Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemYorum28 yıllık hayret

Karşıyaka için bu şampiyonluğun anlamı ne? Kemal Mardin yazdı.

Şampiyon bir boksörün iki elinin de havada olduğu günleri unutması için üstüne kaç yumruk yemesi gerekir? Kaç nakavt sonra hatıralarının gerçekliğini sorgulamaya başlar? Yıllardır daha ilk rauntta sırtını iplere dayarken, o maçın son raundunda son yumruğu vuran nasıl o olabilmiştir ki?

Benim gibi çocukluğunu doksanlı yıllarda yaşayan ve bugün Karşıyaka tribününün çoğunluğunu oluşturan jenerasyon için, 1987’deki şampiyonluk bir hasret değil hayret unsuru olmuştur hep. Evet, Türkiye’nin metrekareye en çok tek pota düşen semtinde yaşıyorduk. Evet, tribünün neredeyse tamamının bir altyapı kariyeri vardı. Evet, seyirci rekorlarını hep biz kırıyorduk. Belli ki bizim semt, basketbolu herkesten çok seviyor, herkesten çok oynuyordu. Ve bizce başarmayı da herkesten çok hak ediyordu. Ancak Karşıyaka’ya nasıl kör bir gözle inanıyorsak hayatın gerçeklerinden de bir o kadar haberdardık. Daha 28 yıllık hayreti dindiremiyorken, tekrarının hayali ancak bol promilli gecelerde kurulabiliyordu.

Peki bu nasıl bir manyaklıktı ki, başarı ihtimali kaf dağının ardındayken binlerce insan senelerdir haftada bir buluşup bir salonu dolduruyordu? Çünkü Karşıyaka’nın dezavantajı, aslında avantajıydı da. Bir semt takımı olarak belli imkanlardan yoksundu ama ancak bir semt takımının sahip olabileceği kafa tutma gücüne sahipti. O salonu dolduran insanlar, omuz omuza yaparken değil, belki ilkokulda, belki mahallede, belki de sokaktaki bir basket maçında tanışmış insanlardı. En kötü ihtimalle biri birinin berberinin oğlu, diğeri berikinin komşusunun kuzeniydi. Beraber yaşamış, beraber büyümüş, şimdi de beraber başarmak isteyen insanlardı. Aynı o tezahürattaki gibi, “Baş kaldırdı, boyun eğmedi Karşıyaka’nın gençleri” dedirtmek istiyorlardı. Eğer başarırlarsa, sahadaki takım değil, semtleri şampiyon olacaktı. Yunuslar, Hergele Meydanı, Anıt şampiyon olacaktı. Nergis’in tamtamları, sahilin palmiyeleri, Yıllar, Mor Park… Ortak hatıralar, ortak mekanlar… Sanki semtin boynuna koca bir çelenk takılacaktı.

Karşıyaka'daki şampiyonluk kutlamalarından...
Karşıyaka’daki şampiyonluk kutlamalarından…

Karşıyaka tribünündeki herhangi birinin basketbolla ilişkisi, bir diğerinden nadiren farklıdır. Neredeyse hepimiz abiler oynarken sıra beklememek için Gode Cengiz’e kaçtık. Boyumuz biraz uzayınca Mavişehir’in kısa potalarına smaca gittik. Altyapıda sayı rekorumuzu Cumhuriyet’te kırdık, rüştümüzü sahilde ispat ettik. ÖSS’ye yenik düşünce parkeden tribüne çıktık. Sonrası beklemece. Bugünü. Kendimiz başaramadıklarımızı, en azından bizden birilerinin başardığını gördüğümüz bugünü. Ve babamızın sırtında ilk basketi attığımız potanın eğik çemberi bugün biraz daha dik duruyor sanki.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler