Özgürlüğe Uçmak

Fatih Arda İpcioğlu, Türkiye'nin kayakla atlamadaki ilk olimpiyat katılımcısı olmaya hak kazandı. Genç sporcunun ilham veren yolculuğuna davetlisiniz.

5 Şubat 2018

Foto: Getty Images

Kayakla atlama her ne kadar ülkemizde medyanın ilgisini yeterince çekemese de son yıllarda televizyon yayınlarıyla popülaritesini iyice arttırdı. Bu durum da özel bir başarıyı beraberinde getirdi. Fatih Arda İpcioğlu, daha önce dünya kupasında mücadele eden ve kayakla atlamanın en prestijli organizasyonu Dört Tepe Turnuvası’nda yarışan ilk milli sporcumuz olarak tarihe geçmişti. Genç sporcu bu başarısını bir adım daha ileriye taşıyarak Pyeongchang’da düzenlenecek kış olimpiyat oyunlarına katılım hakkı kazandı ve kayakla atlamada Türkiye’yi temsil edecek ilk isim oldu. Fatih Arda İpcioğlu ile oyunlar öncesinde bir sohbet gerçekleştirdik; kayakla atlamaya başlama hikayesini, olimpiyat yolculuğunu ve gelecek hedeflerini kendisinden dinledik…

Kayakla atlamayı neden ve nasıl tercih ettiniz? Ailenizin bu seçime bir tepkisi oldu mu?

Kayakla atlamadan önce 2002 yılında lisanslı olarak alp disiplini sporuna başladım. Yaklaşık üç buçuk yıl alp disiplini yaptıktan sonra kayakla atlama seçmelerinin yapılacağını duydum ve katılmaya karar verdim. İlk başta tabii ki hem ben hem de ailem biraz korktuk bu durumdan. Fakat sonrasında spor çok hoşuma gitti ki zaten adrenalin içeren şeyleri seviyordum. Aileme de hak veriyorum çünkü kayakla atlama dışarıdan bakan birisi için tehlikeli görünebilir. Ancak zamanla ben profesyonelleştikçe onlar da destek vermeye başladılar. Ben de ailemin katkısıyla kendimi sürekli geliştirmeye odaklandım.

Peki okulla kayakla atlamayı bir arada götürmek zor olmuyor mu?

Okul ve kayakla atlama ilişkisi, uzun zamandır -özellikle de okul konusunda- sıkıntılar yaşadığım bir nokta. Pek çok engelle karşılaştım. Mesela sınav dönemlerinde birçok kez kamplara gidemedim. Tabii buna hem ailem izin vermedi hem de ben “gitmemem lazım” diye düşündüm. Zira okul da benim için çok önemliydi. Okul ve kayakla atlamayı bir arada götürmek çok zor çünkü kayakla atlamada çok sık antrenman yapmanız lazım. Ayrıca her hafta farklı bir yerde yarış olduğu için de okul yine aksıyor. Bazı hocalarımız beni destekledi ve yardımcı oldu ama bazı hocalarımız da ‘’Benim için mi gidiyorsun?’’ diyerek karşıt bir tavır takındı. Örneğin, “Git oralarda yalnızken ders çalış” diyen hocam dahi oldu. Ben nasıl okuldaki sınıf ortamıyla alakası olmayan bir yerde, hiç bilmediğim bir konuyu anlamaya çalışayım? Bunu yapmayı denedim ama pek imkânı olan bir şey değildi. Yani okul biraz da sporumu yapmama engel oldu diyebilirim.

Türkiye Kayakla Atlama Milli Takımı. (Fotoğraf: Pekka Niemela)

Yaz Grand Prix’leri, Kayakla Atlama Dünya Kupası ve Dört Tepe turnuvası gibi organizasyonlarda yarıştınız, sırada olimpiyat oyunları var. Bu gelişim sürecinde milli takım antrenörü Pekka Niemela’nın etkisi ne oldu? Sonuçta Janne Ahonen, Matti Hautamaki ve Noriaki Kasai gibi büyük isimlerle çalışmış bir koçtan bahsediyoruz..

Tabii ki Pekka’nın bana kattığı çok şey var. Biz hem antrenör-sporcu ilişkisi kurduk hem de gerektiğinde arkadaş olduk. Yeri geldi bana bir baba gibi davrandı, yeri geldi birlikte eğlendik. Fakat hiçbir zaman aramızdaki karşılıklı saygı sınırlarını da aşmadık. Bu süreçte iyi anlaşarak, problemler üzerine düşünüp çözümler ürettik. Bu çözümleri iyi uygulamak da bizi başarıya götürdü.

Erzurum’daki kayakla atlama tepesiyle ilgili sorunlar yaşandı ve bir dönem kampları yurt dışında yapmak zorunda kaldınız fakat ardından tepe yeniden faaliyete geçti. Sence başarında Erzurum’daki tesislerin ne kadar etkisi var?

Erzurum’daki tepelerin işlev görmemesi bizi en çok etkileyen durumlardandı. Çünkü kendi evimizde antrenman yapabileceğimiz bir yer yoktu ve sürekli olarak yurt dışına gidip gelmek zorunda kaldık. Bu süreçte pek çok aksaklıkla da karşılaştık. Şu anda Erzurum’daki tesisler faaliyete geçti ve sürekli olarak antrenman yapabiliyoruz.  Ve inanıyorum ki, bundan sonra bizi daha güzel günler bekliyor. Sürekli olarak antrenman yapabilmemiz çok ama çok büyük bir avantaj. Bu son dönem başarılarına giden süreçte pek Erzurum’da antrenman yapamasak da fiziksel hazırlıklarda tesisin bize katkısı büyük oldu. Bundan sonra hem kuvvet ve kondisyon antrenmanları hem de atlama antrenmanlarını Erzurum’da yapabilmek beni de daha hızlı bir gelişimin içine sokacaktır.

Puan almayı başardığınız kıtasal kupa ve onun bir üst seviyesi olan dünya kupasını kıyaslar mısnız? Arada nasıl bir güç farkı var?

Kıtasal kupada puan aldığımda dahi hep sonraki adımı düşünen bir sporcuydum ve o adımın dünya kupası olduğunu biliyordum. Tabii seviyenin çok zor olduğunun da bilincindeydim ve ne kadar çok çalışmam gerektiğinin farkındaydım. Aslında arada çok ciddi bir güç farkı yok, sadece dünya kupası seviyesinde kendinize çok güvenmeniz lazım. Orada kendinizi kanıtlamanızın yolu bu.

Şu anda kendinizi kanıtladığınızı düşünüyor musunuz? Geleceğe yönelik hedefleriniz nedir?

Şu anda zaten en büyük hedefime ulaşmış durumdayım çünkü Pyeongchang’a gidiyorum. En büyük hedefim olimpiyatta yarışan ilk Türk kayakla atlamacı olmaktı. Ben kendime hedef olarak bunu belirlemiştim ve şu an çok mutluyum. Bir sonraki amacım ise ülkemizi orada en iyi şekilde temsil etmek. Dünya kupasında puan alıp, kendimi dünya kupası sıralamasında görmek de gelecek için koyduğum hedefler arasında.

Olimpiyatlara katılma sürecinde sizi en çok zorlayan şey ne oldu?

Olimpiyatlara katılma sürecinde ben en çok zorlayan şey Erzurum’da kayakla atlama tepelerinin olmamasıydı. Bir de bazen okulla yaşadığım problemler beni zorladı ki bu yüzden birkaç kampa ve yeri geldiğinde antrenmanlara gidemedim. Ama ben her türlü zorluğu bir şekilde atlatmayı başardığım için şu anda buradayım.

Eminim ki kayakla atlama izleyicisi bunu çok merak ediyordur… Bize uçma hissinin nasıl olduğundan bahsedebilir misiniz?

Uçmak size özgürlük veren bir his ve kayakla atlamayı ne kadar çok seviyorsanız bu histen de o kadar çok keyif alıyorsunuz. Tabii ki ben tüm bu hisleri yaşarken, bir de uçuş esnasında yapmam gerekenleri düşünüp atlayışımı doğru biçimlendirmeye çabalıyorum.

Örnek aldığınız sporcular kimler?

Örnek aldığım bir sporcu yok. Tabii ki kayakla atlamanın ülkemizde geçmişten gelen, geleneği olan bir spor olmasını isterdim. Bu durumda bizlerin de peşinden gidebileceği, örnek alabileceği bir sporcu olurdu. Şu anda görüyorum ki o sporcu ben olmak üzereyim. Ben de bu sorumlulukla hareket ederek gelecek nesle örnek olma çabasındayım. Umarım benden sonraki süreçte kayakla atlama şu konumundan daha iyi bir noktaya gelir. Benden sonra gelen arkadaşlarım da iyi örnek teşkil etmeyi sürdürür ve sporumuzu yukarıya taşırız.

Atlayışlarınızda eksik olan ya da geliştirmeniz gereken noktalar var mı sizce?

Bu soruya cevap vermek biraz zor ancak genel olarak havada kayaklarımı gerektiğinden fazla açtığımı düşünüyorum ve bu problemi yavaş yavaş atlatmak üzereyim, antrenmanlarıma bu konu üzerinde yoğunlaşarak devam ediyorum.

Daniels Süha Özkaya

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN