Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarDikey Dünyanın Triatlonu

Tokyo'da düzenlenecek 2020 Olimpiyat Oyunları'nın yeni katılımcıları arasında spor tırmanış da var. Berkay Beyazkaya, bir sporun kaderini değiştirecek yolculuğu kaleme aldı...

Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü… Yıllardır olimpiyat oyunlarının ruhunu yansıtan bu motto; spor tırmanışın içindeki hız, lider ve bouldering disiplinlerine tarihin tozlu sayfalarından bir atıf gibi. Üstelik artık buluşma zamanı geldi.

2019 yılının ilk çeyreğini tamamladığımız şu günlerde, spor çevrelerinde büyük bir hareketlilik söz konusu. 2020 Tokyo Yaz Olimpiyat Oyunları’na az bir süre kala üye federasyonlar, kendi yarışma programlarına hiç olmadıkları kadar ağırlık vermiş durumda. Sporcular ise antrenmanlarını hiç yapmadıkları kadar heyecanla yapmaktalar. Bu heyecana, önümüzdeki sene ilk defa olimpiyatlara katılacak olan tırmanış sporcuları da dahil.

Uluslararası Spor Tırmanış Federasyonu (IFSC)’nun 2010 yılında olimpik aileye katılmasıyla beraber başlayan çalışmaları, 2016 yılında mutlu sona ulaştı. Komitenin verdiği karara göre spor tırmanış; beyzbol, karate, softbol ve sörf ile beraber Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’na kesin olarak dahil edildi. Konuyla ilgili IFSC başkanı Marco Scolaris şu açıklamada bulundu:

”Spor tırmanışın 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’na katılacak olmasından dolayı çok mutluyuz. Olimpiyatlar, uzun zamandır hayallerimizin bir parçasıydı, bu hayalimizi gerçekleştirmek için çok çalıştık ve karşılığını aldık. Bizlere bu fırsatı veren Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne çok teşekkürler.”

Peki nasıl oldu da sadece doğada yapılabilen bir spor, günümüzde 25 milyon icracısı olan bir branşa dönüştü? Cevaplar yine tarihin tozlu sayfalarında…

Bardonecchia, İtalya.

İtalya Vadilerinden Olimpiyat Stadyumlarına

Bilinen ilk tırmanış yarışmaları, 1940’lı yılların sonlarında Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği’nde hız disiplini ile başladı. Ancak ilk uluslararası tırmanış yarışmaları, İtalya’nın 2006 yılında kış olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış bir şehri olan Bardonecchia’da düzenlendi.

1985 yılında, dağcı, organizatör ve spor tesisi tasarımcısı olan Andrea Mellano, İtalya’nın ünlü spor yazarlarından Emanuelle Cassara ile beraber en iyi kaya tırmanıcılarını bir araya getirerek ‘Sport Roccia’ adını verdikleri bir tırmanış yarışması organize ettiler. Bu etkinlik, tarihteki ilk uluslararası tırmanış yarışması olma özelliği taşımaktadır. Yarışma, Valle Stretta kayalıklarında Sovyet Rusya’dakilerin
aksine lider tırmanış üzerine yapıldı ve yarışmayı, 12 yaşından beri dağları mesken edinmiş Alman tırmanıcı Stefan Glowacz kazandı.

Ertesi sene ikinci Sport Roccia etkinliği, İtalya’nın ünlü kaya tırmanış bölgesi olan Arco’da gerçekleştirildi. Bu defa yedi farklı Avrupa televizyonu ve çok sayıda medya çalışanı da dahil olmak üzere 10 bin kişilik bir kalabalık, tarihe tanıklık etmek için orada bulunuyorlardı. Bir tırmanış efsanesi ve öncüsü olan Fransız veteran Patrick Edlinger, adını tarihe ikinci uluslararası tırmanış yarışmasını kazanan isim olarak yazdırdı.

İlk uluslararası spor tırmanış yarışmasını kazanan Alman dağcı Stefan Glowacz.

Aynı yıl Fransa Tırmanış ve Dağcılık Federasyonu, tüm bu gelişmelere kayıtsız kalamayarak ilk yapay duvar ve salon tırmanış yarışmasını organize etti. Fransız federasyon bu müsabakayı sadece sahiplenmekle kalmadı, sahiplendirdi de. 80’lerin sonundaki girişimleri sonucunda yarışmalar, Uluslararası Dağcılık ve Tırmanış Federasyonu (UIAA) bünyesine geçti, ilk kez lider ve hız disiplinlerinde tırmanış yarışması gerçekleştirildi. İngiliz dağcı Jerry Moffat, bu yeni formattaki yarışmanın ilk şampiyonuydu.

UIAA, tüm dünyada tırmanış sporunun yaygınlaşmasıyla beraber doğal alanların yarışma organizasyonları yüzünden tahrip edilmemesi adına 1990’da bir karar aldı ve bütün yarışmaları yapay tırmanış duvarlarına taşıdı. Bu karar sayesinde hem kaya tırmanış bölgeleri korunmuş oldu hem de dünyanın bir çok yerinde üretilen yapay duvar ve tırmanış salonu sayısı ciddi oranda artış gösterdi. Tırmanış artık daha ulaşılabilir bir spordu.

2000’li yıllara gelindiğinde karşımızda bambaşka bir manzara vardı. 45 ülkeyi geçen katılım sayısıyla Dünya Kupası, iki senede bir düzenlenen Dünya Tırmanış Şampiyonası ve aynı organizasyonların gençler seviyesinde düzenlenen versiyonları… Bu yarışmalara 2006 yılında bir yenisi daha eklendi. Rusya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda ilk kez Belarus, İtalya, Fransa ve Rusya’dan gelen sporcularla paralimpik kategoride yarışıldı. Bu noktadan itibaren büyük önem atfedilen paralimpik branş da yarışma takvimlerinin bir parçası oldu.

UIAA, spor tırmanışın geleceğine daha iyi yön verebilmek adına tırmanış yarışmaları organizasyonlarını kendi bünyesinden çıkararak başka bir federasyon oluşturulmasına karar verdi. 27 Ocak 2007’de, 57 üye federasyon ile Frankfurt’ta ‘Uluslararası Spor Tırmanış Federasyonu’ (IFSC) kuruldu. Hızlıca, Uluslararası Olimpik Komite de (IOC) dahil bir çok uluslararası spor örgütü tarafından onaylandı, tanındı ve kabul gördü. 2010 yılında olimpik aileye katılmasıyla beraber olimpiyat adaylığı macerası da başlamış oldu. Sporun geleceğini yakından ilgilendiren bu gelişmeler yaşanırken, yeni federasyon da yarışmalarını hız kesmeden sürdürüyordu.

2020 Tokyo, spor tırmanış için yepyeni bir sayfanın açılması anlamına geliyor.

IOC yönetim kurulundan 2011’de gelen haber, tırmanış sporunda yeni bir çağın habercisiydi. Karara göre, spor tırmanışı, 2020 Tokyo Olimpiyatları için önerilecek yedi spordan bir tanesiydi. İlerleyen yıllarda kurul, verdiği bu karardan vazgeçse de sonrasında olimpik komite başkanı Thomas Bach tarafından yapılan açıklamayla bir kapı daha açıldı. Öyle ki, ev sahibi ülke organizasyona kendi topraklarında popüler olan bir ya da daha fazla sporu ekleme şansına sahip olacaktı. Bilin bakalım bu sporlar arasında hangisi var? Söz konusu, neredeyse her tırmanış dünya kupasında önemli işlere imza atan Japonya olduğu için cevap sizi şaşırtmayacaktır. Üstelik, 2015 verilerine göre 435’ten fazla tırmanış salonuyla Almanya’dan sonra dünya üzerindeki en çok tesise sahip ülke de yine Japonya’ydı…

Zaten 2014 Nanjing Gençlik Olimpiyat Oyunları’nda spor tırmanışın tanıtılması da yaklaşmakta olanın habercisi gibiydi. 2016’da verilen kararla birlikte bouldering, lider ve hız klasmanlarının tek altın madalya üzerinden değerlendirildiği sistemle, tırmanış olimpik programın parçası oldu. Spor tırmanışın 2018 Buenos Aires Gençlik Olimpiyat Oyunları’nda ve tabii en önemlisi, 2020 Tokyo’da yer alacağı haberleri şuna işaretti ki artık dikey dünyanın milenyum çağı başlamıştı.

Birtakım Soru İşaretleri?

Spor tırmanışın olimpiyatlarda oynanacağı haberi büyük bir coşkuyla karşılansa da soru işaretlerini beraberinde getirdi. Yıllarca tırmanış yarışmalarının iskeletini oluşturan bouldering, lider ve hız tırmanışları, olimpik format adı altında birleştirilip kombine adı verilen tek madalyalı bir yarışmaya dönüştürüldü. Yani sporcular olimpiyatlarda iyi bir derece yapmak istiyorsa, bu üç disiplinde de elinden gelenin en iyisini yapmak zorunda. Düşünün ki Roger Federer olimpiyat oyunlarında yarışacak ama tenis, badminton ve masa tenisinde başarılı olacak ki podyumda hak iddia edebilsin…

Tartışmaların odağındaki branş ise hız. Kısaca anlatmak gerekirse; hız tırmanışının, bouldering ve lider disiplerinin aksine farklı bir metodu, tekniği ve mental yanı var. Amaç, dizilimleri her yerde aynı olan ve hiç değişmeyen 15 metrelik duvarı en hızlı şekilde tırmanıp süreyi durdurmak. Yarışmacılar antrenman amaçlı bu rotayı defalarca çıkar ve en iyi olmaya çalışır. 5.48 saniyelik rekorunu iki yıldır kimselere kaptırmayan İranlı tırmanıcı Reza Alipour bu branşın en büyük yıldızlarından. Ancak hız tırmanışının olimpiyattaki yerini tartışan başka büyük isimler de var. ABD’nin kaya tırmanışındaki kraliçesi Margo Hayes, kombine formatını extra bir meydan okuma olarak görenlerden. Doksanların Dünya Kupası yarışmalarına damgasını vuran Lynn Hill ise tüm tırmanıcıların hız disipline katılma zorunluluğunu desteklemiyor. Oscar ödüllü ‘Free Solo’ filminin kahramanı Alex Honnold da ona katılarak olimpik formatı rahatsız edici bulduğunu açıklamıştı.

Alex Honnold’a göre kombine adı verilen olimpik format rahatsız edici.

Yapılan eleştiriler, Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından dikkate alınmışa benziyor ki geçtiğimiz Şubat ayında, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları masaya yatırıldı ve spor tırmanış için farklı bir format düşünüldü. Bu formatta, hız disiplini diğer disiplinlerden ayrılarak tek madalyalı ayrı bir branş olurken; boulder ve lider disiplinleri de kombine içinde değerlendirilmeyi sürdürecek. Eğer öneri kabul edilirse, soru işaretleri de muhtemelen ortadan kalkacaktır.

Tırmanış, içinde bolca hikayenin ve zaferin olduğu heyecanlı bir spor. Tokyo’ya olan yolculuk başladığından beri yazılan hikayelerin sonunu tahmin etmek giderek zorlaşmaya başladı. Kitabın son sayfasında ne yazıyordur sizce? Ya da o sayfaya ulaşabilecek miyiz?

Yorum sizin.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler