19 Yıl Sonra

Belgrad'da beklenen gün geldi çattı. Fenerbahçe Doğuş, Final Four'daki ilk maçında Zalgiris'le karşı karşıya. 1999'dan beri ilk dörtlü finalini oynamaya hazırlanan Kaunas ekibini kaptan Paulius Jankunas, Edgaras Ulanovas ve Eurelijus Zukauskas'la mercek altına aldık.

18 Mayıs 2018

Foto: zalgiris.lt

Zalgiris Kaunas, EuroLeague tarihinde Final Four maçı kaybetmemiş tek takım. 1999’da Münih’teki Final Four’da Tyus Edney ve Anthony Bowie önderliğinde iki maçını da kazanarak şampiyonluğa ulaşan Litvanya ekibi, o günden bu yana dörtlü final safhasına hiç katılım gösteremedi.

Sarunas Jasikevicius’un takımı devralışıyla birlikte belki bütçesini değil ama hedeflerini büyüten Zalgiris, 19 yıl sonra ilk kez bir Final Four maçına çıkacak. Temsilcimiz Fenerbahçe Doğuş’un karşısında, takım hâlinde bu sahneyi hiç tecrübe etmemiş bir oyuncu grubu olsa da, bireysel açıdan başta Litvanya’yla EuroBasket deneyimleri olmak üzere, uzun süredir yüksek profilde maçlara çıkan isimler var.

Bugünkü rakibimizi değerlendirmeye, 14 sezondur takımın formasını giyen kaptan Paulius Jankunas’la başladık. Yeni jenerasyonun en yetenekli isimlerinden Edgaras Ulanovas ikinci konuğumuz olurken; 2004-05 sezonunda ülkemizde Ülker’de forma giyen, Zalgiris’in 1999 şampiyonluk takımının üyelerinden Eurelijus Žukauskas’a da mikrofon uzattık.

“Ait olduğumuz yerdeyiz” — Paulius Jankunas

Zalgiris 1999 yılında EuroLeague’i kazanırken, evinde ve bunu televizyondan seyreden bir çocuktum. O günlerde de bunun ne anlama geldiği konusunda fikir sahibiydim ama şimdi ne kadar büyük bir iş olduğunu daha iyi anlıyorum. Özellikle de oyuncu olarak uzunca bir süre başarmaya çalıştıktan ve başarısız olduktan sonra… Aradan geçen yıllar Zalgiris için de kolay olmadı. Yaşanan finansal problemler ve iniş çıkışlar sonra, şimdilerde ise kendi ayaklarının üzerinde duran bir takım var. Kulübün vizyonu, projelendirme becerisi ve bizim ortaya koyduğumuz devamlılıkla birlikte şu an ait olduğumuz yerde duruyoruz.

Şimdi burada durup Final Four hakkında bir tahmin yapmak çok güç. Genç oyunculara sahip, genç bir takımız ve harika bir sezon oynadık. Eğer Olimpiakos serisi öncesinde bize zayıflıklarımızı sorsan ne cevap verirdim? Muhtemelen tecrübesizlik… Şunu yakın zamanda gördük ki tecrübe bazen kazananın kim olduğuna karar veren birincil faktör değil. Koçu dinler, üzerine çalışılmış oyun planına sonuna kadar uyarsak, ‘tecrübe’ handikapının önüne geçebildiğimizi artık biliyoruz.

Kendi açımdan baktığımda ise, uzun zamandır buradayım. Hem Aryvdas Sabonis ve Tomas Masiulis’le hem de oğulları Domantas ve Gytis’le birlikte oynayabilecek kadar uzun… 24 yaşında, bunu hiç beklemezken kaptanlık görevine getirildim. Sahadakinin yanına bir de soyunma odasındaki sorumluluğun eklenmesi, o yaştaki birisi için pek kolay değildi. Keyifli ve zor zamanlarım oldu. Ben de ilk kaptanım Mindaugas Timinskas’tan, Arvydas’tan, Dainius Salenga’dan ve Arturas Javtokas’tan öğrendiklerimi uygulamaya çalıştım. Nasıl oldu bilmiyorum ama başarmış görünüyorum.

Saha dışındaki liderimiz ise bir mükemmelliyetçi. Saras’ın en dayanamadığı şey, bir oyuncunun yüzde yüzünü vermeyişine tanık olmak. Sadece maçlarda değil, antrenmanda bile durum bu. Basketbolcuyken de öyleydi… O her şeyi kazanmak istiyor ve takımca, böyle bir koça sahip olduğumuz için çok şanslıyız.

“Herhangi bir maç gibi” — Edgaras Ulanovas

Tabii şu anda hiç görmediğimiz bir ilgi ve alaka seviyesinin içindeyiz ama heyecana kapılmadan önce unutulmaması gereken bir şey var: Daha uzak hedeflerden bahsetmek için doğru noktada değiliz. Önümüzde oynanacak bir yarı final maçı duruyor ve tüm odağımız orada. Koçun da söylediği gibi bu maça sanki herhangi bir maçmış gibi hazırlanacağız. Rutinlerimizi bozmadan ve ekstra herhangi bir şey yapmadan…

Evet, taktikler önemli ama bazen de kendinizi adayarak ve kalbinizi sahaya koyarak maçları kazanırsınız. Uymamız gereken kesin oyun planının yanında, bunu da asla unutmamalıyız. Plana gelirsek; Fenerbahçe zayıflıkları olsa dahi bunu çok iyi gizleyebilen bir takım. Bunları bulmalı ve işlemeliyiz. Hücumdaki kilit nokta, sabırlı ve az basit hata yaparak sayıya gitmek. Top onların elindeyken göstereceğimiz savunma direnci de aynı oranda önemli.

“Şanslar eşit” — Eurelijus Zukauskas

Final Four formatını futboldaki seri penaltı atışlarına benzetiyorum. Sonuçta önünüzdeki o tek maç kaderinizi belirliyor; takımların da iyi ve kötü günleri olabilir. Yani bir bakıma şanslar eşit. Kendisini zihinsel olarak daha iyi hazırlayan taraf zafere gidecek. Ben de doğru şartlar oluştuğu takdirde, Zalgiris’in Fenerbahçe’yi yenebileceğini düşünüyorum.

Zeljko Obradovic çok büyük bir figür ama ben Saras’ı çok yakından tanıyorum ve hayatta kimseden korktuğunu görmedim. Gereken stratejiyi en iyi şekilde sahaya yansıtacağından da en ufak bir şüphem yok. Playoff’tan bu yana epey zaman geçti ama ben takımın ritminden bir şey kaybetmediğini düşünüyorum. Şimdi yapmaları gereken şey biraz rahatlamak çünkü bu maçlar duygusal açıdan ağırdır. Fenerbahçe’nin gücü belli. Favori onlar. Fakat Zalgiris de baskıyı kaldırabilecek kapasiteye sahip ama sakin olmalılar.

1999’da EuroLeague’i kazandıktan sonra şehre döndüğümüzde bizi havaalanından başlayan bir insan seli karşılamıştı. Hatta kutlamalar biraz abartılmış ve etrafa zarar verme noktasına da gitmişti. Bu kez şampiyon olursak aynısının biraz daha az şiddetlisini görmek isterim. Büyük bir kutlama ve hatta Pazartesi günü kimsenin işe gitmemesini sağlamak için resmi bir tatil. Bir hayal… Neden olmasın?

Aras YETİŞ

Aras YETİŞ
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden mezun oldu. 2015'ten beri Eurosport Türkiye'de spikerlik ve Socrates'te editörlük yapmakta. Tenis ve snooker'la ilgileniyor.

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN