Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

BasketbolGündemYorumAnın Parıltısı

NCAA Final Four'unda zafer Villanova'nın oldu. Koçluk kariyerinin ilk şampiyonluğunu kazanan Jay Wright için o an ne ifade ediyor?

“Şu anda olduğumuz yeri düşünürsek, finali kazanmanın ya da kaybetmenin programımız için pek bir şeyi değiştireceğinden emin değilim. Yine bundan önce peşine düştüğümüz oyuncuların peşine düşeceğiz, onları kampüse getirmeye çalışacağız – kendi yolumuza devam edeceğiz. Yarın akşam bu oyuncular, Villanova Üniversitesi’ndeki genç adamlarda görmek istediğimiz her şeyi temsil edecekler. Final Four için yola çıkarken, bunun onları “tanımlayan an” olmasını istemediğimizi söyledik. Hayatlarında başardıkları en büyük şeyin Final Four oynamak ya da şampiyonluk kazanmak olmasını istemediğimizi… Çok büyük bir fark olacağını sanmıyorum, Dana. Programımız bugüne kadar neyse o olacak ve yine bunun için saygı görmeye devam edecek.”

Kris Jenkins, havada süzülen topu izlerken ellerini havaya kaldırıyor. Aynı anda saha kenarındaki koçu “Bang!” diyor, maçın bittiğinden emin olmak ve eğer –gerçekten– bittiyse Roy Williams’ın elini sıkmak için orta çizgiye doğru yürümeye başlıyor. Panyanın kenarlıkları kırmızıya dönüyor, top havadaki yolculuğunu noktaladığında tam olması gerektiği yerde. Kenarda gördüğünüz, 17 yıldır beklediği o An’ı kucaklayan bir koça benzemiyor. 17 yılı aklınızdan çıkardığınızda bile, takımının bitime iki dakika kala elde ettiği 6 sayılık avantajın gözlerinin önünde eriyip kayboluşunu izlemiş, Marcus Paige’in mucizevi şutunun gerçekliğiyle sınanmış bir koçtan daha fazla duygu ifadesi göreceğinizi düşünüyorsunuz. Hayal kırıklığının verdiği acıdan zaferin hazzına giden yol bir saniye bile sürmemişken… Bang!

kris-jenkins

***

Bir gün önce ESPN yazarı Dana O’Neil’ın sorusuna yukarıdaki cevabı verdiğinde, Jay Wright’ın içtenliğini sorgulayanların sayısı oldukça fazlaydı. 31 yıldır ulusal finalden uzakta olan mütevazı bir basketbol programını yeniden oraya taşımıştı ve şampiyonluk için işlerin yalnızca 40 dakika daha yolunda gitmesi yeterli olacaktı. Neticede o fileleri boynuna takmış olmak, bir koç için ölümsüzlüğe hak kazanmak gibi bir şeydi. Gerçekten hayatında hiçbir şeyin değişmeyeceğini mi düşünüyordu?

1992’de akıl hocası Rollie Massimino’nun ardından Las Vegas’a gitmek için terk ettiği Villanova’ya dokuz yıl sonra “birinci adam” olarak geri döndüğünde işinin zor olacağını biliyordu. Philadelphia basketbolu (Big 5) seksenlerdeki görüntüsünden uzaktı ve artık recruitment döneminde sadece civardaki okullarla rekabet edilmiyordu. Sekizinci senesinin sonunda nihayet Final Four’a çıkan bir yol bulduğunda, karşısındaki North Carolina beşi en kötü günlerin henüz gelmediğinin habercisi gibiydi. Ty Lawson, Wayne Ellington, Danny Green, Deon Thompson, Tyler Hansbrough beşine kenardan Ed Davis ve Tyler Zeller gibilerinin destek verdiği bir kadroyu alt edemedikleri için oyuncularına nasıl kızacaktı?

John Calipari’nin ilk şampiyonluğuna hazırlandığı günlerde Chuck Klosterman lafını sakınmamış, Kentucky’nin yürüyüşünü kolej basketbolu için bir “ölüm yürüyüşü” olarak tanımlamıştı. Calipari’nin en yetenekli lise yıldızlarıyla, her yıl neredeyse sıfırdan kurduğu takımlar ilkin şüpheyle karşılanmış, bunun neden güvenilir bir şampiyonluk formülü olmadığı konusunda savlar geliştirilmişti. 2012 finali, tüm bu savların tuzla buz oluşunu imledi. Üç yıl sonra Calipari eline geçen en yetenekli oyuncu gruplarından biriyle namağlup şampiyonluk iddiasını ortaya koyacak, fileleri kesen ise Duke olacaktı. Hücumunu kampüste yalnızca bir sene geçirecek üç freshman (Jahlil Okafor, Justise Winslow, Tyus Jones) üzerine kurmuş, kuvvetli, tanımadığımız bir Duke… Çok geçmeden, Calipari’nin koyduğu yeni kurallara teslim olanlara Tom Izzo da eklenecekti. Bu yöntemi başarıya dönüştürme noktasında şimdiye değin pek ışık vermeseler de, Calipari’nin ilk müritleri arasında yer alan Sean Miller, Scott Drew, Travis Ford ve Josh Pastner gibi isimlerden oyuncu kapmak imkansız hale gelmişti.

Wright ise o sırada bunları umursuyormuş gibi görünmüyor, Villanova’da özel bir oyuncu grubunu bir araya getirdiğini düşünüyor ve Darrun Hilliard, JayVaughn Pinkston, Ryan Arcidiacono ve Daniel Ochefu’nun (tamamı son sınıf ve üçüncü sınıf öğrencileri) kusursuza yakın işlettiği sisteminin onu ilk ulusal şampiyonluğuna taşımasını ümit ediyordu. 1 numaralı seribaşı olarak onurlandırılan Villanova, turnuvada ikinci haftayı göremeden elendi.

Takımın skor lideri Hilliard ve Pinkston’a veda etme vakti gelmişti, 2015-16 sezonuna girilirken hiç kimse daha iyi bir senaryoyu tasavvur edemiyordu.

***

Bir kez daha NRG Center’ın konferans salonundayız. Şampiyonluk maçı öncesinde Villanova’nın koçuna daha güçlü kaynaklara sahip okullardan ve 2009’da bölgenin NBA takımı 76ers’tan aldığı teklifleri neden geri çevirdiği soruluyor. İçlerinden bazılarını ciddi olarak düşündüğünü ama sonunda kendine efsanevi koç Jimmy Valvano’nun ünlü sözünü hatırlattığını söylüyor: “Don’t mess with happy.” (“Mutluysan elleşme.”) Lon Kruger gibi beş farklı okulla Final Four oynama ihtimalini gerçekçi bulmadığını, Villanova’da yaptığı iyi şeylerin diğer programların birçoğunda “geçer akçe” sayılmayacağını ekliyor.

Geçtiğimiz sezonun üçüncü sınıfları Arcidiacono ve Ochefu, artık mezuniyet için gün sayıyor. Lise son sınıftayken yaşadığı sırt sakatlığı nedeniyle kampüse adım attığında bir daha basketbol oynayabileceğinden emin olmayan Arcidiacono, final maçının başında gerçek bir lider gibi ilk adımı atıyor. Takımın diğer parçalarını da beraberinde taşıyor, onlarla yarışmıyor. Sahnelerini, repliklerini biliyor ve doğaçlamaya yer bırakmıyor. Bir dizi başka sakatlık nedeniyle şampiyonluk maçında yerini alıp almayacağı merak edilen Ochefu elbette sahada. Bir yandan meseleye her zaman olduğu gibi yarı ciddi yaklaşıyor, bir yandan da hiç olmadığı kadar odaklanmış görünüyor. Çaylak günlerinden beri veteran rolü kesen Josh Hart’ın motoru yanmaya devam ediyor, büyümüş de küçülmüş bir çocuk… Aralarına aldıkları yetenekli freshman Jalen Brunson (yedi yıl aradan sonra Wright’ın kampüse getirmeyi başardığı ilk beş yıldızlı lise oyuncusu) anın büyüsüne kapılıp kontrolü biraz kaybedince, yedek sırasından Phil Booth ayağa kalkıyor. Wright sadık öğrencisinin rolünü büyütmeye karar veriyor, karşılığında rolüyle birlikte büyüyen ve 20 sayıyla takımının en skoreri olan bir oyuncu görüyor. Geçen sene aynı yedek sırasında onunla birlikte oturan Kris Jenkins’in skor tabelasındaki 74’ü 77 yapan şutu ölümsüzleşecek, belki Christian Laettner’ın şutunu tahtından indirecek. Wright’ın temennilerinin aksine, muhtemelen, bu şut, hayatı boyunca Jenkins’i “tanımlayan an” olarak kalacak. Ve bu kötü bir şey değil. Ancak geri kalan 74 sayının her biri (hatta bana kalırsa Jenkins’in üç sayısının en az birini de kahramanlık mavralarına karnı tok Arcidiacono’ya vermeliyiz), yıllar sonra bile mutlu bir grubun kolektif çabasını işaret edecek.

Jenkins’in aksine, şansları yaver giderse, takım arkadaşlarından bazıları kendilerine yeni tanımlayıcı anlar bulabilirler. “2016 takımının üyesi”, “o ribaundu alan oyuncu” olarak takdim edildiklerinde özel bir muameleyle karşılanacakları şehrin konforuna esir olmayıp uzaklarda yeni bir hikaye yazabilirler. Ancak hikaye ne kadar güzel olursa olsun, okuyanlar arasında Michael Jordan olmayacak. Jenkins’in şutundan sonra, kariyerinde bunlardan en az yirmi tane olduğunu bir an için unuttu ve hayranlığını saklamaya kalkışmadı. Birkaç dakika sonra Jenkins’in biyolojik annesi sahaya girdi ve oğluna doğru bir depar attı. Koruyucu ailesi de tribündeki yerlerinde gözyaşı döküyorlardı; hem Kris için hem de North Carolina forması giyen diğer oğulları Nate için. (2007 yılında Kris’in annesi karanlık bir dönemden geçerken Nate Britt Sr. ve eşi, oğullarının ilkokul arkadaşı olarak hayatlarına giren Kris’in vasiliğini almışlardı.) Villanova basketbolunu saygınlığa kavuşturan Rollie Massimino ve tüm Final Four maçlarına davet ettiği lise antrenörüyle dertleşen Roy Williams… O an hepsi aynı stadyumda, aynı topun süzülüşünü izliyordu.

a) Hayatınızı böyle bir anla takas eder miydiniz?

b) Bu kötü bir hayat yaşadığınız anlamına gelir mi?

***

Klosterman’in sözünü ettiği yeni ve genetiği değiştirilmiş kolej basketbolu ortamında Villanova gibi takımların başarılarının bir istisnaya dönüşmesi uzun sürmeyecek. Ülkedeki 2015 hasadının verimsiz olmasıyla açıklanabilecek vasat Kentucky ve Duke kadroları, yeni sezona tam teçhizat başlayacak ve büyük ihtimalle aralarına Michigan State de katılacak. Bu kadroları bir yıllığına ziyaret edecek süper yetenekleri uzaktan izleyecek Wright’ın payına ise Brunson gibi “yetenekli-ama” oyuncular düşecek.

 

Sadece 140 karakterlik bir alanınız varsa, Jay Wright’ın sevincindeki vakarı iyi bir poker oyuncusu olmasına bağlayabilirsiniz: fiyakalı takım elbiselerinin içinde, “elini göstermemekte” uzmanlaşmış bir adam… Öte yandan şöyle de düşünebilirsiniz. Belki de basın toplantısında gerçekten samimiydi. 17 yıldır her sabah, 17-çarpı-365 sabah, Villanova Üniversitesi’ndeki ofisinde iş başı yapmak için bulduğu motivasyon, gelecekteki tek bir An’ın belli belirsiz parıltısıyla açıklanamazdı ve mutluluğu süreçte, alışkanlıklarda ve Sistem’de bulan Wright’ın gerçekten de bir An’a ihtiyacı yoktu.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler