Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolValverde Etkisi

Ernesto Valverde, Neymar’ın ayrılığını Barcelona’yı yeniden yapılandırmak için kullandı. Yeni model Barcelona, bugün Chelsea karşısına çıkıyor.

*Sid Lowe’ın kaleme aldığı bu yazının orjinali, The Guardian’da yayımlandı.

Bazen futbol hayatın ta kendisi. Barcelona, Salı günü Chelsea ile oynayacağı Şampiyonlar Ligi müsabakası için Stamford Bridge çimlerine çıkacak. Bir başka deyişle, 2009’da Andres Iniesta’nın son dakika golünü attığı yere. Kendisi attığı golü hala açıp seyrediyor ve “Hiçbir zaman aklımdan çıkmayacak bir andı” diyerek hatırlıyor. Taraftarlar için bu golü hatırlamak ise rutine dönmüş durumda. Katalunya’daki Quiron hastanesindeki doğum servisinde çalışan Mercedes Rodriguez, bu golün Barcelona’yı finale götürmekle yetinmediğini, aynı zamanda doğum oranlarında inanılmaz bir artışa sebep olduğunu iddia ediyor ve şakayla karışık ekliyor: “Eğer bu şekilde kupa kazanmaya devam ederlerse, daha fazla personel çalıştırmak zorunda kalacağım.”

Çalıştığı hastanede günde ortalama dokuz veya on doğum gerçekleşirken, Rodriguez bu sayının Iniesta’nın attığı golden dokuz ay sonrasında 14-15’lere çıktığını görmüş. Rodriguez, “İnsanlar dolunay veya onun gibi başka bir şey olup olmadığını soruyordu” diyor. Bazı raporlarda ise bu artış oranının %45 olduğu iddia edildi. Kâğıt üzerinde böyle bir artış imkânsız görüldüğü için durum inceleme altına alındı. Bu konuyla alakalı, İngiliz Tıp Gazetesi’nde yayınlanan bir çalışmada, Barcelona’lı araştırmacıların, coşkularını araştırmaya yansıtma ihtimalinden dolayı böyle bir sonuç çıkmış olabileceği ve kendileri tarafından böyle bir sonuca ulaşılmadığı ifade ediliyordu. Fakat sonrasında kendilerinin de tereddütle belirttiği bir %16’lık artıştan bahsedildi. Buna rağmen, daha fazla araştırma gerekiyordu.

Rapor, “Büyük bir zaferden dolayı oluşan coşku, hazsal hisler uyandırabilecek kutlamaların sayısını artırmış ve bunun sonucunda beklenmedik doğumlar olmuş olabilir” ifadesini içeriyor ve şu şekilde devam ediyor: “Sonuçlarımızın doğrulanması, insan davranışlarının daha iyi anlaşılmasına ve ülkelerdeki sağlık planlarının ve doğum oranlarını artırıcı ya da azaltıcı politikaların geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Elde ettiğimiz gözlemsel ve deneysel veriler arasındaki hata payının en aza indirilmesi için Iniesta’nın yaptığını tekrar etmesi bize çok yardımcı olabilirdi; fakat referans gruba (Chelsea) vereceği zararın dışında, çalışmanın olası masrafı bunu yapmamıza engel.”

Belki de beklenen fırsat artık gelmiştir. Tabii ki aynı olmayacak. Başlangıç olarak bu maç bir yarı final maçı değil ve köprünün altından epey su akmış durumda. Birkaç hafta sonra, Iniesta’nın “çocukları” dokuzuncu yaşlarını kutlayacak. Iniesta gibi, Sergio Busquets, Gerard Pique ve Lionel Messi de hala takımda. Birçok oyuncu geçen süre zarfında takımdan ayrıldı. 33 yaşındaki maestro, şimdiden geçen sezon oynadığı maç sayısını geçti. Salı günü de ilk 11’de olacak. Bu konuyla alakalı ise şu sözleri söylüyor: “Çok özel ve aynı zamanda zor olacak. Çok iyi oynamamız gerekiyor.”

Pique oldukça temkinli. “Beklentiler her zaman çok büyük, Barcelona için ne zaman oynarsanız oynayın, favorisiniz” diyor ve ekliyor, “Çok iyi bir hava yakaladığımızın ve her şeyin lehimizde gittiğinin farkındayım. Fakat temkinli olmamız ve adım adım gitmemiz gerekiyor. Çünkü tek bir kötü sonuç, iyi giden sezonumuzu sıkıntıya sokabilir.”

Pique, futbolda her şeyin ne kadar hızlı değişebileceğinin farkında. Aslına bakılırsa, beklentilerin büyüklüğüyle alakalı söyledikleri doğru olmayabilir. Sekiz yıl içerisinde birçok şey değişebiliyorsa, aynı değişimin altı ay içinde gerçekleşmesi de mümkün. Bu sezonun başında Barcelona’da kaos vardı. Mesele Neymar’ın kulüpten ayrılmasından çok, Neymar’ın nasıl gittiğiyle alakalı. Başkan yardımcısının “%200 emin” bir şekilde Neymar’ın kulüpte kalacağını söylemesinden 16 gün ve Pique’nin Twitter’dan yaptığı “o kalıyor” paylaşımından 11 gün sonra ayrılmıştı. Zayıflık ve inkâr duygusunun ön plana çıktığı, her şeyin yanlış hissettirdiği bir dönemdi. Neymar gitmişti ve Philippe Coutinho henüz takıma katılmamıştı. Ousmane Dembele gelmişti fakat gelir gelmez sakatlanmıştı. Paulinho da takıma katılanlar arasındaydı fakat 29 yaşında Çin’den gelmiş bir futbolcudan kimsenin beklentisi yoktu. Real Madrid, İspanya Süper Kupası finalinde Santiago Bernabeu’da toplamda 5-1’lik skoru yakalarken Pique yedekler arasındaydı. Kameralar, onu homurdanırken yakalamıştı. Adeta, “Şu hale bak, bize resmen eziyet ediyorlar” der gibiydi. Maçtan sonra düzenlenen basın toplantısında ise Barcelona’da oynamaya başladığı 2008 yılından beri ilk defa rakiplerine nazaran daha alt seviyede olduklarını kabul etmişti.

Bu maçın üzerinden altı ay geçti ve Barcelona ligin zirvesinde bulunuyor. Hem de iki maç fazlalarına rağmen, Madrid’in yirmi puan önündeler. Şampiyonlar Ligi’nde ve ligde henüz yenilgi yüzü görmediler, Chelsea karşısına da favori olarak çıkacaklar. Fakat takım, bu sezon özelinde en formsuz zamanlarını yaşıyor: 17 Ocak’ta Espanyol’a kupa maçında yenildiler. 28 Ocak’ta Alaves’i son 15 dakikada buldukları iki golle, 2-1 mağlup ettiler. Son olarak Cumartesi günü, on kişi kalmış Eibar’ı Suarez’in çok erken attığı ve Jordi Alba’nın son saniyelerde bulduğu gollerle geçtiler. Bu maçlar arasındaki iki haftada ise dört puan kaybettiler ve Atletico ile aralarındaki puan farkının kapanmasına engel olamadılar.

Yine de geçirdikleri sezon takdir edilesi. Kendilerinden daha fazla topla oynamış ve şut çekmiş Eibar’a karşı kazandıkları galibiyet ile lig müsabakalarındaki namağlup olma serilerini 31 maça çıkardılar ki 24’ü bu sezonki maçlara ait. Bu seri, aynı zamanda bir kulüp rekoru. Oyun tarzları tartışılıyor olsa dahi, başarı konusunda o kadar şüphe yok. Messi ile her zaman bir şanslarının olduğu veya Marc-Andre ter Stegen’in onları çoğu maçta ipten aldığı düşünülürse, bu kadar şüphe bile şaşırtıcı.

Valverde, Neymar’ın PSG’ye gidişini kendisi için bir şans olarak değerlendiriyor.

Valverde, Barcelona’ya kötü bir zamanda gelmişti. Fakat saygı duyulan bir hoca olmasının yanı sıra, bu kriz ortamında çalışma motivasyonunu kaybetmeyecek birisi varsa o kişi Valverde’den başkası değildi. İyi ve kötü zamanlardaki sükûneti, karamsarlık ve aşırı coşkuyu dikkatle yönetebilme konusunda usta olması… Her iki kısımda da çokça tecrübe edindi, ama hiçbir zaman çizgisini bozmadı.

Messi onun için fikrini şu sözlerle belirtiyor: “En başından beri çok netti. Bizden ne istediğini açık bir şekilde belirtti, biz de buna adapte olduk. Savunma anlamında çok iyi durumdayız ve oyunun gidişatını anında değiştirebilecek birçok oyuncuya sahibiz. Öncesinde yaptıklarımızdan farklı bir durumda değiliz.” Belki çok değil, ama kesinlikle fark var. Ve şu görüş o farkın bir parçası olabilir: Ter Stegen, Valverde’nin değişik bir perspektife sahip olarak gelmesinin, kendilerine oldukça yardımcı olduğunu düşünüyor. Zira Valverde’nin sahip olduğu bu perspektifin kaynağı, Athletic Bilbao ile çalıştığı dönemlerde Barcelona’nın güçlü ve zayıf yönleri üzerine defalarca yaptığı analizler.

Valverde geldiğinde, bazıları Neymar’ın takımdan ayrılışının onun için iyi bir fırsat olduğu şeklinde fikir belirtiyordu. Kimse Brezilyalı’nın olmadığı bir Barcelona’nın daha iyi durumda kalabileceğini aklından geçirmiyordu. Valverde ise kendi fırsatını yaratıp değerlendirdi. Neymar’ın gidişi ona takım içinde kredi verdi ki az kişi takımdan hemen mükemmel futbol oynamasını bekliyordu, bunun yerine takım içinde sağladığı denge tatmin edici oldu ve dizilişin ağırlık merkezini orta sahaya fazladan bir adam ekleyerek ortaya kaydırdı. Diziliş nadiren simetrik olsa da, genelde 4-4-2 veya 4-2-3-1 sistemlerini tercih etti.

Oyuncular da bu sisteme kendilerini alıştırdılar. ‘Tipik’ Barcelona oyuncusu olmamasına rağmen ve belki de tipik bir Barcelona oyuncusu olmadığı için, Paulinho’nun takıma katkısı göz ardı edilemez boyuttaydı. Busquets performansını yükseltti, Ivan Rakitic ile beraber orta sahada kontrolü eline aldı. Suarez diz sakatlığını atlattı, sezona kötü başlamış olmasına rağmen şu an üst seviyede. Alba en iyi sezonunu geçiriyor. Valverde, “Neymar çok iyi bir oyuncu; fakat onsuz bir takımda kanatlara ağırlık vermek için elime daha fazla imkân geçti. Gerçeği söylemek gerekirse, benim için çok daha iyi oldu.” diyor.

Alba, “Savunma anlamında çok fazla şey kazandık. Takım artık daha derli toplu ve odaklanmış halde.” şeklinde fikir belirtiyor ve ekliyor: “Maçlara daha fazla konsantre olduğumuzu ve menajerimiz ne isterse onu yaptığımızı düşünüyorum. Herkesin Barcelona’dan çekindiği o mükemmel yıllarda forma giymiş arkadaşlarımızdan çoğu şu an burada değil. Burada olanlar ise işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor. Bence taraftarlar takımdan oldukça keyif alıyor.”

Pique’nin zamanında gördüğü, takımdaki coşku anlarında yaşanabilecek rehavet sebebiyle yaptığı uyarılar artık kulağa daha mantıklı geliyor. Karşımızdaki ne dokuz yıl önce Iniesta’nın şehirde doğum artışına sebep olduğu, ne üç sene önce bu kupayı kazanan, ne de altı ay öncesindeki krizde olan Barcelona. Ligin zirvesindeler, kupada finale çıktılar, duble yapmaya çok yakınlar ve üçleme yapma ihtimalleri yüksek sesle konuşulmaya başlandı bile. Şu da bir gerçek ki, eğer yaparlarsa Mercedes Rodriguez’e yine çok fazla iş düşecek.

Çeviri: Gökhan Önder Aksu

İlginizi çekebilecek diğer içerikler