Novak Djokovic Eski Günlerine Nasıl Döndü?

2016'da geçirdiği dirsek sakatlığının ardından Djokovic'in ihtişamlı günlerine dönmesi zor görünüyordu. Bunu başaran Sırp yıldız, en büyük desteği ise ailesinden aldı...

5 Eylül 2018

Orijinali ESPN’de yayımlanan bu yazı, Michael Steinberger tarafından kaleme alınmıştır.


Novak Djokovic ile dinozorları tartışıyoruz. Ağustos’un ilk günlerinde bir pazar öğleden sonrası ve Toronto’nun eteklerindeki Aviva Centre’ın altında, karartılmış bir odada dinazorlar hakkında konuşuyoruz. Djokovic, üç hafta önce iki yıllık garip ani düşüşünü bitiren bir galibiyetle Wimbledon’ı kazandıktan sonraki ilk turnuvası için Kanada’da. Neredeyse bir gecede, oyunun erkeklerde gördüğü muhtemelen en dominant oyuncularından biriyken nesli tükenmek üzere olan birine dönüşmüştü.

Djokovic, ışık saçan gülümsemesi ve neşeli alkışlamalarıyla Wimbledon kupa seremonisinde bütün ilgiyi üstüne çeken üç yaşındaki oğlu Stefan’ın dinozorlara oldukça ilgi duyduğunu söylüyor. Bu yüzden ailesi – Stefan’a ek olarak eşi Jelena ve çiftin 11 aylık kızları Tara- birkaç hafta içinde New York’ta Amerika Açık için kendisine katıldıklarında dinozor turizmi, kendi ajandalarının en üstünde olacak. Amerikan Doğal Tarih Müzesi’nde çocuklarımla saatler geçirdiğimden bahsediyorum ve Djokovic araya giriyor: “Pijama partisi gibi şeyleri olduğunu duydum?”. Stefan için mi yoksa kendisi için mi sorduğunu tam anlayamıyorum. Ardından, “Bir dinozor kıyafeti almaya çalışacağım” diyor.

Babası, Stefan’ın da tenisi sevdiğini söylüyor, sadece forehand vurmak istese bile. Djokovic’in büyük ihtimalle tüm zamanların en iyi backhand’ine sahip olduğu düşünülürse bu, bir asilik belirtisi olarak yorumlanabilir. Ama Djokovic endişeli olmadığını söylüyor: “Biliyorum ki iyi bir backhand’i olacak. Bu, onun DNA’sında var.”

Djokovic bir gün önce Toronto’ya İspanya’daki aile tatilinden geldi. Şimdi bile, Marbella’da kokteyl saatiymiş gibi giyinmiş vaziyette: Beyaz bir polo tişört, zeytin yeşili haki pantolon ve paçaların hemen altından gözüken ince siyah çoraplarla beyaz günlük spor ayakkabı. Djokovic rahat ve içten bir halde fakat sesinde bir rahatlama hissi de var. Bu, ani düşüşünden geçmiş zaman kipinde konuşabilmekten dolayı gelen bir his. Aslına bakılırsa “rahatlama”, geçtiğimiz ay dünya 8 numarası Kevin Anderson’u yenerek dördüncü Wimbledon kupasını kazandığında hissettikleri hakkında kullandığı ilk kelime.

Herkesin bilmek istediği şeyi sorduğum zaman, 31 yaşındaki Sırp tenisçi müstehzi bir şekilde gülümsüyor. “Büyümü kaybetmiştim” diye cevap veriyor. 2016’da Fransa Açık’ı kazanıp, sonunda çok beklediği o turnuvayı da alınca hiçbir meydan okuması kalmamıştı. “Skoru duyamadım” diye anlatıyor. Keyifsizliğine karşı oynamaya çabası, 2017’nin ikinci yarısı boyunca onu kenarda tutan dirsek sakatlığı ile son buldu. “Mücadele etmek için duygu depom boştu” diyor. Bu, kafa karıştıran bir tecrübeydi çünkü kaybettiği üstünlüğü yeniden kazanıp kazanamayacağı bilme şansı yoktu. “Yıllardır oynadığım seviyeye gelip gelemeyeceğimi sorguluyordum” şeklinde anlatıyor.

Birçok insan da aynı şeyi sorguluyordu. Fakat beş saatlik Rafael Nadal galibiyetini de kapsayan temmuzdaki Wimbledon serüveni, düşüşünü mümkün olabilecek en vurgulu şekilde bitirdi. Cezalandırıcı backhand paralel’i ve akrobatik savunmalarıyla eski Djokovic gibi gözüktü. Fakat geçtiğimiz iki senede onun için birçok şey değişti. İlk olarak, raketinin daha uzun ve hafif bir versiyonunu kullanıyor. Ayrıca kıyafet ve ayakkabı sponsorlarını Uniqlo ve Adidas’tan, Lacoste ve Asics’e çevirdi. Fakat en büyük değişim Djokovic’in kendisinde. “Birçok açıdan başka bir insanım” diyor. “Her şeyden önce iki çocuğu olan bir babayım. Hala bütün kalbimle sevdiğim tenisi oynuyorum ve üst seviyede mücadele edebildiğim için de minnettarım. Ama kendimi farklı görüyorum. En çok ilgi duyduğum şey, bu gezegendeki varlığımın olasılıklarını keşfetmeye devam etmek –sadece tenis oyuncusu olarak değil, ama bir insan olarak.

“Bu, sadece tenis maçlarını kazanmakla ilgili değil” diyor. Kupaları mezarına götüremezsin.”

Djokovic’in sürekli düşüşü sadece şiddeti yüzünden değil, çok ansızın bir şekilde gerçekleştiği için de oldukça şaşırtıcıydı. Djokovic, ikinci Wimbledon kupasını aldığı Temmuz 2014 ile Fransa Açık’ı ilk kez kazandığı Haziran 2016 arasında %92 kazanma oranı ile 13 mağlubiyete karşılık 158 galibiyet aldı. O zaman, “Nole-Slam” olarak da bahsedilen (Nole, Djokovic’in lakaplarından biri) üst üste 4 grand slam dahil toplamda altı büyük turnuva kazandı. Ne Nadal ne de Federer üst üste dört tane Grand Slam kazanmıştı. Düşüşü esnasında Djokovic’e bir süre koçluk yapan Andre Agassi, Sırp oyuncunun o epik dönemde tenisi başka bir boyuta taşıdığını söylüyor. “Ondan daha üst bir tenis standardı yoktu” diyor Agassi, tarihin en iyisi tartışmalarına girmediği konusunda uyarsa bile. “Kimse o seviyede oynamadı.”

2016’da Fransa Açık’ı kazandığında asıl sorulan Djokovic’in, Federer’in Grand Slam rekorunu –o zamanlar 17’ydi- kırıp kıramayacağı değil de bunu ne kadar hızlı yapabileceğiydi.

Sonra galibiyetler bir anda durdu. Paris’teki zaferinden bir ay sonra, Wimbledon tarihindeki en büyük hayal kırıklığı ile Amerikalı Sam Querrey’e üçüncü turda elendi. Beş hafta sonra, Juan Martin del Potro onu Rio Olimpiyatları’nın ilk turunda eledi ve Djokovic kortu göz yaşlarıyla terk etti. “Olimpiyat oyunlarındaki kalp kıran yenilgi beni çok incitti ve o, büyük ihtimalle depoda kalan her şeyi harcadığım yerdi.”

Güçlü bir şekilde favori gösterildiği Amerika Açık’ta finale ulaşacak kadar toparlandı. Ama finalde Stan Wawrinka, onu adeta kortun etrafında gezdirdi. Topa öyle bir vurdu ki raket Djokovic’in elinden uçtu. En çarpıcı olan ise Djokovic’in dördüncü sette nasıl uysalca yenildiğiydi; kayıp ve mağlup gözüküyordu. Bu, gelecek şeylerin habercisiydi. Sonraki 23 ayda Djokovic sadece iki turnuva kazanacak ve bir büyük turnuvada çeyrek finalden ötesini göremeyecekti.

“Stefan’ın iyi bir backhand’i olacak. Bu, onun DNA’sında var.”

Toronto’da Djokovic, Wawrinka maçı dördüncü sete gittiğinde, her zaman ortaya koyduğu mental gücü bu kez koyamadığını söylüyor. “Bunları yeniden mi yaşamak zorundayım?” der gibi hissediyordum.”

“Duygusal olarak bir duvara çarpmıştım” diyor. “Zamanında dört slam birden kazanmaktan, 1 numara ve kariyerimin zirvesinde olmaktan dolayı tatmin olduğum kadar bitkindim de.”

O durumdan kendi oyununu oynayarak çıkmayı denedi. “Seni temin ederim ki normalden bile daha sert antrenman yapıyordum” diyor, ama bu bir hataydı. “İçimde bir mücadele vardı. Eski benliğim beni ileriye itiyor, her şeyi unutturuyordu. Profesyonel bir sporcu olarak, o karaktere ve çabuk iyileşme gücüne ihtiyacınız var. Ama aynı zamanda, doğru yönlendirilmesi gereken ama doğru yönlendirilemeyen bir şey vardı.” Geriye dönüp baktığında, 2016 sezonunu Wawrinka yenilgisinden sonra bitirmesi gerektiğini söylüyor.

Tennis Channel yorumcusu Mary Carillo’ya göre, kulağa paradoksal gelse bile Djokovic’i o sürekli düşüşe sokan şey Fransa Açık’taki nihai zaferdi. Paris’te kazanmak sadece özgeçmişindeki eksik satırı doldurmakla ilgili değildi, çocukluğunda koçluğunu yapan Jelena Gencic’in de ölmeden önceki son arzusunun Djokovic’in Roland Garros şampiyonu olmasını istemesi de önemli bir faktördü. “Sonunda Fransa Açık’ı kazanabildiği zaman” diyor Carillo. “Bu, kaderini yerine getirmek anlamına geliyordu. Bir noktada çevrene bakıyor ve diyorsun ki, ‘Tamam, hayal ettiğim her şeyi başardım.’ Tükenmiş olmasının yanı sıra rahat hissetmiş olmalı.”

Korttaki performansı geriledikçe, kort dışındaki hayatı da dikkatli incelemeye tabi tutuldu. Özellikle Querrey yenilgisinden sonra kişisel sorunların üstüne yük olduğu hakkındaki itirafıyla kısmen körüklenen aile içi geçimsizlik söylentileri vardı. BBC ve ESPN analisti John McEnroe’nun, geçen seneki Wimbledon sırasında canlı yayında Djokovic’in Tiger Woods’a benzediğini söylemesi de hiç yardımcı olmadı.

Bir entrika kaynağı da Djokovic’in, Marbella’da “Sevgi ve Barış Tenis Okulu” adında bir akademi işleten, koç ve ruhsal danışman Pepe Imaz ile olan ilişkisiydi. Telekinezi ve telepatiye inanan ve antrenman metotları uzun grup sarılmalarını içeren Imaz, 2016 Amerika Açık boyunca Djokovic’in locasındaydı. Imaz’ın Djokovic’i gereksiz düzeyde etki altında bıraktığı konuşulurken, turnuvada locada olması da bu konudaki şüpheleri artırdı. Altı ana turnuvada ona koçluk yapan Boris Becker, uzun dönem koçu Marian Vajda ve Agassi dahil birçok koçu tabiri caizse elinden geçirdi.

Djokovic endişeli gözüküyordu. 2017 sezonunu yarıda bıraktıktan sonra şubat ayında dirseğinden ameliyat olmaya karar verdi. Neredeyse bir ay sonra Indian Wells ile kortlara geri dönmüştü ama elemelerden gelen Taro Daniel’le elenip sadece bir maç görebildi. Zayıf gözüken Djokovic üçüncü sette çözülünce medya merkezini bir cenaze havası kapladı. Daniel de herkes gibi afallamıştı ve muhabirlere “Benim bildiğim Djokovic televizyonda gördüğüm Djokovic gibidir ve asla top kaçırmaz. Bugün, bariz bir şekilde birçok top kaçırıyordu.”

Djokovic’in çırpınışı, iki hafta sonra Miami’deki ilk maçında dünya 47 numarası olan Benoit Paire’ye yenilince de devam etti. “Özellikle Miami’deki maç oldukça moral bozucuydu çünkü sanırım kariyerime başladığımdan beri o şekilde hissetmedim.” diyor Djokovic. “Çaresiz hissettim.”

“Çaresiz”, birinin son zamanların Djokovic’ini tanımlamak için pek de kullanacağı bir kelime değil.

Amerika Açık’tan bir hafta önce Djokovic, Cincinnati’deki Western & Eastern Açık’ta mucizevi bir şekilde yağmursuz olan bir öğleden sonra kendini finalde Federer’e karşı buldu. Yeniden. Orada beş kez ikincilik performansı sergilemişti, bunların üçü Federer’e karşıydı. Fakat bu sefer, Djokovic durdurulamazdı. Eski rakibini sürekli denge dışında tutmak için ölümcül derinlik ve açılar kullanarak neredeyse kusursuz bir performans ortaya koydu ve ilk Cincinnati kupası için Federer’i iki sette yendi.

Bana, “Doğru bir zamanda, muhtemelen tenis raketi tutmuş en mükemmel oyuncu olarak görülen kişiye karşı geldi” dedi maçtan hemen sonra. “Beş kez final oynayıp son engeli her seferinde aşmayı başaramamak—bu, başarıyı daha özel yapan şey.”

Aynı zamanda Wimbledon’ın şans eseri olmadığını kanıtladı; Indian Wells’te kortu sarstıktan beş ay sonra Novak Djokovic, Amerika Açık’a yenilmesi gereken adam olarak geldi.

Zirve formuna dönüşünde birçok faktöre kredi verildi. Özellikle dirseği iyileşti. Federer’in de cuma günü New York’taki basın toplantısında bahsettiği gibi, sakatlık Djokovic’in oyununu sezonun ilk zamanlarında aksatıyordu. “Novak için, bu bir koldan daha fazlasıydı” dedi Federer. “Geri geldiğinde, henüz tam hazır değildi. Servisi tam olarak çalışmıyordu, vurmuyordu. Ama Wimbledon’ı kazanarak ne kadar harika olduğunu gösterdi.” Djokovic, ona gençliğinden beri koçluk yapan ve bütün 13 Grand Slam’inde yanında olan Vajda ile de tekrardan bir araya geldi. Fakat Djokovic, antrenmanını veya stratejisini değiştirmediğini söylüyor. “Asıl soru, maçları oynama ve sabırlı olmaktı.”

Djokovic’in düşüşle başa çıkarken düzenli olarak konuştuğu yakın arkadaşına göre Djokovic, korttaki kötü sonuçlardan dolayı sinirli olsa bile ruhsal olarak karanlık bir durumda değildi. “Gerçekten ilginç bulduğum şey onun kötü bir durumda olmadığıydı” diyor Uehling. “Oldukça neşeliydi. Yeni bir çocuğu olmuştu. Hayatı farklı bir şekilde yaşıyordu. Depresif bir tarafı yoktu.”

Aile ve babalık, Djokovic’e en kötü anlarda bile koruduğu yeni bir perspektif verdi. “Teniste iyi değilken bir tarafım bunu beğenmiyordu ama hala çok mutluydum çünkü hayatımda beni tatmin eden birçok şeye sahiptim.” diyor.

“Çocuklardan öğrenebileceğimiz çok şey var. Bu gerçekten inanılmaz. Eşim ve ben, çocuklarımıza küçük ustalarımız diyoruz. Çünkü onlar tamamıyla ânı yaşamayı becerebiliyorlar ve gerçekleşen şeylerden sonra hayata devam edebiliyorlar.”

Yeniden kazanabildiği için memnun olduğu kadar galibiyetlerin ailesini geride bırakmayı daha kolay yapmadığını da söylüyor. Toronto’ya uçmak için İspanya’daki aile tatilini yarıda bırakmasını kastederek, “İtiraf etmeliyim ki şimdi onlardan ayrılmak benim için çok zordu” diyor. “Ayrıldığımda, sabahın erken bir saatiydi ve hepsi uyuyordu – yatağın yanındaki masada eşime ve çocuklarıma onları ne kadar özlediğimi ve sevdiğimi söylediğim bir not bıraktım. Fakat aynı zamanda, onların tam desteğine sahibim.”

Evliliğinde ne kadar sorunlar yaşanmış olsa da Djokovic eşinden onu överek bahsediyor. Gayretini yeniden kazanmasına yardım etmede etkili olduğu konusunda hakkını veriyor. “Derinlere gitmeyi ve her şeyi detaylıca analiz etmeyi sever” diyor. “Günlük yazmayı sever ve bana da aynısını yaptırır. İkimiz hakkında, spesifik olarak benim hakkımda, birçok şeyi ortaya çıkaran bir sürü derin sohbetimiz oldu. Olan biten her şeyle ilgili duygu ve hislerimi tanımlamama ve büyük resmi anlamama yardımcı oldu.”

O, büyük resmin bir kısmının, elit bir atlet olarak etki alanını sosyal değişimi savunacak şekilde nasıl kullanabileceği üzerine düşünmek olduğundan bahsediyor. Bir rol model için uzaklara bakmasına gerek yok. “Serena Williams harika bir ilham kaynağı, geri dönmek, doğum yaptıktan kısa süre sonra Wimbledon’da final oynamak… Bunun hakkında konuşmayı sürdürüyor, ve sürdürmeli de” diyor. Kendi tarafında, okul öncesi eğitim ve sağlık için mücadele etmek istiyor. İkincisi, Belgrad merkezli vakfının odak noktası. “Dünyanın okul öncesi eğitime oldukça dikkat etmediğini düşünüyorum ve o yıllar, insan beyninin en hızlı geliştiği zamanlar olduğundan dolayı çok önemli” diye bahsediyor. “Sırbıstan’daki en mühim problemlerden biri bu. Çocukların yüzde ellisinden fazlası okul öncesi kurumlara gitmiyor.”

Aileyi ve işi dengede tutmak konusunda da Serena onun esin kaynağı. “İkisini de yapabilmenin mümkün olduğu hakkında insanlara ilham veriyor. Aslında tam doğuma girmeden önce mesajlaşıyorduk ve bizde olan bitenleri paylaşma konusunda çok kibar, sevgi dolu ve arkadaş canlısıydı. Daha derin bir seviyede dostluğumuzun olduğunu hissettim.”

Djokovic’in korttaki yenilenmiş halini besleyen şey, kort dışındaki o anlamın derin seviyesi gibi duruyor. Senelerce profesyonel tenisteki kimse daha münzevi bir hayat yaşamadı. Antrenman rejimleri herkesin bildiği üzere çok tutucuydu – her gün saatlerce esneme, iyileşmeye yardım etmesi için bir basınç odası. Diyeti sertti, büyük galibiyetlerden sonra kendine izin verdiği bir parça çikolata (evet, bir parça) dışında zevke izin vermeyen şekilde, sadece performansı arttırmaya yönelik düzenlenmişti. Ama artık kendine izin veriyor gibi gözüküyor –sadece birazcık da olsa- En azından, denge için çabalıyor. Toronto’da soyunma odasına doğru yürürken, Djokovic’e Stefan ile dondurma yiyip yemediğini soruyorum. Gülüyor. “Evet, hepimiz dondurma yiyoruz. Sağlıklı dondurma.”

Çeviri: Başak Can

Socrates

Socrates

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN