Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GenelDünya Kupası Notları #4

2018 Dünya Kupası başladı! Mustafa Taha, turnuva boyunca Rusya'da yaşananlara günlük notlarla ışık tutacak. İşte üçüncü günden akılda kalanlar...

-Dün, bir Dünya Kupası maçında VAR yardımıyla penaltı kararı verilmesine de tanık olduk. Üstelik bu tarihi anın yaşandığı Fransa-Avustralya karşılaşması, başka bir ilke de tanıklık etti. Zira iki takımın kazandığı penaltılar arasında 4 dakika 7 saniye fark vardı. Bu süre, Dünya Kupası tarihinde iki farklı tarafın penaltı kazanarak bunları gole çevirdiği en kısa periyot oldu.

-2018 Dünya Kupası’nın şu ana kadarki en gollü maçı olan İspanya-Portekiz’in izlenme rakamları da oldukça yüksek. İspanya’da karşılaşmayı 10 milyon 402 bin kişi izlerken maçın share oranı 68 olarak gerçekleşti. Yani bu, her 10 insandan 7’sinin karşılaşmayı izlediği anlamına geliyor. Yerel saatle 21:52’de ise en yüksek izlenme sayısı yakalanmış. O esnada 13 milyon 264 bin kişi karşılaşmayı takip ederken, share oranı da  74’e kadar yükselmiş. Buna karşın ülkede en çok izlenen Dünya Kupası karşılaşması bu maç olmamış. Bu anlamda zirvede, 2014’te oynanan Hollanda-İspanya karşılaşması var.

-Dünya Kupası öncesinde çok fazla konuşulmayan konulardan bir tanesi turnuva sırasında gündeme geldi. Bu dünya kupasında görev yapan teknik direktörler içerisinde en fazla kazananlar, yıllık 3 milyon sterlinlik maaşlarıyla Gareth Southgate ve Joachim Löw. Dünya Kupası’nda şampiyonluğun en önemli adaylarından biri olarak gösterilen Brezilya’nın teknik direktörü Tite ise yıllık görevi karşılığında 2.5 milyon sterlin kazanıyor. Tabii bu listenin bir de tersi mevcut. Senegal teknik direktörü Aliou Cisse, yıllık 144 bin sterlinlik maaşıyla kupanın en az kazanan teknik adamı. Onu senelik 200 bin sterlinle Polonya teknik direktörü Adam Nawalka ve 240 bin sterlinlik maaşıyla Tunus’un başında bulunan Nabil Maâloul izliyor.

-Turnuvanın en genç takımı Nijerya, tecrübesizliğinin faturasını Hırvatistan karşısında yaptığı basit hatalar ve 2-0’lık mağlubiyetle ödedi. Öte yandan Nijerya kalecisi Francis Uzoho, 19 yaş 231 günle kupa tarihinde forma giyen en genç ikinci kaleci oldu. Tarihte dünya kupasında forma giymiş en genç kaleci, 1966’da Kuzey Kore kalesini koruyan Chang-Myung Lee. Sovyetler Birliği karşısında kaleyi koruyan Lee o maçta sahaya çıktığında 19 yaş ve 191 günlükmüş…  

-Dünün en çok konuşulan takımı Arjantin oldu. Yüzde 78 topa sahip olma oranı, kaleye atılan 27 şut ve kaçan bir penaltıyla İzlanda karşısında 1-1’e razı olan Tangocular dün enteresan bir de rekora imza attılar. Arjantin’de sahaya çıkan ekibin yaş ortalaması 30 yaş 213 gündü ve bu takım bir Dünya Kupası maçı oynayan en yaşlı 11 oldu. Böylece ABD 1994’te 3-2 kazandığı Belçika maçını 30 yaş 96 gün ortalamalı bir takımla oynayan Almanya’nın rekoru da tarihe gömülmüş oldu.

-Rusya’daki değişken hava sıcaklığından etkilenip sakatlıklara maruz kalmak istemeyen İngiltere, antrenmanlarda futbolculara bataryalı sıcak tutan içlik giydiriyormuş. İngiliz yetkilililer böylece olumsuz herhangi bir tablo ile karşı karşıya kalma riskini en aza düşürmeyi hedefliyor.

-Rusya’da yapılan dünya kupasında en fazla yorulanların başında gazeteciler geliyor. Turnuva boyunca önemli maçları kaçırmak istemeyen gazeteciler doğal olarak şehirler arasında hatırı sayılı mesafeler katediyorlar ve bazen de uzun uçuşlara maruz kalıyorlar. Turnuvayı en iyi takip eden gazetecilerden biri olan Daily Mail muhabiri Ian Herbert, geride kalan bir haftada beş şehire (Moskova, Kazan, Volgograd, Rostov, Ekaterinburg) yolculuk yaparken, 9735 km yol yapmış.

-Bugün Meksika karşısında dünya kupasındaki ilk maçına çıkacak olan Almanya, son 13 yılda oynadığı sekiz büyük turnuvada da (Konfederasyonlar Kupası, Avrupa Futbol Şampiyonası, Dünya Kupası) yarı final görmeyi başardı. 2014 Dünya Kupası ve geçen seneki Konfederasyonlar Kupasını kazanan Panzerler, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda final oynadı. 2005 Konfederasyonlar Kupası, 2006 Dünya Kupası, 2010 Dünya Kupası, 2012 ve 2016 Avrupa Futbol Şampiyonaları’nda da üçüncü oldu. Almanya, bu dönemde dünyanın en istikrarlı milli takımlarından birisiydi.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler