Bayern’in Bin Yılı

12 Haziran 1932 ile 23 Nisan 1945 arası, Bayern Münih için bin yıl sürdü…

23 Nisan 2018

Fotoğraf: Getty Images

Bayern Münih, 20. yüzyılın ikinci ayında kurulmuştu. Kurulduğu gibi de yerel rakipleri karşısında farklı galibiyetler ve bölgesel liglerde çeşitli başarılara ulaşarak taraftar kazanmıştı. Ancak neredeyse her yıl farklı bir şampiyonun çıktığı Almanya Futbol Şampiyonası’nda adlarından söz ettirmek için uzun yıllar beklemeleri gerekti. Kulübün kaderini değiştiren isim, 1901 yılında yedek takımda birkaç maç kalecilik yaptıktan sonra babasının baskısıyla futboldan başka alanlara yoğunlaşan 17 yaşında bir çocuk olacaktı.

O çocuk, 29 yaşına geldiğinde Bayern Münih’in başkanıydı. Önceki başkan Angelo Knorr’un eşcinsellik ‘suçundan’ tutuklanmasıyla görevi devralan Kurt Landauer’ın aklında kulübü profesyonelleştirmek ve büyütmek vardı. Ancak 1914 kapıdaydı. Hayatının dört yılını cephede geçiren Landauer, savaşın ardından Münih’e döndüğünde tekrar başkanlık koltuğuna oturdu. Ve bu defa, (1921-22 sezonundaki bir yıllık arayı göz ardı edersek) uzun bir süre de kalkmadı. Bir süre sonra Münih’in önde gelen yerel gazetesi Münchner Neueste Nachrichten’in reklam departmanının başına da geçecek olan ‘Tüccar’ lakaplı Yahudi iş adamının yönetiminde Bayern, gerçekten de büyümeye başlayacaktı.

Kulübün ilk büyük başarısı, 1926’daki Güney Almanya şampiyonluğu oldu. İki yıl sonra bu başarıyı tekrarladılar ve üstelik Almanya Futbol Şampiyonası’nda da yarı final oynadılar. Bir sonraki adım için takviye gerekiyordu. Birkaç yıl önce Barcelona’yı da çalıştırmış olan Avusturyalı eski milli futbolcu ve teknik direktör Richard Kohn, doğru adresti. ‘Dombi’ (İtibar) olarak da anılan Kohn, son olarak VfR Mannheim’ı çalıştırmıştı ve takımın en yetenekli oyuncusu Oskar Rohr’u da kendiyle beraber Münih’e getirdi.

Yahudiler dönemin Almanyasının her alanında boy gösteriyor, birçok konuda lokomotif rolü üstleniyordu. Futbolda da durum farklı değildi. Dombi’nin de katılımıyla Bayern de Yahudilerin egemen olduğu bir takım olarak görülmeye başlamıştı ancak değişimin eşiğindeki ülkede bu durumu hoş karşılamayanların sayısı günden güne artıyordu. Bayern’in büyüyüşü Almanya Futbol Şampiyonası finaliyle taçlanırken, finaldeki rakip de büyük bir ayakkabı fabrikasının başındaki üç Yahudi iş adamının sponsor olduğu Eintracht Frankfurt’tu. Futbolun mu, tarihin mi cilvesi bilinmez; 12 Haziran 1932 günü, Almanya’nın bu en iyi iki takımını karşı karşıya getiren finale, kısa bir süre sonra Nazilerin kalesi hâline gelecek olan Nürnberg ev sahipliği yapıyordu. Bayern, 58 bin taraftarın önünde Oskar Rohr ve Franz Krumm’un attığı gollerle tarihinin ilk şampiyonluğunu işte o gün kazandı.

O gün için bu şampiyonluk, Bayern adına tek seferlik bir başarı değil, kupalara ambargo koydukları bir dönemin başlangıcı gibi görünüyordu. Ancak 30 Ocak 1933 Pazartesi günü, şansölye olarak atanan Adolf Hitler’in “Bin yıl sürecek” dediği Üçüncü Reich başladı. Nazi Almanyası, 12 yıllık ömrüne bin yıllık acıyı sığdıracaktı. Sadece ülkenin değil, dünyanın altını üstüne getiren Nazilerin, popülaritesi her geçen gün artan futbola da el atmaları elbette kaçınılmazdı. Önce sol partilerin desteklediği takımları kapattılar, ardından işçi sınıfından gelen yüz binlerce sporcunun lisansını iptal ettiler.

Bir süre sonra her faşist yönetim gibi dönemin güçlü takımları üzerinde söz sahibi olacak ve kendi kulüplerini kurmaya başlayacaklardı. Bayern ise güçlenemeden dibe çakıldı. Daha kulüplere ‘Yahudi oyuncularınızı gönderin’ talimatı bile gelmeden teknik direktör Dombi, bir kez daha Barcelona’nın yolunu tuttu. Aslında inançlı biri olmayan ve dininin gereklerini yerine getirmeyen Başkan Landauer’ın ise 22 Mart günü, aynı zamanda ilk toplama kampının Dachau’da kurulduğu gün, hükümet tarafından istifası istendi. Birkaç hafta sonra, gazetedeki işine de son verilecekti.

Landauer, eski hayatından çok uzak da olsa, bir süre en azından sıradan bir hayat sürebildi. Bir tekstil mağazasında çalışmaya başladı ve geceleri evinde uyudu. Birçok Yahudi, 1936’ya kadarki üç yılı buna benzer şekilde geçirmişti. Çember giderek daralsa da görünürde bir yaşam alanları vardı. Hatta direkt onlara ait futbol takımları bile kapatılmamıştı. Ancak bu, elbette bir planın parçasıydı. Berlin Olimpiyat Oyunları’nda bir güç gösterisi yapmaya hazırlanan Nazi Hükümeti, başta ABD olmak üzere diğer devletlerin boykotuna sebep olacak bazı aşırılıklardan kaçıyordu. Ancak olimpiyatın ardından, daralan çemberin tamamen ortadan kalkma süreci başladı.

Sürekli hedef gösterilen ve sık sık saldırılara maruz kalan Yahudiler için Joseph Goebbels’in sözleri bir kırılma noktasıydı. Propaganda Bakanı, devletin bir saldırısı olmayacağını ancak ‘halkın’ Yahudilere karşı bir eylemine de müdahale edilmeyeceğini açıklamıştı. Yıllarca tırmandırılan düşmanlığın patlak vereceği ve kullanışlı aptalların harekete geçeceği nokta tam da buydu. Kristal Gece olarak anılan gecede, Yahudilere ait ev ve iş yerleri ile sinagoglara saldırıldı. 10 Kasım 1938 sabahı, Almanya’da Yahudi olmak artık suçtu. O gün tutuklanan Landauer, istifa ettiği gün kurulan Dachau toplama kampında geçirdiği 33 günün ardından, 1. Dünya Savaşı’ndaki hizmetlerinden dolayı dışarı salındı ve İsviçre’ye göç etti. Öldürülen milyonlarca Yahudi arasında ise dört kardeşi de vardı.

Bayern Münih’e 1932 şampiyonluğunu getiren gollerin sahiplerinden Oskar Rohr’a gelince… Nazi Almanyasının başlangıcından birkaç ay sonra İsviçre’nin Grasshoppers takımına, oradan da Strasbourg formasıyla Fransa’ya transfer olarak Almanya’nın ilk lejyoner futbolcularından oldu. 2. Dünya Savaşı’na katılmaması nedeniyle ülkesinde ‘İstenmeyen Adam’ ilan edildi ancak Fransa’da ‘Komünist propaganda’ gerekçesiyle tutuklanınca Almanya’ya iadesi gerçekleşti ve o da kendini toplama kampında buldu. İki ay sonra Doğu Cephesi’ne gönderildi. Şanslıydı ki yetenekleri, Nazi ordusunun futbol takımında yer bulmasını sağladı. Diğer golün sahibi, bir süre daha Bayern’de oynamaya devam eden Franz Krumm ise aynı günlerde, savaş sırasında kendini bulduğu Sovyetler Birliği’nde hayatını kaybetti.

Bayern Münih, savaşın bitimine dek sadece yerel organizasyonlarda boy gösterdi. Her geçen yıl daha da geriye gidiyorlardı. 1944 ve 1945’te bu organizasyonları kazandılar. 23 Nisan 1945 günü, 1860 Münih ile oynadıkları derbi maçından da 3-2’lik zaferle ayrıldılar. Bu maçın önemi, derbi olmasından öte, tarihe ‘Üçüncü Reich’ın son maçı’ olarak geçecek olmasıydı. Derbiden bir hafta sonra Hitler intihar etti, ondan birkaç gün sonra da Almanya teslim oldu. Bayern kulübünün rejim devam ederken İsviçre’de ziyaret ederek desteğini gösterdiği Landauer iki yıl sonra Münih’e dönerek tekrar başkanlık koltuğuna oturdu. Temelini attığı profesyonel düzen, tümüyle yıkılsa ve tekrar kurulması uzun yıllar alsa da bu miras zaman içinde Bayern’i dünyanın zirvesine çıkardı.

Karanlık dönemler, bitiyor. Hiç bitmeyecekmiş, bin yıl sürecekmiş gibi görünse de, bin yıllık acılara sahne olsa da, bitiyor.

Atahan Altınordu

Atahan Altınordu
2006'da girdiği İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden hâlâ mezun olmadı. 2008'den bu yana spor medyasında çalışıyor.

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN