Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarErken Veda

Gelmiş geçmiş en başarılı Alp kayağı sporcularından Marcel Hirscher erken bir emeklilik kararı aldı. Henüz 30 yaşında ve kazanabileceği birçok şey varken onu buna iten neydi?

Bu yazı ilk olarak Socrates’in Kasım 2019 sayısında yayımlandı. Tüm sayılarımıza bu adresten ulaşabilirsiniz.


“Şu anda olimpiyat şampiyonu olmak dışında herhangi bir hedefim yok. Olursam daha sonra ne yapacağımı ise şu an gerçekten bilmiyorum ama muhtemelen olimpiyatın hemen ardından haberiniz olacaktır” diyordu Marcel Hirscher gülerek, Ocak 2018 sayısı için yaptığımız röportajda. Soru basitti: “Kazanmadığın tek şey olimpiyat şampiyonluğu. Kazanırsan bırakmayı düşünür müsün, yoksa seni motive eden bir şeyler olacak mı?”

Yokmuş… 8 kez dünya kupası, 7 kez dünya ve 2 kez olimpiyat şampiyonu Marcel Hirscher, henüz 30 yaşında emekliliğini açıkladı. Son sekiz seneyi domine eden Hirscher’i kaybeden Alp kayağı dünyası ise onun yerini doldurabilecek yeni yıldızlar yaratmalı.

Vancouver, 2010… O dönemde yalnızca iki senedir Alp Kayağı Dünya Kupası’nda yarışan 21 yaşındaki Avusturyalı Hirscher dev slalomda saniyenin yüzde sekizi (kadar bir) farkla olimpiyat bronzunu kaçırdığında, herkes “Bu, geçen sene dünya şampiyonasında da dördüncü olan genç çocuk değil mi?” diye sormuştu. Evet, uluslararası bir alanda şeyler kazanmak için henüz gençti ama hem dünya hem de olimpiyat dördüncülüğü almış bir sporcunun yaptıklarına sürpriz denebilir miydi? Bence bunun cevabı “Hayır” olmalı.

Hirscher aslında gençlik döneminden itibaren “Geliyorum” diyordu. Zira o süreçte iki kez üst üste Dünya Gençler Şampiyonası dev slalom şampiyonu olmuş, toplamda katıldığı üç Dünya Gençler Şampiyonası’nda da üç farklı disiplinde altı madalya kazanmayı başarmıştı. Yetenekliydi ve elde ettiği şampiyonluklarıyla birlikte oldukça özgüvenliydi ama tüm yeteneğinin yanında bir başka noktada da şanslıydı; kendisinden önceki dev isimler yavaş yavaş sahneden çekiliyor, 2010’ların başından itibaren bir anlamda her şeyi ona ve onun jenerasyonuna bırakıyordu. Marcel de o jenerasyonun en iyisiydi. Kısacası dağın zirvesine çıkan yolda yürüyüşüne başlarken etrafında ona ayak uydurabilecek kişilerin sayısı giderek azalıyordu. Başarı, zaten kaçınılmaz gibiydi.

Aslında yetenekli bir Alp kayağı, hatta bir kış sporcusunun hem bedensel hem de mental olgunluğa erişeceği dönem olarak gösterilen yaş aralığı 22-25’tir. Marcel Hirscher ise üst düzeyde bir şeyler kazanmaya 21 yaşında başladı. Kendisi o dönemi “Hep hayalini kurduğum sahneye çıktığımda çok fazla beklemeden bir dünya kupası yarışı kazanmak bana çok yardım etti” sözleriyle anlatıyor. “Bu, üzerimdeki baskının azalmasını ve beklentilerin nispeten daha az yük oluşturmasını sağladı çünkü Dünya Gençler Şampiyonası’ndaki şampiyonluğumdan itibaren herkes benim için ‘geleceğin kazananı’ demeye başlamıştı.”

Alp disiplini her ne kadar ekonomik ve medyatik anlamda diğer kış sporlarına nazaran daha ön planda olsa da insan vücuduna verdiği zarar ve tehlike bakımından da bir o kadar eksi yazan bir branş. Eklemlere, özellikle de dizlere binen olağanüstü yük, kaza riski ve en ufak hatayı ölümcül bir kazaya dönüştürebilecek yarış yapısıyla birleşince, sağlıklı bir kariyere sahip olmayı zor kılıyor. Anlayacağınız bu, olgun bir sporcuya dönüşmenin epey zor olduğu bir disiplin. Büyük sakatlık yaşamadan kariyer tamamlamak neredeyse imkânsız, hele ki hız içeren disiplinlerden birine bulaştıysanız…

Marcel Hirscher de 2011 yılında, 2010’da arkasına aldığı rüzgârı kaybetmesine sebep olacak bir sakatlık yaşadı, tam da Dünya Şampiyonası öncesinde. Ancak bu, onun hızını pek de kesmedi. Yine Ocak 2018 tarihli röportajımızda “Erken dönemde sakatlanmanın insana kendi vücudu ve yaptıklarıyla ilgili çok fazla şey öğrettiği açık” diyordu, “Çoğu sakatlık gibi, yaşadığım bilek kırığı da antrenman metotlarım, kariyerim ve vücudumla ilgili çok fazla şey öğrenmeme sebep oldu.”

Hirscher, 2012-2019 arasında, 2018 olimpik sezonu öncesindeki kampta yaşadığı bilek kırığı dışında, sakatlıkla hemen hemen yüzleşmedi. (Not: Tabii, 2015 yılındaki bir slalom yarışında pilot çekim için kullanılan drone bir metre ötesine değil de üstüne düşseydi, bugün farklı şeyler konuşuyor olabilirdik.) Üst üste sekiz genel klasman dünya kupası şampiyonluğu dâhil olmak üzere toplamda 29 altın madalya kazandı. Tarihin en fazla genel klasman şampiyonluğuna ulaşan Alp kayakçısı olmasının yanında, Uluslararası Kayak Federasyonu’nun tuttuğu tarihsel istatistikte de 358.10 puanla gelmiş geçmiş en iyi skora ulaşan kayakçı unvanını da cebine koymayı bildi. Aslında 30 yaşındaki emeklilik kararı da tarihe geçmenin bedeli ve biraz da getirisi.

Magdalena Neuner, 25 yaşında emekli olduğunda “Evimde olmanın, canımın çektiği şeyleri yemenin, bir şeyler yapmak zorunda olmamanın ne demek olduğunu neredeyse unutmuşum” diyordu. Aslında tüm kış sporcuları için durum aynı. Sezon başı kampı dâhil yılın sekiz ayında sürekli farklı bir ülke ve bir dağdasınız, sadece yolda olmanın bile yorabileceği bu senaryoda her gün saatlerce antrenman yapmak zorundasınız ve vücudunuz her daim kontrol altında.

Bütün büyük sporcuları başarıya götüren fakat aynı zamanda sahneden erken koparan da bu. Hirscher de kazanabileceği her şey kazandıktan sonra bırakmaya karar verdi. Bırakmayanların kötü örneklere dönüştüğünü düşürsek, hatalı bir karar olmasa gerek.

Alp disiplini 2010’ların başındaki müthiş kadroyu zaman içinde emekliye ayırdı. Geçtiğimiz 15 yıl içinde büyük bir altın madalya kazanmış tüm sporcular son beş yılda yavaş yavaş spora veda etti. Belki medya ve sponsorluk anlaşmaları zirve yaptı ancak spor, onu bu zirveye ulaştıran Bode Miller, Aksel Lund Svindal, Lindsey Vonn, Tina Maze, Maria Riesch ve son olarak da Marcel Hirscher gibi isimlerini kaybetti. Erkekler havuzunda devasa bir boşluk varken kadınlarda da Mikaela Shiffrin’in getirdiği haksız rekabet dışında dişe dokunur pek bir şey kalmamış gibi görünüyor. 2019 yazında sporu bırakanların yerlerini kısa sürede birileri almazsa irtifa kaybı yaşanması kaçınılmaz olabilir.

Hirscher’in emekliliği, aynı zamanda Alp kayağının en başarılı ülkesi Avusturya’nın milli kadrosunda dev bir yarık açtı. Avusturya Kayak Federasyonu Başkanı Peter Schröcksnadel, Hirscher’in emekliliği sonrası “O çok büyük bir rol modeli ve yokluğu fazlaca hissedilecek bir sporcu. Bana göre tarihin en büyüğü olarak gösterilen Ingemar Stenmark’tan pek farkı yok” ifadelerini kullandı. Takımın son dönemde Anna Veith ve Marcel Hirscher dışında şampiyonluk adayına sahip olmadığını düşünürsek başarı bir süre suyunu çekebilir gibi duruyor.

Birçok büyük sporcu, yarışamamanın sıkıcılığına dayanamayıp geri döndü. Hemen hemen hepsi de başarısız oldu. Hirscher bu kadar erken emekli olmuşken geri dönmeyi düşünür mü? Göreceğiz. Şimdilik iki bilek kırığı dışında büyük bir sakatlık yaşamamanın ve emekliliğini ağrısız geçirecek olmanın keyfini süreceğini söylüyor. Bu birçok emekli sporcunun yapmayı hayal bile edemediği bir şey. Özleyeceğini saklamıyor tabii ancak kendini çocuklarına ve diğer projelerine adayarak zaman geçireceğini söylüyor. “Artık kayaklarımı ayağıma, kayak yapacağım günleri seçebilecek olmanın keyfiyle geçirmek istiyorum, bir şeyler kazanmak için değil” diyor Hirscher ve ekliyor: “Doğduğum yerde böyle bir hayata sahip kimse yok. Ben ilkim. Bunu düşünmek bile garip geliyor.”

Tarihin en büyük kış sporcularından birinin hikâyesi, çok erken ve kazanabileceği çok fazla şey varken bitti. Hiçbir zaman büyük hayaller kurmadığını belirtse de çoğu sporcunun hayalini dahi kuramayacağı şeylere ulaşarak emekli oldu Hirscher. Şimdi, bunların tadını çıkarma zamanı.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Bir Efsaneydi

Bir Efsaneydi

7 saat önce
Korkuları Yönetmek

Korkuları Yönetmek

3 gün önce
Aile

Aile

3 hafta önce