Socrates Web Beta v1.0
 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

BasketbolEuroLeague Başlıyor: 4 Soruda Yeni Sezon

Fenerbahçe geçen yıla göre daha mı iyi? Anadolu Efes için gerçekçi hedef ne? Caner Eler, Uğur Ozan Sulak ve Buğra Balaban, dört soruda bugün başlayacak EuroLeague yeni sezonunu konuştu.

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Fenerbahçe, üst üste dördüncü kez Final Four gördüğü sezonun ardından kısa rotasyonunda Brad Wanamaker ve James Nunnally gibi iki önemli parçayı kaybederken Tyler Ennis ve Joffrey Lauvergne’ü kadroya kattı. Bu yılki kadro, sizce geçtiğimiz yıla oranla ne seviyede?

Caner Eler: Kadro çekirdeğinin korunması ve devamlılığı önemli bir avantaj. Bu nedenle kağıt üzerinde genel seviye aşağı düşmedi gibi gözükse de, eksik pozisyonlara tam nokta atış transferler yapıldı mı bu da net değil. Wanamaker ve Nunnally tipinde oyuncular alınmadı. Bir yaratıcı topa yön veren ve skorer oyuncu, bir de birkaç kısa pozisyonunu dolduran bir keskin şutör gitti. Daha yönetici ama tecrübesiz bir gard ve yetenekli bir uzun alındı. Pozitif değişim olarak Jason Thompson’dan daha iyi performans vermesi beklenen bir uzun olan Joffrey Lauvegne geldi. Ama yeni gelen oyuncular ne kadar sürede Obradovic’in sistemine ve isteklerine adapte olacak ya da kendini tam olarak buna adayacak cevap asıl burada yatıyor. Aynı geçmişte Bogdanovic, Udoh ve hatta James Nunnally örneklerinde olduğu gibi. İlk sezonlarında ya da en azından ilk dönemlerinde adaptasyon sürecinde yalpalayıp sonra sahayı domine eden bir ikili olmuşlardı. Nunnally de geçen yıl sakatlık yaşayana kadar Euroleague’in en keskin şutörlerinden birine dönüşmüştü.



Ayrıca beklentileri doğru belirlemek çok önemli. Mesela geçen yıl Jason Thompson’dan bir Udoh olması beklendiği için hayal kırıklığı yaşandı. Tyler Ennis de öncelikle Wanamaker’dan oyun tarzı ve kariyer olarak farklı bir oyun kurucu. Ennis Avrupa tecrübesi olmayan, Wanamaker’ın kendi skorunu üretme alışkanlığının aksine başta ikili oyunlarla takımı yönetmeye çalışan bir guard. Kolejden NBA’e geçişte yaşadığı sıkıntılardan sonra Obradovic’in sisteminde kendine bulduğu rolle geçmişte Nick Calathes’in Obradovic tedrisatından sonra yaşadığı olgunlaşma sürecine o da girebilir. Bu iyi senaryo gibi. Ayrıca Sloukas ile henüz liderlik çekişmesine girmeyecek bir oyuncu. Ancak atletizm eksikliği, istikrarsız dış şut ve savunmadaki rolü soru işaretleri oluşturuyor. Joffrey Lauvergne ise kendi neslinin en yetenekli uzunlarından biri. Vesely, Melli ve Ahmet’in yanında şut tehdidi olması itibarıyla aynı anda sahada olduğunda alan paylaşımını verimli hâle getirebilir. Ayrıca Ennis’e göre daha çabuk adapte olabilir. Onun da saha görüşünü ve pasörlüğünü biraz daha geliştirmesi gerekiyor. Fenerbahçe’de geçen yıldan en büyük fark elbette kendi skorunu yaratabilecek ve çembere direkt gidecek oyuncu sayısının azalması. Bu role başkalarının da talip olması gerekecek. Marko Guduric ve hatta Gigi Datome’nin topa yön verme kısmında kısa rotasyonunun yükünü azaltması elzem. Bilhassa da Guduric’in… Fenerbahçe için asıl kritik nokta ise takımın asıl kimliğini oluşturan  ‘takım olma’ ve sert oynayabilme melekelerinden yoksun kalmamak olacak.

Uğur Ozan Sulak: Bence daha geride. Joffrey Lauvergne’in hele ki Avrupa’da oyuncu havuzu bu denli daralmışken değeri ortada ama Wanamaker & Nunnally’nin pozisyonlarını ikame etmemeyi seçtiler. Ben sezon ortasında skorer kimlikli bir kısa transferi yapılacağını düşünüyorum. Luka Doncic ile Chasson Randle’ın ayrılması sonrası, “Böyle bir başlayalım bakalım” diye sezona giren Pablo Laso’yla Zeljko Obradovic’in durumu bu yüzden biraz benzer. Kısa rotasyonunda en küçük sakatlık ya da uzun dönem formsuzluk, şampiyonluğun en güçlü adayı iki takıma da eklemeleri beraberinde getirebilir.

Buğra Balaban: Bu sorunun cevabını, büyük oranda Tyler Ennis ve biraz da Marko Guduric belirleyecek. Uzun rotasyonunda hâlihazırda Avrupa’nın en iyilerinden biri olan Fenerbahçe, Jan Vesely, Nicolo Melli, Ahmet Düverioğlu üçgenine bir de Joffrey Lauvergne’ü ekleyerek pota altı merkezli bir takım olmaya devam edeceğini gösterdi. Öte yandan, her ne kadar geçen yıl beklenen seviyede katkı yapamasa da kimi maçlarda Kostas Sloukas’ın omzuna binen baskıyı azaltmayı başaran Brad Wanamaker’ın yokluğunda Ennis’in bir an önce yeni dünyasına alışması ve Guduric’in geçen yıla oranla daha güvenilir bir parça olması şart.

Fenerbahçe, geçtiğimiz yıl EuroLeague’de maç başına en az üç sayılık atış deneyen üçüncü takımdı. Tyler Ennis de geçen sezon yayın gerisinden yalnızca %25 ile isabet bulmuştu. “Fenerbahçe bu alanda biraz daha elini güçlendirecek bir tercih yapabilir miydi?” sorusu, özellikle hücumda işlerin tıkandığı noktalarda sorulabilir sezon içerisinde.

Anadolu Efes, yazın en aktif takımlarından biriydi. Özellikle kısa rotasyonunda ciddi bir derinliğe, Shane Larkin özelindeyse bir süper yıldıza sahip. Felaket geçen sezonun ardından bu yıl gerçekçi hedef play-off mu yoksa Final Four hayali kurmak ihtimaller dahilinde mi?

Caner Eler: Anadolu Efes yakın geçmişe nazaran kağıt üzerinde hem kadro mühendisliği olarak daha dengeli hem de antrenörünün oyun planına daha çok uyan bir oyuncu grubuna sahip bu sezon. Elbette zamanla daha net göreceğiz adaptasyon ve uyum ne düzeyde olacak ancak sezon başı itibarıyla geleceğe dönük projeksiyon nispeten daha berrak. Ergin Ataman, Baskonia’nın Berlin’deki Final Four’a giden Darius Adams ve Mike James özelindeki iki patlayıcı, çabuk, atlet kısalı düzenli kaos olarak adlandırabileceğimiz sistemini beğendiğini hep söylüyordu. İki sezon önce Baskonia’nın aynı sistemde sahip olduğu Beaubois ve Larkin gibi iki skorer kısayı alarak zaten bunu ortaya koydu. ‘Baskonia’dan alınan oyuncuların illüzyonu’ adlı sendrom bakalım Efes’i bir kez daha yanıltacak mı? Ayrıca başarılı olunan 2016 sezonunda Baskonia’da dengeleyici unsur olan oyuncular vardı. Hanga, Tillie, Causeur, Bourousis, Shengelia, Bertans…

Bu sezon Efes’te de Vasile Micic, James Anderson, Adrien Moerman, Brock Motum, Bryant Dunston, Doğuş Balbay, Buğrahan Tuncer, Sertaç Şanlı, Birkan Batuk, Tibor Pleiss ve Krunoslav Simon gibi isimlerin benzer rolleri üstlenmesi gerekecek. Bu yolda en mühim isimlerden biri de sete sette saha içi generali olması beklenen ve ikili oyun uzmanı fizikli oyun kurucu Micic olacak. Ayrıca Shane Larkin özelinde konuşursak da onun için NBA’e dönme arzusu önemli bir motivasyon olacak. Patlayıcılığı ve çembere gidebilme özelliğiyle Ergin Ataman’ın sisteminde rahat edip liderliği üstlenebilecek bir isim. Onun için de artık olgunlaşma zamanı. Formda ve iyi bir sezon geçirmesi çok önemli. Larkin ve Micic gibi iki farklı tarza sahip topa yön veren oyuncusuyla Efes de hücum çeşitliliğini ortaya koyabilir. Şu bir gerçek bu yıl bu tip farklı opsiyonlara sahip bir kadrodan beklentiler daha büyük. Önce hiç de kolay olmayan ilk sekize girme yani playoff hedefini tutturmak gerek; bunun için de takım kimyasının tam oturması, savunma karakteri ve istikrar gerekecek. Sonrası hedef gelirse, playoff’ta daha sert bir kimliğe sahip olmak elzem olacak.

Ayrıca bu sezon BSL’de yabancı sayısının beşe düşmesi hem Fenerbahçe’nin hem de Efes’in yabancı oyuncularının ritmini nasıl etkileyecek sorusunun cevabı önemli olacak.

Uğur Ozan Sulak: Belki çok iddialı olacak ama EuroLeague’de ilk sekizin altı koltuğu kapalı bence.

Fenerbahçe, CSKA, Real Madrid, Olympiakos, Panathinaikos ve Zalgiris… Majör problemler, uzun süreli sakatlıklar yaşanmadığı takdirde bu listenin bozulacağını sanmıyorum. Kaldı iki bilet. Baskonia, Final Four’un ev sahibi, Pedro Martinez liderliğinde ligin en sert takımlarından biri. Efes’in de aralarında bulunduğu Maccabi, Barcelona, Khimki, Milano beşlisinin önündeler. Ergin Ataman’ın sezona çok motive girdiği, takım kadrosunun geçen yılın fersah fersah önünde olduğu ortada ama EuroLeague’de seviye gerçekten çok yukarıda. Efes’in Barcelona’dan da geride olduğunu düşünüyorum. Elbette sekizinci sıra için şansımız var ama gerçekçi olmak gerekirse, Ataman’ın takımı sezonu 9-10 arasında bitirecek gibi gözüküyor.

Buğra Balaban: Hayal kurmak için hiçbir zaman erken değildir ama gerçeklerden bahsedeceksek elbette ana hedef play-off olacak. Barcelona, Baskonia, Milano, Maccabi, Pana ve Zalgiris, Efes’le birlikte ‘dört büyüğün’ peşine takılmaya çalışacak. Kağıt üzerinde, her birinin geçtiğimiz sezona oranla güç kazandığını öne sürebiliriz. Bu denklemde, dokuz yeni transferle sezonu açan Anadolu Efes için bir an önce saha içi kimyayı bulmak önemli olacak. Gerek Alexander Gomelsky Kupası’nda oynanan Olympiakos ve CSKA maçları gerekse de Cumhurbaşkanlığı Kupası ve ligdeki Fenerbahçe & Galatasaray maçlarındaki sinyaller oldukça olumlu. Adrien Moerman ve Vasilije Micic beklenenden iyi göründü, Buğrahan Tuncer rotasyonda yeri olduğunu kanıtladı.

Soru işaretlerinin başında ise kadroya biraz geç katılan Shane Larkin’in ne zaman hazır hâle geleceği var. Larkin hâlâ 26 yaşında ve geçen sezon Boston Celtics’le play-off rotasyonunun bir parçası olmayı başardı. İlerisi için de ana hedefi NBA’e dönmek ve bunun için iyi bir sezon geçirmeyi önemseyecektir. Önceki sezon hem hücum hem savunma istatistiklerinde ligin dibinde yer alan Efes’in özellikle hücum tarafında zenginleşmesinin anahtarı Larkin’in ellerinde.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_images_carousel images=”23387,23383,23394,23390,23388,23391,23389,23386,23384,23385,23392,23382,23380,23381,23379,23378″ img_size=”600×600″][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

Sezonun yenileri arasında en iyi yerde bitirmesini beklediğiniz takım hangisi? Darüşşafaka Tekfen, Gran Canaria, Bayern Münih ya da Buducnost?

Caner Eler: Hem antrenör Dejan Radonjic hem de kadro dengesi itibarıyla Bayern Münih beklentilerimin daha fazla olduğu takım konumunda. Mutevazi kadroları olsa da Radonjic’in daha önce benzer hatta daha düşük seviye kadrolarla neler yaptığını hatırlamak lazım. İyi referansları var. Akabinde her zaman zorlu bir deplasman olan ve bir takım kimliğine sahip Gran Canaria geliyor. Kendi sahalarında da çok iyi oynuyorlar hep. Üstelik Kim Tillie gibi çok sevdiğim tarzda bir oyuncuyu da aldılar. Darüşşafaka Tekfen ise düşen bütçeye rağmen eğer Ahmet Çakı yönetiminde havasını yakalarsa beklentilerin üzerine çıkabilir. Ancak onlar için Euroleague macerası kolay geçmeyecek gibi. Buducnost burada beklentilerin en düşük olduğu takım fakat Balkanlar’dan kim geliyorsa dikkat etmek gerek. Bir klişe ama gerçek.

Uğur Ozan Sulak: Gran Canaria ve Buducnost’un deplasman galibiyeti alması çok zor. Bayern iyi bir yaz dönemi geçirmemiş olsa da bu grupta ayrışan bir takım konumunda. Sıralama yapmak gerekirse; Bayern, Darüşşafaka, Gran Canaria, Buducnost derim.

Buğra Balaban: Bu dörtlü içinde Gran Canaria ve Bayern Münih daha öndeler. İspanya temsilcisi, son yılların en başarılı EuroCup takımlarından biriydi. Kulübün ilk EuroLeague sezonu için de aşırı reaksiyon vermeyip çekirdeği koruyarak Kim Tillie, DJ Strawberry, Clevin Hannah gibi eklemeler yaptılar. Avrupa ana karasındansa Afrika’ya daha yakın konumuyla her rakibe zor bir deplasman sunacak olan Gran Canaria, içeride kazandığı maçlarla bu dörtlünün en tepesinde yer alabilir.

Bayern Münih ise 10 yıl önce meşalesini yaktıkları yeniden doğuşla adım adım Almanya’nın tepesine oynamaya başladı. Son birkaç yılda o gelişim sekteye uğrasa da bu sezonla birlikte EuroLeague’le iki yıllık bir Wild Card anlaşması yaptılar. Hâl böyleyken kadroya daha ciddi bir yatırım yapmalarını bekliyordum ama biraz daha mütevazı kalmayı tercih ettiler. Yine de Stefan Jovic, Maodo Lo, Petteri Koponen gibi kısalar ve Kızılyıldız’dan hatırladığımız koç Dejan Radonjic’le birlikte Gran Canaria’ya yakın bir noktada sezonu kapatabilirler.

Son olarak, yazın en iyi transferi?

Caner Eler: Artık EuroLeague’de oynanan basketbolda 4-5 numaraların hem fiziksel mücadeleden kaçınmaması aynı zamanda da dış şut tehdidinin olması iyice önemli hâle geldi. Klasik pivotlardan çok Chris Singleton gibi çok yönlü, hem ayakları çabuk, atlet ve savunma özelliği olan hem de hücumda sistem içinde üretken olabilen, pas özelliği bulunan uzunlar revaçtalar. Bu yüzden Chris Singleton Barcelona için hele ki geçen yılki dağınıklıktan sonra çok iyi transfer. Lakin hem onun hem de bir diğer iyi Barcelona transferi Kevin Pangos’un verimli olabilmesi için Barcelona’da diğer parçaların ne kadar iyi olacağı asıl mühim konu. Bu ikilinin bir de takım arkadaşlarını yukarı çekmeleri gerekecek. Svetislav Pesic’i yine bazı yapbozlar bekliyor. Diğer yandan Joffrey Lauvergne, Janis Timma, Mike James, Shane Larkin, Vasilije Micic, Marius Grigonis gibi hamleler iyi transferler listesindeler.

Uğur Ozan Sulak: Kevin Pangos ya da Joffrey Lauvergne. Her şeyin makine gibi işlediği düzenden Barcelona’ya geçiş Pangos için biraz kültür şoku olacak ama bir-iki ay içinde değerini gösterebileceğini düşünüyorum. Daha düşük profilli transferler arasında da Shavon Shields & Marius Grigonis derim.

Buğra Balaban: Bu soruda biraz kolaya kaçıp David Blatt diyeceğim. Hâlihazırda kazanan bir kültüre, Avrupa basketbolunun en sıkı koçlarından birini eklemek, Oly adına çok başarılı bir hamle oldu. Nigel Williams-Goss, Axel Toupane, Janis Timma gibi bir sonraki adımı atmaya hazır oyuncular için Blatt, biçilmiş kaftan ki bunu son olarak Scottie Wilbekin örneğinde gördüğümüz üzere defalarca kanıtlamış biri. Oyuncular arasındansa Shane Larkin ve Mike James, geçen sezonu son iki sırada kapatmış takımlarını doğrudan play-off sohbetine sokabilecek düzeyde iyi iki transfer.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

İlginizi çekebilecek diğer içerikler