Yeni Çağ

Formula 1 2017 sezonu nasıl geçti? Lewis Hamilton'ın şampiyonluğuyla sona eren sezonda takımlar ve pilotlar neler yaptı? Atahan Cankan, tek tek değerlendirdi.

1 Aralık 2017

Lewis Hamilton ve Sebastien Vettel

Foto: Getty Images Turkey

Formula 1 2017 sezonu, pazar günü koşulan Abu Dhabi yarışıyla birlikte sona erdi. 26 Mart’ta Melbourne sokaklarında başlayan sezon, Hamilton-Vettel ve Mercedes-Ferrari çekişmesine sahne oldu. Mercedes, 2014’te V6 hibrid motorlara geçildiğinden beri sürdürdüğü dominasyonunu, daha önce hiç olmadığı kadar sıkıntılı sekanslar yaşasa da devam ettirmeyi başardı. Hamilton da, sezonun büyük bölümünde en büyük rakibi Vettel’in arkasında kalmasına rağmen sezonun bitimine iki yarış kala şampiyonluğunu ilan etti ve bir yıl aradan sonra yeniden tahtına oturdu.

40 yıllık Bernie Ecclestone saltanatının ardından Liberty Media’yla yeni bir döneme başlayan Formula 1, yeni sezonda belki de en ihtiyaç duyduğu şeye, rekabetçi bir Ferrari’ye kavuştu. En son 2012’de bir pilotunu şampiyonluk potasına sokabilen İtalyan temsilcisinin zirveye dönüşü, hem sporu yönetenlerin hem de izleyenlerin iştahını kabarttı. Sebastian Vettel önderliğinde 2015’ten bu yana önemli bir ivme yakalayan Ferrari, 3 yıllık sürecin ilk meyvelerini almaya sezon boyunca oldukça yakın görünüyordu. Ancak ne var ki gerek Malezya ve Japonya’daki mekanik arızalar, gerekse Vettel’in Azerbaycan ve Singapur’daki bireysel hataları Kırmızılar’a çok pahalıya mal oldu ve Vettel & Ferrari birlikteliği hem pilotlar, hem de takımlar klasmanında ikincilikten öteye gidemedi. Dilerseniz son beş yılın en keyifli ve en çekişmeli sezonunu takımlar ve pilotlar özelinde teker teker inceleyelim…

MERCEDES (Şampiyon – 701 Puan)

Mercedes, geçtiğimiz üç yılda olduğu gibi, 2017’de de takımlar ve pilotlar şampiyonluğuna ambargo koymayı başardı. Sezon genelinde yarış temposu ve lastik kullanımı gibi hayati konularda en büyük rakibi Ferrari’den çok küçük bir farkla geride olmasına rağmen unvanını korumayı başaran Mercedes, 2014 sonrası dönemde en iyi takım olduğunu bir kez daha ispat etti. Ne var ki Gümüş Oklar 2017’de, bu dört yıllık süre içerisinde oransal olarak en kötü sezonunu geçirdi. Hem pole pozisyonu (18-18-20-15), hem de galibiyet(16-16-19-12) bazında son dört yılın en kötü rakamlarıyla yetinmek zorunda kalan Mercedes, eğer kış arasında Ferrari başta olmak üzere rakiplerinin temposuna ayak uyduramazsa, 2018’de hiç beklemediği bir sürprizle karşı karşıya kalabilir. Puanım: 9/10

Lewis Hamilton (Şampiyon – 363 Puan) 

Sezonun ilk bölümünde rakibi Vettel’e oranla daha istikrarsız bir performans ortaya koyan Hamilton, yaz arasının ardından her şeyi tersine çevirmeyi başardı. Belçika-Amerika arasındaki altı yarışlık periyottan beş galibiyet çıkararak önce şampiyona liderliğini devralan, ardından da farkı açmayı başaran Hamilton, sezonun bitimine iki yarış kala kendini Meksika’da zafer turu atarken buldu. 20 yarışlık sezonda tek büyük hatasını Brezilya GP sıralama turlarında yaptı ve yarışa son sıradan başlamak zorunda kaldı. Bu, normal şartlarda kendisi için büyük bir darbe olabilirdi ama ne var ki o kazayı yaptığında çoktan şampiyonluğunu ilan etmişti bile! Puanım: 9.5/10

Valtteri Bottas (Üçüncü – 305 Puan)

2016 sezonunun ardından Nico Rosberg’in beklenmedik emekliliğiyle kendini bir anda şampiyonluk favorisi Mercedes’in koltuğunda bulan Bottas için öğrenme yılı geride kaldı. Kariyerinin ilk pole pozisyonunu Bahreyn’de, ilk galibiyetini de Rusya’da elde eden Fin pilot sezonu takım arkadaşının 58 puan gerisinde üçüncü sırada kapattı. Yaz arasından önce Hamilton’ın yalnızca 19 puan gerisinde yer alan Bottas, sezonun ikinci bölümünde takım arkadaşının temposuna ayak uyduramadı ve şampiyonluk yarışından erken koptu. Ancak Bottas’ın 2011 GP3 sezonundan beri ilk kez zirveye oynadığını belirtmekte fayda var. 3 galibiyet, 4 pole ve 13 podyum rekabet seviyesi böylesine yüksek bir takımda ilk kez yarışan bir pilot için kötü istatistikler olmasa gerek. Puanım: 7.5/10

SCUDERIA FERRARI (İkinci – 522 Puan) 

Ferrari’yi yazmaya nereden başlamak lazım bilemiyorum. Takım yaklaşık beş yıl sonra ilk kez rekabetçiydi, galibiyetler ve pole pozisyonları geldi, Vettel sezonun büyük bölümünü lider olarak geçti… Bunları göz önünde bulundurduğumuzda Ferrari’yi, geçtiğimiz sezonlara nazaran başarılı adledebiliriz. Ancak yukarıda da değindiğim gibi Ferrari hem takımlar hem de pilotlarda şampiyon olabilecek bir araca sahip olmasına rağmen sezonu, eline kayda değer bir başarı geçiremeden kapatmış oldu. Peki kimi suçlamalı? Azerbaycan ve Singapur’da sorumsuzca davranarak hem kendinin hem de takımının şampiyonluk şansını baltalayan Vettel’i mi? 52 poundluk bir komponent yüzünden Vettel’in Japonya’da yarış dışı kalmasına sebep olan kalite kontrol ekibini mi? Raikkonen’i adeta Vettel’in domestiği yapan Arrivabene’yi mi? Yoksa tüm bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak sorumlu olan Sergio Marchionne’yi mi? Ferrari’nin başarısızlığının faturası kime kesilmeli onu bilemem ama Ferrari eğer eski parlak günlerine dönmek istiyorsa mevcut mantalitesini bir kenara bırakmalı, orası kesin. Puanım: 8/10

Sebastian Vettel (İkinci – 317 Puan)

Ferrari, önceki sezonlarda olduğu gibi sadece bir pilotunu şampiyonluk için yarıştırdı. Dolayısıyla Ferrari için söylenebilecek her şey, takımın tamamen endeksli olduğu Vettel için de motamot geçerli. Sezona çok iyi başlayıp altı yarışın üçünden galibiyet çıkaran Vettel, yaz arasına kadar şampiyonluğun en güçlü favorisiydi. Sezonun ikinci bölümünün kağıt üzerinde Ferrari’ye biraz daha fazla uyuyor oluşu bu tahminlerin başlıca dayanak noktasıydı. Ancak ne var ki Vettel, sezon içerisinde Ferrari’nin en büyük kalesi olarak gözüken Singapur’da aceleciliğine yenik düştü ve şampiyonluk yolunda ağır bir darbe aldı. Sezon ortasında Ferrari’yle sözleşme uzatan Alman pilot, 2018’de yeniden şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri olmaya aday. Bu sefer başarılı olup olmayacağı ise tamamen kendisine bağlı. Puanım: 8/10

Kimi Raikkonen (Dördüncü – 205 Puan) 

‘’Raikkonen sezon başlamadan önce bir şampiyonluk adayı mıydı?’’ Bu soruya verdiğiniz cevap evet ise Raikkonen’in 2017 macerasını büyük bir fiyasko olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Cevabınız eğer hayır ise tebrikler; çünkü ne Ferrari’nin Raikkonen’i şampiyonluk için yarıştırmak gibi bir niyeti, ne de Raikkonen’in şampiyonluğa oynamak için mecali vardı. Takım içindeki tek görevi Vettel’e yardım etmek olan Raikkonen; Monaco ve Macaristan’da podyumun en üst basamağına çıkabilecekken bile görevinin bilincinde olarak Vettel’in ekstra puanlar kazanmasını sağladı. ‘’Ferrari’nin son dünya şampiyonu’’ unvanını taşıyan Raikkonen, kendisine biçilen bu görevi en ufak bir şikayette bulunmadan yerine getiriyor ve bunu kendisine yedirebiliyorsa, bize de bir şey söylemek düşmez. Puanım: 4/10

RED BULL RACING (Üçüncü – 368 Puan) 

Red Bull’un sezon içerisinde Ferrari ve Mercedes’ten geride kalacağı daha kış testlerinde belli olmuştu. Hem tek tur hem de yarış temposunda iki takımın da bir hayli gerisinde kalan Red Bull, sezonun ilk bölümünde beklenenden de kötü bir performans ortaya koyarak Force India’yla bile zar zor başa çıkar gözüküyordu. Azerbaycan’da Hamilton ve Vettel’in aynı anda sorunlar yaşaması, Ricciardo aracılığıyla takıma sürpriz bir galibiyet getirdi. Red Bull, Malezya ve Meksika’da bu kez Verstappen’le podyumun ilk basamağına çıkarak sezonu üç galibiyetle noktaladı. Tüm bunlar bir yana, Red Bull’un 2017 sezonu, Renault motorunun onları tam 13 kez yarı yolda bırakmasıyla hatırlanacak. Gridin en heyecan verici pilot kadrosunu elinde tutan Red Bull’un, sağlam bir güç ünitesiyle 2018’de neler yapabileceğini kestirmek çok da zor olmasa gerek. Puanım: 7.5/10

Daniel Ricciardo (Beşinci – 200 Puan)

Tüm sezonu izleyen biri, Ricciardo’nun bu sezon dokuz kez podyuma çıktığını öğrendiğinde şaşkına dönebilir. Zira Ricciardo, takım arkadaşı Verstappen’le birlikte o kadar çok yolda kaldı ki, bu rakam insana inanması güç geliyor. Ancak Ricciardo, biri galibiyet olmak üzere finiş gördüğü 14 yarışın 9’unda podyuma çıkmayı başardı. Avustralyalı pilot, sezon genelinde şanssızlıklarla boğuşmasına rağmen son yarışa kadar genel klasman dördüncülüğü iddiasını sürdürdü. Gönül isterdi ki Ricciardo’yu dayanıklılığı bu denli sıkıntılı olmayan bir araçta izleyebilelim. Puanım: 7.5/10

Max Verstappen (Altıncı – 168 Puan)

Red Bull’un genç Hollandalı’sı için bu sezonki tek kıstas, doğal olarak takım arkadaşı Ricciardo’ya karşı neler yaptığıydı. Sezon içerisinde tam yedi kez yarış dışı kalan Verstappen, kalan 13 yarışın 4’ünde podyuma çıktı, 2 galibiyet aldı. Sıralama turlarında rakibini 13’e 7 mağlup eden Verstappen’in belki de bu sezonki en büyük başarısı, Red Bull’un iki araçla birlikte finiş görebildiği 7 yarışın 5’inde rakibine üstünlük sağlamasıydı. Geçen sezona nazaran daha olgun bir görüntü çizen Verstappen’in, önümüzdeki sezon olası bir şampiyonluk mücadelesinde neler yapabileceğini görmek için sabırsızlanmakta yeterince haklıyız. Puanım: 8/10

Max Verstappen
FORCE INDIA (Dördüncü – 187 Puan) 

Bütçe/performans denklemini yerle bir eden Force India, geçen sezondan sonra yine harika işlere imza atarak takımlar klasmanında dördüncü sıranın sahibi oldu. Sezon başında imzaladıkları yeni sponsorluk anlaşmasıyla araçlarını pembeye boyayan renkli ekip, tecrübeli Perez ve çaylak Ocon’la oldukça heyecan verici bir takım kurdu. 2014-2016 arasındaki üç sezonun her birinde podyuma çıkma başarısı gösteren Force India, bu başarıyı 2017’de tekrarlayamasa da Mercedes’le birlikte en dayanıklı ve istikrarlı araç olarak dikkat çekti. Azerbaycan ve Belçika’daki yarışlarda birbirleriyle temas eden Perez ve Ocon’un takım içi rekabeti, sezon boyunca izleyenlere keyifli anlar yaşattı. Force India’nın 2018’de güçlenen Renault, McLaren ve hatta Williams’a karşı neler yapabileceği meçhul olsa da, sezona renk katacaklarının garantisini verebiliriz. Puanım: 9.5/10

Sergio Perez (Yedinci – 100 Puan) 

2013’teki başarısız McLaren macerasının ardından Force India’da kendini yeniden ispatlayan Perez, şüphesiz ki sezonun en iyilerindendi. Tüm sezon sadece bir kez yolda kalan Meksikalı, kalan 19 yarışın 17’sinden puan çıkarmayı başardı. Çaylak Ocon’a karşı zaman zaman zor duruma düşse de, yine istikrarıyla göz doldurdu. Sıralama turlarında rakibine 13’e 7’lik bir üstünlük sağlayan Perez, takım arkadaşıyla beraber finiş gördüğü 18 yarışın 11’inde üstünlük sağlayan taraf oldu. Katalunya’da dördüncü olarak takıma sezonun en iyi sonucunu getiren Perez, sezon genelinde Mercedes-Ferrari-Red Bull pilotlarının ardından gelen orta sıraların en çok puan alan pilotuydu. Force India’nın gösterdiği gelişime bağlı olarak Perez’den aynı performansı 2018’de de izlememiz kuvvetle muhtemel. Puanım: 8.5/10

Esteban Ocon (Sekizinci – 87 Puan)

Ocon; bir çaylak Force India’da maksimum ne yapabilecekse yaptı. Grosjean tarafından Brezilya’da yarış dışı bırakılana kadar sezonun ilk 18 yarışının tamamında finiş görüp bunların 17’sinden puan çıkarmayı başardı. Sergio Perez’e karşı sezon boyunca bir kez bile geri adım atmadı, hatta bir çaylağın, pist üzerinde takım arkadaşına karşı cüret edemeyeceği kadar agresif bir tutum sergiledi. Her ne kadar sezon sonunda rakibinden 13 puan geride kalsa da taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanarak tartışmasız şekilde yılın çaylağı oldu. Force India’nın önümüzdeki yıllarda akıbeti ne olur bilinmez ama Ocon’un geleceğinin çok parlak olduğunu söylemek için kahin olmaya gerek yok. Puanım: 9.5/10

WILLIAMS (Beşinci – 83 Puan)

Formula 1’in Ferrari ve McLaren’dan sonraki en köklü takımı Williams, bir sezonu daha büyük bir hayal kırıklığıyla noktaladı. Sezon başında Bottas’ı Mercedes’e kaptıran Ada temsilcisi, Massa’yı emeklilikten döndürüp yanına çaylak Stroll’ü oturttu. Geçtiğimiz yılın Euro F3 Şampiyonu, mekanik arızaların da etkisiyle sezona beklenenden kötü başlayınca Williams, Force India’yla olan muhtemel dördüncülük mücadelesinden erkenden kopmuş oldu. Sezon içerisinde ilerleyeceğine gitgide geriye düşen Williams, unutmak isteyeceği bir sezonu geride bırakmış oldu. Yazının yazıldığı sırada Massa’nın nihai emekliliğiyle birlikte boşalan koltuğa Kubica’nın oturması beklenirken, Stroll’ün koltuğunu koruyacağı kesin. 2018’de Paddy Lowe ve Rob Smedley’in dizayn edeceği araçla griddeki yerini alacak olan Williams’ın Renault ve McLaren karşısındaki yerini kestirmek şimdilik güç ancak onları rekabetçi bir araçla izlemek herkesin hayali. Puanım: 5/10

Felipe Massa (On Birinci – 43 Puan)

Rosberg 2016 sezonunun sonunda emekli olmasaydı muhtemelen bu satırlar yazılmamış olacaktı. Daha ilk emekli maaşını alamadan apar topar takıma geri çağrılan Massa’nın pistteki hali adeta orada olmayı istemediğini haykırıyordu. Avusturya ve Bahreyn’de altıncı sırayı alarak beklentinin üstüne çıktı ama sezon genelinde zaten yeterince düşük olan beklentiyi karşılamakta bile güçlük çekti. Bunda elbette Williams’ın oldukça dengesiz bir araç olmasının da payı var ama her ne olursa olsun 11 kez yarış galibi olan bir ismin takımını yukarı çekmesi gerekirdi. Başka serilerde görüşmek üzere vedalaşma vakti geldi… Puanım: 5/10

Lance Stroll (On İkinci – 40 Puan) 

Bu sezon, hakkında en çok tartışma yürütülen isimlerden biri Lance Stroll’dü. Kanada’nın en zengin iş adamlarından Lawrance Stroll’ün oğlu olan Lance, kimileri tarafından ‘’şımarık zengin çocuğu’’ muamelesi gördü. Bizim bu yazıda ilgilendiğimiz, Stroll’ün bu sezon ortaya koyduğu performans olduğu için, işin politik kısmına girmek istemiyorum.

İşin performans bölümüne geldiğimizde, Stroll’ün sezona felaket bir başlangıç yaptığını söyleyebiliriz. Sezonun ilk 6 yarışından eli boş ayrılan Stroll, Formula 1 kariyerindeki ilk puanlarını kendi seyircisi önünde elde ettiği dokuzunculukla aldı. Bir sonraki yarış olan Azerbaycan Grand Prix’yse, Stroll’ün kısa Formula 1 kariyerinin en önemli kilometre taşı oldu. Hamilton ve Vettel’in sorun yaşadığı yarışta üçüncü olarak podyuma çıkma başarısı gösteren Stroll, takımına sezonun ilk ve son podyumunu getirdi. Bunla da yetinmeyen çaylak pilot, yağmurun damgasını vurduğu İtalya GP sıralama turlarında Williams’ını dördüncü sıraya yerleştirdi, ardından Verstappen ve Ricciardo’nun grid cezalarıyla birlikte ilk çizgiden start aldı. Kötü başladığı sezonu makul bir şekilde noktalayan Stroll’ü yargılamak için daha çok erken, hele bir de 2018’i görelim… Puanım: 7/10

RENAULT (Altıncı – 57 Puan) 

2016’yı sadece 8 puanla dokuzuncu sırada tamamlayan Renault, 2017’nin en çok gelişme gösteren takımlarından biri olarak göze çarptı. Sezona Hülkenberg-Palmer ikilisiyle başlayan Fransız temsilcisi, Palmer’ın kabus gibi performansına 16 yarış dayanabildi ve yerine üç sezondur Toro Rosso’da harikalar yaratan Carlos Sainz’ı getirdi. 2018 öncesindeki son geçiş sezonunu mümkün olduğunca az hasarla atlatan Renault, ekim ayında FIA’nın eski teknik şefi Marcin Budkowski’yi takıma katarak etik tartışmaları beraberinde getirdi. Tüm takımların en ince sırlarını dahi bilen Budkowski’nin transferi -haklı olarak- diğer takım patronları tarafından eleştirildi. Tartışmalar bir kenara, Renault’nun 2018’de, bu sezondan çok daha rekabetçi olmasını, muhtemelen podyuma oynayacak seviyeye gelmesini beklemek yanlış olmaz. Gelecekleri noktanın fair play’e ne kadar uygun olacağını da zaman gösterecek. Puanım: 7/10

Nico Hülkenberg (Onuncu – 43 Puan)

Üç sezonluk başarılı Force India macerasının ardından, Renault’nun fabrika takımıyla kariyerinde yeni bir sayfa açan Hülkenberg için 2017 sezonu gayet tatmin ediciydi. Her ne kadar altı kez yarış dışı kalsa da, bitirmeyi başardığı 14 yarışın 8’inden puan çıkarmayı başardı. İspanya, İngiltere, Belçika ve Abu Dhabi’deki altıncılıklarıyla Renault’nun takımlar klasmanında altıncı sırayı almasında aslan payı ondan geldi. Abu Dhabi’yle birlikte kariyerindeki 135. Formula 1 yarışını geride bırakan Hülkenberg, henüz podyuma çıkma başarısı gösteremeyerek bu alanda tarihin en başarısız ismi oldu. Kim bilir, belki de 2018’in Hülkenberg’e hazırladığı bazı güzel sürprizler vardır. Puanım: 6.5/10

Carlos Sainz (Dokuzuncu – 54 Puan)

Sezona Toro Rosso’da başlayan ve takımıyla beraber ilk 16 yarışta kusursuza yakın bir performans gösteren Sainz, vatandaşı ve idolü Fernando Alonso’nun ayak izlerini takip ederek sezon ortasında Renault’nun yolunu tuttu. İlk 16 yarışın 9’undan puan çıkarmayı başaran Sainz, Renault’yla çıktığı 4 yarışta ise sadece bir kez puan alabildi. Kariyerinin en iyi sonucunu Singapur’da aldığı dördüncülükle elde eden Carlos Sainz’ın, 2018’de Hülkenberg’e karşı neler yapacağı merak konusu. Tecrübeli rakibine karşı eksiğinin olmadığı kesin, ne kadar fazlası olduğunu da sezon ilerledikçe göreceğiz. Puanım: 8.5/10

TORO ROSSO (Yedinci-53 Puan)

2017 sezonuyla ilgili yapılan bir ankette ‘’Sezonun en garip takımı hangisiydi?’’ diye bir soru olsa hiç şüphesiz Toro Rosso zirveye kimseyi yaklaştırmazdı. Sezona Sainz-Kvyat ikilisiyle başlayan Faenza merkezli takım önce Kvyat’ı Malezya GP arifesinde sepetleyip yerine -geç de olsa- Pierre Gasly’i oturttu, ardından da Sainz’ı Renault’ya kaptırdı. Sainz’ın ayrılışıyla sürpriz bir ismi, 2017 Le Mans 24 Saat Şampiyonu Brendon Hartley’i koltuğa oturttu. Bu sezon dört farklı pilot kombinasyonuyla yarışan Toro Rosso, en nihayetinde sezonu Gasly-Hartley ikilisiyle noktaladı ve 2018’de de bu iki isimle yarışacaklarını açıkladı. Takımlar klasmanında altıncılığı son yarışta Renault’ya kaptıran Toro Rosso, acaba sezona Kvyat yerine Gasly’le başlasaydı günün sonunda kendisini nerede bulacaktı, bunu ne yazık ki hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Ancak öğrenebileceğimiz bir şey var ki, o da Toro Rosso’nun 2018’de Honda motoruyla neler yapıp yapamayacağı. Puanım: 6.5/10

Pierre Gasly (Yirmi Birinci – 0 Puan) 

İlk Formula 1 yarışına, Kvyat’ın yerine Malezya’da çıkan 2016 GP2 şampiyonu, çıktığı 5 yarışta da puan alma başarısı gösteremedi. Ancak Gasly’nin bir çaylak olduğunu ve sezon öncesi testlerinde yer almadığını belirtmekte fayda var. Şartlar Gasly için oldukça zordu ve genç Fransız, bu şartlarda yapabileceğinin en iyisini yaparak çıktığı yarışların hepsinde aracı tek parça halinde garaja getirmeyi başardı. Eğer sezon başından itibaren yarışmış olsaydı Toro Rosso’yu takımlar klasmanında altıncılığa taşıyacağından emin olabilirdiniz. Puanım: 5/10.

Brendon Hartley (Yirmi Üçüncü – 0 Puan)

Haziran ayında Timo Bernhard ve Earl Bamber’la, motorsporlarının en prestijli yarışı Le Mans 24 Saat’i kazanan Hartley, hiç hesapta olmayan şekilde kendini ekim ayında Toro Rosso koltuğunda buldu. Sainz’ın takımdan ayrılmasının ardından Helmut Marko’ya ‘’Beni de düşünün’’ diyen eski Red Bull test pilotu Hartley’nin şansı yaver gitti ve yaklaşık 6-7 yıl rötarlı da olsa kendisine Formula 1’de bir yer edinmeyi başardı. LMP1 araçlarıyla oldukça farklı bir karakteristiğe sahip olan Formula 1 aracına alışması elbette zaman alacak ancak Toro Rosso’yla çıktığı 4 yarışta beklentileri karşıladığını da belirtmek lazım. Ne de olsa onun için asıl sınav, mecburiyetten yarıştırıldığı bu 4 hafta sonu değil, 2018 sezonunun tamamı. Puanım: 5/10

HAAS (Sekizinci – 47 Puan) 

Formula 1’in tek Amerikan takımı, bu seneyi de kendi yağında kavrularak geçirdi. Saatli bomba Romain Grosjean ve Kevin Magnussen’le tamamladığı sezonda altıncılık iddiasını son yarışa kadar taşıyan Haas, 2016’ya göre daha istikrarlı bir görüntü çizdi. Önceki yıl 29 puanda kalan Amerikan temsilcisi, bu sezon 47 puan alarak sezonu altıncı Renault’nun sadece 10 puan gerisinde bitirdi. Gridin en tahmin edilemeyen araçlarından Haas, görece güçlü olması beklenen yerde zayıf; zayıf olması beklenen yerde ise güçlü bir görüntü çizdi. Takımın maksimumunun bu olduğunu düşünürsek, Günther Steiner halihazırdaki durumdan çok da şikayetçi değildir. Puanım: 7/10

Romain Grosjean (On Üçüncü – 28 Puan)

Pastor Maldonado’nun Formula 1’den ayrılışıyla, griddeki kamikaze görevini ifa eden Fransız pilot, yaptığı onca hataya rağmen yine de takımına çok değerli puanlar kazandırmayı başardı. Bu sezon sadece üç kez yarış dışı kalan Grosjean, beş kez yolda kalan takım arkadaşına karşı puan tablosunda üstünlük sağlamayı başardı. Aynı zamanda sıralama turlarında da rakibini 12’ye 8 mağlup eden Fransız, bakalım gelecek sezon, 2013’te kazandığı krediden ne kadarını daha yiyecek? Puanım: 6.5/10

Kevin Magnussen (On Dördüncü – 19 Puan)

Renault’yla geçirdiği vasat yılın ardınan Haas’la imzalayan Magnussen, iyi sayılabilecek bir sezonu ardında bıraktı. 5 yarıştan puan çıkarma başarısı gösteren Danimarkalı, Macaristan’da Hülkenberg’le yaşadığı gerilimle uzun süre gündemde kaldı. Pist üzerindeki agresif tutumu birçok pilot tarafından eleştirilse de Magnussen, bu sezon komiserler tarafından yalnızca bir kez cezaya çaptırıldı. Kendi deyimiyle Formula 1’in ‘’kötü çocuğu’’ Magnussen’in önünde daha uzun yıllar olsa da, yine de tedbiri elden bırakmamasında fayda var. Puanım: 6.5/10

McLAREN – HONDA (Dokuzuncu – 30 Puan)

Formula 1’in en büyük takımlarından McLaren, Honda macerasını nihayet noktaladı. 2015’te başlayan ortaklığın son yılında McLaren sadece 7 kez iki araçla birlikte finiş görebildi, bunların sadece bir tanesinde çifte puan sevinci yaşadı. Sezon boyunca dayanıklılık problemleriyle boğuşan McLaren ya yolda kaldı, ya da tur başına liderin ortalama 1.5-2 saniye gerisinde. Hâl böyle olunca takım yönetimi daha fazla dayanamadı ve 10 yıllık bir anlaşmayla yola çıkan McLaren-Honda ikilisi, üçüncü yılın sonunda yollarını ayırdılar. McLaren, güç ünitesi için ilginç bir tercih yaparak Formula 1’deki ezeli rakiplerinden Renault’yu seçerken, Honda da Renault motorunu bırakan Toro Rosso’nun tedarikçisi oldu. McLaren 2018’de belki yine galibiyetler ve şampiyonlukların uzağında kalabilir ancak son 3 sezondan çok daha iyi bir görüntü sergileyecekleri kesin. Puanım: 4/10

Fernando Alonso (On Beşinci – 17 Puan)

Sezon içerisinde ismi sık sık başka takımlarla, başka serilerle anılan ancak takımıyla sözleşmesini uzatan Fernando Alonso, önceki iki yılda olduğu gibi bu yıl da elinden gelenin en iyisini ortaya koydu. Sezon boyunca yedi kez yarış dışı kalan çifte dünya şampiyonu, sezonun son 3 yarışından puan çıkararak takım arkadaşı Vandoorne’u mağlup etmeyi başardı. Sıralama turlarında da rakibine 16’ya 3 gibi ezici bir üstünlük kuran İspanyol pilot, Monaco hafta sonunda şansını Indy500’de denedi ancak yine Honda’nın azizliğine uğrayarak yolda kaldı. 2018’de de Daytona 24 Saat ve Le Mans 24 Saat’i deneyecek olan Alonso, Renault motorlu McLaren’ı podyum adayı haline getirebilir. Puanım: 8/10

Fernando Alonso
Stoffel Vandoorne (On Altıncı – 13 Puan) 

Sezona sıkıntılı başlayan ve ilk 10 yarıştan puan çıkaramayan 2015 GP2 şampiyonu, sezonun ikinci bölümünde daha derli toplu bir görüntü çizerek üç yarıştan puan çıkarmayı başardı. Sezonun ilk puanını Macaristan’da elde eden çaylak pilot, bitime iki yarış kala Alonso’dan daha fazla puana sahipti ancak Alonso’nun Brezilya ve Abu Dhabi’deki etkileyici performansına karşılık veremeyince, tecrübeli rakibine 4 puan farkla mağlup olmuş oldu. Sıralama turlarındaki zaaflarını gideren bir Vandoorne’un, güçlenen McLaren’ı nereye taşıyacağını izlemek keyifli olacak. Puanım: 8/10

SAUBER (Onuncu – 5 Puan)

2016 ortasında Longbow Finance grubuna satılan İsviçre temsilcisi, geçen sezonun ardından 2017’yi de büyük bir hayal kırıklığıyla noktaladı. Sezon öncesinde Felipe Nasr’ı gönderip yerine 2015 DTM şampiyonu Pascal Wehrlein’ı getiren Sauber, her ne kadar pilot bazında elini güçlendirse de, araç olarak 2016’nın üstüne çıkamadı. Sezon ortasında Monisha Kaltenborn’dan boşalan takım direktörlüğü görevine, eski Renault patronu Frederic Vasseur’ün getirilmesi, takımın 2018’de Renault motoruna geçeceği söylentilerini de beraberinde getirdi ancak söylentiler sonuçsuz kaldı. Sezon içinde 10 kez yarış dışı kalan Sauber, 2018’de Alfa Romeo Sauber adını taşıyacak ve bir nevi Ferrari’nin B takımı olacak. Alfa Romeo anlaşmasıyla birlikte hem Ericsson, hem de Wehrlein’la yolları ayırmasına kesin gözüyle bakılan Sauber’in, gelecek sene Leclerc-Giovinazzi ikilisiyle yarışması en kuvvetli ihtimal. Puanım: 5/10

Pascal Wehrlein (On Sekizinci – 5 Puan) 

Formula 1’deki ikinci sezonunu geride bırakan Wehrlein, gridin en zayıf takımı Sauber’de yapabileceğinin en iyisini yaptı. Takımın kazandığı 5 puanın tamamında imzası olan Alman pilot, özellikle İspanya’daki kusursuz performansıyla göz doldurdu. Sıralama turlarında Ericsson’u 11’e 7 mağlup eden Wehrlein, Sauber’in iki araçla birlikte finiş gördüğü 11 yarışın 7’sinde rakibinin önünde yer almayı başardı. Ancak sponsor sıkıntısı çeken ve artık Mercedes’in de desteğini kaybeden Wehrlein’ın, Abu Dhabi GP’yle birlikte kariyerinin son Formula 1 yarışına çıkmış olma ihtimali yüksek. Hayat bazen acımasız olabiliyor… Puanım: 8/10

Marcus Ericsson (Yirminci – 0 Puan)

Neden ve nasıl hala Formula 1’de yarıştığını anlayamadığımız pilotların başında gelen Marcus Ericsson için 2017, yine hüsranla noktalandı. 2017’de tam sezon yarışan pilotlardan puan alamayan tek isim olan İsveçli, sezonun çok büyük bölümünde takım arkadaşı Wehrlein’la mücadele dahi edemedi. Alfa Romeo anlaşmasına kadar takımda kalmasına kesin gözüyle bakılan İsveçli pilotun, bu noktadan sonra Formula 1’de koltuk bulması pek de ihtimal dahilinde değil. Puanım: 3/10

Socrates

Socrates

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN