Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Son Yorumlar

    FutbolGaliptir Bu Yolda Mağlup

    Liverpool beklediği lig şampiyonluğuna yine ulaşamadı ama taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı. Henüz bitmemiş olsa da, Hasan Al'ın kaleminden müthiş sezonu hatırlıyoruz...

    Liverpool, Premier League ve kulüp tarihinin en iyi sezonlarından birini geçirmesine rağmen bu sezon da ligde mutlu sona ulaşamadı. Ligde yalnızca tek bir mağlubiyet aldıkları harika bir sezonu geride bırakan ‘Kırmızılar’, üzgün olsa da taraflı tarafsız birçok izleyicinin beğenisini kazandı. Gelin Klopp ve öğrencilerinin nasıl bir sezon geçirdiğine bir göz atalım…

    Makus talih

    Orta yuvarlağın kendi yarı sahasına yakın kısmında müsait bir pozisyonda topla buluşan Steven Gerrard’ın topu kontrol edişinin ardından kayarak düşüşü ve birkaç dribbling’in ardından kaleciyle karşı karşıya kalan Chelsea forveti Demba Ba’nın topu Liverpool ağlarına yollayışı, yakın spor tarihinin en ikonik anlarından bir tanesi. Öyle ki tek bir golden çok daha fazlasına mâl olan bu hatanın, Liverpool’u 2014 yılında çok yaklaştığı Premier League şampiyonluğundan ettiğini söyleyebiliriz. Liverpool, Gerrard’ın hatasının ardından evinde Chelsea’ye mağlup olsa da sezonun son üç haftasına girilirken şampiyonluk yarışındaki en yakın rakibi Manchester City’nin üç puan farkla önünde bulunuyordu.

    Chelsea hüsranının ardından 37. haftada Crystal Palace deplasmanına giden Brendan Rogers’ın ekibi, ilk 55 dakikada bulduğu gollerle skoru 0-3’e getirmişti ve Selhurst Park’ta dakikalar 80’i gösterdiğinde üç farklı liderliğini korumayı sürdürüyordu. Yani kalan 10 dakikada üstünlüklerini korumayı başardıkları ve ligin son haftasında evlerinde oynayacakları maçı kazandıkları takdirde kulüp tarihinin ilk Premier League şampiyonluğunu elde edeceklerdi. Ancak ne olduysa o son on dakikada oldu. Önce Damien Delaney’nin golüyle farkı ikiye indiren Crystal Palace, ardından oyuna ikinci yarıda dahil olan Dwight Gayle ile arka arkaya iki gol daha buluyor ve skoru 3-3’e getiriyordu. Bu sırada Everton deplasmanından galibiyetle dönen Manchester City ise Liverpool’un iki puan önüne geçmiş ve liderlik koltuğuna oturmayı başarmıştı. Liverpool’un şampiyonluk umutları on dakika içinde eriyivermişti. Maçın bitiş düdüğü ile göz yaşlarına hâkim olamayan Luis Suarez ve bir yandan onu teselli ederken bir yandan kameraları uzaklaştırmaya çalışan kaptan Gerrard’ın görüntüleri uzun süre hafızalardan silinmeyecek türdendi. Liverpool son hafta Newcastle United’ı yenmeyi başarsa da Manchester City evinde West Ham’ı mağlup ediyor ve şampiyonluk ipini göğüsleyen takım olmayı başarıyordu.

    “En iyi ikinci”

    Tıpkı 2014’te olduğu gibi bu sezon da Premier League kupası yolunda Liverpool’un en büyük rakibi Manchester City’ydi. Harika teknik adamlara sahip olan bu iki takım, futbol severlere sezon boyunca kıran kırana bir şampiyonluk mücadelesi izletti. Şampiyonluk yarışının iyice kızıştığı son haftalara girilirken, bir Manchester City maçı esnasında Liverpool ile City rekabetini değerlendiren maçın spikeri Erman Yaşar, şampiyonluk yarışını yazının başlığındaki kelimelerle özetliyordu. Hakikaten de şampiyonluk ipini kimin göğüsleyeceğini bilmediğimiz o günlerde hangi takım ikinci olursa olsun çok yazık olacaktı. Nitekim ligin son haftasında Brighton deplasmanını 1-4 ile geçen City şampiyonluğa uzanmayı başardı ve Liverpool olağanüstü performansına rağmen ikinci sırada kaldı. Sezon boyunca ligde yalnızca bir kez mağlup olan Liverpool, bu performansıyla “tarihin en iyi kaybedeni” sıfatının da sahibi oldu.

    Jürgen Klopp’un öğrencilerinin sezon boyunca topladığı 97 puan, başka bir sezonda olsa Premier League’i açık ara şampiyon tamamlamak için yeterli olabilirdi. Öyle ki Premier League tarihinde 97 puan barajı yalnızca iki kez geçildi ve bu iki performansın altında da Pep Guardiola’nın City’sinin imzası var. (2017-2018’de 100 puan ve 2018-2019’da 98 puan) Son hafta Anfield Road’da alınan Wolverhampton Wanderers galibiyetinin ardından sezonu değerlendiren takımın sol beki Andrew Robertson, “Harika bir takıma karşı mücadele verdik ve şampiyonluğa çok yaklaştık. Topladığımız 97 puan ne kadar büyük bir mesafe kat ettiğimizi gösteriyor.” açıklamasını yapmıştı. Jürgen Klopp’un da takımının performansına dair memnuniyetini ve City’nin muhteşem bir sezonu geride bıraktığını ifade eden açıklamaları, şampiyonluğun kaybedilmesine rağmen takımın bir yıkım yaşamadığını gösteriyor. Wolves maçının ardından takımlarına sevgi gösterilerinde bulunan Liverpool taraftarı da takımlarının performansından memnun olacak ki Klopp ve ekibini Şampiyonlar Ligi finaline şarkılarla uğurluyordu.

    Sezonun hikayesi

    Yaz döneminde kadrosuna önemli eklemeler yapan Liverpool, hâlihazırda iyi olan kadrosunu derinleştirmiş ve güçlendirmişti. 62.5 milyon euro bonservis bedeliyle tarihin en pahalı kalecisi unvanını elde eden Alisson Becker (kısa bir süre sonra Kepa bu unvanı onun elinden alacaktı), Monaco’dan transfer edilen Fabinho ve düşen Stoke City’den gelen Xherdan Shaqiri bu eklemelerin en göze çarpanlarıydı. Güçlenen kadrosuyla sezona giren Liverpool, ligde oynadığı ilk altı maçın hepsini kazanmayı başarmış ve tarihinin en iyi sezon başlangıcına imza atmıştı. Savunmada Virgil Van Dijk – Joe Gomez ikilisi harika bir uyum yakalamış ve Alisson da Liverpool’un ona neden bu kadar çok para ödediğini kanıtlar nitelikte bir performansla sezona başlamıştı. Ligde oynadığı ilk 22 maçta kalesinde yalnızca dokuz gol gören Liverpool, bir önceki sezon savunmada yaşadığı sıkıntıları büyük oranda aşmış görünüyordu. Önceki sezona oranla topa daha çok sahip olmaya çalışan Klopp’un öğrencileri, skor üstünlüğünü ele aldığında oyunu kontrol etme konusunda da önemli bir gelişme göstermişti. Hücumda ise 44 gollük unutulmaz bir ilk sezona imza atan Mohammed Salah, gollerine kaldığı yerden devam ediyor ve Sadio Mane – Roberto Firmino ikilisiyle harika uyumunu sürdürüyordu. Sezon başında Liverpool taraftarlarını endişelendiren tek konu, büyük umutlarla transfer edilen Fabinho’nun Klopp tarafından ilk 11’de tercih edilmemesiydi. Ancak sezonun ilerleyen bölümlerinde formayı alan Fabinho, takıma verdiği katkıyla sezonun kalan bölümünde takımın değişmeyen parçalarından biri olmayı başardı.

    “Kırmızılar” adına harika başlayan sezonun ilk düşüşü ekim ayının başında oldu. Bu dönemde oldukça zor bir fikstüre giren Klopp’un ekibi, arka arkaya zorlu maçlar oynadı. On günlük bir periyot içinde Chelsea, Napoli ve Manchester City ile karşılaşan Liverpool, domestik rakipleri karşısında bir puana razı olurken Napoli karşısında sahadan 1-0’lık yenilgiyle ayrıldı. Bu dönemin ardından ligde seri galibiyetlere başlayan Liverpool’da Salah-Firmino-Mane üçlüsü harika bir performans ortaya koyuyor ve gollerine devam ediyordu. Ancak kasım ayında oynanan iki karşılaşma, Şampiyonlar Ligi grubunu oldukça karmaşık bir hale getirdi. Önce Kızılyıldız deplasmanında şok edici bir mağlubiyet alan Liverpool, ardından PSG karşısında da sahadan 2-1’lik bir mağlubiyetle ayrıldı. Klopp ve takımı adına Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkamamak büyük bir hayal kırıklığı anlamına geliyordu ve aldıkları mağlubiyetler sonucunda gruptan çıkmak için son maçta Napoli’yi mağlup etmek zorundaydılar. Anfield Road’da kritik bir maça çıkan Kırmızılar, Napoli karşısında aldığı 1-0’lık galibiyetle gruptan çıkmayı başarabilmiş ve ikinci turda Bayern Münich ile eşleşmişti.

    Yeni yıla girerken ligde dokuz maçlık bir galibiyet serisine sahip olan Liverpool, aynı zamanda en yakın takipçisi Manchester City’nin de yedi puan önünde liderlik koltuğuna oturmayı başarmıştı. Birçoklarına göre harika bir form grafiğine ve yedi puanlık önemli bir avantaja sahip olan Liverpool, yıllardır hasretini çektiği Premier League şampiyonluğuna uzanmayı sonunda başarabilecekti. Kırmızılar, 2019’un ilk maçında Manchester City deplasmanına konuk oldu ve bu maçı kazanmaları halinde şampiyonluk kapıları sonuna kadar aralanmış olabilirdi. Ancak Etihad Stadyumu’ndaki 90 dakikadan 2-1’lik bir galibiyetle ayrılan Guardiola ve ekibi, puan farkını dörde indirmeyi başardı. Liverpool mağlubiyete rağmen hâlâ önemli bir avantaja sahipti ve sezonun geri kalanı için direksiyonda onlar vardı. Bu dönemde Trent Alexander-Arnold, Gomez ve Dejan Lovren’in ardı ardına gelen sakatlıkları Klopp’u savunma rotasyonunda oldukça sıkıntıya sokmuştu. Özellikle sağ bek pozisyonunda Jordan Henderson ve James Milner’a görev vermek zorunda kalmak, takımın oyununu biraz sekteye uğratmış gibi gözüküyordu. Salah’ın formsuz geçirdiği ve altı haftalık bir gol orucuna girdiği şubat ayında Manchester United ve Everton karşısında iki beraberlik daha alan Liverpool bir anda Manchester City’nin arkasına düşmüştü. Mane’nin harika bir form grafiği ile takımını sırtladığı bu dönemde Bayern Münih’i eleyen Liverpool Şampiyonlar Ligi’nde adını çeyrek finale yazdırmayı başardı.

    Sezonun son iki aylık bölümünü kusursuza yakın geçiren Liverpool, iki kulvarda da iddiasını sürdürüyordu. Klopp ve ekibi ligde seri galibiyetlere devam ederken çeyrek finalde eşleştiği Porto’yu iki maç sonunda pek zorlanmadan eledi. Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Barcelona ile eşleşen Liverpool, ilk maçta Camp Nou’dan 3-0’lık bir mağlubiyetle ayrılmış ve final şansını oldukça zora sokmuştu. Ancak Anfield Road’da son dönemin, belki de tarihin en özel geri dönüşlerinden birine imza atan Kırmızılar, evinde oynadığı maçı Wijnaldum ve Origi’nin ikişer golüyle 4-0 kazanarak adını üst üste ikinci kez finale yazdırmayı başardı. Bu dönemde asistleriyle hücuma muhteşem bir katkı veren Alexander-Arnold, iki yönlü oyunuyla dikkat çeken kaptan Henderson ve dünyanın en iyi savunma oyuncusu olduğu konusunda hemen herkesin fikir birliğine vardığı Van Dijk, Liverpool adına öne çıkan isimlerdi. Ligde kayıpsız giden Klopp’un ekibi maçlarını kazanarak City’nin puan kaybını bekliyordu. Liverpool ligde oynadığı son dokuz maçı kazansa da bu seriye oynadığı son 14 maçı kazanarak cevap veren Manchester City hata yapmıyor ve 12 Mayıs günü bir puan farkla şampiyonluk kupasına uzanmayı başarıyordu.

    Jurgen Klopp önderliğinde harika bir sezonu geride bırakan Liverpool, yıllardır hasret duyduğu Premier League şampiyonluğuna ulaşamadı. Dahası, Tottenham ile oynayacakları Şampiyonlar Ligi finalini kaybetmeleri durumunda bu müthiş sezonlarını kupasız kapatabilirler. Böyle bir durumda belki “loser” olarak anılmaya ve sosyal medyada alay konusu olmaya devam edecekler. Ancak bu durum onların futbol severlere harika bir takım izlettiği gerçeğini değiştirmeyecek. Görünüşe göre Klopp ve Liverpool taraftarları da kupasız kalma ihtimalini pek önemsemiyor. Merseyside sakinleri bu güzel zamanların keyfini çıkarıyor ve takımlarını her koşulda her koşulda desteklemeye hazırlar. Belki de zaten böyle bir ihtimalden bahsetmeye gerek kalmayacak. 1 Haziran günü Madrid’de, tıpkı 2005’te İstanbul’da olduğu gibi, Şampiyonlar Ligi kupasına uzanan Liverpool “Allez Allez Allez” tezahüratıyla şampiyonluğunu kutlayacak.

    İlginizi çekebilecek diğer içerikler

    Yanılgı

    Yanılgı

    6 gün önce
    Hepimiz Kardeşiz

    Hepimiz Kardeşiz

    1 ay önce