Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolGalatasaray Nasıl Şampiyon Oldu?

Galatasaray 20. şampiyonluğunu kazandı. Kasım ayında takıma güvenenlerin sayısı azdı; yaşanan değişiklikler şampiyonluğu getirdi.

Her sezon uzundur ama bu sezon Galatasaray için daha da uzun oldu. Bir sezona üç başkan ve iki teknik direktör sığdı. İstikrarsızlık, Türkiye standartlarına yakışan seviyedeydi ama yolun sonu başarı oldu. Şampiyonluk ve dördüncü yıldızla sona eren sezonun öne çıkan, başarıyı getiren maddelerini sıraladık.

Hamza Hamzaoğlu tercihi: Galatasaraylı taraftarlar, kasım ayında sezonun sonunun geldiğini düşünüyordu.  Fenerbahçe aylar önce şampiyon olmuş ve başarılı olan kadrosunu korumuştu. Galatasaray ise rakibinin gücüne karşılık vermek istemiş ama Dünya Kupası’nın buhranını yüreğinde taşıyan Prandelli, İstanbul’da başarılı olamamıştı. Bunlara bir de yönetim krizi eklendi, Ünal Aysal istifa etti. Takım, ligde istikrarsız sonuçlar aldı, Şampiyonlar Ligi’nde  yokları oynadı. Hamza Hamzaoğlu tercihi tam da bu dönemde geldi. Florya’nın yapısını iyi bilen 45 yaşındaki teknik adam, sezon boyunca sadece iki mağlubiyet (Kadıköy ve Trabzon deplasmanları) yaşadı. Hamzaoğlu, kariyerindeki ilk Süper Lig şampiyonluğunu yaşarken, Galatasaray armasına dördüncü yıldızı ekleyerek tarihe geçti.

Yasin, Emre, Sabri: Hamza Hamzaoğlu, Galatasaray’ın son dönemine damga vuran transfer hovardalığının sona erdiği dönemde göreve geldi. Ondan öncekiler sık sık transfer yaparak kadroyu yenilemişti. Hamzaoğlu ise, Prandelli’nin takımını devraldı,  devre arasında da transfer yapmadı. Daha önce alt liglerde düşük bütçeli takımları çalıştıran Hamza Hamzaoğlu için sıkıntılı bir durum söz konusu değildi. Kıt kaynakları kullanmadaki becerisini bu sefer Galatasaray için ortaya koydu. Sabri Sarıoğlu, sezon başında kadro dışı bırakılmıştı. Hamzaoğlu onu gelir gelmez takıma dahil etti. Sezon başı kampında yer almayan Sabri bazı maçlarda fizik ve kondisyon sorunları yaşasa da liderlik özelliği ve tecrübesi ile eksiklerini kapattı.

Emre Çolak ise Prandelli döneminde sadece 140 dakika sahada kalmıştı. Hamzaoğlu, ilk maçı olan Akhisar karşılaşmasında onu sahaya sürdü ve genç oyuncudan uzun süre faydalandı. Özellikle Melo’nun sakatlandığı dönemde ilk 11’in değişilmezi oldu. Daha sonra ‘kenardan gelen enerji’ rolünü üstlendi.

Yasin Öztekin ise ayrı bir madde, ayrı yazı olabilir.  Transferi büyük sükse yaratmadı, hatta takımdaki ilk dönemi oldukça karanlıktı. Anadolu’nun etkili açık oyuncularından biriydi ama Prandelli onu zaman zaman sağ bek bile oynattı. Yasin’in devre arasında Galatasaray’dan gönderileceği tahmin ediliyordu. Hatta -sezon sonunda küme düşecek- Karabükspor ile imzaya çok yaklaşmıştı. Fakat Hamzaoğlu’nın ısrarı ile takımda kaldı. Aralık ayına kadar sadece 3 lig maçında yer alan Yasin, 2015 takviminin flaş ismi oldu. 4 gol ve 4 asistlik performansı belki bir hücum oyuncusu için yeterli görülmeyebilir ama saha içine kattığı dinamizm kimsenin gözünden kaçmadı.

Efektif Burak: Galatasaray’ın golcüsünün işi her zaman çok zor! Gol atması bile onun için yeterli olmuyor. Hele bir de gol atamıyorsa eleştiriler direkt ona dönüyor. Problemi tespit eden Hamzaoğlu, Burak’ın yerini değiştirerek işe başladı. Golcü oyuncu artık forvet arkasıydı; kariyerinin ilk yıllarında Antalyaspor’da olduğu gibi. Prandelli döneminde ligde 4 gol kaydeden Burak, daha sonra kaleden biraz daha uzaklaşsa da arka arkaya golleri sıraladı. Üst üste 4 maçta 6 gol kaydetti, ilk yarıyı eski takımı Beşiktaş’a muhteşem bir depar sonunda golünü atarak tamamladı. İkinci yarıda Yasin’in ilk 11’e girmesi, Sneijder’in ortaya yaklaşması Burak’ı yeniden en öne sürükledi. Fakat özgüveni ve morali artan Burak, formunu sürdürmeye devam etti. Attığı 16 golle şampiyonluğu getiren en önemli isimlerden biri oldu.

Sakın eksik kalma!: Galatasaray’ı takım olarak irdelediğimizde temposunun düşük ve bireysel koşu mesafelerinin az olduğunu görebiliriz. Birçok maçta rakip kale önüne kamp kuran Fenerbahçe ve İngiliz takımlarına karşı ezilmeden sahada duran Beşiktaş’ı düşününce Galatasaray bu açığını tek bir şekilde kapatabilirdi! Sahada eksik kalmayarak. Galatasaray sezon boyunca bir kez bile kırmızı kart görmedi. Özellikle sezonun son bölümünde alınan tek farklı galibiyetlerde bu önemli bir avantaj oldu. Bazen galibiyet golü için 90 dakika yüklenildi, bazen erken atılan golden sonra skor korunmaya çalıştı. Takım halinde hareket eden kurguda bir dişli eksik kalsa sıkıntı büyüyebilirdi. Futbolcular buna izin vermedi ve 11 kişi başladıkları maçları 11 kişi bitirdiler.

‘Winner’ oyuncular: Muslera, Melo, Sneijder, Burak, Selçuk, Hakan Balta, hatta genç yaşına rağmen Semih Kaya…. Galatasaray, geçen sezonu verimsiz geçirmiş, bu sezona da kötü başlamış olabilir. Fakat Fatih Terim döneminde kazanılan şampiyonluklar ve Avrupa zaferleri hala hafızalarda. Kırılma anlarında sahne alabilecek yüksek karakterli futbolcular Galatasaray’ın en büyük artısydı. Gaziantepspor maçında Hakan Balta, Konyaspor maçıda Melo, Mersin deplasmanında Muslera, Akhisar karşısında Burak takımı taşıdı. Sneijder, hangi an nerede olacağını en iyi bilen isim olarak dikkat çekti. Galatasaray’ın son 9 maçtan 8 galibiyet çıkarmasında bu karakterlerin önemi büyük oldu.

Semih Kaya geri döner: Galatasaray, 27. haftada oynanan Trabzonspor maçında rakibine neredeyse pozisyon vermemiş ama iki golü kalesinde görmüştü. Bir önceki hafta oynanan Karabükspor maçı daha da kötüydü. Galatasaray 3-0 öndeydi ama son anlara 3-2’lik skorla girildi. Üstelik Karabükspor’un 3-3’ü bulması içten bile değildi. Zaten Başakşehir maçı 2-0’dan 2-2’ye dönerek ağır bir tahribat açmıştı. Bu savunma kurgusunun şampiyonluk için yeterli olmayacağı düşünülüyordu. Chedjou, Hakan Balta, Koray Günter üçlüsü rakip santrforlar karşısında zorlandığı için bu düşünceyi savunanlar pek de haksız sayılmazdı. Ve sonra Semih Kaya geri döndü…. Milli takımın başarılı stoperi neredeydi peki? Kötü bir organizasyonun çatısı altında oynanan River Plate  maçında sakatlanmış ve sezonun büyük kısmını kaçırmıştı. Semih Kaya geri döndükten sonra Galatasaray oynadığı 5 maçta da gol yemedi.

Şampiyonlar Ligi’nden erken elenmek: Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nden elenmesi üzüntü yaratmış olabilir ama fikstürü rahatlattığı bir gerçek. Önceki sezona bakalım. Galatasaray, ligde Fenerbahçe’nin gerisinde kalmıştı ama sarı-lacivertli takımın arka arakaya puan kayıpları, farkı 4’e kadar indirmişti. Galatasaray yeniden şampiyonluk potasına girmişti ama fikstürde aynı zamanda kritik iki tane Chelsea maçı görünüyordu. İlk Chelsea maçından sonra Rize deplasmanına gidildi, 1-1’lik skor “mucize geri dönüş” umutlarını kırdı. Londra dönüşü ise Arena’da sezon sonu gösterimi vardı! Ligin soın sırasındaki Kayserispor, Galatasaray’ı 1-0 mağlup etti ve sarı-kırmızılı takım için şampiyonluk hayâl oldu.

Bu sezon buna benzer bir fikstür karmaşası yaşanmadı. Liverpool’u 210 dakika sonunda eleyen ve Club Brugge ile zorluk derecesi yüksek iki maç oynayan Beşiktaş’ın sezonun son aylarında yaşadıklarını düşününce, Galatasaray’ın sadace lige odaklanması önemli bir şansı oldu.

Son dakika golleri: Süper Lig’in yazılı olmayan kuralıdır; ‘son dakikada maç kazanan takım şampiyon olur’. Bu senenin ilginçliği şampiyonluğa oynayan 3 takım da bu olayı sık sık gerçekleştirdi. Her şey Fenerbahçe derbisinde başladı. Galatasaray, kötü oynadığı maçı son dakikada Sneijder’in iki füzesiyle kazandı. 1-0 geriye düşülen Kasımpaşa maçı son dakikada Burak’ın golüyle 2-1’e döndü. Eskişehir deplasmanındaki üç puan 87’de Selçuk’un golüyle geldi. Gaziantepspor maçında Hakan Balta, Konyaspor karşısında da kaptan Selçuk İnan altın değerinde üç puanları getirdi.

”Olacak olacak”: Şampiyonluğa giden takımların muhakkak sinerjiye ihtiyacı var. Camiayı kenetleyecek herhangi bir şey… Bazen bir pankart, bazen bir tezahürat. Bu sezon Galatasaray’da bunu istemeyerek de olsa Hamza Hamzaoğlu gerçekleştirdi. Gaziantesppor maçında goller arka arkaya kaçıyordu. TT Arena’daki taraftarlar huzursuzlaşmış, televizyon başındakiler de tırnaklarını yemeye başlamıştı. Tam o anda kaçan bir golden sonra yayıncı kuruluşun kameralarından ekrana Hamzaoğlu yansıdı. Başarılı teknik adam tüm inancıyla oyuncularına ‘Olacak, olacak’ diyordu. Oldu da… 85. dakikada Hakan Balta’nın golü Galatasaray’a kritik bir galibiyeti getirdi. Kalan haftalarda Galatasaray taraftarı şampiyonluğu ‘olacak’ mottosuyla bekledi. Üzerine klipler yapıldı. Son tahlilde Hamza Hamzaoğlu haklı çıktı; ve oldu!

Rakiplerin durumu: Galatasaray, kıyasıya bir mücadelenin sonunda şampiyon oldu. Sarı-krımızılı takım sezona da kötü başlamıştı. Fakat krizleri atlatmayı başardı. Ezeli rakipleri ise bunu beceremedi. Üç takım da sahada kazanmayı çok iyi bildi. Sezon içinde Beşiktaş’ın da Fenerbahçe’nin de 7 maçlık kazanma serileri vardı. Üç takım da çok az puan kaybetti. Fakat saha dışı etkenler sonucu belirledi. Beşiktaş’ın stadyumsuz oynaması, hemen her hafta İstanbul dışına çıkması, yoğun fikstürü dezavantajı oldu. Fenerbahçe’de ise krizler daha erken baş gösterdi. Ersun Yanal’ın sezonun başlamasına kısa bir süre kala gönderilmesi, İsmail Kartal’ın tribünden gerekli güveni alamaması, bazı taraftarların stadyuma sokulmaması, Emenike’nin Beşiktaş derbisinde yarattığı kriz, taraftarın ‘arka 5’li’ adını taktığı oyuncu grubu, camianın devamlı bir kriz ortamı içinde yer almasına neden oldu. Galatasaray ise bütün sorunları saha içine endeksledi ve sorunları sahada çözmeye çalıştı. Başardı da….

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kurtarıcı

Kurtarıcı

1 ay önce
Miras

Miras

2 ay önce
Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

2 ay önce