Geçmişi Olmayan Takım

Team Rwanda sıradan bir bisiklet takımı değil...

3 Mayıs 2017

Foto: Getty Images

Bisiklet, farklı dillerde bambaşka şekillerde yazıldığı gibi, farklı ülkelerde bir o kadar başka anlamlara geliyor. Fransa için Temmuz, ABD için Lance, Britanya için pist, Belçika için tutku. Ruanda için de kurtuluş. Tim Lewis’in, ülke bisikleti aracılığıyla Ruanda’yı incelediği kitabına başlık olarak seçtiği gibi: İkinci Şanslar Diyarı.

Ülkenin, Belçika sömürgesi olmaktan kurtulup bağımsızlığını kazanması 1962 yılına denk düşüyor. Ancak bağımsızlığı kazanmak, sorunlardan kurtulmak için yeterli değil. Belçika’nın halkın içine işlediği Tutsi-Hutu ayrımının acısı, ilerleyen yıllarında can yakacak… 1994 yılında Hutuların Tutsilere karşı yaptığı soykırım, sadece 100 günde yaklaşık 1 milyon kişinin ölümünün sebebi. Bu, toplam Tutsi nüfusunda yüzde 70, Hutular’da ise yüzde 20’lik bir oranının hayatını yitirmesi demek. Sayıların penceresinden bakmak bile yeterince korkutucu ama bireylere eğildikçe acılar daha da somutlaşıyor ve bisiklet, çok ufak bir grup için de olsa acılardan kaçma fırsatı sunuyor.

Team Rwanda’nın kuruluşunda da bu var. İkinci şanslar diyarında, herkes için bir ikinci şans. “Mesela Adrien unutmak için bisiklete biniyor. Bunu bıraktığı anda problemler ve baş ağrıları kendini gösterir.” Takım yöneticisi Kimberly Coats, şu sıralar Dimension Data’da yarışan Adrien Niyonshuti’nin iki tekere motivasyonunu böyle anlatıyor. 1994 katliamında altı kardeşini ve babasını kaybeden Adrien için bisiklet, işte bu kadar önemli. Binlerce insanı Fransa Turu’nun kraliçe etabıymışçasına sokaklara döken Ruanda Turu’nun bazı günlerini, sırf eski evinin yakınından geçildiği için iyi çıkaramayacağını ve oradan çok hızlı geçmesi gerektiğini biliyor. Türkiye Turu sırasındaki “Bana geçmişe dair sorular sormayın” ricası da aynı nedenden.

Ancak ülkede uzun süredir yeni bir evi var. Team Rwanda’yı kuran, kadroyu seçen ve bisikletçilerinin her şeyiyle ilgilenen Jonathan Boyer’inki. Bisiklet üreticisi Tom Ritchey, Ruanda’ya yatırım yapmaya başladıktan kısa süre sonra Boyer’i aramış ve bir takım kurması için ikna etmiş. Üstelik eski bisikletçi Boyer de şansın bereketli topraklarından faydalananlardan. 13 yaşında bir kız çocuğuyla birlikte olduğundan dolayı bir yılını hapiste geçiren Boyer, bu korkunç suçtan ötürü geçirdiği dönemi, “İnsanların bana bakışından dolayı bazen adam öldürmüş olmayı bile diledim” sözleriyle anlatıyor.

Takımın hem bugünkü bilinirliğine hem de seviyesine ulaşmasında en büyük emek ona ait. Kuruluş sürecinde yaşanan sorunlara rağmen hiç pes etmemiş. Söylediklerini dinlemeyen bisikletçilere kızmıyor ve “Ertesi gün ölme ihtimalin varken neden söylenenleri dinleyesin ki?” diyerek empati kuruyor. Takımın ABD ziyareti, yine Boyer’in unutulmazları arasında. Bisikletçileri, yemek yiyip su içerken pedal çevirmeye devam etmeyi orada görmüş. Philip Gouveritch’in New Yorker’daki yazısından öğrendiğimiz bir başka ayrıntı da şu: Ruanda’da hiç çarşafları olmadığı için, bisikletçiler otellerde yataklarını bozmadan yatmışlar! Ama zamanla, hem seyahatlere hem de modern düzene alışmışlar.

Bu seviyeden ileriye giden yol ise büyüleyici. Takımın yüzü Niyonshuti, hem 2012 Londra hem de 2016 Rio’da ülkesinin bayrağını taşıdı ve 2009’da katıldığı Dimension Data ile yıllardır profesyonel pelotonun parçası.

Ruanda’nın volkanik maddelerle beslendiği için patates yetiştiriciliğine kusursuz koşullar sağlayan topraklarında tarımla hayata tutunup bisiklete binme hayalini gerçekleştiren Gasore Hategeka da takımın bir başka yüz akı.

Sadece onlarla sınırlı da değil. Ruanda, 1994’teki felaketten kaçan gençler ve dünyanın bambaşka bir yerinde çok daha farklı sorunlar yaşayan eski bir bisikletçinin birleştiği yer. Ve Ruanda artık kendisini, geçmişi olmayan, sadece geleceğe sahip ülke olarak görüyor. Bisiklet takımları da buna uyabilir.

İlişkili makaleler

Froome Ne Yaptı?

Chris Froome’un 2015 Fransa Bisiklet Turu’nun ilk tırmanış etabındaki sarsıcı performansının ardından bir yolculuğa çıkalım.

Birkaç Saniye

Fransa Bisiklet Turu’nda dokuz etap geride kaldı, ilk dinlenme gününe geldik. Peki Chris Froome zirvede nasıl fark yarattı?