Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolGenelGündemEv Sahibi

Türkiye'ye her yıl yüzlerce yabancı futbolcu geliyor. Fernando Muslera da bir zamanlar onlardan biriydi. Bugün ise onu yabancı yapan tek şey milli takım araları... Muslera, Galatasaray'da bugün ev sahibi.

Bu röportaj ilk olarak Socrates’in Şubat 2020 nüshasında yayımlanmıştır. Röportajın tamamını bu ayki sayımızda bulabilir, geri kalan tüm sayılarımıza bu adresten ulaşabilirsiniz.


Galatasaray’dan giden yabancı futbolcular neden hâlâ bu kadar Galatasaray vurgusu yapıyorlar? Sosyal medyadaki etkilerini artırmak için mi, sponsorluklarla mı ilgili yoksa gerçekten gittikten sonra kulüple kopmayan bağlarından dolayı mı?

Kesinlikle reklam amaçlı değil. Galatasaray gibi camiaların içinde bulunmuşsanız hiçbir zaman unutulmak istemezsiniz. Bir yıl da oynasanız, altı ay da oynasanız burada iz bırakmak istersiniz. Ayrıca herkes birbirinden farklıdır, kimisi sosyal medyada daha aktif olmayı tercih ediyor. Bu onun tarzıdır. Ama şurası bir gerçek ki böyle kulüplerden ayrıldıktan sonra herkes taraftarlar tarafından iyi hatırlanmak ister. Özellikle de kupalar kazandıysanız bu size daha da fazla aidiyet duygusu katıyor.

İkinci yarı başladı, beklentileriniz nedir? Vatandaşınız Marcelo Saracchi de takıma katıldı, onun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ligdeki mevcut yerimizden memnun değiliz. Ancak ikinci yarıda sadece lige odaklanacağız. Takım adaptasyon sürecini atlattı ve her şey yerine oturmaya başladı. Seri galibiyetler alıp bir an önce şampiyonluğa yürümemiz gerekiyor. Bunu başarabileceğimize inanıyorum. Saracchi içinse sadece olumlu sözler kullanabilirim. Her zaman oynamaya ve gücünü göstermeye hazır bir oyuncu ve harika bir karakter. Ona çok güveniyorum; bu yüzden de transferi gündeme gelip benim fikrimi aldıkları zaman, ikinci kez düşünmeye bile gerek olmadığını söyledim.

Üst üste 1-0’lık galibiyetlerle şampiyon olunan sezonlardan dolayı “Son düzlükte zaten Muslera yemiyor” algısı var. Takımın şampiyonluk iddiasını son bölüme kadar sürdürdüğü sezonlarda mutlu sona ulaşma geleneğinin en önemli unsurları arasında sizi de gösterebilir miyiz, ne dersiniz?

Ben bunun kulübün yapısıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yüzde 1 bile şampiyonluk şansı varsa Galatasaray o şansı zorlar. Futbolcusundan çalışan personeline herkeste “Galatasaray yarıştaysa kazanırız” mantalitesi oluştu. Sezonun ilk maçından son maçına kadar maksimum performans verme zorunluluğumuz var. Hepimiz son ana kadar savaşma bilincine sahibiz ve eğer yarıştaysak bu durum bizi öne çıkarıyor.

Avrupa’da Türk takımları yıllardır başarılı olamıyor. Makas giderek açıldı ve biraz geride kaldık gibi görünüyor. Bu durumu tersine çevirecek bir şey yapmak mümkün mü yoksa artık kendimize daha düşük hedefler mi belirlemeliyiz?

İlk başta ülkenin durumunu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekiyor. Duygusal bakınca gerçekleri göremeyebilirsiniz. Yurtdışındaki liglerde hangi futbolcular oynuyor, bizim ligimizde kimler var? Hedeflerin hangileri gerçeklikle örtüşüyor? Doğru yapılar kurmak çok önemli. Demin bahsettiğim kanıksanmış kaotik havanın da bunda etkisi var. Sürekli sizden tutkulu bir şekilde sadece sonuç elde etmeniz isteniyor. Ancak bunun şu anki gerçeklikle sürdürülebilir olması çok mümkün değil. Avrupa kupalarına daha farklı yaklaşılması gerekiyor. Fenerbahçe ve Galatasaray birbirini geçmeye çok fazla odaklanıyor. Ancak Avrupa’da elde edilecek her başarı aslında ikisinin de işine yarıyor. Yerel kupalarda rekabet olabilir ancak en azından Avrupa kupalarında birlik olunması gerekli. Ülke temsil ediliyor ve oynayan takım kimse sonuna kadar desteklenmesi gerekli. Bu sene Avrupa Ligi’nde sadece Başakşehir kaldı ve inanın onların maçlarını çok büyük heyecanla izliyorum. Türkiye’yi, bizim ligimizi temsil ediyorlar. Herkesin olaya biraz bu mantalitede bakması, ortamı biraz daha farklılaştırabilir.

Son yıllarda yetişen iyi Türk kaleciler ve savunmacılar hakkında ne düşünüyorsunuz? Türk Milli Takımı iki bölgede de tarihinin en zengin rotasyonuna sahip. Üstelik hepsi de genç.

Çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Özellikle de Türkiye’den çıkıp Avrupa liglerinde oynayan Türkleri görünce çok çok mutlu oluyorum. Mesela Ozan Kabak; sadece altı ayda kendini çok geliştirdi, çok çalıştı ve şimdi Almanya’da önemli bir kulüpte oynuyor. Milli Takım’ın da en önemli stoperlerinden biri oldu. Merih Demiral ve Çağlar Söyüncü de harika savunma oyuncuları. Türk Milli Takımı’na girmenin çok zor olduğu bir dönemdeyiz. Bu durum beni memnun ediyor. Gelecek adına çok yetenekli kaleciler görüyorum. Bunların başında Fenerbahçe’den Altay ve Trabzonspor’dan Uğurcan’ı sayabilirim. Türk Milli Takımı’nı gelecek on yılı boyunca sorunsuz temsil edebilecek iki kişi olarak görüyorum. Altay, Volkan Demirel’in yolundan ilerleyerek efsane olabilir. En büyük artısı bana göre sakinliği ve soğukkanlılığı. Başakşehirli Mert’i de çok beğeniyorum. Çok iyi de bir sezon geçiriyor zaten. Kendi takım arkadaşım Okan Kocuk’a ise ayrı bir parantez açmak istiyorum. Çok iyi bir kaleci ve bu yüzden Galatasaray’da. Her antrenmanda ne kadar yetenekli olduğuna tanıklık ediyorum. Onun yeteneği, ikimize de daha iyi olmamız için yardımcı oluyor. Sürekli oynamaya başladığında, milli takım çok iyi bir kaleci daha kazanacak…

Röportaj: Atahan Altınordu & Caner Eler

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Bir Efsaneydi

Bir Efsaneydi

7 saat önce
İlk Adım

İlk Adım

3 gün önce
Karakter

Karakter

5 gün önce