 

fuat-doruk
Eski yüzücü Fuat Davran, en başından beri Doruk’un spor kariyerinin en büyük destekçisi.

Fuat Davran: “Aslında keşke onlar kadar basit yaşayabilsek” 

Doruk gibi özel duruma sahip bir çocuğu bu şekilde yetiştirmek… İlk teşhis anından itibaren nasıl bir yolculuktu bu?
Doruk şu an 21 yaşında ve teşhisi 18 aylıkken kondu. O teşhis konduğu andan bugüne kadar, dur durak bilmeyen bir yolculuğun içerisindeyiz. Hedefimiz gidilebilecek en üst noktaya ulaşmak. Bu normal çocuklar için de geçerli, herkesin belli bir kapasitesi var. Otizmli ve diğer engelli çocuklarda da gidişat çok benzer aslında, eğitim ve öğretimin sonu yok. Gelinebilecek en üst noktayı henüz bilmiyoruz. Verdiğiniz emek ve sabırla ilgili olan bir şey bu. Tabii burada sadece ailenin özverisi yeterli değil. Doruk’un hayatına dokunan herkesin çabası onu bir yerlere getiriyor. Çok zor ama bir o kadar da eğlenceli bir yolculuk, onunla birlikte biz de çok fazla şey öğrendik. Çok özel deneyimler elde ettiğimizi de inkar edemem. Bizim ondan ayrı herhangi bir zamanımız olmuyor, neredeyse hep birlikteyiz. Etrafımızdaki insanlar da yine aynı şekilde… Hayatın içinde olduğu müddetçe basamakları tırmandığını söyleyebilirim.

Sizin eski bir yüzücü olmanızın bu sporun seçiminde ne kadar etkisi var?
Benden ziyade büyük bir spor aşığı olan rahmetli babamın burada etkisi büyük. Geçmişte sıklıkla Doruk’u yüzmeye yönlendirmemizi söylemişti. Burada başarılı olabileceğini görmüştü. Benim eski bir yüzücü olmamın da burada tabii payı var. Sporun terapi özelliği zaten malum ancak suyun daha da güçlü bir terapi özelliği var, ondan dolayı bu yönlendirmeyi yaptık ve şanslıyız ki o da suyla çok barışık çıktı. Üç yaşından beri suyun içinde ve her dönem çok hoşuna gitti, tatillerde de sudan pek çıkmazdı. Ben her ne kadar eskiden bu işi yapmış olsam da artık iş performans seviyesine gelince daha profesyonel kişilerle çalışmak gerekiyordu. Yıldızlar Yüzme Kulübü’nü bulduk, sonrasında Aykut Çelik ve Seçkin Soydan hocaları ile çalışmaya başladı. İlk başta Fenerbahçe’ye gitmiştik ama orada bu emeği alabileceğimiz bir ortam görmedik. Gerçi onlar bizi buraya yönlendirdi… Zaten Sapanca’da oturuyorduk ve buranın yakınlığı da bizim için cazip oldu. Güzel bir yol haritası çizdik beraber, altı senelik bir plan yaptık ve şu an altıncı senenin içindeyiz. Adım adım yukarı doğru çıkıyoruz.

Doruk burada özel sporcularla mı antrenman yapıyor?
Hayır, A takımdaki normal sporcular ile aynı kulvarlarda yüzüyor. Uzaktan bakınca da hiçbir zaman bir farklılık görmek mümkün değil. “Hangisi Doruk?” diye sorsam anlamazsınız yani. Onlarla aynı seviyede idman yapıyor, ayrıca tam bir ‘görev adamı’. Diğer sporcular bazen antrenman esnasında kaytarabiliyor. Biz de yaptık. Mesela 400 metre yüzerken son 100 metrede artık biraz yavaşlama olabiliyor. Ama Doruk ile yüzdükleri zaman, anlaşılmaması için bunu pek yapamıyorlar.

Yüzme öncesi ve yüzme sonrası, yaşam kalitesi arasında nasıl bir fark oldu?
Gerçekten çok büyük farklar oldu. Sonuçta spor insanları disipline eden bir şey. Bu takım sporlarında biraz daha farklı, bireysel sporlarda daha farklı. Bazı sporlar daha agresif yapabiliyor insanları. Bana göre yüzme özellikle de otizmli bireyler için en uygun spor. Performans seviyesine çıkılmasa bile suyun içerisinde o enerjiyi boşaltabiliyorlar ve bu konsantrasyon seviyelerinin artmasını sağlıyor. Bu sayede sosyal hayatta ve özel eğitimlerde çok daha fazla verim alınabiliyor. Biz bunu zaman içinde gözlemledik ve devamını sağladık bu zamana kadar.

Aile olarak Doruk’un spor yaşamı için ne gibi fedakârlıklar yaptınız?
Ciddi bir zaman ve emek harcanması gereken bir olay. Doruk’un emeği haricinde etrafındaki herkesin ciddi bir katkıda bulunması gerekli. Hem maddi hem manevi bakımdan. Ben mimarım ancak hiçbir zaman kendi kariyerimi ön plana çıkarmadım. Çok daha farklı hareket edebilirdim ancak bu tercih meselesi. Bir hayat meydana getiriyorsunuz ve bu önemli bir sorumluluktur bana göre. Engelli bir birey dahi olsa onu getirebileceğiniz en iyi noktaya getirmek gerekiyor. Bir noktadan sonra ‘kendiniz’ diye bir şey olmuyor. Bizim tercihimiz bu yönde oldu. Annesi Yapıncak ile de iyi bir iş bölümü yaptık. Bu yalnızca spor ile de alâkalı da değil, ev içerisindeki hayat da önemli. Özbakım, kendi kendine yetebilme ve okul gibi konuları annesi üstlendi. Bu paylaşım ile ona harcadığımız zamanı çok iyi dengeledik. Ben neredeyse yarı mesaimi hep onun için harcıyorum ve bu dönemde de ağırlık biraz onun üzerinde.

doruk2
Doruk, 2016 Rio hedefi için çok yoğun bir çalışma içerisinde.

Muhakkak bu işlerin maddi bir yükü de oluyordur sizlere. Devlet ne kadar destek veriyor? Sonuçta lisanslı ve ülkeyi temsil eden bir sporcu…
Türkiye’de bir şeyleri kazanmak çok zor. Destek, başarı sonucunda geliyor ve yüzmede bu süre minimum 10 sene. Bu 10 sene boyunca performans seviyesinde yapıldığı zaman, beslenmesi, malzemesi ve ulaşımı büyük meblağlar ortaya çıkartabiliyor. Ayrıca kulübe de bazı katkılarda bulunmak durumundayız çünkü herkes emeğinin karşılığını almalı. Bunların geri dönüşünü anca yurtdışında başarılı olursan ve madalyalar alırsan görebiliyorsun. Bu zamana kadar öyle bir destek yok. 2014’te Avrupa Şampiyonası’na gitmiştik, ki o dönem havuzdan kaptığı bir bakteri sebebiyle biraz hastaydı Doruk. 1.5 ay kadar antrenman yapamamasına rağmen bir gümüş ve iki bronz madalya kazandı. Ödül yönetmeliğine göre 170-180 bin lira para alması gerekiyordu ama burada da karşımıza bazı engeller çıktı. Yok müsabakaya katılım yapan ülke sayısı 13’müş de, ödül alabilmesi için 15 olması gerekiyormuş falan… Gençlik ve Spor Bakanlığı bu ödülleri veriyor ama tabii bazı talimatları var. Ve bunu normal sporculara uygulayabilirsin ki ben uygulandığına da inanmıyorum. Akdeniz Oyunları kadar öyle ahım şahım önemi olmayan bir yarışmada bile tonlarca ödül dağıtıldı. Bu bir kabuldür tabii ama otizmli bir birey uluslararası seviyede başarı kazanmışken, bu örnek teşkil edebilirdi. Bizim durumumuzdaki aileler hep önlerinde bir örnek görmek istiyorlar.

Doruk’a teşhis konulduğunda çok gençtik ve bırakın engelli bireyi, çocuk nasıl yetiştirilir onu bile araştırıyorduk. Biz bunun eksikliğini çok çektik ve Doruk şu anda pek çok kişi için bir örnek konumunda. Onun sayesinde yüzmeye başlayan, buraya gelen belki yirmi çocuk oldu. Hatta şu anda bir tanesi içeride çalışmakta. 11-12 yaşında ve ailesi tamamen Doruk’un başarısını görerek bu yola girdi. Şu anda ortada ilkleri gerçekleştiren bir sporcu var ve bana göre devletin de onu biraz taşıması lazım. Şu ana kadar bunu göremedik maalesef. Eğer ödül yönetmeliğinden gerekeni alabilseydi, otizmli bir birey kendi parasını kazanmış ve kendi ayakları üzerinde durmuş olacaktı. Bu muazzam bir örnek olurdu.

Yüzmede Türkiye uluslararası standartlarının çok gerisinde. Peki dünya genelinde Doruk durumundaki sporcular ne seviyede?
Özel sporcular seviyesinde Türkiye’de Doruk tek, yanına yaklaşan yok ve olabileceğini de sanmıyorum. Şu an Türkiye açısından çok ileri bir noktada. Belki iddialı olabilir biraz ama benim gözlemlerim bu yönde. Dünyada ise bir çok sporcu var. Bizim yarıştığımız S14 grubu, zihinsel engelliler oluyor ve bu çok geniş bir yelpaze. Bunun içinde otizmliler de var mental bozukluğu olanlar da… Otizmli sporcular seviyesinde dünyada fazla bu tip örnek yok. İtalya, İspanya ve Japonya’da bazı rakipleri var Doruk’la aynı otizm seviyesinde ve hepsini çoktan geçmiş durumda. Ancak işin içine mental bozukluğu olanlar girince, normal sporcular seviyesinde dereceler bile çıkabiliyor. Bizimle oturup İngilizce, Fransızca sohbet eden çocuklar var. Doruk’un yarıştığı grupta son derece normal görünen adamlar da var, yani diyemezsin zihinsel engelli bu çocuk diye. Bu bir dezavantaj ve çok farklı engel seviyeleri aynı klasmanda yarışmakta, bir miktar adaletsizlik var. Otizmli bir birey olarak, “Bunun nesi var?” diyebileceğiniz insanlar ile yarışıyor. Onlar da sporla o noktaya gelmiş çocuklar ancak çok üst düzey devlet desteği alıyorlar. İngiltere ve Hong Kong bu açıdan çok ileri örnekler. Bizde durum tamamen ailenin özverisine ve dayanma gücüne kalmış durumda.

Spor kariyerinin bir bitişi olduğunu varsayarsak, Doruk gelecekte ne yapacak?
Ben yüzmeyi daha uzun vadede yapabileceğine inanıyorum. Doğum yapıp 40’lı yaşları sonrasında madalyalar kazananan sporcular bile var. Gidilebilecek noktanın sınırı tamamen kişi ile alakalı. Ben inanıyorum ki eğer sağlıklı kalabilirse, 40-45 yaşına kadar yüzebileceğini düşünüyorum ve ciddi başarılar da elde edecektir. Sonrasında bu spora sağlık anlamında devam edebilir. Ayrıca kendi hayatına idame edebilecek duruma da geldi. Evde çamaşırını, ütüsünü ve yemeğini yapabiliyor, bize ihtiyaç duymadan bir gününü rahatlıkla geçirebilecek durumda. Belki maddi anlamda bir takım eksiklikleri olabilir ama o imkanlar sağlanıldığı takdirde, kendi tüm ihtiyacını giderebiliyor. Dört yaşında bir kardeşi var şu anda, o da belki ileride küçük dokunuşlar yapabilir ve bu şekilde Doruk kendi kendine yetecektir. Artık yüzmeyi meslek olarak görüyor ve sıkıntısız bir şekilde hayatına devam edebiliyor.

Doruk’un hedefinde 2016 Rio de Janeiro’daki paralimpik oyunlar var. Hazırlıklar sizce nasıl gidiyor?
Sizlere bahsettiğim S14 klasmanı adaletsizliğine rağmen hâlâ hazırlıklarımızı sürdürüyoruz tabii. Normal sporculardan farklı olan durum, özel sporcular barajı geçince doğrudan final yüzmekte. Doruk A barajını geçtiği anda final yüzecek. En rahat yüzdüğü yer 100 metre sırtüstü, geçenlerde 1.10’luk bir derece yaptı ve A barajı 1.06’da. Bu dört saniye, tespit edilen hataların düzeltilmesi ile kapatılmayacak bir fark değil ve şu an onlar üzerinde çalışıyoruz. Serbest ve kurbağalama da şansının olduğu alanlar. Aralık ve ocak aylarında o dereceler çok daha iyi noktalara gelecektir. Ben bir aksilik olmazsa gideceğine inanıyorum.

Gelecek için Doruk’un kendine koyduğu başarı hedefleri neler?
Otizmlilerin bizlerden çok farklı bir yaşam algısı var. Bu beklentiler aslında bizi mutsuz ediyor bir noktada. Onlar ihtiyaçları oranında isteklerde bulunuyorlar ve çaba gösteriyorlar. O istekler nedir; iyi bir yemek, yeni bir ayakkabı, güzel bir tatil… Bizim kendimize koyduğumu hedefler çok daha büyük. Ama tabii otizmli bireylerin hedeflerini biz belirleyemiyoruz maalesef. Doruk’ta bazı şeyler biraz oturmaya başladı. Eskiden derecesini hiç önemsemezdi artık “Şampiyon olacağım” diyor. Sporcu mantalitesini yavaş yavaş elde ediyor. Otizmli bir birey için bu çok önemli. Tabii önemli derken, biz de onu kendimize benzetmeye çalışıyoruz. Aslında keşke onlar kadar basit yaşayabilsek. Böylece çok daha mutlu olurduk. Tabii hayat öyle bir yer değil ve Doruk’u biz yokken karşılaştığı engellere hazırlamaya çalışıyoruz. Bu noktada da arkamızda bir destek bulmak istiyoruz. Bu çocuklar hem maddi hem manevi olarak emeklerinin karşılığını alabilmeli. Şu ana dek bunları bulamadık ve karşılaştığımız insanlarla da bu yolda yürümek çok kolay değil. Biz sürekli olarak arada nefeslenerek, yeniden moral depolayarak ileriye gitmeye çalışıyoruz.

kulüp
Doruk altı yıldır Kocaeli Yıldızlar Yüzme Kulübü’nde çalışıyor.

Doruk’un başarısına emek veren isimlerden bir başkası, kuvvet antrenörü Seçkin Soydan. Soydan, Doruk’u şöyle anlatıyor:

“Doruk’la yaklaşık beş yıldır çalışıyoruz. İlk geldiği günden bu güne, gerek kuvvet kapasitesi gerek motor becerileri olarak çok büyük gelişmeler gösterdi. Bu işi çok seviyor ve biraz da makine gibi. Başka otizmli çocuklarla da çalıştık ama Doruk verilen komutların hepsini yerine getirme zorunluluğu hisseden bir sporcu. Mükemmeliyetçi bir algısı var ve işler istediği gibi gitmediği anlarda agresifleşebiliyor. Çok fazla yol kat ettiğimizi söyleyebilirim. İnsan fizyolojisinin sonu yok ama onun özelinde daha nereye kadar gidebileceğimi çalışarak öğreneceğiz. Kulüp olarak bazı şeyleri biz de onunla ilk kez deneyimlemiştik. Bizim performans anlamında ilk özel sporcumuzdu ve bu açıdan geriden gelenlere bir yol açtı. Şimdi onu Rio’ya hazırlıyoruz. Açıkçası geçmesi gereken barajlar öyle çok kolay değiller ama biz elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Tabii Doruk da oldukça özverili çalışıyor. 2016’nın ilk aylarına kadar süresi var ve neler olacağını zamanla göreceğiz.”

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kardeşlik ve Birlik

Kardeşlik ve Birlik

1 sene önce
Acaba?

Acaba?

3 sene önce