5 Soruda 2018 Formula 1 Sezonu

2018 Formula 1 sezonu, 25 Mart'ta Melbourne'de başlıyor. Yeni sezondan beklentileri Atahan Cankan beş soruda değerlendirdi.

20 Mart 2018

26 Mart’ta başlayıp 25 Kasım’da sona eren 2017 Formula 1 sezonu, ağzımıza bir parmak bal çalıp bırakmıştı. Ferrari’nin uzun bir aranın ardından zirveye oynadığı sezonda şampiyonluk bir Mercedes’e, bir Ferrari’ye gitti geldi ve sonunda daha az hata yapan Hamilton-Mercedes ikilisi, son dört senede üçüncü kez sporun zirvesine çıkmayı başardı.

Hamilton ve Mercedes şampiyonluğu kazanmıştı kazanmasına ama ortaya, önceki üç senedeki kadar rahat ve dominant bir performans koymakta güçlük çekmişti. Özellikle sezona çok iyi başlayan ve ilk altı yarışının üçünden galibiyetle ayrılan Sebastian Vettel, ‘’Acaba Hamilton hanedanlığı yıkılıyor mu?’’ sorularını yüksek sesle sordurmaya başlamış ancak gerek sezonun ilerleyen bölümünde Azerbaycan ve Singapur’da yaptığı büyük hatalar, gerekse Malezya ve Japonya’da yaşadığı mekanik arızalar, Alman pilotun beşinci şampiyonluğuna ulaşmasını engellemişti.

Teknik ve sportif regülasyonların büyük değişime uğradığı 2017, izleyenlere, önceki yıllara nazaran seyir zevki çok daha yüksek bir şov sunmayı başarmıştı. Barcelona’daki iki haftalık testlerde de gördüğümüz üzere şovun ikinci perdesi, ilkinden çok daha ilgi çekici ve çekişmeli bir rekabete sahne olacak gibi duruyor. Mercedes-Ferrari-Red Bull grubunun –muhtemelen- birbirlerine hiç olmadıkları kadar yakın olması; McLaren, Renault, Williams ve diğerlerinin yükselme çabaları 2018 sezonunun başlıca hikayeleri. Peki yeni sezondan birer izleyici olarak neler beklemeliyiz? Beş soruda 2018 Formula 1 sezonunu değerlendiriyoruz…

Hamilton ve Mercedes’in tahtı sallantıda mı?

Henüz mart ayının ikinci haftası olmakla birlikte, bu soruya ‘’evet’’ diyebilmek mümkün. Takım kağıt üzerinde kusursuza yakın bir test dönemi geçirdi; sekiz günlük testlerin hiçbir gününde dayanıklılık problemi yaşamadı ve hem Hamilton hem de Bottas’ın yaptığı yarış simülasyonlarından anlaşıldığı kadarıyla tempoları da gayet iyi. Ayrıca testlerin asıl amacının mümkün olduğunca fazla kilometre yapmak olduğu düşünüldüğünde Mercedes, gridin en başarılı takımı konumunda. Öyle ki Gümüş Oklar’ın attığı 1040 tur, en yakın takipçisi Ferrari’den 111 fazla.

Mercedes hanesinde buraya kadar işler yolunda gidiyor. Ancak takımın –özellikle hava durumunun daha elverişli olduğu ikinci haftada- bir kez bile hyper yumuşak hamuru kullanmaması ve testlerin çok büyük bölümünde en sert hamurla turlaması, takımı en hızlı turlarda geriye atmış durumda. Elbette kış testlerinde en hızlı turu atmanın pek bir manası yok. Öyle ki son on yılda kış testlerini lider kapatan takımlardan sadece biri [2015 Mercedes] sezon sonunda şampiyonluğa ulaşabildi ancak Vettel’in hypersoft’la attığı 1.17.182’lik tura Hamilton ultrasoft lastiklerle birlikte ancak 1.18.400’le karşılık verebildi. İki lastik arasında hemen hemen 0.75 saniyelik bir fark olduğu düşünülürse, Mercedes’in yumuşak hamurlarda tıpkı geçen sene olduğu gibi Ferrari karşısında dezavantajlı konumda  olduğu söylenebilir.

Mercedes’in, geçen sezon rakipleriyle fark yarattığı sert hamurlarda da avantajı belli ölçüde erimiş gibi duruyor. Öyle ki boş depoyla ve medium lastiklerle atılan uzun stintlerde Mercedes ortalama 1.18.3’le turlarken, Ferrari rakibini sadece 0.1, Red Bull da yaklaşık 1 saniye geriden takip etti.

Sonuç olarak Mercedes hala şampiyonluğun önemli favorisi ancak işleri geçen seneden de zor olacak. Hamilton ve Mercedes’in tahtı yıkılır mı şimdilik bilinmez ama işlerinin kolay olmayacağını söylemek lazım. Kasım ayında, dört senenin ardından şampiyonluğu farklı renkte bir tulum içerisinde kutlayanları görmek şahsen beni şaşırtmaz.

 ‘‘O sene’’ bu sene mi?

Son pilotlar şampiyonluğunu 2007, son takımlar şampiyonluğunu da 2008’de kazanan Ferrari artık hasretini dindirmek istiyor. Geçtiğimiz sezon buna yaklaşan ama şampiyonluğu altın tepsi içinde Mercedes’e hediye eden İtalyan temsilcisi, bu seneye de iddialı giriyor.

Tıpkı geçen seneki gibi testleri iyi geçiren Ferrari’nin, hemen Avustralya’dan itibaren sezona da hızlı başlaması beklenebilir. Onlar için sezonun kaderini çizecek soru, sezon içi gelişimde Mercedes ve Red Bull’a ayak uydurup uyduramayacakları. Geçtiğimiz sezonun ortasından itibaren gelişim anlamında hem Mercedes hem de Red Bull’un gerisinde kalan Ferrari, eğer bu korkunç başarısızlık dönemini 2018’de bitiremezse takım içinde amiyane tabirle ‘’kelleler alınacak.’’ Kaldı ki geçtiğimiz sezonun ortasından itibaren, takım patronu Arrivabene’nin sezon sonunda takımdan gönderileceği iddiaları ayyuka çıkmış ancak İtalyan temsilcisi, 2018’de de Arrivabene’yle yola devam etme kararı almıştı.

Peki geçtiğimiz sezon belki de Vettel’in şampiyonluğuna mal olan bu gergin atmosferde Ferrari istediğini alabilir mi? Cevap araç performansı anlamında olumlu gözüküyor ancak geçtiğimiz sezon öğrendiğimiz şeylerden biri, Vettel’in baskı altında kolay kırılabildiği. Üstelik karşısında, işin psikolojik kısmında tarihin en başarılı isimlerinden Hamilton’ın olduğunu ve ilk rauntta kendisini mağlup ettiğini unutmamak lazım. Neticede Ferrari Mercedes’i mağlup edebilir ancak Vettel’in Hamilton’ı mağlup edip edemeyeceği şüpheli.

N’olacak bu McLaren’ın hali?

Geçtiğimiz üç seneden daha kötü olmayacak. Evet, belki de Barcelona testlerinde dayanıklılık anlamında en çok sıkıntı yaşayan takımların başında geldiler ve sekiz günün beşinde farklı sebeplerden ötürü yolda kaldılar ama takımın özellikle son gün gösterdiği hız hiç fena değildi. Geçtiğimiz üç sene içinde sıklıkla dile getirilen ‘’McLaren’ın şasisi en az Red Bull kadar iyi.’’ iddiaları, ilk kez bu sezon gerçek manada test edilebilecek. Ancak Barcelona testleri itibariyle gördüğümüz tablo, McLaren’ın bu testte pek de başarılı olamayacağı yönünde.

Peki McLaren sezon sonunda takımlar klasmanının hangi basamağında olabilir? Doğrusu buna cevap vermek için henüz çok erken. Zira Renault, Force India, Williams ve Haas birbirlerine geçen seneden de yakın gözüküyor. McLaren’ın esas rakipleri ilk üç sıradaki takımlardan ziyade, orta-orta üst sıradaki takımlar olacak. Bu noktada da en büyük rakiplerinin Renault olacağını ve bu iki takımın dördüncülük için savaşacağını tahmin etmek pek de yanlış olmaz. Son üç senede sırasıyla 9, 6 ve 9. oldukları hesaba katılırsa, bu McLaren için geçiş sezonu özelinde hiç de fena bir sonuç değil.

Charles Leclerc ne yapar?

Son zamanların en heyecan verici genç pilotlarından biri olan Leclerc, Formula 1’deki ilk sezonuna Sauber’le adım atıyor. Geçtiğimiz sezon F2’de harikalar yaratarak şampiyon olan 20 yaşındaki Monakolu, bu sezon, gridin en yavaş takımıyla ve pilotuyla beraber yarışacak. Dolayısıyla kendisinin bu seviyelerde yarışabilecek kapasitede olduğunu kanıtlaması için arka sıralarda tepinmekten fazlasını yapmak zorunda.

Peki ne, Leclerc’in ilk sezonunu yeterli kılar? İlk sırada şüphesiz ki Ericsson’u net bir şekilde mağlup etmesi geliyor. Hatırlanacaktır, Pascal Wehrlein geçtiğimiz sezon Ericsson’u gayet açık bir şekilde mağlup etmesine rağmen bu, takım tarafından yeterli bulunmamıştı. Tabii ki Fiat Grubu’nun Sauber’e yaptığı yatırımı artırmasıyla, bu durum geçtiğimiz seneden –Leclerc lehine-  biraz farklı.

İkinci sırada da mutlaka ve mutlaka en az birkaç puan çıkarması gerekiyor. Sauber geçtiğimiz sezon Wehrlein’la İspanya ve Azerbaycan’dan puanla ayrılabilmiş ve sezonu sadece 5 puanla kapatmıştı. Kendisinden beklenenlerin yüksek oluşu elbette Leclerc için bir baskı unsuru ancak onu 2015 Avrupa F3’ten beri takip eden biri olarak, bu baskıyı başarıyla göğüsleyeceğine inancım tam. Değerli Formula 1 izleyicileri, bu sezon bu adama dikkat edin çünkü 15-20 sene sonra Leclerc’i F1’deki ilk sezonundan itibaren izlediğiniz için kendinizi şanslı hissedeceksiniz.

Honda, Toro Rosso’yla yeniden iddialı olabilir mi?

Malumunuz olduğu üzere Toro Rosso, bütçesi ve imkanları kısıtlı bir orta-orta alt sıra takımı. Dolayısıyla Honda’nın bu sezon İtalyan temsilcisiyle podyuma veya zafere ulaşması pek mümkün değil. Ancak McLaren’la geçirilen üç felaket yılın ardından şirket, imajını düzeltmek zorunda.

Geçtiğimiz sezon başta pilot kadrosu olmak üzere karmakarışık bir yıl geçiren Toro Rosso, buna rağmen takımlar klasmanı altıncılığını son yarışta Renault’ya kaptırarak genel anlamda başarılı bir grafik çizmişti. Bu sezona da, geçen sezonu bitirdiği pilot kadrosu; Gasly ve Hartley’le başlayacak Toro Rosso’nun Honda’yla birlikte en azından ilk 6’yı hedeflediğini söyleyebiliriz.

Peki bu hedef ne kadar gerçekçi? Doğrusu Barcelona testlerinden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki, Honda geçtiğimiz sezonlarda dayanıklılık konusunda yaşadığı sıkıntıları minimize edebilmiş durumda. Motorun güç anlamında ne durumda olduğu hakkında an itibariyle net bir şey söylemek mümkün değil ancak geçtiğimiz sezonun McLaren’ından kötü olmayacak gibi duruyor. Bu da zaten Honda adına başlı başına bir gelişme demek.

Toro Rosso-Honda evliliğinin belki de en önemli noktası; Toro Rosso’nun ‘’abi’’ takımı Red Bull’un 2019-20 için yapacağı motor tedarikçisi seçimini etkileyecek olması. Bilindiği üzere, 2014’te hybrid çağına geçildiği günden beri Christian Horner-Cyril Abiteboul ekseninde süregelen Red Bull-Renault sürtüşmesi, artık geri dönülmesi çok zor bir noktaya gelmiş durumda. Bu bağlamda Honda’nın Toro Rosso’yla geçireceği olası bir başarılı sezon, Formula 1’in yakın ve orta vadeli gidişatını doğrudan etkileyebilir.

2018 Yarış Takvimi

Atahan Cankan

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN