Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolGenelGündemFutbol Rehberi: 4-5 Kasım

Socrates editörleri, bu hafta sonu oynanacak maçlar arasından en dikkat çekenleri seçti. İşte Avrupa futbol sahalarından haftanın maçları...

Süper Lig, 1. Lig, Premier Lig, La Liga, Ligue 1, Serie A… Bu hafta sonu da televizyon ekranımızda yeşil, diğer renkleri bastıracak. Ve onlarca maçın hepsini izleyemeyeceğimize göre, içlerinden seçim yapmamız gerekecek. Socrates editörleri, 4-5 Kasım hafta sonunda oynanacak karşılaşmalar arasından öne çıkanları işaret etti. İşte haftanın maçları…

Fotoğraf: Getty Images

La Liga: Barcelona – Sevilla // Kutay Ersöz

Barcelona’yı ilk kim yenecek? Bu sorunun cevabı belirsiz ama Sevilla, Katalan ekibini zorlayacak en güçlü adaylardan biri.Sezon başından beri sadece bir kez berabere kalan Barcelona, 10 maçta attığı 28 golle parmak ısırtıyor. Kendi evlerinde ise sadece bir gol yediler. Bu hafta yine Camp Nou’dalar ve Sevilla ligin beşinci sırasında olmasına rağmen kötü deplasman karnesi ile dikkat çekiyor. Üst üste oynadıkları üç deplasman maçında da gol atamadan yenildiler. Yine de bu halen ligin en korkutucu takımlarından biriler. Barcelona’yı zorlamaları için kendi performanslarının üstüne çıkmaları gerekebilir ama o potansiyel de takımda mevcut. Camp Nou’da 14 sezondur kazanamamaları onları biraz tedirgin edebilir. Bu hafta La Liga’da sürpriz beklenebilecek maçlardan biri olduğu için gözler Barcelona kentinde olacak.

4 Kasım Cumartesi | 22.45 | beIN SPORTS 2

Fotoğraf: DepoPhotos

1. Lig: Eskişehirspor – Ankaragücü // Kutay Ersöz

Anadolu’nun iki köklü ve güçlü tribünlü iki takımının Süper Lig’de karşılaştığı yıllar çok uzak geçmişte değil. Fakat ikisi de son yıllarda yavaş yavaş altlara düştü. Hatta Ankaragücü bir dönem 2.Lig’deydi. Komşu şehirlerin iki köklü takımı, 2012 yılının Mart ayından sonra ilk kez bir lig maçında karşı karşıya gelecekler.

Geçen sezonun Play-Off finalisti Eskişehirspor karşısında, geçen sezon 2. Lig takımı olan Ankaragücü bir adım daha önde. Sarı-Lacivertliler altı maçtır yenilmiyor, üç maçtır da kalesinde gol görmüyor. Sezona çok kötü giren Eskişehirspor ise ligi bilen tecrübeli teknik adam Yücel İldiz’in gelişiyle toparlanma emareleri göstermeye başladı. Es-Es, İldiz’in göreve gelmesinin ardından çıktığı dört maçta yedi puan topladı. Fakat aldığı puan silme cezası nedeniyle hâlâ 8 puanda ve küme düşme hattına çok yakın. Eskişehirspor’un karşılaşmadaki en büyük avantajı taraftarları olacak. Son anda bir karar değişimi olmazsa Ankaragcü taraftarları tribündeki yerlerini alamayacak.

5 Kasım Pazar | 15.30 | beIN SPORTS MAX 1

Fotoğraf: Getty Images

Serie A: Fiorentina – Roma // İlhan Özgen

Napoli, birçokları için Serie A’nın bu sezonki gidişatında en çok göze batan takım olsa da, Inter ve Roma gibi ilginç performanslara da tanık oluyoruz. Özellikle ligde hücum konusunda sıkıntılar yaşayan Roma’nın buna rağmen galibiyetler alması ve son olarak da Şampiyonlar Ligi’nde Chelsea’yi yerle bir etmesi, Eusebio Di Francesco’nun takımının fena bir yolda olmadığını gösteriyor.

Roma’nın bu hafta ligdeki rakibi de sezonun göze batan antrenör-takım işbirliklerinden birine imza atan Fiorentina. Bernardeschi, Vecino, Valero ve Kalinic gibi önemli isimleri kaybetmesine rağmen, mütevazı hamleler yapan Fiorentina, Stefano Pioli önderliğinde hiç de fena iş çıkarmadı. İki takımın bu haftaki mücadelesi, keyifli seyir sunmaya aday.

5 Kasım Pazar | 17.00 | TiViBu Spor 2

Fotoğraf: DepoPhotos

Süper Lig: Pazar Seansı // Atahan Altınordu

Her ne kadar -hemen aşağıda da göreceğiniz gibi- Premier Lig’deki büyük maçlarla çakışsa da Süper Lig’de de Pazar günü oynanacak iki mücadele, ilginç eşleşmelere sahne olacak. Birkaç yıldır birlikte çalışan teknik direktörler, birbirlerine rakip olacak. Süper Lig podcast’inde Kutay Ersöz’ün de belirttiği üzere, oyun teorisi gibi iki maç izleyeceğiz.

Önce Erol Bulut’un çalıştırdığı Yeni Malatyaspor, Abdullah Avcı yönetimindeki Başakşehir’i ağırlayacak. 2014-15 sezonundan geçtiğimiz Eylül ayına kadar Avcı’nın yardımcılığını yapan Bulut, Ertuğrul Sağlam’la yollarını ayıran Yeni Malatyaspor’un teklifini kabul ederek kariyerinin ilk birinci adamlık deneyimine start vermişti. Doğu Anadolu ekibindeki serüvenine çok iyi de bir başlangıç yapan eski milli futbolcu, alt sıralarda devraldığı takımını ligin onuncu sırasına kadar taşıdı. Son iki haftada Trabzonspor ve Gençlerbirliği’ni 1-0’lık skorlarla mağlup etmeyi başaran Yeni Malatyaspor, son beş maçta 10 puana ulaşmış oldu. Aynı süre zarfında 10 puan alan bir başka takım ise Başakşehir. Lige mi Avrupa’yı mı öncelik tanıyacağı konusunda biraz kafası karışmış görünen Abdullah Avcı’nın ekibi, geniş kadrosuna güvenip rotasyona gittiği Karabükspor ve Gençlerbirliği maçlarındaki mağlubiyetlerle tökezlese de sonradan toparladı ve ikinci sıraya yerleşti. Önlerindeki iki maçı da kazanmaları hâlinde lider Galatasaray’la puanları eşitleyecek noktaya geldiler. Birbirini çok iyi tanıyan iki teknik adamın mücadelesi, maçın öneminin de ötesinde enteresan anlara şahit olma fırsatı sunabilir.

Bu maçın bitiminden bir saat sonra ise yine aynı hikâyeye sahip Tamer Tuna – Şenol Güneş ikilisinin mücadelesini izleyeceğiz. İki sezon Beşiktaş’ta yardımcı antrenörlük yapan Tamer Tuna, sezon başında Süper Lig’e çıkan Göztepe’yi devralmış ve geride kalan 10 haftalık süreçte ‘ligin flaş ekibi’ sıfatını takımının adının önüne ekletmişti. Pazar günkü maçta eski hocasını yenmesi hâlinde bir kez daha Göztepe’yi puan tablosunda Beşiktaş’ın üzerine çıkarmış olacak. Dört hafta üst üste galibiyetten uzak kaldıktan sonra geçtiğimiz hafta son dakika golüyle üç puan özlemini dindiren Beşiktaş ise bir seri yakalamanın peşinde. Ancak karşılarında hem iyi futbol oynayan formda bir takım hem de kendilerini en az onlar kadar iyi tanıyan bir teknik direktör olacak. Muhtemelen haftanın en keyifli maçı bizi bekliyor.

5 Kasım Pazar | 16.30 ve 19.30 | beIN Sports 1

Fotoğraf: Getty Images

Premier Lig: Pazar Seansı // Onur Erdem

Premier Lig bu hafta bizlere iki büyük maç vadediyor. Dümdüz bir bakış açısıyla ilkinin hücumcuların, diğerinin de savunmacıların mücadelesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada da testilerden hangilerinin kırılacağını, toplam oyuncu kalitesi belirleyecek gibi duruyor.

City, şu sıralar saçma bir form düzeyi yakalamış durumda. Bu sezon çıktıkları 14 resmi maçın 13’ünü kazanırken sadece 1’inden (o da gariptir, Everton’a karşı) beraberlikle ayrıldılar. İç sahada oynadıkları son dört lig maçında 20 gol atıp karşılığında sadece 2 gol yediler. Bunun yanında, her maç sapık gibi top oynadıklarını da söylemek lazım. Özetle Guardiola’nın takımı uzun zamandır, kendisini durduracak bir rakibi bekliyor. Peki, o rakip Arsenal mi? Hiç sanmıyorum…

Arsenal, ligde bu sezon çıktığı beş deplasman maçında 1-1-3’lük bir derece elde etti. Mağlubiyet hanesinde, öngörülebilir Liverpool’un yanı sıra Stoke ve Watford yazıyor ki genelde, ‘büyük takım’ iddiasındaki şampiyonluk adaylarının böyle deplasmanlarda bu denli kırılgan olmaması beklenir. Arsenal’in ise hiç böyle bir derdi yokmuş gibi duruyor. 2013’ten bu yana, ilk 6’daki takımlara karşı oynadığı 22 maçın sadece 2’sini kazanabilmiş olması da bunun kanıtı gibi. Maçların 16’sından da mağlup ayrıldıklarını eklemek lazım tabii. Üstüne Arsenal’in bu tip deplasmanlarda yediği erken bir golün ardından tamamen dağıldığını ekleyince, mevcut form durumuyla City’nin Arsenal’a neler yapabileceğini düşünmek, açıkçası beni korkutuyor.

Haftanın diğer maçında ise Mourinho ve Lukaku, Stamford Bridge’e dönüyor. Şu sıralar hâlihazırda ikinci bir ‘judas’ vakası içinde debelenen Chelsea’de ortalık karışık. Roma’da alınan 3-0’lık mağlubiyetin ardından Antonio Conte ile ilgili sorunlar daha da bir yüzeye çıktı. Oyuncuların Conte’yi istemediği ve Abramovich’in kendisinin telefonlarına çıkmadığı gibi pembe dizi kıvamı detaylar, yolun sonunun yaklaştığını gösterir nitelikte. Normal şartlarda oyuncuların ‘ihanet planı’na devam edeceklerini öngörebilirdim ama karşılarında henüz iki yıl önce ihanet ettikleri Mourinho olunca, bu kez çıkıp top oynayacaklarını düşünüyorum. Bu da lige harika bir başlangıç yaptıktan sonra fikstür duvarına çarpan United’ın işini zorlaştırıyor. Son üç haftadan Liverpool beraberliği, Huddersfield mağlubiyeti ve ite kaka Tottenham galibiyeti ile ayrılan Mourinho, Chelsea deplasmanında da oyunu sıkıştırabildiği kadar sıkıştıracaktır. Bundan kimsenin şüphesi yok. Chelsea de dünyanın en ofansif takımı olmadığı için, maç belli bir noktadan sonra “Hay sizin oynatacağınız topa be!” kıvamına gelecektir. O noktadan sonrası ise biraz Chelsea’lilerin hevesine, biraz da Mourinho’nun şansına bakıyor.

“Özet geç” diyenler için de şöyle bitireyim; öyle ya da böyle iki güzel maç bekliyor bizleri. İlkini saf futbol ve -bir Arsenal taraftarı olarak- acı çekmek için izleyeceğim. Maç bitimindeki ruh hâlime göre, hemen ardından başlayacak ikinci seansı da sövme kotamı doldurmak için kullanabilirim. En azından, şu an için en uygun senaryo buymuş gibi duruyor. Kısmet…

5 Kasım Pazar | 17.15 ve 19.30 | S Sport

Fotoğraf: Getty Images

Ligue 1: Saint-Etienne – Lyon // Ozan Can Sülüm

Bu hafta elimizde Derby du Rhone var.

Klasik bir “Beyaz Yaka vs. İşçi sınıfı” derbisi olmaktan biraz çıkmaya başladı St. Etienne-Lyon maçları. Son dönemde Lyon hareketli, atak, gençlerle dolu, izlemesi eğlenceli ama bir yere varmayan futbolun temsilcisi olurken, St. Etienne sıkıcı, sadece sonuç odaklı ve taraftarının sahada olanlardan daha fazla konuşulduğu bir hal aldı. Bu sene Oscar Garcia’nın takıma gelmesi aslında St.Etienne’in daha eğlenceli bir takım olmasını sağladı.Belki hala çok değil ama atıyolar, yiyorlar, kırmızı görüyorlar, eğlendiriyorlar. Dolayısıyla son zamanlardaki derbiden daha farklı bir şeyler izleyeceğiz.

Saha içine gelirsek, ligin en kötü takımı Metz’e karşı aldıkları galibiyeti bir kenara atarsak iyi başlayan St. Etienne biraz bocalıyor. Jonathan Bamba dışında hücumda güvenebilecekleri kimse yok -ki yani Bamba da nereye kadar- ve sezon başı Garcia’nın takıma kazandırdığı şok presi rakipler çözmeye başladılar. Yalnız bunu söylerken, Lyon’un savunma sıkıntılarını ve panikleyebilecek geri dörtlüsünü hesaba katmak lazım. Oscar Garcia’nın atletik ön alan oyuncularıyla yapacağı pres savunmadan çıkan Lyon’a sıkıntı çıkarabilir, o sıkıntı golle sonuçlanabilir. Ruffier’nin çıldıracağı bir maç olmazsa Lyon kesinlikle gol bulacaktır ve izlemesi eğlenceli hal alacaktır. Fekir’i zaten sokakta görseniz izlemeniz lazım şu aralar.

Lyon hafta içinde derbi için rotasyon yapmasına rağmen içeride Everton’ı 3-0 yendi. Hücumda inanılmaz akışkanlar ve sert bir savunmaya karşı onların test edildiğini izlemek de eğlenceli olabilir. Ha bir de tabii tecrübesiz genç takımın St. Etienne taraftarına karşı nasıl reaksiyon vereceğini görmek lazım.

Geçen sene buradaki maç sonlarda çıkan kavga, iki kırmızı kart ve maç boyunca yaşanan sertliklerle hatırlanıyor. Tribünler intikam için hazır olacaktır.

5 Kasım Pazar | 23.00 | beIN Sports 3

İlginizi çekebilecek diğer içerikler