Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

EditoAçıksözlü

Socrates'in 66. sayısında ana konu: Kaos. Girişte ise Caner Eler'in kaleminden Jimmy Butler yer alıyor.

“Çıplak olma vakti yaklaşıyor, geleneklerimiz giysiler gibi birbiri ardına üzerimizden düşerek bizi çıplak bırakacak, ancak o zaman yargılanacağız, dışımız çıplak, içimiz boş, ayaklarımızın altında uçurum, başlarımızın üzerinde kaos.” Kaos’un Kutsal Kitabı, Albert Caraco

NBA’de her şeyi herkesten önce haber veren gazeteci Adrian Wojnarowski belki de en unutulmaz tweet’lerinden birini 10 Ekim 2018 tarihinde attı: “Lig kaynaklarının ESPN’e bildirdiğine göre; Jimmy Butler bugün Minnesota idmanına katılıp takım arkadaşlarına, koçlara, yöneticilere meydan okudu. Butler duygusal ve feryat eden bir tavırdaydı. Thibodeau, Layden, Towns ve Wiggins’i hedef alıyordu. Haber pek yakında ESPN’de.” Sosyal medyanın fırtınalı bilgi kaosunda güvenli limanlardan biri olan Wojnarowski atmış olsa bile herkes bu mesajı ikinci, üçüncü kez okuma ihtiyacı hissediyordu. En azından ben öyle yapmıştım. Zira günümüz NBA ortamında nadir rastlanacak bir olaydı. Lakin Butler da kendine has bir karakterdi.

Wojnarowski’nin rakibi Shams Charania ile Jon Krawczynski’nin konu hakkındaki haberinin “Butler söz verdiği gibi daha fazla kaos getirmek adına Wolves’a geri döndü” gibi bir başlığı vardı. Butler, Nisan 2018’de Houston’a karşı oynanan play-off serisinden bu yana takım arkadaşlarıyla yan yana gelmemişti. Sezonun bitmesiyle beraber Minnesota’dan ayrılmak istediğini açıklamış, koç Tom Thibodeau ve genel menajer Scott Layden’dan takasını istemişti. Ama Thibodeau onun kalmasını istiyordu. Uzayan süreç de Butler’ı isyan ettirmişti.

Chicago Bulls’la 2011’de lige girdiğinde ona ilk şansı veren ve olgunlaşmasına katkıda bulunan Thibodeau ile çalışmak istiyordu ama mutlu değildi. İdman kargaşası öğrenildikten sonra da Rachel Nichols’ın o unutulmazlar arasına giren programına konuk oldu. Konu açılınca da “Tüm aduygularım bir anda ortaya döküldü. Bunu yapış şeklim doğru muydu? Hayır. Ama rekabetçiliğimi kontrol edemiyorum. Bu basketbola aşkımdan kaynaklanıyor. En saf ve çıplak halimle, bu benim. Saha çizgilerinin içinde benden alacağınız budur.” Geldiği sezon Minnesota’nın Kevin Garnett’li 2004 takımından bu yana ilk defa play-off oynamasına yardım eden Butler takımın geleceğinden umutsuzdu. Yeni nesil yıldızlar, onun gibi eski tarz bir alfa ile uyuşamamıştı. Şöyle devam etti söyleşide: “Onlara biraz yüklenmiş olabilirim, evet. Ama takımın en yeteneklisi ben değilim. Towns en yeteneklimiz. İkimize bakınca kimin tanrı vergisi yeteneği daha fazla, Wiggins’in. Ama en hakkını vererek oynayan kim? Benim. En çok çaba gösteren benim. Vücudumu her idmanda her maçta ortaya koyarım. Bu benim tutkum. Herkes farklı şekillerde liderlik yapar.”

Butler’ın sözünü sakınmayan tavrı Teksas’ın Tomball kentindeki büyüme hikâyesiyle alakalıydı. Babası tarafından terk edilen, 13 yaşında da “Senin görünüşünü sevmiyorum. Gitmen gerek” diyen annesi tarafından evden kovulan Butler bir süre arkadaşlarında, bazen sokakta ve terk edilmiş otomobillerde yaşamıştı. Lisede basketbola tutunurken arkadaşı Jordan Leslie’nin kalabalık ailesiyle yaşamaya başlamıştı. Yeni yuvasını bulmuştu. Hiç alışık olmadığı bir sevgiye mazhar olmuştu. Butler, Tyler Junior College’da ve Marquette Üniversitesi’nde her defasında başka zorluklar yaşamaya devam etti, ona başarılı olmayacağı söylendi ama mücadele etmeyi erken öğrenmişti. Gazeteci Lee Jenkins’in yazdığı gibi bir kaos çocuğu olarak büyüyen Butler kolejden itibaren koçu Buzz Williams’tan da öğrendikleriyle hayatındaki karışıklıkları yönetmeyi başardı. Özel antrenman yapmayı ve hep çok çalışmayı şiar edindi. İstenmediği bir ailede başlayan hayatı onu 2011 draft’ı ilk tur 30. sıra seçimiyle NBA’e kadar taşıdı. Lige girerken Chad Ford’a verdiği röportajda da dediği gibi “Lütfen bana kimse acımasın ya da üzülmesin. Başıma gelenleri seviyorum. Beni ben yapan bugüne kadar karşılaştığım engeller. Yaşadığım zorluklara müteşekkirim.”

Yüzeyselliğin her yeri kapladığı dünyada Butler bazıları için rahatsız edici derecede dürüst, gerçekçi ve filtresiz kalabiliyor. Minnesota’dan takas edildikten sonra gittiği Philadelphia’da
ise bu kez Embiid ve Simmons gibi başka genç yıldızlarla top koşturdu. Ama orada da tam olarak mutlu değildi. Sokaklardan NBA’e uzanan Butler alışık olduğumuz yıldızların dışında bir profil çizdi. Bu sezon başında da Miami
Heat gibi yıldızı olmayan ve geçen yıl play-off yapamayan bir takımla kontrat imzaladı. Butler hakkında ‘soyunma odasını bozan diva’ anlatısı epey seyirci topladı yıllar içinde. Halbuki eski takım arkadaşlarıyla hâlâ görüşüyor. Ayrıca Heat’te Dragic’ten Herro’ya kadar pek çok takım arkadaşıyla arası harika. Röportajlarında sürekli onlara övgüler yağdırıyor. Üstelik bu yazı yazılırken play-off ilk turunda Indiana Pacers’ı 4-0 ile geçtiler. Her şey yolunda gibi. Ancak Butler gibi aşırı rekabetçi, talepkâr ve çatışmadan beslenen bir yıldız kısa sürede düzenden kaosa zuhur edebilir.

Bu noktada aklıma Tanıl Bora’nın Birikim’de yazdığı bir yazı geldi: “Gözleri iri iri açılmış kaos lâfı, hiç susmayan ‘kaos’ alarmı, insanın, toplumun, dünyanın, hayatın karmaşıklığını anlamaya, onun hakkını vermeye karşı dikilmiş bir bariyer işlevi görüyor. Kaos dediği, hayat aslında. İniş çıkışlarıyla, beklenmezleriyle, muammalarıyla, müphemlikleriyle, krizleriyle, ikilemleriyle, kaplara sığmamasıyla, sahiden çok yönlü ve pek karışık olan, hayat. Bu, bir hayat korkusu. Bu nobran dildeki ‘kaos’ lâfı, ‘karışıklık’ sayılan her şeyi bertaraf etme veya bağlama, örtme-kapatma niyetine bir muska.” Otuz yılda çok şey yaşayan Jimmy Butler belki de bunu en iyi bilenlerden. Siz bu yazıyı okurken o, Orlando’daki NBA kampüsünde yirmi dolara kahve satmaya devam ediyor ya da yakın arkadaşı Neymar’la şarap içiyor olabilir.

Bu sayı, hayatın sonsuz kargaşasında sıkça savrulsa da umudunu kaybetmeyenler için…

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Ütopya

Ütopya

2 ay önce
Eşitlik

Eşitlik

3 ay önce
Kendine Özgü

Kendine Özgü

4 ay önce