FA Cup Çıkışlı Bir Nostalji

FA Cup'ta bugün ve yarın oynanacak yarı final maçları öncesi geçmişe bir küçük yolculuk ve dün ile bugün arasındaki karmaşık düşünceler...

21 Nisan 2018

Fotoğraf: Getty Images

Çocukken, insana dünyanın geçmişi yokmuş gibi geliyor. Ben de büyüklerin nostalji sevdasını hiç anlayamadığımı çok iyi hatırlıyorum. Mesela bazı akşamlar, özellikle de eve misafir geldiğinde teybe takılan Türk Sanat Müziği kasetleri, çocukluk yıllarımın önde gelen ızdıraplarından biriydi. “Nasıl dinleyebiliyorlar bunları?” diye düşündüğüm o şarkıların hepsini yaşım ilerledikçe çok sevdim. O günlerde teknoloji daha fazlasına imkân tanıdığı için izlenmesini anlamsız bulduğum siyah-beyaz filmleri de aynı şekilde.

Niyetim romantizm yapmak değil ama futbolda  çocukluğumun ilk kahramanı Kubilay Türkyılmaz’dı. Futbol dünyası ise benim için Okan, Tugay, Hakan, Bülent, Hayrettin, Şifo Mehmet, Feyyaz, Oğuz, Aykut, Hami, Ünal gibi oyunculardan ibaretti. Maçların sadece özetlerini izleyebildiğimiz Anadolu futboluna, TRT’de doksan dakikası yayınlanan İkinci Lig’e, haftada bir bazı liglerdeki golleri izleyebildiğimiz Avrupa futboluna da ilgim vardı elbet. Romario, Bebeto, Matthaeus, Möller, Stoichkov, Baggio ya da Batistuta’nın adını duyunca akan sular duruyordu. Ama bunun da nostaljisini hiç anlamıyordum işte. Baggio deyince “Asıl bir Schillaci vardı”, Romario deyince Socrates, Kubilay deyince Prekazi… Bu kadar yetenekli futbolcular varken o adamların hâlâ eskilerden bahsetmesinin ne kadar anlamsız geldiğini anlatamam.

Tabii insan, bu adamların futbolcular üzerinden aslında eski günleri özlediklerini büyüyünce anlıyor. Ama yine de kendi adına bundan kaçamıyor. Üstüne bir de kılıflar uyduruyor kendini haklı çıkarmak için. Ben uydurdum yani, biliyorum. Uydurduğumu bilmeme rağmen her yerde de savunuyorum. Bugünün futbolunu, eskisinin aşağı yukarı çeyreği kadar seviyor oluşumun kendimce gayet mantıklı sebepleri var. Ben futbolu yetenekli oyuncuların yaptığı sürpriz işlerle sevdim. 1990’larda oynanan (2000’lerin ilk yarısını da katabiliriz) futbol, bana ve benim zevkime göre profesyonellik ve amatörlüğün en ideal karışımıydı. Bugünün futbolunda yeteneğini profesyonellik ve disiplinle birleştirmeyi başaramayan, vücudunu en ideal forma getirmeyen oyuncuların başarılı olma şansı sıfıra yakın. Elbette yetenek ölmüyor, her zaman da futbolun içinde olacak ama azalıyor. Saf yeteneğin futbolun içindeki rolü günden güne düşüyor. Futbol mekanikleşiyor. Buna bir de dönemin şartlarını, tüm dünya insanları gibi futbolcuların da bireyselleşmesini, ulaşılabilirliğini, sosyal medyasını vesairesini katınca benim futboldan aldığım keyif düşüyor.

Başta da söylediğim gibi, bu düşüncelerimin arkasında biraz da 25 yıl önce anlam veremediğim aynı nostalji sevdasına bugün kendim düşmüş olmayı reddetme çabası yatıyor olabilir. Ancak bugün ve yarın oynanacak FA Cup yarı final maçları öncesi yine geçmişe gitmekten kaçamadım. Bugün Tottenham ile oynayacak olan Manchester United’ın, dün sabah sezon sonunda görevi bırakacağını açıklayan Arsene Wenger’in Arsenal’ıyla oynadığı 1999 FA Cup yarı final maçını hatırladım. Ryan Giggs ve David Beckham’ın muhteşem gollerini, tarihin en iyi kalecilerinden Peter Schmeichel’ın takımını ayakta tutuşunu ve Bergkamp’ın sahip olduğu anormal klası bir kez daha izlerken hem futbol sevgimi canlı tutan bir iksir içmiş gibi oldum hem de bunları düşündüm.

Bugünün çocukları, Messi ve Cristiano Ronaldo’yu; benim jenerasyonumun Ronaldo’yu, Baggio’yu, Batistuta’yı andığı gibi anacak, buna hiç şüphe yok -ki bu tür oyuncuları zaten biz de geçmişteki ikonların yanına çoktan ekledik bile. De Bruyne, Marcelo, Salah, Kroos, Sergio Ramos, Godin, Kante, Bonucci, Nainggolan, Modric, Mesut hatta kendine has bir tarzı olduğu için Wayne Rooney gibi onlarca futbolcuyu daha katabilirim buraya. Ama yine de sözgelimi bir Mata’yı, yakın geçmişin rekor bonservis ücretlerinin kahramanları Pogba ile Bale’i, Benzema’yı ve yüzlercesini bizimle aynı duygularla anacaklar mı, çok merak ediyorum… Bir daha hiçbir FA Cup maçının aynı anda bu kadar ikona ev sahipliği yapıp yapmayacağını da. Daha pahalı oyuncuları buluşturacağı kesin ama o oyuncular arasında kaç tane Bergkamp, Giggs, Vieira, Beckham, Schmeichel, Keane ya da Scholes olacak? Scholes ile Pogba’yı ayıran yalnızca insanoğlunun nostalji sevdası mı yoksa tam ve eksiksiz bir şekilde adını koyamadığımız başka bir şey de var mı? Dediğim gibi, bir iddiam yok, sadece merak ediyorum…

Atahan Altınordu

Atahan Altınordu
2006'da girdiği İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden hâlâ mezun olmadı. 2008'den bu yana spor medyasında çalışıyor.

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN