Çıtaları Aşmak

Meksika GP'sinde aldığı dördüncülükle Britanyalı Lewis Hamilton, Formula 1'de beşinci dünya şampiyonluğunu elde etti. Peki bu ne anlam ifade ediyor?

30 Ekim 2018

Lewis Hamilton’la ilgili ilk anılarım, çoğu Formula 1 takipçisi gibi 2007 sezonuna ve bilhassa Brezilya Grand Prix’sine dayanıyor (o zamanlar GP2’nin, yahut şimdiki adıyla F2’nin, ne denli muhteşem bir seri olduğunun henüz farkına varamamıştım). Lewis, bir çaylaktan beklenmeyecek düzeyde iyi yarışmış ve şampiyonluk iddiasını son yarışa kadar taşımayı başarmıştı. Belki o gün Interlagos’ta sadece bir puan farkla şampiyonluğu, kendisiyle taban tabana zıt bir karakter olan Kimi Raikkonen’e kaptırmıştı ancak potansiyel oradaydı ve o potansiyelin açığa çıkması uzun sürmeyecekti.

Ertesi sezon yine Interlagos’ta, tarihin en epik finalinde taçlanan Lewis ne kadar büyük bir yetenek olduğunu tüm dünyaya göstermiş ancak daha da önemlisi, yalnızca bir sene önce yaşadığı trajedinin üstesinden büyük bir olgunlukla gelmişti. ‘’Beyaz’’ sporundaki bu esmer ve aykırı adam ezber bozarken, benim ona duyduğum hayranlık da yerini yavaş yavaş taraftarlığa bırakmaya başlamıştı. (Birkaç sene önce sporu tarafsız bir gözle izlemenin daha keyifli olduğunu fark ederek desteklemeyi bıraktım, herkese öneririm)

Hayranı olduğum o Stevenage’lı çocuk yıllar içerisinde hem pist üzerinde hem de pist dışında çok değişti. Tıpkı sporun diğer büyük efsaneleri gibi büyük hatalar yaptı, o hatalarından dersler çıkardı ve yıldan yıla daha da olgunlaştı. McLaren’da 2009-2012 arasında geçirdiği zor yıllarda bile pole pozisyonları ve galibiyetler elde etmeyi başardı; en nihayetinde de kariyerinin seyrini değiştirecek cesur bir hamleyle Mercedes’in yolunu tuttu.

Altı senede dört şampiyonluk, onun kariyerini tanımlayan bir dönem olarak hafızalara kazınabilir. Zaten ilk senesinde Mercedes’in şampiyonluk için mücadele edemeyecek durumda olduğunu ve 2016’da da mekanik problemler nedeniyle başının çok ağrıdığını düşünürsek bu dönemin ne kadar şaşaalı olduğunu anlamak daha da kolaylaşıyor. Burada küçük bir parantez açıp şunu belirtmek gerekir: Lewis; 2014 ve 2015 şampiyonluklarında kusursuz değildi ancak 2017 ve 2018’de neredeyse sıfır hatayla iki muhteşem şampiyonluk kazandı. Ki bunu yaparken, iki sezonun da büyük bölümünde altında en iyi otomobil yoktu.

Lewis, sporu bugün bıraksa dahi tarihin sayılı pilotları arasındaki yerini çoktan almış durumda. Ne var ki, kendisi henüz 33 yaşında ve gün geçtikçe kusursuzlaşmaya devam ediyor. Günün birinde ilgisini tamamen müzik ve modaya yönelteceğini tahmin etmek zor değil ancak Michael Schumacher’in çektiği 7 şampiyonluk ve 91 yarış galibiyeti çıtasını aşmadan (en azından denemeden) bir yere gitmesi pek ihtimal dahilinde değil.

Peki bu çıtaları aşabilir mi? İşte bugünden itibaren Lewis Hamilton’ın kariyerini bu zor soruyla takip etmeye başlayacağız. 2 dünya şampiyonluğu ve 20 yarış galibiyeti; 33 yaşında ve formunun zirvesinde bir Lewis Hamilton için elde edilemez şeyler değil. Öyle ki, sporu bıraktığında 100 galibiyet, 100 pole pozisyonu ve 8 dünya şampiyonluğuna sahip olması bile mümkün. Bu sayılara ulaşıp ulaşamayacağını söylemek için henüz erken ancak kesin olan bir şey var ki, o da önümüzdeki senelerde tarihe tanıklık edeceğimiz.

O hâlâ yarışıyorken keyfini çıkarın, çünkü başka bir Hamilton yok.

Atahan Cankan

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN