Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolBaşkaldırı: Gareth Bale

Ronaldo ve Messi tartışıldıkları bir Haziran ayını geride bıraktılar. Bu ‘diğerleri’ için bir fırsat olabilir. Ateşi yakan da Bale oldu.

Dünya futbolu, çok iyi futbolculara sahip. Bale, Agüero, Neymar, Suarez… Fakat kabul etmek gerekir ki; Afrika’nın en ıssız köşesinden kuzey ülkelerinde tepelere kadar tüm dünya halkları olarak, Ronaldo – Messi rekabetine öyle bir kapıldık ki geri kalanını unuttuk. Bu ikiliden biraz sıyrılmak isteyenlerse Zlatan’la zaman geçirdi. Bu üçü fenomendi. Diğerleri de çok popüler, çok iyiler, çok başarılılar ama her zaman ‘diğerleri’ olarak anıldı. Bunda sadece futbol seyircisinin payı yok; Real Madrid ile Barcelona’nın, onların teknik adamlarının, menajerlerin, sponsorların, televizyon yayınlarının hatta Youtube kanallarının bile etkisi var. Tamam; hakkını vermek lazım. Bunlar ‘abartılmış’ isimler değil, özellikle ikisi çok başka seviyede. Senede 50’şer gol atmak, üstelik bunu uzun seneler boyunca devam ettirmek büyük iş. Üstelik sadece gol atmıyorlar, kupa da kazanıyorlar. Fakat onlar ne kadar ‘abartı’ değilse, diğerleri de ‘diğerleri’ değil işte. Üstelik artık Ronaldo 31, Messi 29 yaşındayken… Arkadan gelen birinin başkaldırması gerekiyordu. Bu da galiba Gareth Bale oldu.

Neden Gareth Bale? Sadece Galler’in yarı finale çıkması mı? Çok büyük etkisi var ama sadece o değil. İzlanda da yarı finale çıkabilir ama o ülkeden herhangi bir oyuncuyu o noktaya çıkaramayız.

Öyleyse baştan başlayalım; Gareth Bale’in Real Madrid’e transferinden… Bir dakika, aslında o yaz günü dev bir transfer için normaldi. Zamanı biraz daha ortalamamız lazım. Bu senenin Ocak ayına gidiyoruz. Futbol piyasasında denge değiştiren birçok sözleşmenin ayrıntılarını sızdıran Football Leaks grubu, Real Madrid’in Bale için Tottenham’a 91 değil 101 milyon Euro ödediğini duyurdu. Basına 91 olarak lanse edilmişti çünkü 101 olması halinde Ronaldo, “Dünyanın en pahalı futbolcusu” olmayacaktı. Her şey bununla başlamadı ama her şeyi ortaya koyan en somut belge buydu.

Real Madrid için Ronaldo 1 numaraydı. Sözleşmede de, saha içinde de, forma satışında. Son 7 senede kazanılan 1 La Liga’ya rağmen. Bu durumdan rahatsız olduğunu dile getiren tek kişi, belki de Bale’in menajeriydi. Geçtiğimiz aylarda Guardian Gazetesi’ne konuşan menajer Jonathan Barnett, “Gareth Bale, dünyanın en iyi modeli olmak ya da en çok satan iç çamaşırı markasının sahibi olmak istemiyor. Hayatının tamamını sadece dünyanın en iyi futbolcusu olmak üzerine kurdu” ifadelerini kullanmıştı. Ve tabi Madrid sallanmıştı. Barnett ilginç bir adam, aynı röportajda Bale ile Ronaldo her akşam yemeğe çıkmıyorlar ama aralarında nefret yok demişti. Bu sezonun ilk aylarında yaşanan gelişmelerdi bunlar. Ve o günlerde Real’in teknik direktörü Rafael Benitez’di. İspanyol teknik adam Bale’i el üstünde tutuyordu. Çok güveniyordu, çok inanıyordu. Bale de oldukça verimliydi.

Bale sezonun geri kalanında verimli olmayı sürdürdü ama yanında Benitez yanında. Ronaldo ile Benitez’in sezon başından beri gergin oldukları da hep konuşuldu. Peki bu magazinel haberleri neden hatırlatıyoruz? Çünkü gerçekten de Portekiz Galler eşleşmesi özellikle Bale için gerçek bir meydan okuma olabilir.

Belki, Jonathan Barnett oyuncusunu savunmak için biraz abartmış olabilir ama ortaya koyduğu fotoğraf pek de yanlış sayılmaz. Ronaldo, başka tür bir futbolcu tipini temsil ediyordu. Onun artık bir filmi bile var! O bir rock star. Karizmasını ciddiye almalısınız, ne de olsa dünyanın en karizmatik kulübü Real Madrid’in bile ona bakışı çok başka. Ronaldo çok büyük bir marka. Bale ise değil. Fakat saha içinde hangisinin daha verimli olduğu bu sene birkaç kez tartışıldı.
Futbolun sevdiği hikayelerden. Hatta çizgi filmlerde bile bunlar işlenir. Aralarında ‘görünmez’ bir rekabet olan iki iyi futbolcunun karşı karşıya gelmesi çok iyi bir olay! Bu hikayede ise iki futbolcunun yılın 10 ayı boyunca aynı takımda oynuyor olması olayı daha ilginç kılıyor. Ve karşımıza bir soru çıkıyor: “Acaba kim daha iyi lider?”

Portekiz’in Euro 2016’da yarı finale gelmesi kimseyi şaşırtmadı. Hatta hâlâ maç kazanamamış olmamaları çok fazla eleştiriliyor. Potansiyelleri oyun olarak daha iyisini vaad ediyordu. Bu kadar zorlanmaları şaşırtıcıydı. Bu eleştirilerin merkezinde de Ronaldo var. Kimileri Ronaldo’nun kötü bir turnuva geçirdiğini, hatta takımın potansiyelini baltaladığını düşünüyor. Quaresma’yı Roanldo’nun önünde tutanları görmek de mümkün ve bunların büyük bir kısmı Beşiktaşlı değil! Asıl önemli olan Ronaldo’nun takımına iyi bir liderlik yapamadığını savunanların haklılık payının daha da yüksek olması. Ronaldo’nun kendisini, takımın önünde tuttuğunu söyleyenlere katılmak mümkün değil. Ne de olsa Ronaldo, bu başarılara takım sayesine ulaştığının farkında. Ama hem Real Madrid’de hem de Portekiz’de aynı sıkıntı var. Taşın altına elini koyması veya kahraman olmaya çalışması o kadar üst seviyedeki takımın geri kalanını harekete geçirecek alanı yaratamıyor.

İşte beklenen başkaldırı için bulunmaz bir fırsat! Çünkü Gareth Bale, sadece zayıf takım Galler’i yarı finale çıkarmadı, sadece turnuva boyunca çok iyi bir futbol koymakla yetinmedi. O gerçekten takımını da harekete geçiren bir lider oyuncu gibi davrandı. Başkasının kaptırdığı topa koşmasından veya hatalı verdiği pastan sonra özür dilemesine kadar, takımının moralini ve gücünü olabilecek en üst seviyede tuttu. Kanu’dan Ledley’e kadar herkes alan buldu. Hatta Aaron Ramsey son maçlarda Bale’den daha çok öne çıktı. Bale takımın hatta ülke tarihinin en iyi futbolcusu olmasına rağmen, kaptanlık pazubandını da takmadı. Takımı bir arada tuttu, sorumluluk aldı ve sonuç; yarı final.

Aynı takımın iki farklı oyuncusu, yeni sezon öncesinde karşı karşıya gelecek. Bundan daha bir düello olamaz. Çıkan sonuç Real Madrid’in saha içi dizilişini de soyunma odasındaki havayı da değiştirebilir.

Ronaldo’nun yıllardır milli takım düzeyinde başarılı olamaması onun en büyük eksisiydi. Gareth Bale isimli bir Galli’nin çıkıp, onun yıllardır başaramadığını kendi ülkesiyle başarabilecek olması da oldukça iddialı. Tüm ezberleri yıkabilecek güce sahip bir önerme.
Fakat Galler, Portekiz’i yenerse, Bale sadece Ronaldo’yu yenmiş de olmayacak.. Messi, sen de hazır ol!

Avrupa’da bunlar yaşanırken, Güney Amerika da boş durmadı. Onlar da bir turnuva düzenledi ve bir efsanenin özgüveniyle oynadı. Messi milli takımı ile dördüncü kez bir finali kaybetti. En sonunda 29 yaşında milli takımı bıraktığını açıkladı. Her ne kadar geri döneceğini tahmin etsek de onun bu ‘küstüm’ tavrında haklılık payı vardı. Çünkü o sadece Ronaldo ile değil, Maradona ile de kapışıyor. Messi’nin işi daha zor! Ve Ronaldo’ya ne kadar üstünlük kursa da bir yerde Maradona’ya takılıyor. Ona milli takım ile kupa alması emrediliyor, fakat o kazanamıyor. Messi bir süper kahraman ama Arjantin forması onun kryptonite’ı.. Bu turnuvada gördük ki Bale için öyle değil!

Bale, Ronaldo’yu yenerse, Galler final oynayacak. Dönemleri karşılaştırmak kolay iş değil ama Arjantin’i dünya şampiyonu yapmak ile Galler takımını Avrupa şampiyonası finaline taşımak karşılaştırılabilir. Eğer Maradona’yı Messi’nin önüne koyanlar milli takım başarısını ilk sıraya koyuyorsa; olası bir finalde Bale’i de artık Messi ile karşı karşıya getirmek zorunda kalacak.
Dünya futbolunun zirvesinde yaşanan taht oyunları gibi gözüküyor ama belki de Bravehaert’tır. Güneş batmayan imparatorluk iyi bilir bu hikayeleri. Üst sınıfın hakimiyetine başkaldıran biri muhakkak çıkacaktır. Galiba vakti geldi. Ve aslında çıkacak her sonuçta bu filmin kaybedeni yine İngilizler olacak!

İlginizi çekebilecek diğer içerikler