Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarSuper Bowl: Bir Maçtan Fazlası

Super Bowl, spor dünyasının en büyük gösterisi olarak kabul edilir. Ama bu gösteriyi bugünkü konumuna getiren şey şovlarından, parıltısından çok tarihe geçen finalleridir.
Burak Tekin1 sene önce

Şubat ayının 4’ünde Minneapolis’te düzenlenecek Super Bowl LII için geri sayım başladı. Her Super Bowl’un kendine has bir hikâyesi mevcuttur fakat geride kalan 51 yılda kulüplerin/oyuncuların kaderlerini değiştirmesi ve unutulmaz anlar yaşatmasıyla öne çıkan bazı finaller var. Ben de yeni kapışmayı beklerken mazide kişisel bir yolculuk yapmak istedim…

8- BU JOHN İÇİN! (SUPER BOWL XXXII)

DENVER BRONCOS 31 – 24 GREEN BAY PACKERS

Amerikan sporları tarihi, yaptığı sporun Şöhretler Müzesi’ne (Hall of Fame) adını yazdırmasına rağmen şampiyonluk kazanamamış oyuncularla dolu. 1997-98 sezonu başladığında 37 yaşına basan Broncos’un efsane oyun kurucusu (QB) John Elway de bunlardan biri olmak üzereydi. Daha önce üç defa Super Bowl oynamış ama Denver bu maçlarda sırasıyla 19, 32 ve 45 sayılık yenilgiler almıştı. Bu sanki bir sayı dizisiydi ve dördüncü finalde soru işaretli yere 58 gelecekti! Fakat Broncos, Elway’i üzmemeye bu defa kararlıydı. Öyle ki maçın en değerli oyuncusu koşucu (RB) Terrell Davis’in migren ağrıları sebebiyle görme yetisini geçici olarak kaybetmesi ve ikinci çeyrekte forma giyememesi bile onları etkilemeyecekti. Davis maçın kalanında 157 yarda ve üç touchdown ile takımını sırtlarken efsane kaptana pek iş düşmemişti. Düştüğü anda da Elway, yaşına bakmadan yaptığı ve tarihe ‘Helikopter Oyunu’ olarak geçen 8 yardalık koşuyu balıklama atlayarak bitirmişti.

Maçın sonunda Elway bir tane bile touchdown pası atmamış, hatta bir de pas kaptırmıştı ama senelerdir takımını sırtlamasının mükafatını sırtlarda taşınarak almıştı. Kulüp sahibinin “Bu John için!” demesi de o yüzden anlamlıydı. İşin ilginci, Elway yıllar sonra Broncos’un genel menajeriyken benzer bir kaderi Peyton Manning’e yaşatacak ve o da 2015-16 sezonunda, kariyerinin son maçında 0 touchdown pası, 1 pas kaptırmalık performansına rağmen bir Super Bowl yüzüğüne daha sahip olacaktı. Tarih gerçekten bazen tekerrür ediyordu.

7 – ŞAMPİYONLARIN SAVAŞI (SUPER BOWL XIII)

PITTSBURGH STEELERS 35 – 31 DALLAS COWBOYS

Super Bowl’u adı gibi ‘süper’ kılan ilk maç belki de… Cowboys üç sene önceki final yenilgisinin rövanşını almak isterken iki takım da Super Bowl’u üçüncü kez kazanan ilk ekip olmak istiyordu. 1993’e kadar Super Bowl tarihinin en skorlu finali unvanını taşıyan (şu anda dördüncü) karşılaşmada iki takım da üçer top kaybı yapmış, Steelers oyun kurucusu Terry Bradshaw kariyerinde ilk defa 300 pas yardasını aşmış, Cowboys bitime 7 dakika kala 18 sayılık farkı eritmeye başlamış ve efsane bir geri dönüşle flört etmişti. Cowboys’u yakan an, sakatlanan kontracıları (returner) Randy White’ı sol elinde atelle sahaya geri sürmeleri ve onun da skor 28-17 iken daha rakipten darbe görmeden, sırf çekindiği için elindeki topu düşürmesiydi.

6 – BİR HANEDANLIK DOĞUYOR (SUPER BOWL XXXV)

NEW ENGLAND PATRIOTS 20 – 17 ST. LOUIS RAMS

Patriots oyun kurucusu Drew Bledsoe sezonun ikinci haftasında hastanelik olduğunda kimse sezon sonunda podyuma New England temsilcisinin çıkacağını düşünmüyordu. Ama önceki seneki draft’ta altıncı tur, 199. sırada seçilmiş genç oyun kurucu Tom Brady ipleri eline alacaktı. Sezonun bir peri masalına dönüşeceği, Oakland Raiders karşısında karlar içinde oynanan ve ‘Tuck (İçine Sokuşturma) Kuralı’ olarak literatüre geçen maçtan belliydi. Brady’nin topu elinden düşürmesi (fumble), bürokratik bir yorumlamayla ‘tamamlanmamış pas’a değiştirilince maç devam etmiş, Adam Vinatieri’nin hava durumuna aldırmadan 45 yarda mesafeden vurduğu saha golüyle uzatmalara gidilmiş, arkasından zafer gelmişti. Finalde rakip ‘Greatest Show on Turf’ adıyla anılan, hücum gücü dillere destan St. Louis Rams’ti ve Patriots’a şans veren yoktu. Ancak şovun sahne ışıkları son çeyreğe kadar yanmayacaktı ve Patriots 17-3’lük üstünlük elde edecekti. Rams oyun kurucusu Kurt Warner topu düşürünce Patriots kontrayla skoru 23-3’e çıkarmış fakat hakemlerin tespit ettiği faul maçın kaderini değiştirmişti. Bitime 1:30 kala tabelada yazan skor 17-17’ydi; hatta efsane NFL yorumcusu John Madden “Patriots olsam süreyi eritir, maçı uzatmalara götürürüm” yorumunda bulunmuştu. Ama koç Bill Belichick onunla hemfikir değildi. Etkileyici bir akın sonunda gene Vinatieri’nin o sihirli bacaklarıyla gelen saha golü, Patriots’a gelecekteki her biri birbirinden efsane beş Super Bowl şampiyonluğundan ilkini yaşatacaktı.

5 – İKİNCİ BAHAR (SUPER BOWL XXIII)

SAN FRANCISCO 49ERS 20 – 16 CINCINNATI BENGALS

1987’de 49ers’ın gelecek vadeden QB Steve Young’ı kadrosuna katması, Joe Montana efsanesinin sonu anlamına gelebilirdi; zira bir sene önce geçirdiği ciddi bel sakatlığı futbol hayatının bittiği şüphelerini dahi doğurmuştu. Normal sezon maçlarında Young’ın da oynamaya başlaması, Montana’nın adının takas söylentilerine karışmasına yetmişti bile. Fakat takımı, sezonun en önemli anlarında, bitime 3:10 kala 92 yarda gitmek zorunda olduğunda onun ellerine bakacaktı. 49ers vuruşçusu Mike Cofer’ın Super Bowl tarihinin en kısa mesafeli saha golünü kaçırdığı (19 yarda!) maçta talih, yazın koçu Sam Wyche’ı kovmayı düşünüp vazgeçmiş olan Bengals’ın yanında gibi durmaktaydı. Ama Montana o meşhur ivedi hücumuna başladığında spikerin tabiriyle ‘üstünüze patlayabilirdi.’ Nitekim patladı da… Maçın sonunda dış açık (WR) Jerry Rice tuttuğu 215 yardalık paslarla hâlâ daha kırılamayan, yanına dahi kolay yaklaşılamayan bir Super Bowl rekoruna imza atacaktı. Montana ise bu maçta alamadığı MVP ödülüne bir sonraki sene Super Bowl’da tam beş touchdown pasıyla sahip olacaktı.

4 – SKANDALLARIN GÖLGESİNDE (SUPER BOWL XLII & XLIX)

NEW YORK GIANTS 17 – 14 NEW ENGLAND PATRIOTS

NEW ENGLAND PATRIOTS 28 – 24 SEATTLE SEAHAWKS

2007-08’e ‘Spygate Skandalı’ ile başlayan ve kötü bir soruşturma sonunda adı lekelenen Patriots’ın aklında 1972 Miami Dolphins’in 17 maçta 17 galibiyet rekorunu kırmak vardı. Patriots’ın “Siz hepiniz biz tek” mantalitesiyle 19’da 19 yapmasına 1:15 kalmıştı ve Brady’yi beş defa yere çalan Giants da buna engel olamayacaktı. Kendi yarı sahasında olan ve touchdown’a ihtiyaç duyan Giants’a mucize lazımdı ve o an geldi. David Tyree düşerken topu kaskının üzerinde tutup yere değdirmemeyi başarırken seyircilerin gözünün önünden Vinatieri saha golleri, ‘Tuck kuralı’, kimse görmeden yakılan Spygate kasetleri geçiyordu. Eli Manning, abisinden bir yıl sonra Super Bowl kazanırken Patriots “Kaç defa hileyle şampiyon oldunuz!” ithamını duymaya başlayacaktı. İşin garibi, Eli dört yıl sonra gene Super Bowl’da Patriots’ı yenerken devreye Mario Manningham’in mucizevi pas tutuşu girecekti.

2015, Patriots’ın nihayet kazasız skandalsız 8. Super Bowl yolculuğuna çıkışı anlamına gelecekti ama bir muhabir, Patriots’ın maçtaki 12 topunun 11’inin (NFL’de her takım kendi toplarını maça getiriyor) havasının kurallara aykırı şekilde inik olduğunu yazınca her şey değişti! Deflategate, Spygate’in devamı gibi görülürken Patriots kamu vicdanında mahkûmdu. Gündem ‘İdeal Gaz Kanunu’ydu: Toplar soğuk havadan mı indi, yoksa birileri mi indirdi? Sonuç daha da önemli hâle gelmişti. Seahawks 28-24 gerideyken QB Russell Wilson uzun bir pas attı. Malcolm Butler araya girdi, seken top yerdeki Jermaine Kearse’ün bacağına, göğsüne çarptı, havalandı ve iki hamlede ellerine kondu. Seattle’ın o kısa mesafeden touchdown yapamaması mucize olurdu. Nitekim oldu da… Çaylak Butler gol çizgisinde pası kaptı. Seahawks bütün yılı “Neden koşmadık da pas denedik?” sorusuna cevap arayarak geçirecek, Patriots ise tarihin akışını tersine çevirmenin keyfini çıkaracaktı.

3 – BİR HANEDANLIK DOĞAMIYOR (SUPER BOWL XXV)

NEW YORK GIANTS 20 – 19 BUFFALO BILLS

Buffalo taraftarının kâbus gibi dört yılı 27 Ocak 1991’de başlayacaktı. Hâlbuki son akına başladıklarında epey umutlulardı; Thurman Thomas’ın bir yoga eğitmeni gibi esneyip ayağıyla destekleyerek yakaladığı pas momentumu onlara çevirmişti. Ama hakemler pozisyonun tekrarını izlemek isteyince Giants savunması soluklanma fırsatı bulmuş ve Bills’in ümitleri Scott Norwood’un ayaklarına kalmıştı. 1988 yılında Pro Bowl karmasına seçilen Norwood fena bir vuruşçu değildi ama 40+ yarda mesafeden saha golü denemelerinde kendisine bir hâller oluyordu, hele ki maç Bills’in evindeki gibi yapay çimde (Astro Turf) değil de gerçek çimde oynanıyorsa… Norwood’un mevzu bahis senaryodaki isabet oranı 1/5’ti ve top direğin sağından dışarı giderken 1/6 olacaktı. İyi haber; Bills taraftarlarının bu hayal kırıklığının üzerine üst üste üç sene daha “O sene bu sene!” deme şansı oldu. Kötü haber; bunların her biri daha beter hayal kırıklıklarına dönüştü. 1994’te tarihlerinin en büyük oyuncularından O.J. Simpson’ın cinayet zanlısı olarak tutuklanması kaderlerine dair bir işaretti belki de… Bills’in bu dönemden mutlulukla hatırlayacağı tek şey var: Super Bowl XXVII’de efsane bir şova imza atan Michael Jackson, ‘devre arası şovu’ geleneğini başlatan isim olmuştu. Tabii kaderin bir cilvesi olarak o maçın para atışını yapan isim de O.J. Simpson’dı. Lanet geldi mi, dört koldan geliyor…

2 – FİLM GİBİ (SUPER BOWL XXXIV)

ST. LOUIS RAMS 23 – 16 TENNESSEE TITANS

Titans’ın oyun kurucusu Steve McNair, Super Bowl’u kazanan ikinci siyah QB olma yolunda ilerlerken Super Bowl’da kendi mevkiinde en çok koşu yardası alan oyuncu rekorunu da kırmaktaydı. Son akında iki Rams oyuncusunu alt etmiş ve pasla takımını gol çizgisine 10 yarda mesafeye getirmişti. Titans son molasını alıp süreyi durdurduğunda bitime 6 saniye kalmıştı. Rakibin gol bölgesinde kümeleneceğini düşünen Titans, iç açığını (TE) yem olarak kullanıp esas pası Kevin Dyson’a atacak, o da touchdown yapacaktı. Her şey planlandığı gibi giderken, Rams savunmacısı Mike Jones hareketlenen Dyson’u gördü ve efsane an yaşandı. Spiker Al Michaels’ın ağzından dökülen “Bir yarda kala!” sözcükleri, bu sinematik sekansa son verirken, Michaels sözlerini “The Longest Yard filminin devamı çekildi” diye bitirecekti.

1 – TAM AKLANMA (SUPER BOWL LI)

NEW ENGLAND PATRIOTS 34 – 28 ATLANTA FALCONS

Deflategate’in akabinde süren iki senelik hukuk mücadelesi, Brady’nin dört maçlık cezasını çekmeyi kabullenmesiyle son bulmuştu. Sezona yedek QB’siyle başlayan Patriots, belki de NFL tarihinin sıkıntılar karşısındaki en dirayetli takımı olarak gene Super Bowl’un yolunu tutmuştu. Rakip, hücumuyla ligi kasıp kavuran Falcons’tı ve üçüncü çeyreğin ortalarına gelindiğinde Patriots ateşte kavrulmaktaydı: 28-3. Super Bowl tarihinde böyle bir skordan geri gelen takım yoktu. Brady sahasında, kendi hazırladığı toplarla oynamayınca berbat bir performans ortaya koyuyordu, belki de vicdanlarda aklanmamalıydı. Derken bir touchdown geldi. Sonra bir saha golü. Bir top kaybı ve bir touchdown. Bir touchdown daha! Super Bowl tarihinin ilk uzatmalarının başındaki yazı tura atışını Patriots kazanırsa Brady’nin maçı vermeyeceğinden hemen herkes emindi. İstatistiklere dökülemeyen fakat metafizik bir güç gibi var olan momentum dönmüştü bir kere. Maç bittiğinde sadece Super Bowl tarihinin en büyük geri dönüşü değil, tüm zamanların en iyisi olan bir oyun kurucu ve bir başantrenörün rüştünü tamamen ispat etmesi yer edinecekti akıllarda. Kariyerlerinde yer alması muhtemel dipnotlardan tamamen kurtulmuşlardı.

*Bu yazı, Socrates’in Şubat 2018 sayısında yayımlanmıştır. Sayılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler