Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemYorumARTIK ZİRVEDE Mİ?

Şenol Güneş, 63 yaşında ülkenin zirvesine nasıl çıktı?

Bir ülkenin en iyi oyuncusunun ya da teknik direktörünün kim olduğu futbol üzerine yapılan sohbetlerde her zaman zirveye oynar. Taraflar karşılıklı tezlerini ortaya koyar ve genellikle birbirlerini ikna etmeye çalışır. Tartışma sonucunda genellikle bir şey değişmez ve herkes kendi inandığının peşinde gitmeye devam eder ama zaten önemli olan da bu değildir.

Birçoğuna göre İtalya futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük hocası olan Arrigo Sacchi, birkaç ay öncesinde klasik açıklamalarından birini yaptı. Massimiliano Allegri‘nin bu sezon itibarıyla fazla defansif bir yapıya büründüğünü ve Juventus’un keyif vermekten uzak bir futbol oynadığını söyleyen Sacchi, Allegri’nin hocalık profiliyle ilgili de bazı çıkarımlar yapıyordu. Futbolda teknik direktörleri üç farklı kategori içinde değerlendirdiğini söyleyen Sacchi, birinci grubun içine futbolu değiştiren, taktik anlamda sürekli yenilik yaparak oyuna olumlu katkısı zirvede olan hocaları alırken, ikinci kategoride trendleri fazla düşünmeden takip eden teknik direktörlerin, üçüncü kategoride de geçmişte yaptıklarına sıkı sıkıya bağlı olan ve genellikle tek bir oyun stiline yapışıp kalmış olan gelenekçilerin olduğunu belirtiyordu. Allegri’nin ilk grupla ikinci grubun arasında bir yere sıkıştığını ve kendisini ilk tarafa atması gerektiğini söyleyen Sacchi, ülkenin zirvesinde Antonio Conte’nin olduğunu belirtirken Sarri, Di Francesco, Giampaolo ve Spalletti gibi hocaları da övüyordu.

Yenilik şart mı?

Peki gerçekten oyuna damga vurmak için mutlaka bir yenilik yapmak gerekiyor muydu? Hücum futbolu takıntısıyla zaman zaman üçüncü grup içinde değerlendirilebilecek açıklamalara imza atan Sacchi için bunun cevabı evet olabilir. Ama Şenol Güneş, trendleri takip ederken aynı zamanda düşünülebileceğini ve futbolda yeni şeyler icat etmeden de etkileyici ve ilham verici olunabileceğini, daha da önemlisi bir ülkenin zirve hocası olarak değerlendirilebileceğini gösteriyor olabilir.

Toptan  ziyade pozisyon

Siyah-beyazlılar dünkü maç sonrasında topa sahip olmada %56’yla ligin ilk sırasında bulunuyor. Bu onları sıradan bir topa sahip olma takımı olarak gösteriyor olabilir. Fakat bundan çok daha komplike bir yapıları var. Basit bir topa sahip olma oyunu oynamak için genellikle bu oranın %60 civarında olması beklenir. Bu oyunun zirvesini oynamaya çalışan Bayern, PSG, Barcelona, Dortmund, Napoli, Fiorentina ve Arsenal gibi takımların oranlarına bakınca bu değerlendirmeyi yapmak mümkün. Beşiktaş ikinci ve üçüncü bölge presini sistematik bir şekilde kullanan ve topu isteyen bir takım. Ama bu hiçbir zaman ana planları ve takıntıları olmadı. Siyah-beyazlıların kontra atak gollerinin ligdeki en yakın rakiplerinden iki kat fazla olması bunu tek başına gösteriyor. Şenol Güneş toptan ziyade pozisyon, efektif şut ve gole takıntısı olan teknik adamlardan biri ve sadece bir sezonda ortaya çıkardığı takım bu konunun zirvesine doğru yol alabileceğinin ispatı. Pasör bir kalecisi olmayan ve savunmasında da sezon başından beri sakatlıklar ve kayıplar nedeniyle problemler yaşayan bir takım olmasalar %56’nın çok daha üzerine çıkılabilir ve Beşiktaş oyunu daha çok domine eden bir takım olabilirdi. Ama bu nedenlerle zaman zaman uzayan takım boyu takımın oyun planına da ket vurdu ve belki de daha hayırlısı oldu. Ama Trabzonspor’daki iki döneminde ve geçtiğimiz sezon Bursaspor’da da her zaman için direkt oyunu ana planı yapan Şenol Güneş’in bundan kolay kolay vazgeçeceğini düşünmek de pek kolay değil.

Şenol Güneş Beşiktaş

Yeniliksiz ama…

Şenol Güneş, Beşiktaş’ta pek yenilik yapmış gibi görünmüyor. Hatta geçtiğimiz sezon Slaven Bilic’in temelini attığı direkt futbol onun işini bir hayli kolaylaştırmış olabilir. Ama ortaya çıkardığı takım çok özel ve bunun için her türlü takdiri hak ediyor. Şu anda Beşiktaş kadrosu rol, form ve profil kombinasyonunda ülkenin muhtemelen en iyisi ve sezon başında bunu söylemek pek mümkün değildi. Başka bir hocanın elinde vasat bir kadro olarak değerlendirilebilecek bu takım şu anda birkaç iyi dokunuşla Şampiyonlar Ligi mücadelesine rahatlıkla girebilecek bir profile sahip. İnovatif olmadan bunu yapabiliyorsanız daha fazlasına gerek yok gibi.

En iyi olabilir mi?

Fatih Terim bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük hocası ve bunu kırmak için başka birinin inanılmaz şeyler yapması gerekiyor. Ama Şenol Güneş gerçekten çok formda ve Güney Kore kariyeri sonrasında kafaca çok farklı bir noktada. Terim’in 2000 sürecinde ortaya koyduğu şeyler çok değerli. 3-5-2’nin hükümran olduğu ligde 4-4-2’ye geçiş yapması ve başarısız başlangıç sonrasında bu konudaki direnci, ülke futbolunun o güne kadar pek görmediği üçüncü bölge presi ve dominasyon, topa sahip olma oyunu ve Jose Mourinho’yu dahi etkileyebilecek dört merkez orta sahalı takım yapısı çok önemli şeylerdi. Fatih Terim sonrasında da istikrarlı bir şekilde başarılı olmaya devam etti ama son 10 yılda yenilikçiliğinin artık eskisi kadar ön planda olmadığı ortada. Daha da ötesi taktik kafası hala ortaya çıkardığı o ilk mükemmel takımda ve belki de bu yönüyle yavaş yavaş üçüncü kategoriye doğru iniş gösteriyor. Şenol Güneş ise muhtemelen hiçbir zaman birinci grup içinde yer almayacak. Fakat trendleri çok yakından, doğrudan takip ettiğini ve Sacchi’nin söylediğinden farklı olarak bunun üzerine fazlasıyla düşündüğünü görmek için Beşiktaş’ın bu sezonki seyrine bakmak bile yeterli olabilir. Terim’in kazandıkları Güneş’inkilerin çok çok önünde olabilir. Taze Euro 2016 serüveni bile onun bu ülke futbolu üzerindeki muazzam etkisine dair yeterli bir done. Fakat Şenol Güneş’in sahada gösterdikleri 2009’dan beri biraz daha farklı bir noktada ve bunlar artık zirvede yer alabileceğine dair yeterli kanıtlar.

Geç kalmış başarı

Beşiktaş, dün akşam Osmanlıspor’u rahat geçerek yedi yıl aradan sonra bir kez daha şampiyon oldu. Her şampiyonluğun temelinde genellikle hak etmişlik vardır ama son 10-15 yıllık süreç içerisinde Beşiktaş diğerlerinden çok daha iyi olduğunu sezonun hemen her noktasında maksimum şekilde hissettiren bir takımdı. Dolayısıyla bu, son dönemin en hak edilmiş şampiyonluklarından biri gibi görünüyor. Şimdi sırada bu heyecan verici takımın uluslararası anlamda test edilmesi var ve Beşiktaş taraftarı için bunu beklemek muhtemelen müthiş bir heyecan olacak. Şenol Güneş, 63 yaşında ülkenin zirvesinde ve bu gerçekten geç kalmış bir başarı. Ama iyi haber, henüz ustalık eseri gelmemiş olabilir ve bunu ortaya çıkarabilirse ekonomik yönden atılımın eşiğinde olan kulübü için çok farklı bir yere doğru gidebilir. Son beş senede üç farklı takımla ortaya çok özel şeyler koyan Şenol Güneş’in Beşiktaş’ta ilk şampiyonluğunu elde edip etmediği üzerine tartışmalar taraftarlar nezdinde daha çok uzun  yıllar devam edecek olabilir. Fakat tartışmaya mahal vermeyecek bir şey var ve o da Güneş’in ülkenin ve hatta uluslararası futbolun en iyilerinden biri olduğu.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Tahterevalli

Tahterevalli

6 ay önce
Harika Çocuk

Harika Çocuk

7 ay önce
Sıfır

Sıfır

8 ay önce