Socrates Web Beta v1.0
 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

BasketbolEuroLeague’de Yeni Sezonun En İyi 10 Çaylağı

EuroLeague'de yeni sezon başlıyor! Peki, Avrupa'nın en büyük liginde ilk kez mücadele edecek oyunculardan hangileri göze çarpıyor? En iyi 10 çaylağı Uğur Şen ve Ruhat Akkuş kaleme aldı.

EuroLeague’de 2018-19 sezonu, 11 Ekim Perşembe günü oynanacak maçlarla başlayacak. Basketbolun zirve ligi olarak kabul edilen NBA’e sürekli oyuncu kaybeden EuroLeague takımlarının bu sezon kadrolarına kattıkları çaylaklardan hangileri fark yaratabilir? İnceleyelim…

Tyler Ennis (Fenerbahçe – PG)

Fenerbahçe’nin 2016’da İstanbul’da kazandığı EuroLeague şampiyonluğundan sonra Bogdan Bogdanovic’in takımdan ayrılmasıyla birlikte guard rotasyonundaki sıkıntı bir türlü çözüme kavuşamadı. Zeljko Obradovic ilk olarak bu yolda fiziği ve deliciliğiyle ön plana çıkan, şut tehdidi bulunan Brad Wanamaker ile o açığı kapatmaya çalıştı fakat Wanamaker sezonun büyük bir bölümünde sorumluluk almaktan ziyade o yükü Kostas Sloukas, Bobby Dixon ve hatta yer yer Marko Guduric’e yükledi. Nihayetinde Wanamaker ile yollar ayrıldı ve geçen sezonu Los Angeles Lakers’ta geçiren Tyler Ennis’le anlaşmaya varıldı.

Syracuse çıkışlı olan ve 2014 NBA Draft’inde Phoenix Suns tarafından 18. sıradan seçilen Tyler Ennis; Phoenix Suns, Milwaukee Bucks, Houston Rockets ve Los Angeles Lakers forması giydiği dört yılda istediği performansı sergileyemedi. Bunun başlıca sebebi ise atletizm olarak yetersizliği. Her ne kadar saha görüşü ve ikili oyun yönetme becerisi üst düzeyde olsa da atletizm olarak alt seviyede kaldığınızda oyun içinde kontağı kapatma noktasına geliyorsunuz. Peki Fenerbahçe niçin Ennis’i tercih etti?

Tyler Ennis’in Malcolm Delaney ve Shane Larkin’in yanında Fenerbahçe için birinci tercih olmadığı aşikâr. Delicilik konusunda bu ikilinin seviyesinde olmamakla birlikte onlardan ayrılan en önemli özelliği üç sayılık atışları. 186 maçlık NBA kariyerinde sadece 66 üçlüğü bulunan Ennis, Fenerbahçe’ye saha yerleşimi konusunda sıkıntı yaşatabilir. Rakiple teması sevmemesi ise göze çarpan bir diğer kötü özellik. Ancak Obradovic’in doğrudan fark yaratacak bir oyuncu yerine Ennis gibi daha düşük profilli bir ismi tercih etmesinin başlıca sebebi sisteme uyacak ana parça yerine yan parça arayışı. Avrupa basketbolunun kan kaybettiği, yıldızı parlayan isimlerin NBA yolcusu olduğu ortamda gayet kabul edilebilir bir tercih.

Tyler Ennis, Fenerbahçe’nin hâlihazırda hangi sorununa çözüm olur? Syracuse’den alışkın olduğu ikili oyunlarla Jan Vesely ile Joffrey Lauvergne’i besleme veya pozisyonu kendi bitirme potansiyeli bulunuyor Ennis’in. Bu da geçtiğimiz sezon yaşanan ‘yaratıcı oyuncu bulma’ sıkıntısının yaşanma ihtimalini azaltıyor.

Sonuç olarak Tyler Ennis, NBA’den gelen oyuncular için “rehabilitasyon merkezi” işlevi gören bir takımın parçası. O da ait olduğunu düşündüğü yere dönmek için oynayacaktır. / Ruhat Akkuş

Joel Bolomboy (CSKA Moskova – PF/C)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti vatandaşı bir baba ve Rus bir annenin Ukrayna doğumlu çocuğu olan Joel Bolomboy, iki senelik inişli çıkışlı NBA macerasını geride bırakarak Avrupa’ya geldi ve buradaki kariyerine Avrupa’nın en büyük takımlarından biriyle imzalayarak giriş yaptı. Ukrayna’da doğsa da küçük yaşta ABD’ye göç eden Bolomboy, kıta basketboluna yabancı bir isim sayılır. Weber State gibi ufak bir kolejden kolej tarihinin en çok ribaund alan oyuncusu unvanıyla mezun olduktan sonra Utah Jazz tarafından draft edildi fakat istediği şansı hiçbir zaman bulamadığı için NBA kariyeri G-League ile NBA arası git-gel şeklinde geçti.

Bolomboy, NBA için yeterli yetenek toplamına sahip olmasa da kendisini Avrupa’da başarıya taşıyacak birçok özelliğe sahip. CSKA’nın geçen sezonki en büyük problemi pota altında Kyle Hines ve Othello Hunter gibi tecrübeli oyunculara sahip olsa da bu oyuncuların fizik olarak yetersiz ve belli bir yaşı geçmiş olmalarından dolayı özellikle ribaundlarda ezilmeleriydi. Bu ikilinin yanına Khryapa-Vorontsevich 4 numara rotasyonunu da ekleyince ortaya kâbus gibi bir tablo çıkıyordu. Bolomboy ise çok yüksek oyun motoruna sahip, hem hücum hem savunma ribaundlarında devamlı elleri ve kolları aktif bir oyuncu. Bolomboy, ilk etapta kenardan gelerek CSKA pota altındaki atletizm ve enerji problemini çözmeye yardımcı olacaktır. Bunun yanında Bolomboy, hücumda da birden çok silaha sahip bir isim. Epey iyi perde yapıyor ve perde sonrası devriliyor. Bunu Sergio Rodriguez gibi usta bir oyun kurucunun yanında çok iyi değerlendirebilir. Ayrıca boş kaldığında üçlük sokabiliyor ve ortalama üzeri orta mesafeci. Bolomboy hâlâ oyununda ham bölümler olan ve ilk sezonu için üçüncü pivot olarak düşünülen bir oyuncu. O yüzden beklentileri doğru ayarlamak gerekli fakat uzun vadede CSKA’nın çok önemli bir iş yaptığını söyleyebiliriz. Bolomboy annesinden dolayı Rus pasaportu alacak önümüzdeki aylarda. Bu da demek oluyor ki CSKA’nın VTB liginde başını ağrıtan yabancı sınırı problemine çare olabilir. Ayrıca henüz 24 yaşında olan Bolomboy, Avrupa’ya iyi uyum sağlayabilirse Kyle Hines ve Othello Hunter’ın önümüzdeki yaz bitecek kontratları sonrası CSKA için çok büyük bir güç hâline gelebilir. / Uğur Şen

Darrun Hilliard (Kirolbet Baskonia – SG)

Rodrigue Beaubois’nın Anadolu Efes yolcusu olmasının ardından o boşluğu doldurmak isteyen Baskonia, aradığı ismi NBA Gelişim Ligi’nde buldu. Villanova Üniversitesi çıkışlı olan Darrun Hilliard, geçtiğimiz sezon Austin Spurs formasıyla çıktığı 36 maçta 20.7 sayı, 4.5 ribaund ve 3.8 asist ortalamalarıyla oynadı. Hilliard’ın oyun stiline baktığımızda göze çarpan temel özelliği saf bir skorer oluşu. Güvenebileceğiniz bir dış şutu var, kendi şutunu yaratabiliyor, ters eşleşmeleri iyi değerlendiriyor… Günümüzde sürekli adam değişmeye dayalı oynanan oyunda rakip savunmayı delebilmesi, rakibiyle temastan kaçınmaması onu Rodrigue Beaubois’dan en çok ayıran özelliği. Bunun yanı sıra topsuz oyunda görevini iyi belirlemesi ve doğru yerlerde topla buluşması skor yükünü çekmesine yardımcı oluyor.

Savunmada rakibini kitleyecek derecede bir yeteneği yok fakat toplu oyuncu savunmasında takımına eksi yazacak bir tarafı da bulunmuyor. Hücumda olduğu gibi savunmada da temastan kaçınmıyor. Takıma zarar verme ihtimalinin bulunduğu nokta ise biraz farklı. Pick&roll oyun oynamayı iyi beceren Hilliard, gelen perdeyi de iyi kullanıyor fakat pozisyonu daha çok kendisi bitirmeye bakıyor. Bu da özellikle Vincent Poirier gibi kariyerinin zirvesine yaklaşan bir oyuncuyu baltalayabilir. Bunun haricinde pas özelliğiyle öne çıkmıyor ancak oyunu okumayı biliyor, savunmayı deldikten sonra doğru şutörü bulmakta zorlanmıyor. Kısacası Baskonia’nın, Beaubois’nın yerini işini daha iyi yapabilecek bir oyuncuyla doldurduğunu söyleyebiliriz. Mühim kısım, Hilliard’ın üzerindeki G-League ciddiyetsizliğini atıp atmayacağı. / Ruhat Akkuş

Nigel Williams-Goss (Olympiakos – PG)

Euroleague’e Darüşşafaka ile döndükten sonra iki sezonda Scottie Wilbekin ve Brad Wanamaker’a seviye atlatan David Blatt, bu sefer seviye atlatmak istediği oyun kurucusunu Sırbistan’da buldu. Bu isim ise Gonzaga çıkışlı Partizan guard’ı Nigel Williams-Goss’tan başkası değil. Henüz çaylak sezonunu geride bırakan Williams-Goss, tecrübesiz olarak nitelendirilebilir ancak işin aslı pek öyle değil. Gonzaga gibi Avrupa basketboluna yakın bir basketbol oynayan bir okuldan mezun olan Williams-Goss, oyun bilgisi ve pick&roll becerileri 30 yaşındaki guard’ları aratmayan bir oyuncu. Onu henüz ikinci senesinde Olympiakos gibi bir deve getiren özelliği de bu hücum becerileri. Avrupa basketbolunun temelini oluşturan ikili oyunlarda müthiş bir repertuvarı var: Kendi şutunu yaratabiliyor, köşedeki şutöre pozisyon hazırlayabiliyor, müthiş floater’larıyla sayıya gidebiliyor veya devrilen uzuna sayı attırabiliyor. Geçen sezon %47 ile üçlük atan Williams-Goss gerektiğinde topsuz bitirici rolünde de kullanılabiliyor. Bu özellikleri birleştirdiğimizde Nigel Williams-Goss’un Spanoulis ile epey uyumlu bir ikili olacağını söylemek zor değil. Gerektiğinde kenara çekilip pozisyonun kendisine gelmesini bekleyecek, Spanoulis’in tıkandığı anlarda (mesela geçen sezonki Zalgiris serisi) dümene geçip kriz çözecek bir oyuncu Willians-Goss.

Bunların yanında Williams-Goss hâlâ oldukça genç bir oyuncu olduğu için zaman zaman yarı saha basketbolunda zorlanabiliyor. Fakat David Blatt gibi bir koçun elinde, yanında da Spanoulis varken bunun çok büyük bir problem olacağını düşünmüyorum. Toparlamak gerekirse Olympiakos, Avrupa’da uzun süre kalması halinde kıtanın en dominant oyuncularından biri olabilecek bir oyun kurucuyu kadrosuna kattı. Blatt&Williams-Goss ikilisi önümüzdeki sezon EuroLeague izlemek için en büyük sebeplerden birisi. / Uğur Şen

Alec Peters (CSKA Moskova – PF)

10 yıldır takım kadrosunda bulunan emektar kaptan Viktor Khryapa’nın takımdan ayrılmasıyla birlikte forvet rotasyonunda oluşan boşluğu CSKA Moskova, geçtiğimiz sezon Phoenix Suns ve Northern Arizona Suns arasında mekik dokuyan Alec Peters ile 1 yıllık anlaşma yaparak doldurdu.

2017 NBA Draft’inde 2. tur 54. sıradan seçilen ve Valparaiso Üniversitesi çıkışlı olan Peters’ın en büyük özelliği şutörlüğü. Dört yıllık kolej kariyerinde yayın gerisinden %41’le isabet bulan Peters yeri geldiğinde potaya gidebiliyor, sırtı dönük hücumu işleyebiliyor. Valparaiso’da pick&pop oyunu üzerinden attığı şutlardan %40 gibi bir yüzde tutturduğunu söylemek lazım. Bu da Nando De Colo ve Sergio Rodriguez gibi iki basketbol dahisine sahip CSKA’nın Alec Peters’ı iyi kullanma imkânının olduğuna işaret ediyor.

Peters’ın göze çarpan özelliklerinden birisi de çalışkanlığı. Çocukluk yıllarından bu yana günlük tutan Peters, aynı zamanda arka cebinde bir defter taşıdığını ve o defterde bir gün içerisinde neler yapması gerektiğini anlatan notlar bulunduğunu söylüyor. Bu karaktere sahip bir oyuncunun basketbola ve takımına bağlılığı da istenen seviyeye ulaşıyor elbette.

Peki Peters’ın NBA’de tam bir sezon bile geçiremeden Avrupa’ya gelmesinin sebebi ne? 2.06’lık boyu ve 107 kilosuyla Peters, savunmada rakiplerine aranan sertliği sergileyemiyor. Fizik olarak kendisine denk ve/veya atlet rakiplerini hücumda ekarte etmekte, topu yere vurmakta zorlanıyor. Normal şartlarda Peters’tan pozisyonuna göre hatırı sayılır bir ribaund performansı beklersiniz fakat bu konuda biraz yetersiz olduğu söylenebilir. Şimdilerde basketbolun temelini oluşturan ikili oyunları savunma konusunda sınıfta kalıyor. Tüm bunların yanında Peters’ın 23 yaşında olduğunu hatırlatmakta fayda var. Böylesine çalışkan bir oyuncunun CSKA gibi bir ortamda defolarını kapatmaması için hiçbir sebep yok. / Ruhat Akkuş

Zach LeDay (Olympiakos – PF/C)

Takım arkadaşı Nigel Williams-Goss gibi ikinci profesyonel sezonunu geçirecek olan Zach LeDay, EuroLeague’in sürpriz sayılabilecek transferlerinden oldu. Hele ki Olympiakos gibi bir takıma transferi tamamen sürpriz. Çaylak sezonunda ülkemizden tanıdığımız J’Covan Brown ve D’Angelo Harrison ile birlikte Gilboa Galil forması giyen Zach LeDay müthiş bir sezon geçirdi ve İsrail Ligi’ni sayı kralı olarak tamamladı. 2.01 boyu ve ince fiziğiyle uzundan ziyade forvet gibi gözükse de LeDay, müthiş savaşçı oyunu, atletizmi ve bitmeyen enerjisiyle bu açığı kapatabiliyor. Hücumda oldukça fazla opsiyonu var. Bir uzuna göre çok iyi bir top hâkimiyetine sahip ve bunu yavaş savunmaları bire birde ekarte etmek için rahatlıkla kullanabiliyor, iyi bir ikili oyun silahı silahı, sahayı ceylan gibi koşuyor, ortalama üzeri dış şut ve orta mesafe tehdidi var.

Peki LeDay bu özelliklerini EuroLeague sertliğinde ne kadar gösterebilir? Bu bir tartışma konusu. Bunun yanında Zach LeDay’in asıl fark yaratacağı yer savunma katkısı olacaktır. Olympiakos tarihi boyunca undersized uzunların seviye atlamasını sağlamıştır. Geçmişten Kyle Hines, Bryant Dunston ve Othello Hunter gibi örnekler mevcut. Bana göre LeDay bu listeye adını yazdırabilecek bir oyuncu. Ayaklarının bir pivota göre çok çabuk olması, uzun kollarını devamlı pas kanallarına sokarak top çalma tehdidi olması başlıca özellikleri. Bu özellikleri bir araya getirince ideal, adam değişebilen bir uzun elde ediyorsunuz. Ayrıca LeDay yardım savunmasını da iyi bilen, çabuk ayakları ve atletizmiyle çok fazla alanı kontrol edebilen de bir isim. Bunları bir kenara koyduğumuzda Olympiakos’un bir risk aldığını fakat bu riskin tutma ihtimalinin de hiç de az olmadığını görüyoruz. Zach LeDay, oldukça fazla soru işaretiyle girdiği bu EuroLeague sezonunu kendini kanıtlamış elit bir uzun olarak tamamlayabilir. / Uğur Şen

Thomas Walkup (Zalgiris Kaunas – PG/SG)

Zalgiris Kaunas’ın geçirdiği rüya sezonda aşçının, yani koç Sarunas Jasikevicius’un etkisi yadsınamaz elbette fakat kullandığı en önemli malzeme geçtiğimiz sezonun en iyi beşine seçilen Kevin Pangos’tu. Pangos’un Barcelona yolcusu olmasının ardından o boşluğu Zalgiris, Ludwigsburg’dan Thomas Walkup’la doldurdu.

Walkup, Stephen F. Austin gibi düşük profilli bir kolejden mezun fakat iki sene önce NCAA turnuvasına kalan takımın kilit ismi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Dış şutu soru işareti olan Walkup geçtiğimiz sezon bu konuda iyi done vermekle birlikte yaz döneminde vücuduna önemli bir kas kütlesi ekledi. Bunun şut yüzdesine olumsuz etkileyebileceğini söyleyebiliriz. Diğer taraftan, hâlihazırda EuroLeague seviyesi için aranan bir kısa savunmacısı olan Walkup’ın kaslanması bu alanda rakipler için büyük bir tehdit oluşturuyor. Zalgiris’te başarılı olması için en önemli nokta ise görevinin iyi ayarlanması. Zira Walkup penetre edebilen, yer yer kendi şutunu yaratabilen ve hatta oyun yönetebilen bir oyuncu ancak bunların hiçbirinde elit seviyede değil. Dolayısıyla Walkup’tan doğrudan Pangos’tan boşalan görevi doldurmasını beklemek biraz haksızlık olabilir. / Ruhat Akkuş

Johnny O’Bryant (Maccabi FOX Tel Aviv – PF)

Üst üste başarısız sezonlardan sonra iddialı bir kadroyla eski günlerine dönmek isteyen Maccabi Tel-Aviv, 4 numara olarak NBA’de 147 maçlık tecrübesi olan Johnny O’Bryant’ı Avrupa’ya getirdi. Potansiyelli bir skorer olarak 2. turdan draft edilse de 4-5 arasına sıkışmış oyunu ve vasat dış şutu yüzünden iyi bir NBA oyuncusuna dönüşemeyen O’Bryant da yeni bir maceraya yelken açtı. Oyunu biraz 4-5 arasına sıkışsa da müthiş yetenekli bir skorer O’Bryant. İnanılmaz kuvvetli bir üst vücudu var ve temastan asla kaçınmıyor. O’Bryant’ın sırtı dönük oyunlarını savunmak, EuroLeague 4 numaraları için bir zulüm olacaktır. Ayrıca yüzük dönük oyunu da çok önemli bir tehdit. Topu yere vurabiliyor, ayak çabukluğuyla veya şut feykleriyle çembere gidebiliyor. Çember çevresinde de epey iyi bir bitirici. İyi bir ikili oyun silahı, short roll sonrası topu aldığında çok büyük bir tehdit, bir uzuna göre fundamental’ı üst düzey, orta mesafe şut atıyor veya çembere kadar gidebiliyor.

Peki bu kadar yetenekli bir adamı Avrupa’da aşağı çekecek şeyler ne? Bunların başında savunma geliyor. İyi atlet olsa da kesinlikle bir çember koruyucu değil, ayrıca savunma bilgisi çok iyi olmadığı gibi zaman zaman savunma isteği de olmuyor. Yani Avrupa basketboluna bir alışma dönemi olacaktır O’Bryant’ın. Bunun yanında daha iyi karar verici olması da gerekiyor. Zaman zaman bencil bir oyuncuya dönüşüp saçma sapan el üzeri şutlar deneyebiliyor. Bunları azaltması gerekiyor. Eğer koç Neven Spahija bir şekilde O’Bryant’ın defolarını kapatmayı başarırsa O’Bryant-Tarik Black ikilisi EuroLeague için çok dominant bir pota altı ikilisi olacaktır. / Uğur Şen

Tarik Black (Maccabi FOX Tel Aviv – C)

Basketbol severler Tarik Black’i NBA günlerinden hatırlayabilir, zira kendisinin 220 maçlık bir NBA kariyeri bulunuyor. Kansas çıkışlı olan ve kolejde Andrew Wiggins & Joel Embiid ikilisiyle aynı formayı giyen Tarik Black, 2.06 boyunda, tam olarak Avrupa’ya uyabilecek bir pivot. Atletizmiyle fark yaratabiliyor, perde sonrası devrilip pozisyonu bitirebiliyor ve en önemlisi çabuk ayaklarıyla rakip savunmayı geçebiliyor. Ribaund sezgisi de oldukça üst düzeyde olan Black, savunmada ise potayı rakiplerine karartabilecek bir isim. Geçtiğimiz sezon Houston Rockets formasıyla 51 maçta mücadele eden Black’in istatistiklerini 36 dakikaya uyarladığımızda iki blok ortalamasıyla karşılaşıyoruz.

Peki repertuvarı bu kadar geniş olan bir ismin yolu nasıl NBA’den Avrupa’ya düştü? Tarik Black’in kendisi bunu ‘yeni bir deneyim’ olarak tanımlasa da en başta gelen sebep pozisyonuna göre NBA standardı için kısa boylu oluşu. Buna oyun motorundaki düşük seviyeyi de kattığımızda, NBA’de istediği süreleri pek alamamasının nedenlerini görebiliyoruz. Fakat Maccabi’de ve Avrupa’da iyi günler kendisini bekliyor olabilir. Zira bir yapılanmaya giren Maccabi guard rotasyonuna Scottie Wilbekin’i, forvet rotasyonuna ise Angelo Caloiaro ile Johnny O’Bryant’ı kattı. Eğer Black, O’Bryant’ın savunmadaki defolarını bir şekilde kapatabilirse yukarıda Uğur’un da söylediği gibi O’Bryant & Black ikilisi çok can yakar. / Ruhat Akkuş

Shavon Shields (Baskonia – SF/PF)

Listemizin bir diğer ismi nispeten Avrupa basketboluna daha aşina bir isim olan Shavon Shields. Avrupa’daki ilk iki sezonunda sırasıyla Şampiyonlar Ligi ve EuroCup oynayan Shields, artık en üst basamağa çıkmak için hazır. Bunu da oyun stiline çok uygun bir takımla yapıyor. Shavon Shields’ın en önemli özelliği çok yönlülüğü. Frankfurt’taki sezonunda 4 numara oynayan ve 4 numara savunan Shields, Trento’da ise guard savunan ve top yönlendiren adam konumundaydı. Hücumda ise yine şut atmak hariç her özelliğinin Avrupa seviyesi için çok iyi olduğunu söyleyebiliriz. Kolayca skor üretebiliyor, ikili oyun yönlendirebiliyor, topsuz oyunda çok iyi, çember çevresinde fiziğini çok iyi kullanıyor bu yüzden atlet olmamasına rağmen iyi bir bitirici. Ayrıca Baskonia’nın oynadığı yüksek tempo basketboluna da son derece yatkın bir stili var. Geçiş hücumunda çok iyi kulvar koşuyor ve gerektiğinde ortaya girip top da yönlendirebiliyor hızlı hücumda. Savunmadaysa 2-4 arası her pozisyonu savunabiliyor, haliyle iyi bir switch savunmacısı. Oyundan kopmaması ve ribauntlara devamlı katkı vermesi de artı hanesine yazılabilir savunmada.

Shields’ın oyununu bir üst seviye çıkarmasındaki en büyük engel ise dış şut yüzdesi. Bu alanda da istikrarlı bir tehdit oluşturmayı başarırsa bana göre kıtanın en özel oyuncularından biri olacaktır. Avrupa’nın en iyi scouting yapan takımlarından Baskonia’nın da yine kadroya amiyane tabirle ‘cuk’ oturacak bir oyuncuyu alt seviyeden çıkarmasını övmek gerek. Şayet Shields iyi bir sezon geçirirse önümüzdeki yaz onu bonservisle NBA’e veya başka bir EuroLeague takımına gönderebilirler. / Uğur Şen

İlginizi çekebilecek diğer içerikler