Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

PlatformHayaletlere Karşı

Futbol tarihinin en garip maçı bundan 42 sene evvel Şili'nin başkenti Santiago'da bulunan Estadio Nacional'de oynandı. O günü tanıklarından dinledik.
Volkan Ağır4 sene önce

Şili, Dünya Kupası’nda ikinci kez mücadele etmek için Güney Amerika Elemeleri’nde Peru’yla aynı gruptaydı. Aynı grupta yer alan Venezuela elemelerden çekilmişti. İki takım için de iyi haber sayılırdı. İki takımın birbiriyle yaptığı maçlar 2-0 bitince bir üçüncü maçın oynanmasına karar verildi. Montevideo’da oynanan üçüncü maçın galibi Şili oldu.

1972 yılında Avrupa Şampiyonası Finali’nde ikinci, aynı yıl Olimpiyat Oyunları’nda üçüncü olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Milli Takımı, 1974’teki Dünya Kupası’na gitmek için UEFA ve CONMEBOL play-off’unda Şili ile karşılaşmak durumunda kalmıştı. SSCB’nin 1973’ün Mayıs’ında, Şili’ninde aynı yılın Ağustos’unda bu maçı oynayacağı kesinleşmişti. İki takımın da 40 gün sonra Şili’de yaşanacaklardan haberi yoktu.

SSCB’den ret, FIFA’dan rest
Augusto Pinochet’nin 11 Eylül 1973’te darbeyle yönetimi ele geçirmesinin ardından ülkede esen sosyalizm rüzgarları dinmiş, yerini kanlı bir politik rövanş hırsına bırakmıştı. Şili hem kendi, hem de dünya tarihinin en karanlık günlerini yaşarken, ülkenin futbol takımı ikinci kez Dünya Kupası’na katılabilmek için 15 gün sonraki SSCB maçına hazırlanıyordu. Diktatörlük rejiminde sokağa çıkmak bile yasakken 26 Eylül’de SSCB maçı için futbol takımı Moskova’ya uçtu. Rejim sonrası yurtdışına giden ilk uçaktı bu. Sadece maçta görevi olanlar gidebilmişti, gazetecilerin maçı takip etmesine izin yoktu.

0-0 biten karşılaşmanın ikinci ayağı 21 Kasım 1973’te başkent Santiago’daki Estadio Nacional’de oynanacaktı. SSCB, askeri darbeyle gelen yönetimi tanımıyordu. Diktatörün yönettiği ülkeye gitmek istemediği gibi rejim karşıtı olanların hapsedilip işkence gördüğü ve öldürüldüğü kanlı stadyumda maça çıkmak istemediğini ancak ve ancak maç kıtadaki başka bir ülkede oynanırsa Şili’nin karşısına çıkacaklarını açıkça söylemişti.

FIFA, SSCB’nin yaptığı bu açıklamanın üzerine gerçekleştirdiği 10 dakika süren Estadio Nacional ziyareti sonrası stadyumda futbol oynamamak için bir neden olmadığını deklare etti. SSCB’ye Şili’ye gelmezse Dünya Kupası’ndan elenecekleri haberini verdi. SSCB, Şili’ye gitmedi. Şilili futbolcular da bu habere çok sevindiler. Ama yapmaları zorunlu kılınan bir şey daha vardı. 21 Kasım’da Estadio Nacional’e çıkıp santrayı yaptıktan sonra rakip kaleye bir gol atmalıydılar. O gün stada maçı izlemeye gelebilen birkaç yüz kişinin eşliğinde sahaya çıkıldı. Futbolcular kendi aralarında paslaşarak topu fiziken karşılarında olmayan rakiplerinin kalesine attılar. Maç kısa bir süre sonra hakem tarafından bitirildi. Şili ikinci kez Dünya Kupası’na gitmeye hak kazandı. Tarihin en ilginç futbol maçı böyle yaşandı.

Pedro Carcuro Yeni
Ünlü gazeteci Pedro Carcuro.

“Bu mutlu bir olaydı”
Bu tarihe tanıklık eden önemli kişilerden biri, 1967’den beri Şili’de gazetecilik yapan ve ulusal televizyon kanalı TVN’nin de kurucularından biri olan son Copa America’yı da ekranlardan seyircilere aktaran 70 yaşındaki Pedro Carcuro. Ünlü gazeteci, bu konudan konuşmayı pek sevmiyor. Ancak röportaj için ayırabildiği kısa sürede o günlerdeki politik durumla dünya kupasına katılıyor olmanın Şili futboluna getirisini birbirinden ayırmak gerektiğini söylüyor. Sözü kendisine bırakalım:

“Karışık günler geçiren Şili’de insanlar bu durumdan çok mutluydu ve bu başarı da uzun süre kutlandı.”

Leonardo Veliz Yeni
Leonardo Valiz o maçın sahadaki tanığıydı.

Soyunma odası hapishaneydi
21 Kasım 1973’te saha içinde yer alan ve sosyalist olduğunu hiçbir dönem gizlemeyen Leonardo Veliz’den de aldım aynı güne dair görüşlerini. O gün stadyuma çıktığında nasıl bir ruh hali içinde olduğunu, sahaya çıktığında rakip sahaya baktığında ne gördüğünü sordum. “Ben hayaletlere inanmıyorum” diyerek başladı gözleri dolarak bitirdiği cevabına:

“Hayalet göreceğimi de düşünmüyordum. Agnostiğim, bilime inanıyorum. Bilim cevaplar arar, din ise mucizeler bekler. Ama biz o gün Estadio Nacional’da hayaletlere karşı oynadık. Sovyet Rusya takımının oyuncularının hayaletleri değildi. O stadyumda işkence gören, öldürülen, kaybolan insanların hayaletleri vardı. Soyunma odasında olduğum anı hatırlıyorum. Maçtan önceki günlerde o stadyumda bir tanıdığımın olup olmadığına dair bir araştırma yapmıştım. O sırada soyunma odalarında yer alan banklarda hapsedilen insanların sırayla 2 saatte bir uyuduklarını öğrenmiştim. Orada olmak bambaşka bir hisse sokmuştu beni, çünkü birkaç gün önce buranın her metrekaresinde işkence edilmek, öldürülmek üzere bekletilen insanların varlığından haberdardım. O insanların arasında ben de Caszely de olabilirdik. Caszely’nin ailesinden kurbanlar da vardı. İkimizin de Pinochet karşıtı olduğu biliniyordu. Ama Pinochet, futbolcuları dokunulmaz kılmıştı. Çünkü insanlar sahada 9 numara Caszely’yi ve 11 numara Veliz’i görmezse Pinochet suçlanacaktı ve bu onun için kötü bir imaj olacaktı. Futbol hayatta kalmamızı sağladı.”

Röportajları ayarlamamda ve çevirilerde bana çok yardımcı olan Isis Sanhueza’ya teşekkür ederim.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler