Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemSON ADIM

Super Bowl bir şehir için tarihe öneme sahip. Kariyeri boyunca sadece Arizona Cardinals'da oynayan Larry Fitzgerald da bunun farkında.

*The Players Tribune‘de yayınlanan Larry Fitzgerald imzalı bu yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Uzun bir yoldu.

Bu takım beni draft ettiğinden beri geçen 12 yıldır bunun izindeydim. Ve birçok Cardinals taraftarı takımın buraya taşındığı 1988 yılından beri bunun peşinde.

Ama şimdi, varış noktası görüş alanımızda.

Bir proje üzerine çalışırken, bazen durmak ve neler başardığınıza bakmak zordur. Ama ben geçtiğimiz yıllarda bu takımın ve bu şehrin nerelere geldiğini anlatmak istiyorum.

2004’te Arizona’ya ilk geldiğimde görüntü oydu ki asıl odak noktası bir Super Bowl kazanmak değil, bizim Super Bowl kazanamayacağımıza dair olan algıyla savaşmaktı.

Her zaman bu algıyı değiştirmek için kendimi sorumlu hissettim. Bu organizasyon üçüncü sıra draft seçimini benden yana kullandı ve zihnimde bununla birlikte gelen bir mecburiyet mevcut. Bu demek oluyor ki burada bir fark yaratan olman bekleniyor. Bu demek oluyor ki kuruluşun bir parçası olman isteniyor.

Elbette benim gibi genç bir çocukken birçok hayal ve hırsla dolu olursunuz ama bilmediğiniz şey o hedefleri nasıl başaracağınızdır. Bunun bir süreç olduğunu -kimi zaman yavaş bir süreç olduğunu- anlamak zor. Tek bir mükemmel yol haritası yok. Ama bunca yıla dönüp bakınca, geri almak istediğim tek bir şey yok. Bu takım ve bu şehirle birçok şeyin üstesinden geldiğimi hissediyorum. Birçok açıdan, birlikte büyüdük.

İlk draft edildiğim zaman, futbol oynadığım yerdi burası.

Şu an ise burası benim evim. Ailemin yaşadığı yer. Bir hayat kurduğum yer.

Ve bu şehir de büyüdü. Benim gibi, birçok insan Phoenix’i ikinci evi olarak seçti. Her geçen yıl daha fazla insanın bizim formamızı giydiğini ve renklerimizi taşıdığını fark ediyorum. Bunun bizim için ne kadar çok şey ifade ettiğini anlatamam. Çünkü uzun bir süredir, bir Cardinals taraftarı olmak kolay iş değildi.

Ligdeki ilk birkaç yılımda, bu takım bir başka playoff orucunun ortasındaydı. Erkenden öğrendim ki kazanmak bir anda olmuyor. Kazanmak bir kültür meselesi. O yüzden yaratmaya kalkıştığımız iş buydu.

Ve adım adım, işler değişmeye başladı.

2009’da neredeyse şampiyon olmuştuk. Takım gözle görülür şekilde daha iyi bir hal almıştı. Yetenekler birbiriyle uyuşmaya başladı. Herkesin bizi göz ardı ettiği maçları kazanmaya başladık.

Bu bir tür hortumdu şu an geriye bakınca. Takım on yıldır ilk defa playoff yaptı ve Super Bowl’u kazanmanın tek pozisyon eşiğine kadar geldik. Bence tüm ligi -aslında tüm ülkeyi- şaşırttık. Çölde nasıl futbol oynanır klişesini de yıktık.

Steelers’a kaybettiğimiz maç hala acıtıyor. Bence her Cardinals taraftarının canını yakıyordur. O maç hakkında düşünmeden geçen pek günüm olmaz. Sonucu değiştirebilecek bazı oyunları merak ederim – düşünmemek imkansız. Ne zaman NFL Network’te o Super Bowl’un tekrarını görsem sanki bir korku filminin en korkutucu bölümü gerçeğe dönüyormuş gibi aniden kumandaya sarılırım. Hala izlemeye dayanamıyorum.

Yaklaşabilirsiniz ama şampiyon olmak ile ‘ya şöyle olsaydı’ demek arasındaki fark çok çok ince. Futbolu bu kadar güzel aynı zamanda çetin kılan da bu. Çok iyi bir takım bile yanlış zamanda tek bir kötü oyun oynasa hanedanlıkları bir daha asla eskisi gibi olmayabilir. Öğrendiğim şey ise muhteşemlik, bir kulübün hayal kırıklığından nasıl geri geldiğidir.

Geriye doğru bakınca, tüm o deneyim takımı bugünkü haline getirdi. Tüm dürüstlüğümle; o deneyim çok özel bir şey ortaya çıkardı. O maçtan doyumsuz ayrıldık. Yenilmekten çok daha farklı bu. Herkes, bunun son Super Bowl’umuz olmayacağına dair kesin bir özgüvene sahipti. Orada olabileceğimizi kendimize bir kez kanıtladık ve bu, oraya geri gelmek için bizi daha da aç hale getirdi.

Birçok değişiklik daha yeni antrenman tesisleriyle geldi – hala gördüğüm en iyi tesis. Çalışmaya geldiğimizde etrafımıza bakıyoruz ve bu takımın bir parçası olduğumuz için şanslı hissediyoruz. Kendimize biraz daha çekidüzen verdik. Gelişimimiz için yapılan yatırımı gördük ve hakkını teslim etmek istedik.

Burası serbest oyuncuların gelmek istediği bir yer olmuştu. Artık daha fazla oyuncu bizim bu çölde neler olduğunu sormaya başladı. Burada oynamak için çok fazla neden var. Güzel hava, çok iyi bir stadyum, muhtemelen NFL’deki en iyi antrenman tesisleri, istekli bir takım sahibi, uygun yaşam koşulları… Devam etmeme gerek var mı? Şimdi iyi bir Amerikan futbolu takımına da sahibiz.

Sonraki aşama her sene iyi bir takım oluşturmaktı. Her takımın amacı da bu. Ama bu kadar mücadeleci bir ligde zorlu bir amaç. Bizim de bu hedefe yaklaştığımızı düşünüyorum.

Koç buraya ilk geldiğinde Steve Keim ile birlikte zaten takımda olan yeteneklere yeni eklemeler yaptı. Takım kurarken yapılması zor şey de bu zaten. Takım kimyasını bozmadan zaten işleyen sistemi geliştirebilmek çok önemli.

Herkesin bildiği gibi, Carson Palmer’ı takıma katmak çok büyük bir olaydı. Kendi pozisyonundaki tecrübesi ve lider özelliği bize çok faydalı oldu. Hücumda kaptanımız o, ve biz de onu takip ediyoruz.

Onun dışında, Frostee Rucker, Jerraud Powers, Jared Veldheer, Chris Johnson ve Dwight Freeney gibi birkaç yetenekli ve tecrübeli oyuncu daha ekledik. Dwight Freeney’yi bu sene izlemek keyif vericiydi. Bunlar sadece yetenekli oyuncular değil, aynı zamanda başarıya da açlar. Uzun süredir bu ligin içindeler ve ne yapmaya çalıştığımızı anlıyorlar.

Yönetim bu tecrübeli oyunculardan oluşan çekirdeğe yeteneğinden şüphe duymayacağınız yeni yetenekler ekledi. Antrenmanda ne zaman Patrick Peterson ile karşı karşıya gelsek aynı takımda olduğumuz için şükrediyorum. Michael Floyd çok çalıştı ve şimdi meyvelerini alıyor. İhtiyaç duyduğunuzda ortaya çıkan David Johnson’a sahibiz. Uzun süre bu ligi sarsmaya devam edecek. İyi oynayan çok fazla genç oyuncumuz var; ve hepsi de zaman ilerledikçe daha da iyi olacaklar.

Ve tabii Tyrann’dan da bahsetmek gerekiyor.

Onun takım arkadaşı olmak onur verici.

Özel bir oyuncu. Bunu takımdaki herkesten duyacaksınızdır. Bu takımın ne anlam ifade ettiğini anlayabilecek ve neden kazanmaya devam edeceğinin kanıtı olabilecek bir oyuncu varsa o da Tyrann Mahieu’dur. Takımın ruhu o.

Önemli bir sorun atlattı. Sakatlıklar her zaman olur; bu, işin bir parçası. Hepimiz bunun farkındayız. Ama Tyrann dizini sakatladığında soyunma odasındaki herkes bundan çok etkilenmişti.

Uzun süre burada başarıyı yakalayamayacağız algısını yıkmaya çalıştık. Şimdi bunu başarabileceğimizi biliyoruz. Kendimizi kazanmayı bilen bir takım gibi görüyoruz. Biraz uzun sürdü ama Cardinals artık Phoenix’in hak ettiği takım haline geldi. Bana kattıklarından dolayı her zaman kendimi bu şehre karşı borçlu hissedeceğim. Aradan geçen o kadar yıldan sonra ulaşabileceğimiz hedefler ve onlara bu kadar yakın olmamız beni heyecanlandırıyor.

Çoğu insan Phoenix’in artık ABD’deki en büyük altıncı şehri olduğunun farkında değil. Şehir büyümeye devam ettikçe buraya yeni taşınanlar ile uzun süredir Arizona’da yaşayanları bir araya getirebilecek şeyler de ortaya çıkıyor.

Cardinals’ın da bu şeylerden biri olmasını istiyorum.

Cardinals’ın desteklemekten gurur duyduğunuz ve maçlarını beklediğiniz takım olmasını istiyorum. Bütün eyaletin maç gününü iple çekmesini istiyorum.

Hâlâ yapılması gereken şeyler var ama o noktaya geliyoruz. Yine de atmamız gereken son ve önemli bir adım daha var:

Super Bowl’u kazanmak.

Başka bir sonucu kabul edemeyiz.

Takım sahipleri, antrenör kadrosu ve oyuncular olarak buna hazırız.

Eyaletin de buna hazır olduğunu biliyorum.

O zaman bu işi bitirelim artık.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler