Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Futbol3-3: Büyük Final

Real Madrid ve Atletico Madrid, bir kez daha Şampiyonlar Ligi finalinde. Bakalım kazanan bu kez değişecek mi?

Şampiyonlar Ligi’nde düğüm bu gece çözülüyor. Madrid’in iki köklü kulübü, iki yıl sonra bir kez daha kozlarını finalde paylaşıyor. Peki akşamki maç, Avrupa’da 2015-16 sezonunun en büyüğünü ilan etmek dışında hangi anlamları taşıyor? Uğur Meleke, Erman Yaşar ve Emre Özcan’a sorduk…

1- Sizce finalde avantajlı olan taraf hangisi? Neden? Buna ek olarak, sizce La Liga şampiyonluğu mu daha önemli yoksa Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu mu?

Uğur Meleke: Tabii ki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu önemli. Hele de söz konusu olan ortalama 10 yılda 1 kez Real Madrid-Barcelona dışında şampiyon çıkaran bir ligse o kupa bence Devler Ligi’nin çok gerisinde kalır.

Finalde avantajlı olan taraf bence Atletico Madrid. Çünkü Real Madrid bütün bir sezonda Atletico’dan fazla maç kazanabilecek kalitede. Ama Atletico, tek bir maçta dünyada her takımı yenebilecek mental seviyede. Finallerde kaliteden daha güçlü bir faktör varsa o da mental seviyedir, karakterdir.

Erman Yaşar: Sorunun ikinci kısmı ile başlayayım. Bence domestik lig ile Şampiyonlar Ligi’ni karşılaştırmak çok sağlıklı değil. İkisini de kazanabilmek önemli başarılar ama bu soru biraz sorulan lige ve takıma göre de değişebilir. La Liga son yıllarda Barcelona hariç her takım için kazanılması çok zor bir lig haline geldi. Son 7 yılda bu seriyi sadece 1 kez Real Madrid 1 kez de Atletico Madrid bozabildi.  Bu nedenle Real Madrid gibi La Liga’yı en çok kazanan ve kazanmayı alışkanlık haline getiren bir takım için bence bu sene domestik ligin kazanılması Şampiyonlar Ligi’nden daha önemliydi. Diğer tarafta Atleti için buradaki zaferin La Liga’dan daha büyük anlam ifade edeceğini düşünüyorum. La Liga’yı sonuncusu iki sezon önce Simeone yönetiminde bir kez kazandılar ama Avrupa’nın 1 numaralı kupasında şampiyonlukları yok. Bu nedenle CL’yi daha önemli göreceklerdir.

Hangi taraf daha avantajlı kısmına gelirsek bence terazi epey dengede gözüküyor. Bir tarafta net bir şekilde daha iyi ‘’takım’’ olan Atleti diğer tarafta Zidane sonrası dönemde kendine güveni yerine gelmiş, maçın kaderine etki edebilecek sayısız yıldızı olan ve CL kazanma alışkanlığı yüksek Real. Gerçekten çok hassas bir denge söz konusu.

Emre Özcan: Bence Atletico. Birincisi, ligi ve Avrupa’yı şu ana kadar Real Madrid’den çok daha etkileyici bir şekilde oynadılar. Ligi Real’in altında bitirmiş olabilirler. Ama son iki haftaya onların önünde girmişlerdi. Şampiyonlar Ligi finalinin rehaveti ve Barcelona’nın hata yapma ihtimalinin düşüklüğüyle Real’in gerisine düştüler. Avrupa’da da Real Madrid, Wolfsburg ve City kanadından gelirken Atletico arka arkaya kupanın en büyük iki favorisini elemeyi başardı. İkincisi, bu takım muhtemelen Diego Simeone’nin şu ana kadar ortaya çıkardığı en sağlam Atletico ve Real Madrid de Ancelotti ve hatta Mourinho döneminin biraz gerisinde. İki sene önce fark çok daha açıkken finalin nasıl sonlandığını hatırlayınca bu maç öncesinde %51’le de olsa Atletico’yu öne yazmamak için çok fazla sebep yok.

La Liga mı daha önemli yoksa Şampiyonlar Ligi mi sorusunun cevabı özneye göre değişir. Lige ambargo koymuş bir Barcelona için elbette La Liga’yı kazanmak Şampiyonlar Ligi’ne göre çok daha önemsiz ama son 8 senede sadece bir La Liga kazanmış olan Real Madrid, La Decima’yı yaptıktan sonra bu sezon domestik şampiyonluğu tercih edebilirdi. Fakat işin içine Atletico girince iş biraz daha değişiyor olabilir. Şu anda dünyanın en kaliteli üç kadrosundan ikisiyle aynı ligde oynayan Atletico için La Liga’yı kazanmak her şartta daha “değerli” görünüyor.

Zira Şampiyonlar Ligi’nde bu çaptaki takımlar için grubu aşmak zaten çok zor değil. Ondan sonra da zirveye çıkmak için önünüzde sadece 7 maç var ve bunu yapmak biraz daha kolay. Ama içinde Barca ve Real Madrid’le 4 maç yaptığı 38 haftalık bir serüvende bu iki takımı geçmek gerçekten imkansıza yakın. Atletico bunu bir kez başarıp bu sezon da ucundan döndü. Dolayısıyla La Liga şampiyonluğu mevcut La Liga içinde Atletico için kesinlikle çok daha “değerli” ama iki sene önceki La Liga şampiyonluğundan sonra bu sezon daha çok önem verdikleri şey elbette Şampiyonlar Ligi olabilir. Zira o kupa muhtemelen dünya futbolunda Dünya Kupası da dahil olmak üzere her şeyin üzerinde.

atletico

2- Atletico’nun muhtemel bir şampiyonluğu Avrupa futbolu için ne ifade eder? Yoksa her ne ifade edecekse çoktan etti mi?

Uğur Meleke: Büyük ölçüde gereken mesajı verdiler tabii. 21’inci asrın kalite ve yetenek kadar taktik yüzyılı olacağı. Futbolcu takımları devrinin peşini antrenör takımlarının alabileceği. 70’ler Cruyff, 80’ler Maradona, 2000’ler Messi-Ronaldo çağı iken, daha sonrasının antrenör isimleriyle
anılabileceği mesajları.

Erman Yaşar: Bence her ne ifade edecekse çoktan etti. Atletico Madrid 2014’de CL şampiyonu olmayı saniyelerle kaçırdığında zaten sınıf atlamıştı. Keza teknik direktör Diego Simeone de elit teknik adamlar arasındaki yerini almıştı. Bu sene bu kadar zorlu bir yoldan tekrar finale gelebilmeleri hem takım hem teknik direktör kalitesinin sağlamasını da yapmamızı sağladı. Avrupa’nın en büyük yıldızlarına sahip değiller, en pahalı takımı da değiller, belki en etkileyici futbolunu da oynamıyorlar ama harika bir takım oyununa sahip olduklarını kimse yadsıyamaz.

Emre Özcan: Eğer ifade etmesi gereken şey düşük profilli kadroyla elde edilen büyük turnuva şampiyonluğuysa 2004’teki Yunanistan zaten buna dair son noktayı koydu. Bunun üzerine çıkmak pek kolay değil. Ama Rehhagel’in o takımı hala ilham vermeye devam ediyor. Buradaki kritik nokta şu: Son 10 yılda Şampiyonlar Ligi’nde sadece bir tane büyük sürpriz var. O da Inter’in şampiyonluğu. Çöküntü yaşayan bir Serie A’dan çıkan o şampiyonluk da çokça Mourinho’yla alakalı. Dolayısıyla zaten “Parayı veren düdüğü çalar” hala geçer akçe ve bunun değişmesi de mümkün değil. Son 5 yıl içinde A sınıf futbolcuların odak noktası Real Madrid, Barcelona ve Bayern Münih. Bu nedenle son üç şampiyonluğun bu takımlara gitmesi pek sürpriz görünmüyor. Bu üçlü öyle bir odak haline gelmeyi başardılar ki şu anda Premier League’de dahi bu üç takımda oynayabilecek futbolcu sayısı iki ya da üçü geçmiyor olabilir.

Ne var ki bu iş böyle gitmeyecek ve yeni yayın ihalesinin getireceği ekstra kaynak ve de özellikle son 5-6 yılda finansal fair play baskısı nedeniyle harcamalarını kısan İngiliz kulüpleri yavaş yavaş açılmaya başlayarak yeni dönemde çok daha agresif olacaklar. Dolayısıyla paranın ve A sınıf futbolcuların yönü değişim gösterebilir ama değişmeyen şey yeni takımların yeni odak noktaları olacağı ve belki de Real-Barca-Bayern çemberini genişletecekleri. O yüzden bundan sonra Atletico gibi takımların işi biraz daha zor olabilir. Evet Yunanistan belki son noktayı koydu ama yeni örneklere ve yeni ilham verici takımlara da kimsenin hayır diyeceğini sanmıyorum. Paranın arttığı, artık sıradan bir yeteneğe dahi 80 milyon Euro’ların çok rahat çıktığı bir düzende araya giren bir Atletico, altta ezilen çimenler için fena bir umut gibi görünmüyor.

zidane

3- Ya da muhtemel bir Real Madrid şampiyonluğu Zinedine Zidane için ne ifade eder? Bu başarı onu elit teknik direktörler arasına sokar mı? Zidane, Real Madrid’de neleri değiştirdi, bu başarının kaynağı ne? Yükselen bir form grafiği mi yoksa Zidane’ın sihri mi?

Uğur Meleke: Zidane’ın en iyi yaptığı şey hiçbir şey yapmamak. En iyi söylediği şey hiçbir şey söylememek. Takımın Ronaldo’nun takımı olduğunu kabul etmek ve ettirmek. Zidane’ın Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmasının anlamı, Arjantin Dünya şampiyonu olsaydı Gerardo Martino’nun kupayı kazanmasının anlamı kadardır bence.

Erman Yaşar: Öncelikle şunu hemen söylemek gerekir sezon ortasında bir takım teslim alıp Şampiyonlar Ligi şampiyonu yapmak sizi asla elit teknik direktörler arasına çıkarmaz. 2012 yılında Roberto di Matteo Chelsea ile CL kazandı fakat bu onu elit bir teknik adam yapmadı ki sonrası da gelmedi. Zidane’ın teknik direktör olarak dünya futbolundaki yerini görebilmemiz için elimize kendisinin imza attığı tam bir sezon gerekiyor. Şu an için sadece heyecan verici bir başlangıç yaptığını söyleyebiliriz.

Zidane ile takım nasıl yükseldi ve neler değişti sorusuna gelirsek Zinedine Zidane taktik olarak ya da oyuncu seçimleriyle çok fazla değişikliğe gitmedi. En önemli oyunsal değişikliğinin Kroos ve Modric’in arkasında orta sahanın yükünü çeken Casemiro’yu çok fazla kullanmaya başlaması diyebiliriz. Bir de sezona kötü başlayan Danilo yerine sağ bek pozisyonunda daha çok Carvajal’ı tercih etti. Ama bence Real Madrid’i asıl dirilten etken Zidane’ın liderlik gücü oldu. Futbolculuk döneminde oyunun gördüğü en büyük 2-3 saha içi liderden biri olan Zizou, takımı tekrar bir araya getirdi, oyunculara güvenlerini geri kazandırdı ve takımdaki olumsuz havayı dağıtmayı başardı. Burada hem bir Real Madrid efsanesi olmasının hem de yıllardır bu oyuncularla iç içe bulunmasının payı da yadsınamaz.

Emre Özcan: Muhtemel bir Real Madrid şampiyonluğu Zinedine Zidane için teknik adamlık kariyerinin başında elde edilmiş büyük bir apoletten başka bir şey ifade etmez. Dolayısıyla salt bu şampiyonlukla elit hocaların arasına girmek pek kolay değil. 2012’de Chelsea’yle şampiyonluk yaşayan Roberto Di Matteo’nun en son nerede çalıştığını ya da şu anda ne yaptığını bilen kaç kişi var? Ya da Real Madrid’den teneke bağlanarak gönderilen ve birçoğuna göre vasat bir hoca olan Rafael Benitez’in 2005’te kazandığı kupa bu inanca sahip olanlar için ne ifade ediyor? Peki bir sene sonra Barcelona’yı zirveye götüren ve yeni bir dönem başlatan Frank Rijkaard’ın sonraki kariyeri? Şampiyonlar Ligi’ni kazanırsanız bunu ölene kadar yanınızda taşırsınız ama fazlası için istikrarlı başarıya ihtiyaç var.

Zidane’ın Real Madrid’de değiştirdiği çok fazla şey yok gibi. En büyük değişikliklerden birini sistemde yaptı ve Benzema’nın arkasında Ronaldo-Bale-James’li bir üçlü kullanan Benitez’in aksine buradan James’i keserek Modrid-Kroos ikilisinin arkasına Casemiro’yu ekledi ve Real Madrid’i hem daha dengeli, hem de daha sert bir takım haline getirdi. Diego Simeone’nin “Barca ve Bayern’e göre çok daha direkt oynuyorlar” saptamasının altında bu değişim de önemli bir yer tutuyor. Tarihin en büyük 10 numaralarından biri olarak gösterilen Zidane’ın takımı daha dengeli bir hale getirmek için takımın 10 numarasını keserek arkaya daha defansif bir oyuncu koyması da bu yönüyle manidar.

Dolayısıyla bu oyun hakikaten sanıldığından biraz daha çetrefilli. Casemiro’yla herkesin performansında yükseliş ortaya çıkan Real Madrid’de Zidane’ın en büyük farklarından biri de muhtemelen oyuncularla arasındaki iletişim. Benitez bu konuda ve bireysel yönetimde hiçbir zaman dünyanın en iyilerinden biri olmadı. Zidane ise zaten Real Madrid’in çocuğu konumunda ve yıllardır camianın içinde. Dolayısıyla oyuncuları ve kulübün geri kalanını da dışarıdan gelecek herhangi bir hocaya göre çok daha iyi tanıyor. Üstüne oyunculuk döneminde tarihin en iyilerinden biri olduğunu gösterdi ve Ronaldo başta olmak üzere oyuncuların tamamının saygısına sahip. Real Madrid zaten dünyanın en kaliteli futbolcu topluluklarından biri ve iki sene öncesinin şampiyonu. Dolayısıyla birkaç taktiksel değişiklik ve doğru iletişim, başarmışlığı olan bu kadroyu tekrar tepeye götürmek için yeterli olabilir.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler