Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemYorumDİP NOKTASI

Jose Mourinho'nun Chelsea'deki ikinci macerasının noktalanma nedenleri neler? 'Special One' neleri doğru yapamadı?

*Michael Cox’un ESPN FC’de yayımlanan analizinin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Jose Mourinho’nun, Chelsea’deki görevine son verildi. Londra ekibinin geçirdiği sezona dair en az utanç verici şeylerden biri, belki de Premier Lig’in liderine karşı tek gol farkla alınan bir mağlubiyet olsa da, 2-1’lik Leicester yenilgisi onlar için yeni bir dip noktası demekti. Ligin en alt kısmındaki beş takımdan biri artık Chelsea. Küme düşmekten bir puan uzaktalar ve Jose Mourinho oyuncularını “ihanet” ile suçlayıp onları hedef tahtasına koymaya başlamış durumda. Ya da durumdaydı.

Artık Chelsea için kısa süreli bir çöküş değil, önlenemez bir parçalanma söz konusu. Peki bu durumun nedenleri neler? Düşüş yolunda dikkate alınması gereken birkaç etken mevcut.

İşler bu sene pek iyi gitmiyor...
İşler bu sene pek iyi gitmiyor…

Kadro

Geçen sezonun şampiyonu olan kadroda fazla değişiklik olmadığını düşünürsek Chelsea kadrosunun Premier League’in 16. sırasında olmaması gerektiği ortada.

Mourinho da buna anlam veremiyor olacak ki, pazartesi günkü maçın ardından verdiği röportajda kadronun geçen sezon potansiyelinin üstüne mi çıktığını, yoksa bu sezon altında mı kaldığını sorguluyor: “İhtimallerden biri, geçen sezon çok iyi bir iş başarıp oyuncuları onların seviyesinin üstüne çıkarmış olmam ve bu sezon o seviyeye ulaşamamaları.”

Kullandığı dil Mourinho’nun düşünme şeklini ortaya koyuyor. Oyuncuları üst seviyeye çıkaran kendisiydi ama orada kalamamak oyuncuların suçu. Tam da bildiğimiz Mourinho yaklaşımı bu. Başarıda payı kendine çıkarırken tersi durumda suçu başkalarına atmak… Er ya da geç, çoğu oyuncu, bu yüzden Mourinho ile çalışmaktan memnun kalmıyor.

Claude Makelele, Mourinho’nun 2007’de Chelsea’den ilk ayrılışında, onun oyuncularına yeterince kredi vermekten kaçındığını belirtmişti: “Onun liderliğinde geçirdiğimiz üçüncü sezonda Mourinho’nun oyuncularının değerini nasıl unutabildiği beni şaşırtmıştı. Sanki takımı oluşturan oyuncular değil onun metotlarıydı.”

Mourinho’nun elindeki kadro geçen sezon yeterince iyiydi, bu nedenle de bu sezonki performansın bir özrü olamaz. İki sene öncesinde Ashley Cole ve Frank Lampard, ardından da geçtiğimiz yaz Didier Drogba ve Petr Cech’in ayrılışıyla oluşan takımdaki tecrübe eksikliği göz ardı edilemez. Takım arkadaşlarına saygı duyan ve her hafta ilk 11’de başlamasa da performansının tamamını sergileyen böyle oyuncuların değerini hafife almamak gerekir.

Yine de Mourinho ligin en iyi kadrolarından birine sahip ve bu ekibin alınan yenilgilerin üstünden gelmeyi bilecek kadar tecrübesi var.

Hazard ve Fabregas, Chelsea’nin şu anki sistemine tam olarak uygun olmayabilir.

Taktikler

Geçen sezonun ilk yarısındaki iyi oyunu Cesc Fabregas’ın saha yerleşiminde Chelsea için problem yarattığı gerçeğini gizledi. 10 numara pozisyonunda oynarken dar alanda topla buluşmayı tercih etmeyip ortadan atağa katılması hücuma çok katkı verse de aynı zamanda Nemanja Matic’i orta alanda yalnız bıraktı.

İki oyuncu da yeni yılın ardından gözle görülür bir düşüş yaşadı ve Mourinho ligin ikinci yarısında Fabregas’ı daha ileri alıp Matic’in yanına bir defansif orta saha oyuncusunu ya da stoper Kurt Zouma’yı yerleştirdi. Bunun sonucunda Chelsea daha az göze hitap eden bir futbol oynasa da kazanmaya devam etti.

Pep Guardiola, Tito Vilanova ve Fabregas’ın kendisi bile, Barcelona dönemindeki Fabregas için “anarşist” kelimesini sıkça kullandı. Bu ifade, Cesc’in nasıl takım sisteminin dışında hareket ettiğini anlatıyordu. İyi durumda olduğunda bu serbestliği göz ardı etmek kolay ama formsuzken Fabregas sisteme çok zarar veriyor.

Leicester maçında oyuna sonradan girse de Fabregas’ın oyunda etki yaratamaması Chelsea’nin onsuz daha iyi olduğunu gösterdi. Matic yanında Ramires varken, defansın önünde daha büyük bir alanı koruması gerekmediğinde daha rahat oynuyor.

Sisteme zarar veren bir diğer oyuncu ise Eden Hazard. Defansta hiç çaba göstermeyişiyle bilinen Hazard’ın geçen sezonki performansını öne çıkaran 19 gol ve 11 asistlik katkısıydı.

Hazard bu sezon 27 maçtır gol atamıyor, bu kadar yetenekli bir oyuncu için şaşırtıcı bir seri. Mourinho artık onu 10 numara pozisyonunda oynatmak istemiyor ama Belçikalı katkı vermemeye devam etse bile, defanstaki eksikliği göz ardı edilemez.

Fabregas ve Hazard belki de Chelsea’nin şu anki sistemine uygun oyuncular değil ama Mourinho ikisini de hiç ilk 11’in dışında bırakmadı (Lig Kupası’nda Walsall’a karşı yedeklerle oynadığı karşılaşma dışında.)

Diego Costa’nın yerine ondan daha hızlı olan Loic Remy eklenirse Chelsea zaten olması gerektiği gibi daha fazla defans disiplinine sahip olabilir ve kontra ataklarda daha tehlikeli hâle gelebilir.

Son şampiyon, form düşüklüğü yaşıyor.
Son şampiyon, form düşüklüğünün pençesinde.

Form

Chelsea kadrosunun bir kısmı sezonun belli aşamalarında form düşüklüğü yaşadı. Branislav Ivanovic’in ligin ilk haftasında Swansea’ye karşı zorlanması ve John Terry’nin Manchester City’ye karşı alınan yenilgide ilk yarının ardından kenara gelmesi, ‘Chelsea oyuncuları fiziksel olarak yetersiz mi?’ sorusunu akla getiriyor.

Geçen sezon o kadar göze batmasa da, bu oyuncuların şampiyonluğa giden yolda hemen her dakika oyunda kaldığını hatırlamak gerekir. Mourinho bu oyunculardan sonuna kadar faydalanmasını bildi ama geçtiğimiz sezonun yorgunluğu belki de şimdi ortaya çıkmaya başladı.

Mourinho daha önce de kadroda fazla değişiklik yapmadığı için eleştirildi. 2009-10 sezonun sonuna doğru Inter kadrosunun ligi tamamlayacak enerjiyi zor buluyordu. Mourinho sezon sonunda Real Madrid’e gittiğinde, oyuncular bir sonraki sezon fazlaca yorgunluk belirtisi göstermişti.

Mourinho’nun sezon başında John Fearn ve Eva Carneiro ile yaşadığı sorunlar sonrası Chelsea’nin medikal kadrosunda da önemli değişiklikler olduğunu da hatırlamak gerekir. Fearn’in görevinde değişikliğe gidilmesi ve Carneiro’nun kulüpten ayrılması, Chelsea’nin fizyoterapi departmanında bir yenilenmeye gidilmesine neden oldu.

Peki bu değişiklik oyuncuları etkilemiş olabilir mi? Chelsea’nin Cobham Tesisleri’nden bilgi almadan bundan emin olmak zor ama fiziksel düşüşü görmezden gelemeyiz.

Eva Carneiro'nun gidişi, takımda motivasyon düşüklüğü yarattı.
Eva Carneiro’nun gidişi, takımda motivasyon düşüklüğü yarattı.

Motivasyon

Chelsea’nin en büyük sıkıntısının bu olduğu söylenebilir. Mourinho her zaman oyuncularının enerjisini sonuna kadar kullanmayı becermiştir. Zaten kısa dönemde hep başarılı olmasına rağmen bir kulüpte üç seneden fazla kalamayışının nedeni de bu.

Ünlü Macar antrenör Bela Guttmann’ın da dediği gibi, üçüncü yıllar her zaman zordur. Üçüncü sezonlarında hiç lig şampiyonluğu kazanamayan Mourinho da kariyeri boyunca bu tezi kanıtlayacak bir performans sergiledi.

Tuhaflıkları kariyeri boyunca daha da gülünç hâle gelen Mourinho’dan herkes sıkılmış görünüyor. Porto’da cesur ama biraz alıngandı, Chelsea’de ilk göreve gelişinde ise sert açıklamalarda bulunmasına rağmen karizması sayesinde popüler kalmayı başarıyordu.

Inter dönemine geldiğinde işler biraz değişmeye başladı, özellikle Claudi Ranieri’ye yönelik açıklamaları centilmenlik dışı olarak algılandı. Mourinho bir basın toplantısında İtalyan futbolunu yermekten de çekinmemişti: “İtalyan futbolunun içinde olmaktan memnun değilim. Neden mi? Çünkü ben onu sevmiyorum, o da beni.”

Mourinho’nun gariplikleri Real Madrid’de yeni bir seviyeye ulaşıyordu. 2011’de İspanya Süper Kupa maçında Barcelona Teknik Direktörü Vilanova’ya saldırdı ve Santiago Bernabeu’daki üçüncü sezonunun sonunda da oyuncular onun bencilliğinden ve aksiliğinden bıkmış duruma geldi.

Chelsea’deki bu döneminde ise başarılı bir ikinci sezonun ardından gelen sıkıntılı üçüncü sezon ile birlikte kendisinin parodisi haline geldi. Diğer faktörlerin aksine motivasyon, antrenörün açıklamaları ile bir anda yok olabilir.

Mourinho adına bardağı taşıran son damla hakemin işaretinden sonra Hazard’ı tedavi etmek için sahaya giren ve işlerini yapmaya çalışan Fearn ve Carneiro’ya karşı olan tutumuydu.

Oyuncuların sağlık ekibiyle çok yakın bir iletişim olabiliyor. Geçimlerini sağlamak için bedenen iyi durumda olmak zorunda olan futbolcular ve fizyoterapistler arasında bir güven ilişkisi olduğu açık. Futbolcular sakatlandığında onlarla en çok muhatap olan ve onlara moral konuşmalarını yapanlar futbol dünyasındaki en tanınmış fizyoterapistler.

Pep Guardiola’nın geçtiğimiz sezon Bayern Münih’in medikal ekibini eleştirmesinin ardından dört doktor istifa etti, bu da bir antrenörün takım doktorlarının tercihlerini sorgulamasının önemli bir sorun olduğunun göstergesi. Fearn ve Carneiro’nun ardından yaşanan çöküş medyada büyük yer buldu ve yakın zamandaki davalar ile daha da çok yer bulmaya devam edecek. Ayrıca sansasyon yaratan yayınların bir kısmı bu olaya pembe dizi havası verdi.

Zaten Chelsea’nin sezonu da bir pembe diziye dönüştü.

Çeviri: Ali Çolak

İlginizi çekebilecek diğer içerikler