Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolOzan Tufan: Değer Mi Hiç?

Yabancı sınırı genişledi ama peşinden koşulan isim yine bir yerli... Ozan Tufan hakkında konuşulan bedelleri karşılayabilir mi?

Daha önce Ertuğrul Sağlam’da veya Hakan Şükür’de gördüğümüz gibi, uzun zaman sonra ilk defa üç İstanbul takımı bir futbolcu için aynı anda savaşa girdi. Kimin kazanacağı henüz belli değil, fakat bu cephenin her geçen gün uzaması Ozan için ödenecek paranın artmasına neden oluyor. Açık arttırma kültürü bunu gerektirir. Gerçi, 20 yaşındaki Ozan’ın 16 yaşındayken attığı tweetler, onun futbol meziyetleri için kötü bir referans olarak sunulsa da, işin maddi boyutu bundan çok etkilenmemiş gibi duruyor. Bu yaz büyük ihtimalle Ozan için ‘iyi’ bir miktar para ödenecek. Evet ama hani yabancı sınırı kalkmıştı? Hani artık yerli futbolcular için çok para ödenmeyecek, hani yurt dışından çok kaliteli futbolcular ülkemize gelecekti? Hani Avrupa ile başa baş oynayacaktık?

Avrupa daha ağustos ayında üç Süper Lig takımını saf dışı bıraktı bile. En azından biri statü gereği başka bir taraftan yola devam ediyor. Yabancı futbolcular ülkemize geldi, ne vereceklerini sezon sonu değerlendireceğiz. Peki asıl soru; neden Ozan Tufan için bu paralar ödeniyor? Süper Lig’i izlememeyi övünç kaynağı olarak sunan kitle tam da bu noktada bir şeyleri  kaçırıyor. Çünkü sorunun cevabı aslında çok basit: Ozan Tufan iyi futbolcu. Ozan Tufan genç ve iyi futbolcu. Ozan Tufan, bugün 7 milyona alınıp yarın 12’ye satılma ihtimali bulunan bir futbolcu. Üstelik o süreçte oyuncudan yararlanma ihtimali de işin bonusu!

Biraz saha içi özelliklerinden bahsedelim. Ozan, tıpkı bu topraklardan çıkmış birçok yıldız sporcu gibi sistem karmaşasından faydalanarak yükselişine başlıyor. Bundan tam bir sene önce; ara ara Süper Lig’de kendini göstermişken ve Fatih Terim’in dikkatini çekmişken, henüz “transfer kavgası” değilken,  Tam Saha’ya verdiği röportajda kendisi itiraf ediyor:

“Şener abi oynuyordu sağ bekte, ben de onun yedeğiydim. Şener abi devre arasında sakatlanınca, hocamız beni oynatmak mecburiyetinde kaldı.  Yabancı kontenjanı olduğu için beni oynatmak durumunda kaldılar”

Yani Ozan iki yaş küçük olsa, büyük ihtimalle, Şener yerine yabancı bir sağ bek transfer edilecekti ve Ozan Tufan’ın ortaya çıkışı -iyi tarafından bakarsak- gecikecekti. Oysa şimdi manşetleri süslüyor.

Oyuna sağ bek olarak başlayan Ozan, daha sonra orta sahaya geçti. Geçen sezon oynadığı futbol üst düzeye çok yakındı. Eksik özelliği pek yok gibiydi. Hızı, gücü, tekniği lig standartlarının üstünde. Fazla kilosu tek sıkıntısı. Onu da atarsa adeta ‘panzer’ gibi bir şeye dönüşecek. Ama en önemli artısı ve hayranlık uyandıran tarafı 20 yaşında olmasına rağmen oyuna liderlik edebilecek özgüveni çok rahat bir şekilde göstermesiydi. Belki de 2006’daki Arda, 1992’deki Sergen gibi… Üstelik daha zor bir pozisyonda oynamasına rağmen. Tabi İstanbul takımı baskısının üzerinde olmaması, yetiştiği camiada ve doğduğu şehirde oynaması önemli bir avantajıydı.

Süper Lig’de Şenol Güneş takımları National Geographic belgeselleri gibidir. Sokakta sorduğunuzda herkes “Ben Şenol Güneş takımlarının futbolunu seviyorum sadece onun maçlarını izlerim” der ama günün sonunda listeye baktığınızda yerli diziler (İstanbul takımlar) daha çok izlenir. Elimizde bunu kanıtlayacak somut bir rakam yok ama soyut bir veri var. Eğer geçen sezon Bursaspor maçları izlenseydi; bu yaz Ozan Tufan için neden savaşa girildiği daha net anlaşılırdı.

Türkiye’deki futbolsever profili, hatta toplumun kendisi, yukarıya çıkmaya başlayan birini, aşağıya çekmeyi çok seviyor. İtibarsızlaştırmak için uğraşıyor. 16 yaşında atılan tweetlerin gündem olması da bundan. Üstelik bu; toplumun her kesiminde var. Eğitim seviyesi veya gelir sınıfı fark etmiyor. Kimisi mahalle arasında “O da topçu mu ya, ben ondan daha iyiyim” kıskançlığından yola çıkıyor, kimisi ofisteki toplantıdan önce “Efendim Avrupa’da ne cevherler var devamlı izliyorum, bizimkiler beş para etmez” küstahlığından besleniyor. Sonuç olarak; seneler boyunca burada “Sadece çalım atıyor, Galatasaray’dan başka yerde oynamaz” diyerek izlenen Arda Turan, geçtiğimiz ay içinde 41 milyon euro’ya Barcelona’ya transfer oldu.

Benzer durum Ozan Tufan için de geçerli. Beğenilmiyor. Beğenilse bele uğruna bu kadar para dökülmesi çok geliyor. Tabata’nın yabancı sınırı varken 8 milyon euro ettiği yerde, 20 yaşındaki Ozan’ın benzer bir maliyete denk düşmesi tartışılıyor.

Evet belki artık yabancı sınırı kalktı. Fakat bu kural ‘yetenekli oyuncuyu oynatmayın’ anlamına gelmiyor. Ozan Tufan potansiyeli olan bir oyuncu. Valencia’nın 8 milyon euro teklif etmesi ile Fenerbahçe’nin 7 milyon euro teklif etmesi arasında bir fark olmamalı. Oyuncu yetenekliyse herkes almak ister. Sırf talip olunan oyuncunun yerli pasaportu yüzünden, tuttuğunuz kulüpten “Kardeşim Ozan’a o parayı vereceğine Güney Amerika’dan ismini bilmediğimiz, izlemediğimiz genç bir futbolcu bul” demek bir noktada kişisel tatmine giriyor.

Çok sık sorulan ‘Enes’i City aldı, Leipzig geliyor Atınç’ı buluyor. O zaman neden kimse Ozan’ı almıyor’ sorusunun cevabı da basit düşünceyle alakalı. Argumanlar güzel ama cevap net: Çünkü Bursaspor satmak istemiyor! Yoksa zaten Valencia gözüne kestirmişti.

Tekrar yabancı sınırına bağlayalım. Evet sınır değişti ve dışarıdan oyuncu almak biraz daha serbest. Fakat bu yetenekli oyuncunun değerini düşürmüyor. Hatta uzun vadede yetenekli oyuncunun daha da pahalı olma ihtimali ortaya çıkabilir. Eğer herkes “dışardan alırız zaten’ derse, üretim azalacak. Az üretim de yetenekli olanın elmas kadar değerli olmasına yol açacak. Zaten şu an Ozan Tufan’ın değerlenmesinin nedeni de bu. 20 yaşındaki bir oyuncu ülkenin standartlarına yaklaştı; sadece bir sezonda. Standartlar o kadar düşük ki 40 maç oynayan bir oyuncu çıtayı aşabiliyor. Çünkü lig içinde çok fazla rakibi yok, olanlar da zaten şampiyonluğa oynayan takımlar tarafından kapılmış.

Bu arada dünya da gelişiyor. Türkiye’de değişen kuralı artık tüm menajerler hatta oyuncuların kendisi de biliyor. Bu da onların masaya otururken, kulüplere daha farklı kartlar sunmalarını sağlıyor. Haliyle, bütün olan biteni toplayıp çıkartınca; 20 yaşındaki Ozan Tufan’ı transfer etmek, bunu istemek ve rakipler de talip olmuşken kesenin ağzını biraz açmak yapılacak en normal düşünce oluyor. Ozan Tufan’ın kariyeri nasıl şekillenir o bilinmez, fakat her kulüp için girilebilecek bir risk olarak duruyor.

 

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Doğru Zaman

Doğru Zaman

1 hafta önce
Bielsa Gibi

Bielsa Gibi

4 hafta önce