Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemWimbledon 2015YorumGelecekten Sevgilerle

Tarihin en büyük oyuncularından Pete Sampras, 16 yaşındaki hâline tavsiyelerde bulundu. 14 Grand Slam nasıl kazanılır?

*Pete Sampras’ın kaleme aldığı bu yazı, The Players Tribune‘da yayımlandı.

Sevgili 16 yaşındaki Pete,

Şu anda profesyonel olmanın eşiğinde ve çok heyecanlısın. Kalbinin derinliklerinde, ileride bir noktada başarılı olacağını çok iyi biliyorsun. Ama inan bana bu beklediğinden çok daha erken gerçekleşecek. İlk dönemde bazı iniş çıkışların olacak, ama 1-2 sene içinde ilk 5 içerisine girmeyi başaracaksın. Yol üzerinde Ivan Lendl, John McEnroe ve Andre Agassi gibi isimleri yenerek Amerika Açık’ı kazancaksın. Hatta bunu 19 yaşında başararak, tarihin en genç şampiyonu bile olacaksın.

İşte her şey o zaman değişecek.

Sampras, 1990 yılında tarihin en genç Amerika Açık şampiyonu olmuştu.

Bir günde Amerika’nın yeni yıldız adayı olacaksın. Amerika Açık şampiyonluğunun ertesi gününden başlayarak, tüm talk show’ları dolaşacaksın. Gözler üzerinde olacak ve ilgi geçmişte olduğunun çok üzerine çıkacak. Bu senin biraz içine kapanık karakterinle pek uyuşmayacak.

Profesyonel olduktan sonra, tenis oynamaktan çok daha fazlasını yapmaya başlıyorsun. Ne kadar başarılı olursan, insanların senden istekleri o kadar artacak. Bunu hep istemeyeceksin ve her seferinde de işler o kadar eğlenceli olmayacak. Üzerindeki baskı, kortta gördüklerinin hepsinden çok daha yorucu bir hâle gelecek. Ama şampiyon bir tenisçi olarak, bu senin yükümlülüğün. Oyunu sevdiğin için tenis oynuyorsun, ilgi odağı olmayı sevdiğin için değil. Buna hazırlan. Medya iletişimi konusunda biraz destek alabilirsin. Çok uzun bir yolun var. Ama şanlısın çünkü bu Twitter ve Facebook zımbırtıları çıkmadan emekli olmuş olacaksın. Bir gün ise bu söylediklerimi çok iyi anlayacaksın.

Ve o gazeteyi hemen yere bırak. İnsanların hakkında ne yazdığını asla okuma. Kesinlikle iyi gelmeyecektir. Eğer kendin hakkında söylenen kötü bir şeye denk gelirsen de boşuna yorulma. Bırak onlara tüm cevabı raketin versin.

Hadi biraz oyunundan bahsedelim… Kariyerin esnasında raket teli teknolojisi oldukça fazla gelişecek. Bu sayede daha fazla spin ve güç üretmek mümkün olacak. Mesela Gustavo Kuerten’i göreceksin. O, toprakta yeni teknolojiler ile başarıya ulaşacak. Antrenörlerin ve diğer oyuncular senden bu yeni telleri ve daha büyük raket başını -en azından- toprakta denemeni isteyecekler. Bu sayede bu zeminde kazanman için gereken daha düşük hata payına ulaşabilirsin. Ama karşı koyacaksın. Tıpkı diğer bazı oyuncular gibi, ekipmanların konusunda biraz fazla takıntılısın. Ama eğer Fransa Açık’ı kazanıp, kariyer Grand Slam’ini tamamlamak istiyorsan yeni şeyler denemelisin. Teknolojiye açık ol.

Sampras ve ünlü Wilson Pro Staff raketi.

Zirvedeyken, en önemli silahını korumayı unutma; yani vücudunu. Yiyip içtiklerine çok dikkat et. Gecenin bir yarısı uyanıp, hamburger ve pizza aşerdiğin saçma zamanlar olacak. Bu vücudunun bir şeylere ihtiyacı olduğu anlamına gelir. Ama arzularına ve vücudunun isteklerine karşı gelmeyi başar. (Aslında burger veya pizza istemediğini iyi biliyorsun) Ertesi gün kortta yorgun olmak istemezsin.

1996 Amerika Açık’ta bu iyice gün yüzüne çıkacak. Alex Corretja ile çeyrek final maçına çıkacaksın ve dördüncü sette güçten düştüğünü hissedeceksin. Çünkü maçtan önce doğru düzgün yemedin. Enerjini toplamak için bir kutu kola içeceksin. Yapma, çünkü aradığın şey bu değil. Bu yüzden beşinci setin tie break’inde kusacaksın. Evet belki sonunda maçı kazanacaksın ama inan bana bu hiç eğlenceli olmayacak. (Gerçi insanlar hep drama izlemeyi sevmiştir)

Günün birinde herkes iyi beslenme çılgınlığına kapılacak. Onların en önde gidenlerinden biri ol.

Ayrıca aldığın haplara çok dikkat et. Eğer jetlag’den kurtumak için uyku ilacı alıyorsan, onu sonraki her gece yeniden almak durumunda olacağını iyi bil. Kolun ağrıdığında verilen ilaçları ise hemen fırlatıp at. Çünkü sana devamlı ve belalı bir ülser olarak geri dönecek. Vücuduna nelerin gireceğine lütfen çok dikkat et.

Büyürken izlediğin tüm kahramanlarına karşı oynama fırsatın olacak. Ivan Lendl ve Jimmy Connors gibi isimlerden bahsediyorum. Hatta John McEnroe ile çiftler partneri bile olacaksın ve bu tuhaf bir şekilde başarılı bir birliktelik yaratacak. Sen sakin ve daha kendini bilen tarafsın, McEnroe ise duygusal ve enerjik solak. O çıldırdığında sen sakinleştireceksin, sen uyuştuğunda ise o sana enerji verecek. Birlikte Davis Kupası’nı kazancaksınız ve kariyerinde yaşadığın en keyifli dönemlerden biri, belki tüm zamanların en iyi çiftler oyuncusu ile oynadığın bu zamanlar olacak.

Ama kortları ve tenisi ardında bıraktığında, bir isim sonsuza dek seninle anılıyor olacak: Andre Agassi.

Şu anda bunu tahmin edemeyeceğini biliyorum ama Agassi ile azılı bir rekabetiniz olacak. O, kariyerin boyunca oynayacağın en iyi oyuncu ve her seferinde senin içindeki en iyiyi ortaya çıkartacak. Dünyanın zirvesine birlikte çıkacaksınız ve oynadığınız her maç bir ağır sıklet mücadelesine dönüşecek. Hep inanılmaz atmosferlerde karşı karşıya geleceksiniz.

Onunla beş Grand Slam finalinde karşılaşma şansına sahip olacaksın ve bunların dördünü kazanacaksın. Eğer hepsini kazanmak istiyorsan, şimdi beni iyi dinle.

1995 Avustralya Açık finalinde ilk iki set paylaşılacak. Tie break’te ise 6-4 önde olacaksın. Kendini seti kazanmak ve iyi bir şekilde öne geçmek için servis atarken bulacaksın. Servisi dışa doğru kullanma. Eğer dışarıya gidersen, forehand ile seni geçecek,oradan gelip seti ve maçı kazanacak. Bu seni yenebileceği tek Grand Slam finali olacak. Dediklerimi yapman tabi kazanmanı garantilemez ancak maç içerisinde daha iyi bir noktaya gidebilirsin.

İlk ve son Grand Slam’lerin Andre karşısında gelecek ve tabii arada bir yerlerde daha yine ona karşı kazanacaksın. Bu rekabetin, hem Amerikan tenisi, hem sizler için ne kadar önemli olduğunu ise yavaş yavaş anlayacaksın. Hayal ettiğinden çok daha büyük bir rekabetiniz olacak. Oyunlarınız, tıpkı kişilikleriniz gibi son derece farklı. Bunu çok profesyonel ve karşılıklı saygı içerisinde sürdürün. Günün birinde oyunun gördüğü en büyük rekabetlerden biri olarak anılacak.

1995 Amerika Açık, Sampras’ın kazandığı finallerden biriydi. Bu maçta ezeli rakibini 6-4, 6-3, 4-6, 7-5’lik setlerle geçmişti.

Tabii sadece Andre ve onunla olan rekabetinizin takdir görmesi gerektiğini düşünme. Hayatına ve tenisine muazzam katkılar yapan başka insanlar da olacak. Ama hiçbiri gelecekteki antrenörün, akıl hocan ve arkadaşın, Tim Gullikson kadar önemli olmayacak.

Aynı yıl, yani Andre’ye finalde kaybettiğin Avustralya Açık esnasında -tabii tavsiyemi dikkate almazsan- Tim esrarengiz bir şekilde bayılacak ve turnuvanın geri kalanını kaçırmak durumunda kalacak. Onu hasta yatağında ziyaret etmek ve kardeşini gözyaşları içinde görmek seni tek başına taşıyamayacağın kadar zorlayacak.

Tim kısa bir süre sonra, bayılmasına sebep olan beyin kanserine yenilecek ve bu seni daha da derinden sarsacak. Bunu tek başına atlatmaya çalışma. Henüz gitmemişken onun değerini bilmeye çalış ve gittiğinde ise bunu insanlarla paylaş. Bana sonradan teşekkür edeceksin.

Arkadaşın John Black’e ise büyük bir teşekkür borçlu olacaksın. Sana o filmde gördüğün, Bridgette isimli tatlı kızın numarasını verecek. Onu hemen ara. Senin tarzın olmadığını çok iyi biliyorum. Biraz tuhaf gelebilir ama bunu yap. Ara ve sonra günün birinde eşin olduğunda, onun değerini hep bil. Her gün, her saat.

Kız kardeşlerin Stella ve Marion’ı da unutma. Ve tabii erkek kardeşin Gus’ı. Onları dinle çünkü sana iyi tavsiyeler verecekler. Ve ne olursa olsun seni hep destekleyecekler.

Anne ve babanı ise hep en öne koy. Sana gereken tüm yardımları yapacaklar, seni hep destekleyecekler. Senin kişilikli bir adam olmanı sağlayacaklar. Ve artık bir profesyonel olmaya hazırlanırken, sana vermeye çalıştıkları mutlu çocukluk için onlara şükret. Üzerine hiçbir zaman büyük bir baskı koymadılar ve asla koymayacaklar. 16 yaşında bir çocuk olarak, şu anda onların yaptıkları fedakârlıkları göremiyor olabilirsin.

Aileni dikkate al, hatta bazen notlar tut. Günün birinde kendi çocuğun olduğu zaman iş görebilirler.

Sampras ailesi 2007 yılındaki ‘Tennis Hall of Fame’ töreninde.

16 yaşındasın ve hayat daha yeni başlıyor. Hep ileriye bak ve kendini yormamaya çalış. Bu zordur çünkü her turnuva sonrası -kazansan bile- konsantrasyonun bir sonrakine kayar. Büyük şampiyonlukların ardından kendine biraz zaman tanı. Bunu ailen ve arkadaşların ile kutla. Gençliğinin avantajını kullan ve tadını çıkar. Bu yolculuk zaten bir ödül.

Sıkı oyna, kendi yolunda git ve kendine karşı hep dürüst ol. Bunu yaparasan, yanılmayacaksın.

İyi dileklerimle,

Pete.

Çeviri: Aras Yetiş (@arasyetis)

İlginizi çekebilecek diğer içerikler